Türkiye ve Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği

Grup: Genel İSG Konuları

← İçerik seçimine dön
İçerik Bilgisi
Bu içerik İSG sınavı hazırlığı için konu odaklı olarak sunulur. Metin, konu anlatımı → soru pekiştirme → deneme → sesli tekrar akışını destekler.
Yaklaşık okuma süresi: 38 dk

Türkiye ve Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği

1. Bölüm: İş Sağlığı ve Güvenliğinin Kavramsal Temelleri ve Tarihsel Gelişimi


1.1. Kavramsal Çerçeve

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), çalışanların iş süreçlerinden kaynaklanan risklere karşı korunmasını, iş ortamının güvenli hale getirilmesini ve üretim verimliliğinin sürdürülebilir şekilde artırılmasını amaçlayan sistematik bir uygulama alanıdır.
Türk hukukunda bu kavram ilk kez açık şekilde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.3)’te tanımlanmıştır:

“İş sağlığı ve güvenliği: İşyerlerinde işin yürütülmesi sırasında, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla alınması gereken her türlü önlem, yapılan sistemli çalışmalar ve organizasyonel düzenlemeleri kapsar.”

Dolayısıyla İSG; yalnızca koruyucu önlem değil, aynı zamanda örgütsel yönetim ve sosyal politika aracıdır.


1.2. Tarihsel Gelişim: Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği

a) Sanayi Devrimi Öncesi Dönem

Antik çağlarda iş sağlığına dair ilk gözlemler Hipokrat (M.Ö. 460–370) ve Plinius tarafından yapılmıştır.
Hipokrat, metal işçileri arasında görülen kurşun zehirlenmelerini tanımlamış, Plinius ise maden tozlarından korunmak için ilkel maskeler önermiştir.
Roma döneminde kölelerin ağır iş koşulları, insan sağlığını göz ardı eden üretim sisteminin erken örneğidir.

b) Sanayi Devrimi (18.–19. Yüzyıl)

İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi, üretimde büyük artış sağlarken iş kazaları ve meslek hastalıklarını dramatik biçimde artırdı.
Bu dönemde çocuk ve kadın işçilerin korunması için ilk yasal düzenlemeler ortaya çıktı:

  • Factory Act (1833, İngiltere): Çocuk işçiliğini sınırlandırdı ve fabrika denetim sistemini kurdu.
  • Mines Act (1842): Kadınların ve çocukların maden ocaklarında çalışması yasaklandı.

Sanayi devrimi, modern iş sağlığı kavramının doğuşuna zemin hazırladı.

c) 20. Yüzyıl Başlarında Uluslararası Dönüm Noktası

1919 yılında kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iş sağlığı ve güvenliği alanında ilk uluslararası standartları belirledi.
ILO’nun Anayasası’nın Giriş bölümü, çalışma yaşamında sağlık ve güvenliğin “evrensel bir insan hakkı” olduğunu vurgular.

ILO’nun İSG ile ilgili temel sözleşmelerinden bazıları:

  • No. 81 – İş Teftişi Sözleşmesi (1947)
  • No. 155 – İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi (1981)
  • No. 161 – İşyeri Sağlık Hizmetleri Sözleşmesi (1985)
  • No. 187 – İSG Teşvik Çerçeve Sözleşmesi (2006)

Bu sözleşmeler, birçok ülke mevzuatına doğrudan yön vermiştir.


1.3. 20. Yüzyıl Ortası: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve İş Sağlığı

1948’de kurulan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), iş sağlığını “çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halinin en üst düzeyde korunması” olarak tanımlamıştır.
Bu tanım, İSG’nin yalnızca kazaların önlenmesi değil, insan onuruna yakışır çalışma koşullarının sağlanması olduğunu vurgular.

WHO ve ILO, 1950’lerde ortak “İş Sağlığı Ortak Komitesi”ni kurarak global İSG standartlarının uyumlaştırılmasını sağlamıştır.


1.4. Avrupa Birliği’nde İş Sağlığı ve Güvenliği

Avrupa Birliği (AB), İSG’yi sosyal politika alanının temel unsuru haline getirmiştir.
AB’nin en önemli düzenleyici çerçevesi:

  • 89/391/EEC Sayılı Çerçeve Direktif (1989):
    İşverenin “önleme, eğitim, bilgilendirme ve katılım” yükümlülüklerini tanımlar.
    Bu direktif, Türkiye dâhil birçok ülke için örnek alınmıştır.

AB ayrıca kimyasallar, makineler, kişisel koruyucular, patlayıcı ortamlar (ATEX) gibi birçok sektörel direktif yayımlamıştır.


1.5. Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi

a) Osmanlı Dönemi

İSG’ye ilişkin ilk düzenlemeler dolaylı olarak Lonca teşkilatları aracılığıyla yapılmıştır.
Ustalar, çırakların sağlığından sorumluydu.
Ancak sanayi tipi iş kazaları kavramı henüz mevcut değildi.

b) Cumhuriyet’in İlk Yılları (1920–1940)

  • 1921 – Ereğli Havza-i Fahmiye Amele Kanunu: Türkiye’de iş kazası ve meslek hastalığı kavramını ilk kez tanımladı.
  • 1930 – Umumi Hıfzıssıhha Kanunu: İşyerlerinde sağlık koşullarını düzenleyen ilk kapsamlı halk sağlığı yasasıdır.
  • 1936 – 3008 Sayılı İş Kanunu: Modern anlamda iş güvenliği kavramını getirdi.

c) 1970–2000 Arası Dönem

  • 1475 sayılı İş Kanunu (1971): İSG hükümleri güçlendirildi, iş müfettişliği sistemi kuruldu.
  • 1980’lerde ILO sözleşmeleri onaylanmaya başladı (155, 161).
  • 1990’larda AB uyum süreciyle İSG standartları güncellenmeye başlandı.

d) 2012 Sonrası: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

Türkiye’de İSG alanında devrim niteliğindedir.
Bu Kanun ile:

  • İSG hizmetleri tüm işyerleri için zorunlu hale getirildi,
  • İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi kavramı getirildi,
  • Risk değerlendirmesi ve önleme kültürü yasal zorunluluk haline geldi,
  • Çalışan temsilciliği, kurul sistemi ve eğitim yükümlülükleri tanımlandı.

