Ulusal ve Uluslararası Kuruluşlar

Grup: Genel İSG Konuları

← İçerik seçimine dön
İçerik Bilgisi
Bu içerik İSG sınavı hazırlığı için konu odaklı olarak sunulur. Metin, konu anlatımı → soru pekiştirme → deneme → sesli tekrar akışını destekler.
Yaklaşık okuma süresi: 39 dk

Ulusal ve Uluslararası Kuruluşlar

1. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA KURUMSAL YAPININ ÖNEMİ VE GENEL İLKELER


1.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), yalnızca bir teknik disiplin değil, aynı zamanda idari, hukuki ve kurumsal bir sistemdir. Bu sistemin işlerliği, ulusal düzeyde mevzuatla yetkilendirilmiş kurumlar ile uluslararası düzeyde norm belirleyen kuruluşlar arasındaki koordinasyona dayanır.

Bu nedenle İSG alanında başarı, yalnızca işyerlerinde alınan önlemlerle değil, kurumsal yapılanmanın etkinliği, yetki paylaşımının açıklığı ve denetim mekanizmalarının sürekliliği ile doğrudan ilişkilidir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 29. maddesi, bu kurumsal yapının merkezini oluşturan idari birimleri tanımlar ve “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi”ni yasal çerçeveye dâhil eder.


1.2. Kurumsal Yapının İşlevsel Önemi

Kurumsal yapı, iş sağlığı ve güvenliği sisteminde üç temel işlev görür:

  1. Politika üretimi: İSG stratejileri, ulusal hedefler ve öncelikler belirlenir.
  2. Koordinasyon: Kamu kurumları, işveren örgütleri, sendikalar ve akademik kurumlar arasında bilgi akışı sağlanır.
  3. Denetim ve geri bildirim: İSG uygulamalarının etkinliği ölçülür, politika döngüsü içinde iyileştirme sağlanır.

Bu işlevler, Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) merkezinde şekillenir ve bağlı kurumlar aracılığıyla yürütülür.


1.3. Kurumsal Yapının Hukuki Dayanağı

Kurumsal yapılanmanın hukuki temelleri, aşağıdaki mevzuat hükümlerine dayanır:

  • 6331 sayılı Kanun m.29: Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nin kurulmasını düzenler.
  • 4857 sayılı İş Kanunu m.77: İşverenlerin sağlık ve güvenlik önlemleri alma yükümlülüğünü tanımlar.
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.105: Kamu kurumlarında sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanmasına atıfta bulunur.
  • ILO Anayasası m.1-3: Üye ülkelerde iş güvenliği ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için idari mekanizma kurulmasını öngörür.

Bu hükümler, ulusal yapı ile uluslararası normatif sistem arasındaki doğrudan bağlantıyı ortaya koyar.


1.4. Kurumsal Yapının Unsurları

Türkiye’nin İSG sisteminde kurumsal yapı dört ana katmandan oluşur:

  1. Merkezi Yönetim Katmanı:
    • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB)
    • İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)
    • Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı
  2. Danışma ve Koordinasyon Katmanı:
    • Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi
    • Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK)
    • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)
  3. Uygulama Katmanı:
    • Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri (OSGB)
    • İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları
    • Eğitim kurumları
  4. Uluslararası Katman:
    • ILO, WHO, AB, Avrupa Konseyi gibi kuruluşlarla etkileşim

Bu dört katman birlikte çalışarak ulusal sistemi uluslararası standartlara bağlar.


1.5. Ulusal Kurumsal Yapı – Sistematik Yaklaşım

İSG sisteminin bütüncül işleyişi, “sürekli iyileştirme döngüsü (Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al)” modeli üzerine kuruludur.
Bu modelin her aşamasında belirli kurumlar görev alır:

Aşama

Kurumsal Sorumlular

İşlev

Planla

İSGGM, Ulusal Konsey

Politika belirleme, stratejik plan hazırlama

Uygula

OSGB, işyeri hekimi, uzman

Eğitim, denetim, önlem uygulama

Kontrol Et

Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı

Denetim ve ölçme

Önlem Al

Bakanlık, SGK, MYK

İyileştirme, mevzuat güncelleme

Bu yapı sayesinde İSG sistemi, hem idari hem de operasyonel düzeyde döngüsel bir denetim mekanizması oluşturur.


1.6. Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Eşgüdüm İhtiyacı

İSG uygulamaları, ulusal sınırların ötesinde standartlara dayanır.
Bu nedenle kurumsal yapı, uluslararası kuruluşlarla sürekli bilgi alışverişi ve teknik işbirliği içinde olmalıdır.
Örneğin:

  • ILO ile sözleşme ve teknik destek projeleri,
  • AB ile mevzuat uyum ve IPA projeleri,
  • WHO ile sağlık temelli işyeri programları.

Bu işbirlikleri, Türkiye’nin “küresel İSG ağına entegre ülke” statüsünü sürdürmesini sağlar.


1.7. Kurumsal Yapının Etkinliğini Belirleyen Faktörler

Bir ülkenin İSG kurumsal yapısının etkinliği, üç temel değişkene bağlıdır:

  1. Yasal netlik: Yetki ve sorumluluklar mevzuatta açık biçimde tanımlanmalıdır.
  2. Kurumsal koordinasyon: Aynı alanda görev yapan kurumlar arasında çakışma olmamalıdır.
  3. Finansal ve insan kaynağı kapasitesi: Kurumlar, görevlerini yerine getirecek teknik altyapıya sahip olmalıdır.

Türkiye’de 6331 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle bu üç alan büyük ölçüde geliştirilmiş, ancak uygulama birliği hâlâ önemli bir gelişim alanı olarak kalmıştır.


1.8. Kurumsal Yapının İSG Kültürüne Katkısı

Kurumsal yapı yalnızca bir idari düzenleme değil, aynı zamanda İSG kültürünün kurumsallaşma aracıdır.
Bu sistem sayesinde:

  • Devlet, düzenleyici ve denetleyici rolünü,
  • İşveren, uygulayıcı rolünü,
  • Çalışan, katılımcı rolünü,
  • Akademi, bilimsel rehberlik rolünü
    üstlenir.

Bu rollerin netleşmesi, İSG’nin yalnızca “yasal zorunluluk” değil, “toplumsal değer” haline gelmesini sağlar.


1.9. Sonuç

İş sağlığı ve güvenliği sisteminde kurumsal yapı, yasal düzenin kalbi niteliğindedir.
Bu yapı, hem ulusal idare içinde hem de uluslararası sistemlerle etkileşimde koordinasyon, süreklilik ve hesap verebilirlik ilkelerini temel alır.

6331 sayılı Kanun’un getirdiği modern kurumsal model, Türkiye’yi iş sağlığı ve güvenliği alanında Avrupa Birliği ve ILO standartlarıyla uyumlu bir yapıya taşımıştır.
Ancak bu yapının etkinliği, yalnızca kanunlarla değil, kurumlar arası işbirliği ve uygulama tutarlılığıyla ölçülür.

2. BÖLÜM: TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDAKİ ULUSAL KURUMLAR – GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLAR


2.1. Giriş

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında kurumsal yapılanma, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde şekillendirilmiştir.
Bu kanun, kamu otoritesinin düzenleyici rolünü güçlendirirken; işveren, çalışan ve meslek kuruluşları arasındaki işbirliğini kurumsallaştırmıştır.

Ulusal düzeyde İSG yönetimi, merkezi idare altında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda yürütülür.
Bakanlığa bağlı ve ilgili kurumlar, politika üretiminden denetime kadar tüm sürecin farklı aşamalarında yer alır.


2.2. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB)

Türkiye’de İSG alanında en üst idari otorite Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’dır.
Bakanlığın görevleri 6331 sayılı Kanun’un madde 27 ve 29 hükümleriyle tanımlanmıştır.

Başlıca görevleri:

  • İş sağlığı ve güvenliği mevzuatını hazırlamak ve yürütmek,
  • Ulusal İSG politikalarını belirlemek,
  • Ulusal İSG Konseyi’nin sekretaryasını yürütmek,
  • Denetim mekanizmasını oluşturmak,
  • Uluslararası sözleşmelerin uygulanmasını koordine etmek.

Bakanlık, bu görevlerini doğrudan merkez teşkilatı olan İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) aracılığıyla yürütür.


2.3. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)

İSGGM, Türkiye’de İSG sisteminin merkezi yürütme organıdır.
Görev ve yetkileri, 29.12.2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yönetmelik”te ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

İSGGM’nin temel görevleri:

  • Ulusal İSG strateji ve politika belgelerini hazırlamak,
  • İSG mevzuatını geliştirmek,
  • Ulusal İSG istatistiklerini toplamak, değerlendirmek ve yayımlamak,
  • Uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak,
  • İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinin eğitim, belgelendirme ve yetkilendirme süreçlerini yürütmek,
  • OSGB ve eğitim kurumlarını yetkilendirmek, denetlemek ve kayıt altına almak.

İSGGM aynı zamanda ILO, WHO ve AB İSG mekanizmalarındaki Türkiye temsilciliğini üstlenir.


2.4. Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı

Bakanlığa bağlı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı (RTB), İSG alanında denetim ve rehberlik faaliyetlerinden sorumlu kuruluştur.
Görevleri, 6331 sayılı Kanun m.24 ve 4857 sayılı İş Kanunu m.92 hükümlerine dayanır.

RTB’nin işlevleri:

  • İşyerlerinde İSG uygulamalarını denetlemek,
  • İş kazası ve meslek hastalığı incelemeleri yapmak,
  • Önleyici nitelikte rehberlik faaliyetleri yürütmek,
  • Denetim sonuçlarını İSGGM’ye raporlamak,
  • İSG mevzuatının uygulanmasında standartları izlemek.

RTB, yalnızca yaptırım değil; aynı zamanda eğitici ve önleyici bir denetim anlayışıyla hareket eder.


2.5. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)

SGK, iş kazaları ve meslek hastalıkları açısından hem sigorta hem de istatistik yönüyle sistemin kritik unsurudur.
Görevleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13–20. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

SGK’nın İSG’ye katkısı:

  • İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinin alınması ve kayıt altına alınması,
  • İstatistiksel verilerin analizi,
  • İşverenlere prim teşvikleri veya cezai yaptırımların uygulanması,
  • Rehabilitasyon ve mesleğe dönüş programlarının yürütülmesi.

SGK’nın verileri, ulusal İSG politikalarının hazırlanmasında temel dayanak niteliğindedir.


2.6. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi (UİSGK)

6331 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca kurulmuştur.
Amaç: İSG alanında politika üretiminde sosyal tarafların katılımını sağlamak ve karar alma süreçlerini demokratik hale getirmektir.

Konseyin yapısı:

  • Bakanlık temsilcileri,
  • İşçi ve işveren konfederasyonları,
  • Meslek odaları,
  • Üniversiteler,
  • STK’lar ve uzman kuruluşlar.

Görevleri:

  • Ulusal İSG stratejisini belirlemek,
  • İSG mevzuatını değerlendirmek,
  • Uluslararası gelişmeleri izlemek,
  • Toplumsal farkındalığı artırıcı faaliyetleri yönlendirmek.

Konsey kararları bağlayıcı değil, tavsiye niteliğindedir, ancak ulusal politika belirlemede etkin rol oynar.


2.7. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK)

5544 sayılı Kanun’la kurulmuş olup, iş sağlığı ve güvenliği açısından mesleki yeterlilik sisteminin merkezidir.

MYK’nın İSG’ye katkısı:

  • Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışanların mesleki yeterlilik belgelendirmesini yürütmek,
  • Meslek standartlarında İSG kriterlerini belirlemek,
  • Eğitim kurumlarını yetkilendirmek,
  • Sınav ve belgelendirme faaliyetlerinde İSG kurallarının uygulanmasını sağlamak.

Bu kurum, nitelikli işgücünün İSG standartlarına uygun olarak yetiştirilmesinde kritik bir role sahiptir.


2.8. Türk Standardları Enstitüsü (TSE)

TSE, iş ekipmanları ve kişisel koruyucu donanımlar başta olmak üzere ürün güvenliği ve uygunluk değerlendirmesi alanında görev yapar.
Görev dayanağı, 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kanunu ve 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesidir.

Başlıca işlevleri:

  • İSG ile ilgili standartların hazırlanması (örneğin EN ISO 45001),
  • Ürünlerin uygunluk testlerinin yapılması,
  • İş ekipmanlarının CE uygunluğunun değerlendirilmesi,
  • Teknik rehberlik sağlanması.

TSE’nin çalışmaları, İSG’nin teknik güvenlik boyutunu güçlendirir.


2.9. Üniversiteler ve Araştırma Kurumları

İSG alanında bilimsel temelli yaklaşımın sağlanması açısından üniversiteler ve araştırma kurumları büyük önem taşır.
Yükseköğretim Kanunu m.12 gereğince üniversiteler, kamu yararına bilimsel araştırmalar yürütmekle görevlidir.

Temel görevleri:

  • İSG eğitim programları yürütmek (lisans, yüksek lisans, doktora),
  • Araştırma ve uygulama merkezleri kurmak,
  • Bilimsel rapor ve analizlerle politika yapım sürecine katkı sağlamak.

Türkiye’de İSG alanında birçok üniversitede “İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSGÜM)” benzeri yapılar mevcuttur.


2.10. Sonuç

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ulusal kurumsal yapı, merkezi, danışma, denetim ve uygulama düzeyinde çok katmanlı bir sistem oluşturur.
Bu sistemin etkinliği, kurumlar arası koordinasyonun ve bilgi paylaşımının sürekliliğine bağlıdır.

6331 sayılı Kanun’la kurumsal yapı modernleştirilmiş, İSG yönetimi politikadan sahaya kadar bütüncül bir çerçeveye kavuşturulmuştur.
Ancak uygulamada en önemli ihtiyaç, kurumsal rollerin net sınırlarla sürdürülmesi ve veri odaklı politika üretimidir.

3. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (İSGGM) – ORGANİZASYON YAPISI VE FAALİYET ALANLARI


3.1. Giriş

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM), Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında merkezi otorite olarak görev yapan kuruluştur.
Yasal dayanağını, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 29. maddesi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında 665 sayılı KHK ve ilgili yönetmeliklerden alır.

İSGGM, hem mevzuat geliştirme, hem politik planlama, hem de uluslararası ilişkiler ve istatistiksel izleme işlevlerini yürüten teknik-idari bir birimdir.


3.2. Kuruluş ve Hukuki Statü

İSGGM, 2011 yılında 6331 sayılı Kanun’un hazırlık sürecinde, 4857 sayılı İş Kanunu dönemindeki “İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı”nın geliştirilmesiyle kurulmuştur.
Bugünkü statüsü, “İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Görev ve Yetkilerine Dair Yönetmelik” (Resmî Gazete: 29.12.2012 / 28512) ile düzenlenmiştir.

Bu yönetmelik, Genel Müdürlüğü Bakanlık merkez teşkilatının ana hizmet birimleri arasında sayar.


3.3. İSGGM’nin Organizasyon Yapısı

İSGGM’nin kurumsal yapılanması; merkez teşkilatı düzeyinde aşağıdaki daire başkanlıklarından oluşur:

  1. Mevzuat ve Hukuk Dairesi Başkanlığı
    • İSG mevzuat taslaklarını hazırlar, revizyon süreçlerini yönetir.
    • Uluslararası sözleşmelerin iç hukuka aktarımıyla ilgilenir.
  2. Eğitim, Belgelendirme ve Yetkilendirme Dairesi Başkanlığı
    • İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli eğitimlerini planlar.
    • OSGB, eğitim kurumu ve ortak hizmet merkezlerini yetkilendirir.
  3. Araştırma, Geliştirme ve İstatistik Dairesi Başkanlığı
    • Ulusal İSG verilerini toplar, analiz eder ve yıllık raporlar hazırlar.
    • İSG bilgi sistemi (İSGBİS) yönetimini yürütür.
  4. Strateji ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı
    • Ulusal İSG Strateji Belgesi’ni hazırlar, izleme ve değerlendirme görevini yürütür.
    • Uluslararası kuruluşlarla koordinasyonu sağlar.
  5. Destek Hizmetleri Birimi ve Basın-Halkla İlişkiler Bürosu
    • Genel Müdürlüğün idari, teknik ve iletişim süreçlerini yürütür.

Bu yapı, İSGGM’nin hem idari hem teknik kapasitesini güçlendiren bütünleşik bir örgütlenme modelidir.


3.4. İSGGM’nin Temel Görev ve Yetkileri (Yönetmelik m.5)

İSGGM’nin faaliyetleri, yasal çerçevede 12 ana başlık altında toplanabilir:

  1. İş sağlığı ve güvenliği politikalarını oluşturmak,
  2. Ulusal strateji belgelerini hazırlamak ve uygulamayı izlemek,
  3. Mevzuat taslaklarını hazırlamak,
  4. Ulusal İSG istatistiklerini toplamak ve yayımlamak,
  5. İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli yetiştirilmesini sağlamak,
  6. OSGB ve eğitim kurumlarını yetkilendirmek,
  7. Uluslararası kurumlarla işbirliği projeleri yürütmek,
  8. İSG eğitim materyallerini geliştirmek,
  9. Ulusal İSG Konseyi’nin sekretaryasını yürütmek,
  10. Araştırma ve analiz raporları hazırlamak,
  11. Kamuoyu bilgilendirme faaliyetleri yürütmek,
  12. İş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin veri toplamak.

Bu görevler, İSGGM’yi yalnızca düzenleyici değil, aynı zamanda stratejik yönetişim merkezi haline getirir.


3.5. Ulusal İSG Strateji Belgesi ve Eylem Planı

İSGGM, her beş yılda bir “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlamakla yükümlüdür.
Bu belge, Türkiye’nin İSG alanındaki politika yönünü belirler.

Belge kapsamında hedeflenen ana temalar:

  • İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi,
  • İSG kültürünün geliştirilmesi,
  • Eğitim ve farkındalığın artırılması,
  • KOBİ’lerin desteklenmesi,
  • İSG bilgi sisteminin geliştirilmesi.

Bu belge, AB’nin “Vision Zero – Sıfır Kaza Yaklaşımı” stratejisiyle uyumludur.


3.6. İSG Eğitim ve Belgelendirme Faaliyetleri

İSGGM, Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği (Resmî Gazete: 15.05.2013 / 28648) uyarınca aşağıdaki faaliyetleri yürütür:

  • İSG profesyonellerinin (iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, DSP) eğitim standartlarını belirler,
  • Eğitim kurumlarını yetkilendirir ve denetler,
  • Sınav süreçlerini organize eder (ÖSYM ile işbirliği),
  • Sertifika geçerlilik ve yenileme işlemlerini düzenler.

Bu faaliyetlerle Türkiye’de profesyonel İSG hizmetlerinin niteliği ve standardı sağlanır.


3.7. Uluslararası İlişkiler ve Proje Yönetimi

İSGGM, Türkiye’nin ILO, WHO, AB ve diğer uluslararası kurumlarla İSG alanındaki ilişkilerini koordine eder.
Bu kapsamda yürütülen başlıca projeler:

  • İSGİP – İş Sağlığı ve Güvenliği İyileştirme Projesi (AB IPA Fonu)
  • EU-TURKEY OSH II Projesi
  • ILO Teknik İşbirliği Programları (TUR/OSH/2016 vb.)
  • Vision Zero – Ulusal İşbirliği Programı

Bu projeler, Türkiye’nin uluslararası platformlarda İSG alanında aktif bir politika aktörü olmasını sağlamıştır.


3.8. İSG İstatistikleri ve Bilgi Sistemi

İSGGM, ülke genelindeki İSG verilerini “İSGBİS – İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi” üzerinden toplar.
Bu sistem, SGK, TÜİK ve RTB verilerini entegre eder.

Toplanan veriler:

  • İş kazası ve meslek hastalığı istatistikleri,
  • Sektörel risk haritaları,
  • Eğitim ve belgelendirme verileri,
  • Denetim sonuçları.

Bu bilgiler, politika yapım sürecinde veriye dayalı karar alma mekanizmasının temelini oluşturur.


3.9. Bilimsel ve Teknik Yayın Faaliyetleri

İSGGM, İSG alanında farkındalığı artırmak amacıyla düzenli yayınlar üretir:

  • İSG Bülteni (dijital yayım)
  • Ulusal İSG Raporu (yıllık)
  • Sektörel Risk Değerlendirme Rehberleri
  • İSG Sözlüğü ve Mevzuat Rehberi

Bu yayınlar, kurumun hem bilimsel hem de kamu bilgilendirme işlevini güçlendirir.


3.10. Sonuç

İSGGM, Türkiye’nin İSG yönetim sisteminde politika belirleyen, düzenleyen, yönlendiren ve izleyen merkezî bir organdır.
Kurumsal yapısı; mevzuat hazırlama, eğitim, istatistik, strateji ve uluslararası koordinasyon eksenlerinde çok yönlü çalışır.

Bu yapı sayesinde Türkiye, 2012 sonrası dönemde İSG yönetiminde AB uyum düzeyi yüksek ve kurumsal kapasitesi gelişmiş bir ülke konumuna gelmiştir.
Ancak önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlar; veri şeffaflığı, uygulama etkinliği ve yerel koordinasyonun artırılmasıdır.

4. BÖLÜM: ULUSAL İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONSEYİ – YAPISI, ÇALIŞMA ESASLARI VE ÖNEMİ


4.1. Giriş

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi (UİSGK), Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği politikalarının oluşturulmasında katılımcı yönetişim mekanizmasının merkezinde yer alan danışma organıdır.
Konsey, kamu kurumları, işçi ve işveren örgütleri, meslek kuruluşları, akademi ve sivil toplum arasında sosyal diyalog ilkesine dayalı bir yapı oluşturur.

Hukuki dayanağı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 29. maddesi ile “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği” (Resmî Gazete: 23.07.2013 / 28714) hükümleridir.


4.2. Konseyin Kuruluş Amacı

Konseyin temel amacı, iş sağlığı ve güvenliği alanında ulusal düzeyde politika, strateji ve eylem planlarının oluşturulmasına katkı sağlamak; taraflar arasında işbirliği ve bilgi paylaşımını güçlendirmektir.

Bu amaç doğrultusunda Konsey:

  • Çalışma hayatındaki riskleri azaltmaya yönelik öneriler geliştirir,
  • Ulusal İSG politikalarının uygulanmasını izler,
  • Uluslararası gelişmeleri takip eder,
  • İSG kültürünün yaygınlaştırılması için yönlendirici olur.

Konsey, doğrudan karar alma organı olmamakla birlikte, devletin politika yapım sürecini yönlendiren stratejik bir danışma kuruludur.


4.3. Hukuki Dayanak ve Mevzuat Çerçevesi

Konseyin hukuki statüsü 6331 sayılı Kanun’un 29. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

“İş sağlığı ve güvenliği alanında politika belirlenmesi, uygulamaların yönlendirilmesi, koordinasyonun sağlanması ve ulusal düzeyde stratejilerin oluşturulması amacıyla Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi kurulur.”

Ayrıca:

  • Yönetmelik m.5-7: Konseyin görevlerini,
  • Yönetmelik m.8-10: Üyelik ve temsil esaslarını,
  • Yönetmelik m.11-14: Toplantı usullerini,
  • Yönetmelik m.15-17: Sekretarya ve çalışma gruplarını düzenler.

4.4. Konseyin Yapısı

Konsey, 21 üyeden oluşur ve her üye kesim kendi alanını temsil eder.

Kesim

Temsilci Kurum/Örgüt

Kamu Kuruluşları

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Enerji, Sanayi, Tarım ve Milli Eğitim Bakanlıkları

İşçi Temsilcileri

En fazla üyeye sahip üç işçi konfederasyonu

İşveren Temsilcileri

En fazla üyeye sahip üç işveren konfederasyonu

Meslek Kuruluşları

TMMOB, TOBB, TESK

Akademik Temsilciler

Üniversitelerden bir temsilci

STK ve Diğer

Sivil toplum örgütleri, İSG profesyonelleri birlikleri

Sekretarya

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)

Başkan: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’dır.
Başkan Yardımcısı: İSG Genel Müdürüdür.
Sekretarya hizmeti: İSGGM tarafından yürütülür.


4.5. Görev ve Yetkiler (Yönetmelik m.6)

Konseyin görevleri kapsamlı ve çok boyutludur:

  1. Ulusal İSG politikalarını ve strateji belgelerini görüşmek,
  2. İSG alanındaki gelişmeleri izlemek, ulusal eylem planı önerileri oluşturmak,
  3. Uluslararası kurumlarla yürütülen projelerde danışmanlık yapmak,
  4. Mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek,
  5. Ulusal İSG istatistiklerini değerlendirmek,
  6. Kamuoyunda İSG bilincini geliştirmeye yönelik faaliyetleri teşvik etmek,
  7. Ulusal İSG haftası etkinliklerini yönlendirmek,
  8. Alt çalışma grupları kurarak teknik incelemeler yapmak.

Konseyin kararları bağlayıcı değil, tavsiye niteliğindedir, ancak bu tavsiyeler genellikle ulusal strateji belgelerine yansır.


4.6. Toplantı ve Çalışma Usulleri

  • Konsey yılda en az iki kez olağan olarak toplanır.
  • Gündem, İSGGM tarafından hazırlanır ve üyelerle paylaşılır.
  • Olağanüstü toplantılar, Bakanın çağrısı üzerine yapılabilir.
  • Kararlar oy çokluğu ile alınır; oyların eşitliği hâlinde başkanın oyu belirleyicidir.
  • Alt komisyonlar ve teknik çalışma grupları, belirli konularda ayrıntılı inceleme yapabilir.

Bu yapı, hem esnek hem de katılımcı bir karar alma süreci sağlar.


4.7. Çalışma Grupları ve Teknik Komisyonlar

Konsey bünyesinde belirli tematik alanlarda çalışma grupları oluşturulur.
Örneğin:

  • Maden Sektörü Çalışma Grubu
  • KOBİ’lerde İSG Uygulamaları Komisyonu
  • Eğitim ve Bilinçlendirme Komisyonu
  • Kadın ve Genç Çalışanların Korunması Grubu

Bu gruplar, belirli dönemlerde rapor hazırlar ve Konsey Genel Kurulu’na sunar.
Hazırlanan raporlar genellikle ulusal strateji belgelerine girdi sağlar.


4.8. Konseyin Ulusal Politikalara Etkisi

UİSGK, kararlarıyla doğrudan mevzuat yapmaz; ancak etkisi dolaylı ve yönlendirici niteliktedir.
Örneğin:

  • 2014–2018 Ulusal İSG Strateji Belgesi’nin hazırlanmasında Konsey önerileri dikkate alınmıştır.
  • KOBİ’lere yönelik “İSGİP” projesi Konsey tavsiyesiyle gündeme alınmıştır.
  • İSG Haftası (4–10 Mayıs) etkinliklerinin teması her yıl Konsey kararıyla belirlenir.

Bu süreç, Konseyin politikaların koordinasyon merkezi rolünü güçlendirir.


4.9. Konseyin Uluslararası İşbirliklerindeki Rolü

Konsey, Türkiye’nin uluslararası İSG mekanizmalarındaki görünürlüğünü destekler.
ILO, WHO ve AB gibi kuruluşlarla yürütülen teknik programlarda, Konsey üyeleri:

  • Ulusal danışma organı olarak görüş bildirir,
  • İyi uygulama örneklerini paylaşır,
  • Uluslararası raporlara katkı sağlar.

Bu yönüyle Konsey, Türkiye’nin İSG alanında uluslararası koordinasyon kapasitesini artırır.


4.10. Sonuç

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi, Türkiye’nin İSG sisteminde sosyal diyalog ve katılımcı yönetişimin somut örneğidir.
Farklı tarafların bir araya geldiği bu platform, ulusal politikaların demokratik meşruiyetini artırır.

Konseyin etkinliği, yalnızca toplantı sıklığıyla değil; önerilerinin politika ve uygulamalara dönüşme oranıyla ölçülür.
Bu nedenle Konsey, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün kurumsal sürdürülebilirlik garantisi olarak kabul edilir.

5. BÖLÜM: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU (SGK) VE İŞ SAĞLIĞI–GÜVENLİĞİ İLİŞKİSİ – KAZA BİLDİRİMİ, SİGORTA VE TAZMİNAT MEKANİZMALARI


5.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği sisteminin bir diğer temel ayağı, sosyal güvenlik ve sigorta mekanizmasıdır.
İş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde, çalışanın korunması ve gelir güvencesinin sağlanması yalnızca tıbbi değil, hukuki ve mali bir süreçtir.
Bu sürecin yürütülmesinden ve kayıt altına alınmasından sorumlu kurum, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’dur.

SGK, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri çerçevesinde iş kazaları, meslek hastalıkları, hastalık ve analık sigortalarını yürütür.
Bu yönüyle İSG sistemi ile sosyal güvenlik sistemi birbirini tamamlayan iki hukuki yapıdır.


5.2. SGK’nın İSG Alanındaki Temel Rolü

SGK, iş kazası ve meslek hastalıklarının:

  • Bildiriminin alınması,
  • Soruşturulması,
  • Sigorta yardımlarının yapılması,
  • İstatistiklerinin tutulması
    süreçlerinden sorumludur.

Bu işlevler, İSG sisteminde veri temelli politika geliştirme açısından büyük önem taşır.
Zira ulusal İSG stratejilerinin tamamı, SGK’nın bu istatistiklerine dayanır.


5.3. Hukuki Dayanak

SGK’nın İSG alanındaki görevleri şu düzenlemelere dayanır:

  • 5510 sayılı Kanun
    • m.13: İş kazasının tanımı,
    • m.14: Meslek hastalığının tanımı,
    • m.15–16: Bildirim yükümlülüğü,
    • m.17–19: Geçici iş göremezlik ve sürekli gelir düzenlemeleri,
    • m.21: İşverenin rücu sorumluluğu.
  • 6331 sayılı Kanun m.14: İş kazası ve meslek hastalığı bildirim yükümlülüğü.
  • İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Genelgesi (SGK, 2013/11).

Bu hükümler, SGK’nın İSG sistemindeki yasal statüsünü ve yetki sınırlarını açıkça belirler.


5.4. İş Kazası Kavramı ve Bildirim Süreci

5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, iş kazası:

“Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen olaydır.”

İşverenin yükümlülüğü:

  • Kaza meydana geldiğinde, en geç üç iş günü içinde SGK’ya bildirim yapmak zorundadır.
  • Bildirim, “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu” ile elektronik ortamda yapılır.

Bildirim yapılmazsa:

  • İdari para cezası (5510 m.102) uygulanır,
  • Ayrıca işveren, kurumun yaptığı ödemelerden rücuen sorumlu olur.

5.5. Meslek Hastalığı Kavramı ve Bildirim Süreci

Meslek hastalığı, Kanun’un 14. maddesinde şöyle tanımlanır:

“Sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal arıza hâlidir.”

Bildirim süreci:

  • Tespit eden sağlık hizmet sunucusu tarafından en geç 10 gün içinde SGK’ya gönderilir.
  • Bildirimin ardından SGK, “Meslek Hastalığı Tespit Kurulu” aracılığıyla olayı inceler.
  • Nihai karar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilir.

Bu süreçte, sağlık raporları ve maruziyet kayıtları esas alınır.


5.6. Sigorta Yardımları ve Haklar

İş kazası veya meslek hastalığı durumunda sigortalıya ve hak sahiplerine sağlanan yardımlar (5510 m.16–19):

  1. Geçici iş göremezlik ödeneği:
    Çalışma gücünün geçici olarak kaybı hâlinde ödenir.
  2. Sürekli iş göremezlik geliri:
    En az %10 oranında kalıcı kayıp varsa bağlanır.
  3. Ölüm hâlinde gelir:
    Hak sahiplerine (eş, çocuk, anne-baba) bağlanır.
  4. Cenaze ödeneği:
    Ölüm halinde defin masraflarının karşılanması amacıyla ödenir.
  5. Sağlık hizmeti giderleri:
    Tedavi, protez ve bakım giderleri SGK tarafından karşılanır.

Bu yardımlar, İSG’nin “sosyal boyutunu” oluşturan telafi edici güvenlik mekanizmasıdır.


5.7. İşverenin Rücu Sorumluluğu

5510 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre:

“İş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde işverenin kastı veya ihmali varsa, Kurumca yapılan ödemeler işverene rücu edilir.”

Bu hüküm, işverenin yalnızca idari değil, mali sorumluluğunu da doğurur.
Rücu davaları, SGK tarafından işverenin kusur oranına göre açılır.

Ayrıca, iş kazası sonucu zarar gören işçi veya hak sahipleri, Türk Borçlar Kanunu m.417 uyarınca işverene doğrudan tazminat davası da açabilir.


5.8. SGK’nın Veri Toplama ve Analiz Fonksiyonu

SGK, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinden elde ettiği verileri yıllık istatistiklerde yayımlar.
Bu veriler, İSG Genel Müdürlüğü tarafından politika analizlerinde kullanılır.

İstatistiksel içerik:

  • Sektörel dağılım,
  • Kaza nedenleri ve ölüm oranları,
  • Cinsiyet ve yaş bazında dağılım,
  • Coğrafi bölgelere göre risk profilleri.

Bu istatistikler, Türkiye’nin uluslararası platformlarda (ILO, AB) sunduğu raporların temel dayanağıdır.


5.9. SGK–İSGGM İşbirliği Mekanizması

İSGGM ile SGK arasında, veri paylaşımı ve istatistiksel koordinasyon sağlamak amacıyla “İSG Bilgi Paylaşım Protokolü” yürürlüktedir.
Bu sayede:

  • İSG veri tabanları (İSGBİS ve MEDULA) eşgüdümlü çalışır,
  • Ortak raporlar hazırlanır,
  • İSG Strateji Belgesi göstergeleri SGK verilerine dayandırılır.

Bu mekanizma, Türkiye’nin entegre İSG yönetim sistemi kurma hedefini destekler.


5.10. Sonuç

SGK, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin sosyal güvenlik ayağını temsil eder.
Kurumun veri, bildirim ve tazminat mekanizmaları; İSG’nin yalnızca önleyici değil, telafi edici işlevini de yerine getirir.

İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinin düzenli yapılması, sadece yasal bir yükümlülük değil; aynı zamanda toplumun güvenlik bilincinin bir göstergesidir.
SGK bu yönüyle, Türkiye’nin İSG sisteminde koruyucu ve dengeleyici bir yapı olarak konumlanmıştır.

6. BÖLÜM: ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ (ILO) – İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI, SÖZLEŞMELER VE DENETİM MEKANİZMALARI


6.1. Giriş

Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization – ILO), iş sağlığı ve güvenliği alanında küresel normların belirleyicisi konumundadır.
1919 yılında kurulan ILO, çalışma yaşamına ilişkin ilk uluslararası standartları koyan ve sosyal adalet ilkesini merkezine alan bir Birleşmiş Milletler kuruluşudur.

Türkiye, 1932 yılından bu yana ILO üyesidir ve birçok temel iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesini onaylamıştır.
ILO’nun İSG politikaları, yalnızca uluslararası düzeyde değil, Türkiye’deki ulusal mevzuatın gelişiminde de belirleyici olmuştur.


6.2. ILO’nun Kuruluş Amacı ve İlkeleri

ILO Anayasası’nın giriş bölümünde, kuruluş amacı şu şekilde tanımlanır:

“Evrensel ve kalıcı barış ancak sosyal adalet temeline dayanabilir.”

Bu doğrultuda ILO’nun İSG alanındaki temel ilkeleri:

  • Çalışanların yaşam hakkının korunması,
  • Güvenli çalışma koşullarının sağlanması,
  • Tehlikeli işlerin önlenmesi,
  • İş kazası ve meslek hastalıklarının azaltılması,
  • İşyerlerinde insan onuruna yakışır çalışma koşullarının oluşturulmasıdır.

Bu ilkeler, 1944 tarihli Philadelphia Bildirgesi ile daha da somutlaştırılmıştır.


6.3. ILO ve İş Sağlığı–Güvenliği Politikalarının Evrimi

ILO, kurulduğu tarihten bu yana iş sağlığı ve güvenliği konusunu üç dönemde ele almıştır:

  1. Klasik Dönem (1919–1945):
    Sanayi devriminin ağır koşulları altında temel iş güvenliği kuralları geliştirildi.
    (Örneğin, Madenlerde Güvenlik Sözleşmesi – No.31)
  2. Modernleşme Dönemi (1946–1980):
    Meslek hastalıkları, toksik maddeler, kimyasal riskler gibi konular gündeme geldi.
    (Örneğin, Kimyasal Maddeler Sözleşmesi – No.170)
  3. Küreselleşme ve Sürdürülebilirlik Dönemi (1980–günümüz):
    “Önleme kültürü” ve “insan merkezli yaklaşım” ön plana çıktı.
    (Örneğin, İş Sağlığı Hizmetleri Sözleşmesi – No.161, İSG Çerçeve Sözleşmesi – No.155)

6.4. ILO’nun İş Sağlığı ve Güvenliği ile İlgili Temel Sözleşmeleri

ILO tarafından kabul edilen 190’dan fazla sözleşme arasında yaklaşık 40 tanesi doğrudan İSG ile ilgilidir.
Türkiye’nin onayladığı başlıca sözleşmeler şunlardır:

Sözleşme No

Adı

Yürürlük Tarihi (Türkiye)

155

İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme

07.02.2005

161

İş Sağlığı Hizmetleri Sözleşmesi

22.01.2004

170

Kimyasal Maddeler Sözleşmesi

26.06.2015

174

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi Sözleşmesi

30.10.2017

187

İş Sağlığı ve Güvenliği Tanıtım Çerçeve Sözleşmesi

20.04.2014

Bu sözleşmeler, Türkiye’deki 6331 sayılı Kanun ve bağlı yönetmeliklerin hazırlanmasında doğrudan referans alınmıştır.


6.5. ILO 155 Sayılı Sözleşme – Çerçeve Belge Niteliği

155 sayılı sözleşme, modern İSG sistemlerinin temel dayanağıdır.
Sözleşmenin amacı, “ulusal politika, mevzuat ve denetim mekanizması kurarak çalışanların korunmasını sağlamak”tır.

Temel hükümler:

  • Ulusal İSG politikası hazırlanmalı (m.1–7),
  • İşveren, riskleri önleme yükümlülüğüne sahiptir (m.16),
  • Çalışanlar, güvenli ortam talep etme hakkına sahiptir (m.19),
  • Denetim ve raporlama sistemi kurulmalıdır (m.20–22).

Türkiye’de 6331 sayılı Kanun’un hazırlanmasında bu sözleşme model belge olarak kullanılmıştır.


6.6. ILO 161 Sayılı Sözleşme – İş Sağlığı Hizmetleri

Bu sözleşme, işyerlerinde önleyici sağlık hizmetlerinin kurulmasını zorunlu kılar.
Türkiye, sözleşmeyi 2004 yılında onaylamış ve sonrasında “İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görevleri Yönetmeliği”ni çıkarmıştır.

Öne çıkan ilkeler:

  • İş sağlığı hizmetleri tüm çalışanları kapsamalıdır,
  • Hizmetler önleyici olmalı, tedaviye değil korumaya odaklanmalıdır,
  • Hizmetler işveren tarafından sağlanmalı ancak bağımsız çalışmalıdır.

6.7. ILO 174 Sayılı Sözleşme – Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi

Bu sözleşme, Seveso Direktifleriyle uyumlu olup, özellikle kimya, enerji ve petrokimya sektörlerinde geçerlidir.

Ana unsurlar:

  • Tehlikeli madde envanteri tutulmalı,
  • Acil durum planları hazırlanmalı,
  • Kamu bilgilendirme yükümlülüğü olmalıdır,
  • Denetim mekanizması kurulmalıdır.

Türkiye’de bu sözleşme, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi Hakkında Yönetmelik (2019) ile iç hukuka aktarılmıştır.


6.8. ILO Denetim Mekanizması

ILO’nun denetim sistemi, üyelik yükümlülüklerinin izlenmesi esasına dayanır.
Denetim iki biçimde yürütülür:

  1. Düzenli Denetim (Regular Supervision):
    Üye ülkeler, onayladıkları sözleşmeler hakkında iki yılda bir rapor sunar.
    Bu raporlar Uzmanlar Komitesi (CEACR) tarafından değerlendirilir.
  2. Şikâyet Temelli Denetim (Complaint Procedure):
    Çalışan veya işveren örgütleri tarafından sözleşme ihlali iddiası sunulabilir.
    Değerlendirme, Uygulama Komisyonu (CAS) tarafından yapılır.

Türkiye, düzenli denetimlerde genellikle “uyumlu uygulama” statüsünde değerlendirilmiştir.


6.9. ILO’nun Küresel Programları ve Girişimleri

ILO, yalnızca sözleşme hazırlamakla kalmaz; aynı zamanda küresel İSG girişimlerini de yürütür.
Öne çıkan programlar:

  • SAFEWORK Programı: Küresel düzeyde İSG kültürünü geliştirmeyi hedefler.
  • VISION ZERO: İş kazalarının tamamen önlenebilir olduğu anlayışını yaygınlaştırır.
  • Global Strategy on Occupational Safety and Health (2003): Ülkelerin ulusal stratejilerini standardize eder.
  • World Day for Safety and Health at Work (28 Nisan): Farkındalık artırıcı küresel etkinliktir.

Türkiye, bu programların tamamında aktif katılım göstermektedir.


6.10. Sonuç

ILO, iş sağlığı ve güvenliği alanında küresel politika yapıcı ve standart koyucu kurumdur.
Türkiye’nin 6331 sayılı Kanunu ve ikincil mevzuatı, büyük ölçüde ILO’nun sözleşmeleri ve stratejik yaklaşımlarıyla uyumlu biçimde hazırlanmıştır.

ILO’nun önleme kültürüne dayalı yaklaşımı, Türkiye’deki ulusal İSG sistemine sürdürülebilirlik ve uluslararası meşruiyet kazandırmıştır.
Bu nedenle ILO’nun sözleşmeleri, yalnızca uluslararası belgeler değil; aynı zamanda ulusal mevzuatın ruhunu tanımlayan temel referanslardır.

7. BÖLÜM: DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (WHO) VE AVRUPA BİRLİĞİ (AB) ÇERÇEVESİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI


7.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) yalnızca iş mevzuatının bir konusu değil, aynı zamanda halk sağlığının ayrılmaz bir bileşenidir.
Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization – WHO) ve Avrupa Birliği (AB), iş sağlığını hem koruyucu sağlık politikaları hem de ekonomik sürdürülebilirlik stratejileri içinde ele almaktadır.

Türkiye, her iki kurumla da aktif işbirliği yürüterek, ulusal İSG politikalarını uluslararası standartlarla uyumlu hale getirme sürecini sürdürmektedir.


7.2. WHO’nun İş Sağlığına Yaklaşımı

WHO, 1948 tarihli Anayasası’nın 1. maddesinde amacını şöyle tanımlar:

“Tüm insanların mümkün olan en yüksek sağlık düzeyine ulaşmalarını sağlamak.”

Bu ilke, iş sağlığının yalnızca hastalıkların tedavisiyle değil, çalışma koşullarının sağlıklı hale getirilmesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu kabul eder.
WHO, iş sağlığını “çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlinde olması” biçiminde tanımlar.


7.3. WHO’nun İş Sağlığı Alanındaki Temel Politik Belgeleri

WHO, iş sağlığı alanında bir dizi küresel politika ve strateji belgesi yayımlamıştır:

  1. Global Strategy on Occupational Health for All (1995):
    Tüm çalışanlar için eşit iş sağlığı hizmetlerine erişim hedeflenmiştir.
  2. Workers’ Health: Global Plan of Action (2007–2017):
    İşle ilişkili hastalıkların önlenmesi, sağlık gözetimi ve ulusal programların entegrasyonu öngörülür.
  3. WHO–ILO Joint Efforts on Workers’ Health (2018):
    İSG alanında ortak veri tabanı, eğitim ve teknik yardım mekanizmaları geliştirilmiştir.

Bu belgeler, ülkelerin ulusal stratejilerini hazırlarken dayandıkları referans çerçevelerdir.


7.4. WHO ve Türkiye Arasındaki İşbirliği

Türkiye ile WHO arasındaki iş sağlığı işbirliği, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve İSG Genel Müdürlüğü (İSGGM) koordinasyonunda yürütülür.

Başlıca işbirliği alanları:

  • İşyerlerinde sağlık gözetimi ve ergonomi uygulamaları,
  • Sağlık çalışanlarının meslek hastalıklarının önlenmesi,
  • Psikososyal risklerin değerlendirilmesi,
  • COVID-19 sürecinde işyeri sağlık protokolleri,
  • Ulusal İş Sağlığı Profili’nin hazırlanması.

Bu çalışmalar, WHO’nun “sağlıklı işyeri” konseptiyle uyumludur.


7.5. Avrupa Birliği’nin İş Sağlığı ve Güvenliği Politikası Çerçevesi

AB’de iş sağlığı ve güvenliği, Avrupa Sosyal Politikası’nın ana unsurlarından biridir.
AB politikaları, Avrupa Birliği İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi (89/391/EEC) ile şekillenmiştir.

Bu direktif, tüm üye devletlerde (ve aday ülkelerde) uygulanması gereken temel ilkeleri belirler:

  1. İşverenin önleme yükümlülüğü,
  2. Risk değerlendirmesi zorunluluğu,
  3. Eğitim ve bilgilendirme yükümlülüğü,
  4. Çalışanların katılım hakkı,
  5. Denetim ve sağlık gözetimi mekanizmaları.

Türkiye, AB’ye aday ülke olarak bu direktifin gereklerini 6331 sayılı Kanun ile büyük ölçüde iç hukuka aktarmıştır.


7.6. AB’nin İSG Stratejik Belgeleri

AB Komisyonu, beşer yıllık dönemlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Stratejisi yayımlar.
Bu belgeler, tüm üye ülkelerde İSG politikalarının yönünü belirler.

Başlıca strateji dönemleri:

  • 2002–2006: “Riskleri azaltma ve kaza oranlarını düşürme”
  • 2007–2012: “KOBİ’lerde İSG kültürünü güçlendirme”
  • 2014–2020: “Sıfır kaza ve sürdürülebilir güvenlik kültürü”
  • 2021–2027: “Vision Zero – Sağlıklı ve güvenli bir dijital çalışma dünyası”

Türkiye, AB müktesebatına uyum süreci kapsamında bu stratejileri Ulusal İSG Strateji Belgesi aracılığıyla kendi sistemine uyarlamıştır.


7.7. AB Kurumları ve İSG Alanındaki Roller

AB düzeyinde iş sağlığı ve güvenliği politikalarını yönlendiren kurumlar:

  1. Avrupa Komisyonu – İstihdam, Sosyal İşler ve Dahil Etme Genel Müdürlüğü (DG EMPL):
    Politika belirleme ve mevzuat hazırlama yetkisine sahiptir.
  2. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA):
    Bilgi paylaşımı, araştırma ve farkındalık çalışmaları yürütür.
    Merkezi İspanya, Bilbao’dadır.
    Türkiye, 2014’ten itibaren EU-OSHA’nın işbirliği ağında yer almaktadır.
  3. Avrupa İş Denetim Komitesi (SLIC):
    Üye ülkelerde denetimlerin eşgüdümünü sağlar.

Bu kurumlar, uluslararası bilgi alışverişi ve teknik destek mekanizması oluşturarak AB’nin İSG yönetişim modelini biçimlendirmiştir.


7.8. Türkiye’nin AB İSG Uyum Süreci

Türkiye, 2003 yılından itibaren AB İş Sağlığı ve Güvenliği Müktesebatına Uyum Programı yürütmektedir.
Bu kapsamda:

  • 89/391/EEC Çerçeve Direktifi,
  • 92/85/EEC (Kadın Çalışanların Korunması),
  • 94/33/EC (Genç Çalışanlar),
  • 98/24/EC (Kimyasal Ajanlar),
  • 2009/104/EC (İş Ekipmanlarının Kullanımı)
    gibi direktifler Türk mevzuatına uyarlanmıştır.

Bu süreç sonucunda Türkiye’de İSG mevzuatı, AB standartlarıyla yakın uyumlu hale gelmiştir.


7.9. AB ve WHO Politikalarının Ortak Noktaları

Her iki kurumun İSG politikalarında kesişen ortak ilkeler şunlardır:

  • Önleyici yaklaşım (proaktif güvenlik yönetimi),
  • Katılımcı yönetişim,
  • Sağlık gözetimi ve erken tanı,
  • Veri temelli politika yapımı,
  • Sürdürülebilir çalışma ortamı,
  • Kadın, genç ve dezavantajlı grupların korunması.

Bu ilkeler, Türkiye’nin 6331 sayılı Kanun’un hazırlanmasında doğrudan referans alınan normlardır.


7.10. Sonuç

WHO ve AB, iş sağlığı ve güvenliği politikalarında insan merkezli ve önleyici yaklaşımların küresel öncüleridir.
Her iki kuruluş da, çalışanların sağlığını yalnızca işyeri düzeyinde değil, toplumun refahı içinde değerlendirmektedir.

Türkiye, bu iki kuruluşun stratejik çerçevesiyle uyumlu bir ulusal sistem kurarak, hem uluslararası normlara bağlılığını hem de sürdürülebilir güvenli çalışma kültürünü güçlendirmiştir.
Gelecek dönemde dijitalleşme, iklim değişikliği ve psikososyal riskler, bu kurumların da öncelikli İSG gündemleri olmaya devam edecektir.

8. BÖLÜM: AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATI VE TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI–GÜVENLİĞİ MEVZUATININ UYUMLAŞTIRILMASI


8.1. Giriş

Avrupa Birliği (AB) müktesebatı, üye ve aday ülkelerin ekonomik, sosyal ve hukuki alanlarda uyması gereken tüm birincil ve ikincil hukuk kurallarının bütünüdür.
İş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanı, AB’nin sosyal politika ve istihdam başlığı altında yer almakta olup, Türkiye açısından da katılım müzakerelerinin 19. Faslı kapsamındadır.

Türkiye, 2003 yılından itibaren İSG mevzuatını AB Direktifleriyle uyumlu hale getirme sürecine girmiş ve 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu uyumu büyük ölçüde tamamlamıştır.


8.2. AB Müktesebatının Hukuki Yapısı

AB İSG mevzuatının temelini şu üç kategori oluşturur:

  1. Birincil Hukuk:
    Avrupa Birliği Antlaşması (Maastricht, Amsterdam, Lizbon vb.)
    → Sosyal politika ve çalışan sağlığına ilişkin genel ilkeler.
  2. İkincil Hukuk:
    • Çerçeve Direktifler: Tüm üye devletlerde uygulanması zorunlu genel ilkeler (örn. 89/391/EEC).
    • Özel Direktifler: Belirli risk gruplarını veya sektörleri düzenler (örn. 98/24/EC – Kimyasal Ajanlar).
  3. Yardımcı Belgeler:
    Rehberler, tavsiye kararları, eylem planları ve strateji belgeleri.

Türkiye, aday ülke sıfatıyla, ikincil hukukta yer alan tüm direktifleri ulusal mevzuata aktarmakla yükümlüdür.


8.3. 89/391/EEC Sayılı Çerçeve Direktif

Bu direktif, modern İSG yönetim anlayışının temel taşını oluşturur.
Türkiye’de 6331 sayılı Kanun’un ruhu, doğrudan bu direktiften esinlenmiştir.

Temel hükümler:

  • İşverenin genel önleme yükümlülüğü,
  • Risk değerlendirmesi zorunluluğu,
  • Çalışanların bilgilendirilmesi, eğitimi ve katılımı,
  • Acil durum önlemleri,
  • Denetim ve raporlama sistemleri.

Bu ilkeler, Türk İSG mevzuatının neredeyse tamamına yansımıştır (örneğin: Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği, Acil Durumlar Yönetmeliği vb.).


8.4. Türkiye’de Uyumlaştırılan Başlıca AB Direktifleri

AB Direktifi

Türk Mevzuatındaki Karşılığı

89/391/EEC (Çerçeve Direktif)

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

92/85/EEC (Gebe veya Emziren Kadınlar)

Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartları Yönetmeliği

94/33/EC (Genç İşçilerin Korunması)

Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usulleri Yönetmeliği

98/24/EC (Kimyasal Ajanlar)

Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği

2000/54/EC (Biyolojik Etkenler)

Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Yönetmeliği

2002/44/EC (Titreşim)

Titreşim Yönetmeliği

2003/10/EC (Gürültü)

Gürültü Yönetmeliği

2009/104/EC (İş Ekipmanlarının Kullanımı)

İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği

92/58/EEC (İşaretleme)

İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliği

Bu tablo, Türkiye’nin AB standartlarına yüksek oranda uyum sağlamış olduğunu gösterir.


8.5. Uyum Sürecinin Kurumsal Yapısı

AB müktesebatıyla uyum, yalnızca kanun hazırlamakla değil, kurumsal işbirliğiyle mümkündür.
Bu süreçte görevli ana kurumlar:

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı – İSG Genel Müdürlüğü: Mevzuat uyumu ve uygulama sorumlusu.
  • AB Başkanlığı: Koordinasyon ve raporlama.
  • Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı: Denetim standardizasyonu.
  • Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK): Mesleki standartların AB sistemiyle uyumu.
  • SGK: Veri ve istatistik desteği.

Bu yapılar, AB’nin “kurumsal kapasite geliştirme” standartlarına uygun bir yönetim modeli oluşturmuştur.


8.6. İSGİP ve IPA Projeleri

Türkiye’nin AB destekli iş sağlığı ve güvenliği projeleri, uyum sürecinde belirleyici rol oynamıştır.
Öne çıkan projeler:

  • İSGİP (İş Sağlığı ve Güvenliği İyileştirme Projesi):
    KOBİ’lerde İSG kültürünü yaygınlaştırma ve risk yönetimini geliştirme hedefiyle yürütülmüştür (2009–2015).
  • EU–Turkey Occupational Safety and Health Project – Faz II:
    İSG denetim sisteminin güçlendirilmesi ve iş müfettişlerinin AB normlarında eğitim alması sağlanmıştır.
  • IPA III Programı (2021–2027):
    Dijitalleşme, veri yönetimi ve yeni risk alanlarına (yapay zekâ, psikososyal riskler) odaklanmaktadır.

Bu projeler, AB uyum sürecinin yalnızca mevzuat değil, uygulama ve kapasite geliştirme yönünü de güçlendirmiştir.


8.7. AB–Türkiye Uyum Sürecinde Karşılaşılan Zorluklar

Her ne kadar yasal uyum büyük ölçüde sağlanmış olsa da, uygulamada bazı zorluklar devam etmektedir:

  1. KOBİ’lerde uygulama eksiklikleri: Finansal ve teknik yetersizlikler.
  2. Denetim kapasitesi: İş müfettişi sayısının yetersizliği.
  3. Kayıt dışı istihdam: İSG önlemlerinin uygulanmasını güçleştirmektedir.
  4. Eğitim ve farkındalık düzeyi: Özellikle taşeron sektörlerinde düşük düzeyde kalmaktadır.

Bu nedenlerle, AB tarafından uyum süreci sürekli “etkin uygulama denetimi” kapsamında izlenmektedir.


8.8. AB Müktesebatının Türk İSG Kültürüne Etkisi

Uyum süreci, yalnızca mevzuat değişimi değil, aynı zamanda kültürel dönüşüm yaratmıştır:

  • Önleyici yaklaşımın benimsenmesi,
  • Risk değerlendirmesinin zorunlu hale gelmesi,
  • İşverenin yükümlülüklerinin genişlemesi,
  • Çalışan temsilciliği sisteminin güçlenmesi.

Bu dönüşüm, Türkiye’de “güvenlik kültürü” kavramının kurumsallaşmasına önemli katkı sağlamıştır.


8.9. AB Uyum Sürecinin Geleceği

AB’nin yeni stratejik öncelikleri, Türkiye’nin İSG sisteminde de yeni düzenleme alanları doğuracaktır:

  • Yeşil dönüşüm ve çevresel risklerin iş sağlığına etkisi,
  • Dijitalleşme ve yapay zekâ temelli çalışma modelleri,
  • Psikososyal risklerin mevzuata entegrasyonu,
  • İklim değişikliğine bağlı mesleki sağlık riskleri.

Bu alanlar, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde AB ile yürütülecek işbirliklerinde öncelikli gündem olacaktır.


8.10. Sonuç

Avrupa Birliği müktesebatı, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği sistemine önleyici, katılımcı ve veri temelli bir yön kazandırmıştır.
6331 sayılı Kanun ve bağlı yönetmelikler, AB’nin Çerçeve Direktifi ve özel direktifleriyle tam uyumlu bir yapıyı temsil etmektedir.

Bu uyum süreci sayesinde Türkiye, AB standartlarıyla aynı düzeyde bir İSG altyapısına ulaşmış; uygulamadaki güçlükler ise sürekli kapasite geliştirme politikalarıyla giderilmeye çalışılmaktadır.
Dolayısıyla AB müktesebatı, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin yasal, kurumsal ve kültürel temellerini şekillendiren ana referans olmayı sürdürmektedir.

9. BÖLÜM: ULUSLARARASI STANDARTLAR ÖRGÜTÜ (ISO) VE İŞ SAĞLIĞI–GÜVENLİĞİ YÖNETİM SİSTEMLERİ (ISO 45001)


9.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetimi, sadece yasal zorunluluklarla değil, sistematik bir yönetim anlayışı ile sürdürüldüğünde kalıcı başarı sağlar.
Bu anlayışın uluslararası ölçekteki en güçlü dayanağı, Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO – International Organization for Standardization) tarafından geliştirilen ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Standardıdır.

ISO 45001, işletmelerin İSG performansını planlı, izlenebilir ve sürekli iyileştirilebilir hale getirmeyi amaçlayan küresel bir yönetim modeli sunar.


9.2. ISO’nun Kuruluşu ve Rolü

ISO, 1947 yılında kurulmuş, merkezi Cenevre’de bulunan uluslararası bir standart geliştirme kuruluşudur.
Bugün 160’tan fazla ülke ISO üyesidir ve Türkiye’yi Türk Standardları Enstitüsü (TSE) temsil eder.

ISO’nun amacı:

“Uluslararası ticarette standardizasyonu geliştirerek güvenliği, verimliliği ve kalitenin artırılmasını sağlamak.”

İş sağlığı ve güvenliği alanındaki standartlaştırma faaliyetleri ise, ISO bünyesinde faaliyet gösteren ISO/TC 283 Teknik Komitesi tarafından yürütülmektedir.


9.3. ISO 45001 Standardının Ortaya Çıkışı

ISO 45001, 2018 yılında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu standart, 1999 yılında kabul edilen OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı’nın yerini almıştır.

Geçişin temel nedenleri:

  • Farklı ülkelerde farklı uygulamaların birleştirilmesi,
  • ISO 9001 (Kalite) ve ISO 14001 (Çevre) standartlarıyla uyumlu bir yönetim sistemi mimarisi oluşturma ihtiyacı,
  • İSG yönetiminin sadece mevzuat uyumuyla değil, risk temelli düşünme yaklaşımıyla ele alınması gerekliliğidir.

9.4. ISO 45001’in Temel Amacı ve Felsefesi

ISO 45001’in temel hedefi, işyerlerinde:

  • Yaralanma ve sağlık bozulmalarını önlemek,
  • İş sağlığı ve güvenliği risklerini yönetmek,
  • Sürekli iyileştirme kültürü oluşturmak,
  • İSG performansını ölçmek ve geliştirmektir.

Bu amaç doğrultusunda, standart şu ilkeye dayanır:

“Güvenli çalışma koşulları, işletmenin stratejik hedeflerinin bir parçasıdır.”

Yani İSG, sadece teknik bir zorunluluk değil, kurumsal yönetim kültürünün ayrılmaz unsurudur.


9.5. ISO 45001’in Yapısı – HLS (High Level Structure)

ISO 45001, tüm yeni ISO standartlarında uygulanan Yüksek Düzeyli Yapı (HLS) formatına sahiptir.
Bu yapı, diğer yönetim sistemleriyle (örneğin ISO 9001, ISO 14001) kolay entegrasyon sağlar.

Bölüm

İçerik

4

Kuruluşun bağlamı ve paydaşların beklentileri

5

Liderlik ve çalışan katılımı

6

Planlama (risk ve fırsat analizi)

7

Destek (kaynaklar, farkındalık, iletişim, dokümantasyon)

8

Operasyonel kontrol (risk önleme, değişiklik yönetimi, acil durum planı)

9

Performans değerlendirme

10

Sürekli iyileştirme

Bu yapının merkezinde Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al (PUKÖ) döngüsü yer alır.


9.6. ISO 45001 ve Türk Mevzuatı İlişkisi

ISO 45001, Türkiye’de yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bağlı yönetmeliklerle tam uyum içindedir.

Örnek karşılıklar:

  • ISO 45001 madde 6.1 (Risk ve fırsat değerlendirmesi) → Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
  • ISO 45001 madde 8.2 (Acil durum planlaması) → İşyeri Acil Durumlar Yönetmeliği
  • ISO 45001 madde 7.3 (Farkındalık ve eğitim) → Çalışanların İSG Eğitimi Yönetmeliği

Bu nedenle ISO 45001 uygulayan işletmeler, aynı zamanda Türk mevzuatına da doğrudan uyumlu bir sistem kurmuş olur.


9.7. ISO 45001’in İşletmelere Sağladığı Faydalar

ISO 45001’in uygulandığı işyerlerinde aşağıdaki kazanımlar sağlanır:

  1. Yasal uyumun güvence altına alınması,
  2. İş kazası ve meslek hastalıklarında azalma,
  3. Kurumsal itibarın güçlenmesi,
  4. Maliyetlerin düşürülmesi (tazminat, sigorta, üretim kaybı),
  5. Çalışan katılımı ve motivasyonunun artması,
  6. Uluslararası pazarlarda rekabet avantajı.

Bu standart, özellikle ihracat yapan işletmeler için uluslararası geçerliliğe sahip bir güvenlik sertifikası işlevi görür.


9.8. ISO 45001 ve Diğer Yönetim Sistemleriyle Entegrasyon

ISO 45001, yapısal olarak diğer yönetim sistemleriyle bütünleşik çalışabilirlik sağlar:

Sistem

Ortak Alan

ISO 9001 (Kalite)

Süreç yönetimi, performans ölçümü

ISO 14001 (Çevre)

Risk temelli yaklaşım, mevzuat uyumu

ISO 50001 (Enerji)

Kaynak yönetimi ve verimlilik

ISO 27001 (Bilgi Güvenliği)

Risk analizi ve kontrol prosedürleri

Bu bütünleşik yapı sayesinde işletmeler, tek bir yönetim sistemi altında kalite, çevre ve İSG süreçlerini yürütebilir.


9.9. Belgelendirme Süreci

Türkiye’de ISO 45001 belgelendirmesi, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından yetkilendirilmiş denetim kuruluşları aracılığıyla yapılır.

Süreç adımları:

  1. Mevcut durum analizi (Gap analizi),
  2. Dokümantasyon ve prosedür hazırlığı,
  3. İç tetkik (denetim öncesi iç kontrol),
  4. Belgelendirme denetimi (aşama 1 ve aşama 2),
  5. Belgenin verilmesi (3 yıl geçerli),
  6. Yıllık ara denetimler.

Bu süreç, işletmenin yalnızca belge almak için değil, kalıcı bir İSG yönetim kültürü oluşturmak için yürütülmelidir.


9.10. Sonuç

ISO 45001 standardı, iş sağlığı ve güvenliği yönetimini mevzuatın ötesine taşıyan sistematik bir çerçeve sunar.
Bu standart, risk temelli düşünmeyi, liderliği, çalışan katılımını ve sürekli iyileştirmeyi merkeze alır.

Türkiye’de giderek artan sayıda işletme ISO 45001’e geçerek, hem yasal uyumu güçlendirmekte hem de uluslararası güvenlik kültürüne entegre olmaktadır.
Bu yönüyle ISO 45001, geleceğin iş dünyasında “güvenli üretim – sürdürülebilir rekabet” dengesini sağlayan küresel referans haline gelmiştir.

10. BÖLÜM: ULUSAL VE ULUSLARARASI İSG KURULUŞLARIN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ VE KÜRESEL EĞİLİMLER


10.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar, farklı düzeylerde norm koyma, politika oluşturma, eğitim, araştırma ve denetim işlevlerini yürütürler.
Bu kurumların yapı, yetki ve faaliyet alanları arasında benzerlikler olduğu kadar, ülke düzeyi–uluslararası düzey farkına dayalı önemli ayrımlar da mevcuttur.

Bu bölümde, Türkiye’deki ulusal İSG kurumları ile ILO, WHO, AB, ISO gibi uluslararası kuruluşlar görev, fonksiyon ve etki düzeyi açısından karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır.


10.2. Ulusal Kuruluşlar – Temel Özellikler

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği yönetimi, merkezi idare altında düzenlenmiş bir yapıya sahiptir.
Başlıca kurumlar şunlardır:

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) – politika belirleyici ve denetleyici otorite,
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) – teknik ve idari uygulamalardan sorumlu,
  • Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı – denetim mekanizmasını yürütür,
  • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) – iş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt, istatistik ve tazmin süreçlerini yürütür,
  • Ulusal İSG Konseyi – paydaş katılımını sağlar,
  • Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) – mesleki standartların belirlenmesinden sorumludur.

Bu kurumların tamamı, 6331 sayılı Kanun’un (m.22–26) öngördüğü ulusal İSG sistemi içinde işlev görür.


10.3. Uluslararası Kuruluşlar – Temel Özellikler

Uluslararası düzeyde İSG politikalarının oluşturulması, denetlenmesi ve yaygınlaştırılması üç temel kuruluşun koordinasyonundadır:

  1. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO): Norm koyucu ve izleme fonksiyonuna sahiptir.
  2. Dünya Sağlık Örgütü (WHO): İş sağlığını halk sağlığının bir parçası olarak ele alır.
  3. Avrupa Birliği (AB): Üye ve aday ülkelerde standart uyumunu sağlar.
  4. Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO): Yönetim sistemleri için teknik standartlar belirler.

Bu kuruluşlar arasında normatif uyum bulunmakla birlikte, işlevsel yönleri farklıdır.
ILO “hak temelli”, WHO “sağlık temelli”, AB “uyum temelli”, ISO ise “sistem temelli” yaklaşımla çalışır.


10.4. Karşılaştırmalı Kurumsal Analiz

Kurum

Yasal Dayanak / Statü

Ana İşlev

Uygulama Alanı

Türkiye ile İlişki

ÇSGB – İSGGM

6331 sayılı Kanun

Ulusal İSG politikası ve denetim

Türkiye geneli

Doğrudan uygulayıcı

Ulusal İSG Konseyi

6331 m.22, Yönetmelik

Paydaş katılımı ve koordinasyon

Ulusal

Politika danışma organı

ILO

1919 ILO Anayasası

Uluslararası norm koyma, denetim

Küresel

Üye (1932’den beri)

WHO

1948 WHO Anayasası

Halk sağlığı ve iş sağlığı politikası

Küresel

İşbirliği anlaşmaları

AB

89/391/EEC Direktifi

Müktesebat uyumu ve politika eşgüdümü

Avrupa

Aday ülke statüsü

ISO

ISO/TC 283

Teknik standartlar (ISO 45001)

Küresel

TSE üzerinden temsil

Bu tablo, ulusal sistemin uygulayıcı ve idari, uluslararası sistemin ise normatif ve yönlendirici karakterde olduğunu göstermektedir.


10.5. Politika Belirleme Yaklaşımlarının Farkı

  • Ulusal düzey:
    Politika yapımı yasal düzenlemeler, idari kararlar ve denetim uygulamaları ile gerçekleştirilir.
    Örneğin, Türkiye’de işveren yükümlülükleri doğrudan kanunla tanımlanır (6331 m.4–10).
  • Uluslararası düzey:
    Politika yapımı sözleşmeler, direktifler ve tavsiye kararları aracılığıyla yönlendirilir.
    Bu belgeler bağlayıcı olmasa bile, üye ülkeler için yükümlülük doğuran normatif etki yaratır (örneğin, ILO 155 sayılı Sözleşme).

10.6. Denetim ve Uygulama Farklılıkları

  • Türkiye’de:
    Denetim, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yapılır ve doğrudan yaptırım gücü taşır (İdari para cezası, durdurma, vb.).
  • ILO’da:
    Denetim “izleme ve raporlama” biçimindedir; yaptırım gücü yoktur, ancak uluslararası baskı mekanizması oluşturur.
  • AB’de:
    Uyum denetimleri ve ülke raporlarıyla yürütülür; ihlaller AB Adalet Divanı’na taşınabilir (üyeler için).
  • ISO’da:
    Denetim “belgelendirme denetimi” şeklindedir; hukuki değil, teknik geçerliliğe sahiptir.

Bu farklılık, ulusal sistemlerin zorlayıcı, uluslararası sistemlerin ise yönlendirici karakterini yansıtır.


10.7. İşbirliği Mekanizmaları

Türkiye, ulusal ve uluslararası kuruluşlarla çok sayıda işbirliği programı yürütmektedir:

  • ILO–ÇSGB İSG İşbirliği Programı (2010–2017): Ulusal strateji geliştirme, veri analizi ve eğitim alanlarında yürütülmüştür.
  • WHO Türkiye Ofisi – Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü: Sağlık gözetimi ve işyeri hijyeni çalışmaları.
  • AB IPA Programları: İSGİP, İSG Reformu, KOBİ’lerde Güvenlik Kültürü projeleri.
  • TSE–ISO Ortak Programları: ISO 45001 yaygınlaştırma ve belgelendirme desteği.

Bu mekanizmalar, ulusal sistemin uluslararası standartlarla entegrasyonunu güçlendirmektedir.


10.8. Küresel Eğilimler ve Yeni Yaklaşımlar

İSG alanında uluslararası kuruluşlar arasında son dönemde öne çıkan temalar:

  1. Dijitalleşme ve uzaktan çalışma güvenliği (ILO, AB, ISO 45001 revizyonu)
  2. Psikososyal riskler ve ruhsal sağlık (WHO, AB 2021–2027 Stratejisi)
  3. İklim değişikliği ve yeşil iş sağlığı (ILO Green Jobs Initiative)
  4. Yapay zekâ ve otomasyonun güvenlik etkileri (ISO/IEC JTC 1/SC 42 çalışmaları)
  5. Sıfır kaza vizyonu (VISION ZERO programları)

Bu eğilimler, gelecekte İSG yönetim sistemlerinin daha dinamik, veri temelli ve insan odaklı hale geleceğini göstermektedir.


10.9. Türkiye’nin Küresel Konumlandırması

Türkiye, 6331 sayılı Kanun ve AB uyum süreci sayesinde İSG alanında:

  • Normatif düzeyde yüksek uyum,
  • Kurumsal düzeyde bütünleşik yapı,
  • Uluslararası katılım düzeyinde etkinlik sağlamıştır.

Türkiye’nin ulusal İSG sistemi, ILO–WHO standartlarına tam uyumlu ve AB müktesebatına paralel bir yapıdadır.
Bu durum, ülkeyi bölgesel ölçekte “model ülke” statüsüne taşımıştır.


10.10. Sonuç

Ulusal ve uluslararası İSG kuruluşları, aynı amaca hizmet eden farklı mekanizmalardır: çalışanların yaşam hakkının korunması.
Farklı düzeylerdeki bu kurumlar, birlikte işlediğinde etkili bir çok katmanlı İSG yönetişimi oluşturur.

Türkiye, ulusal sistemini uluslararası normlarla bütünleştirerek, hem yasal hem de kültürel düzeyde sürdürülebilir bir güvenlik altyapısı kurmuştur.
Küresel düzeyde ise İSG artık yalnızca işyerinin değil, gezegenin geleceğiyle bağlantılı bir olgudur.
Bu nedenle, “iş sağlığı” kavramı önümüzdeki yıllarda giderek “yaşam sağlığı” kavramına evrilecektir.