Kanunun 1. maddesi:

“Bu Kanunun amacı, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.”


1.6. Türkiye’nin Uluslararası Yükümlülükleri

Türkiye, iş sağlığı alanında birçok uluslararası sözleşmeyi onaylamıştır:

Kurum

Sözleşme

Onay Yılı

ILO

155 – İş Sağlığı ve Güvenliği

2004

ILO

161 – İşyeri Sağlık Hizmetleri

2006

ILO

187 – Teşvik Çerçeve Sözleşmesi

2014

WHO

İş Sağlığı Strateji Bildirgesi

2007 (uyumlu taahhüt)

AB

89/391/EEC Uyum Yasaları

2012–2014

Bu sözleşmeler, Türkiye’nin iç mevzuatında doğrudan uygulanabilir niteliktedir (Anayasa m.90/5).


1.7. Kavramsal Bütünlük: “Koruma Kültürü”

Modern İSG anlayışı, yalnızca “yasa ve denetim” değil; aynı zamanda koruma kültürünü esas alır.
Bu kültürün üç temel ilkesi:

  1. Önleme (Prevention): Risk oluşmadan önlem alma,
  2. Katılım (Participation): Çalışanların sürece dahil edilmesi,
  3. Süreklilik (Sustainability): Denetim, eğitim ve iyileştirmenin sürekli olması.

6331 sayılı Kanun’un yapısı da bu üç ilkeyi temel alır.


1.8. Sonuç

İş sağlığı ve güvenliği, dünya genelinde sosyal politikanın temel bileşeni haline gelmiş; Türkiye’de ise 2012 sonrası dönemde bağımsız bir hukuk disiplini olarak kurumsallaşmıştır.
Bu tarihsel süreç, sanayi devriminin “işçi koruma” anlayışından, çağdaş “önleme ve sürdürülebilirlik” paradigmasına evrilmiştir.

2. Bölüm: Uluslararası Kuruluşların İş Sağlığı ve Güvenliği Alanındaki Rolleri ve Etki Alanları


2.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği yalnızca ulusal mevzuatla sınırlı bir alan değildir; küresel ölçekte uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen ilke, standart ve sözleşmelerin yönlendirdiği bir sistemdir.
Bu kuruluşlar, çalışma yaşamının insan onuruna yakışır koşullarda sürdürülmesi, sağlık ve güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması ve ülkeler arası norm birliğinin sağlanması amacıyla çalışırlar.

Başlıca aktörler:

  • Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
  • Avrupa Birliği (AB)
  • Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)
  • Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO)

2.2. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)

a) Kuruluşu ve Amacı

ILO (International Labour Organization), 1919 yılında Versailles Antlaşması ile kurulmuştur.
1946’da Birleşmiş Milletler’in ilk uzmanlık kuruluşu olmuştur.
ILO’nun temel amacı, **“insana yakışır çalışma koşullarını sağlamak ve sosyal adaleti geliştirmek”**tir.

b) Üçlü Yapı

ILO, benzersiz bir üçlü temsil yapısına sahiptir:

  • Hükümet temsilcileri,
  • İşveren temsilcileri,
  • İşçi temsilcileri.

Bu yapı, kararların yalnızca devletlerce değil, sosyal tarafların ortak mutabakatıyla alınmasını sağlar.

c) İSG Alanındaki Temel Sözleşmeleri

ILO’nun iş sağlığı ve güvenliğiyle doğrudan ilgili başlıca sözleşmeleri:

Sözleşme No

Adı

Konusu

81

İş Teftişi Sözleşmesi (1947)

Denetim sisteminin kurulması

115

Radyasyon Güvenliği (1960)

İyonlaştırıcı radyasyondan korunma

120

İş Hijyeni (1964)

Genel hijyen önlemleri

155

İş Sağlığı ve Güvenliği (1981)

Ulusal İSG politikası çerçevesi

161

İşyeri Sağlık Hizmetleri (1985)

Sağlık hizmetlerinin organizasyonu

170

Kimyasal Maddeler (1990)

Kimyasal güvenlik ilkeleri

174

Büyük Endüstriyel Kazalar (1993)

Acil durum yönetimi

187

İSG Teşvik Çerçevesi (2006)

Sürekli iyileştirme yaklaşımı

Türkiye, bu sözleşmelerin büyük kısmını onaylamış ve iç mevzuatına entegre etmiştir (Anayasa m.90/5).

d) ILO’nun Etki Alanı

ILO, ülkelerdeki ulusal İSG politikalarının oluşturulmasına rehberlik eder.
Bu çerçevede:

  • SafeWork” adlı küresel programla, iş kazalarıyla mücadeleyi yürütür,
  • Decent Work Agenda” ile güvenli, sosyal koruma içeren istihdamı teşvik eder,
  • World Day for Safety and Health at Work” (28 Nisan) kutlamalarını koordine eder.

2.3. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)

a) Kuruluş ve Misyon

1948’de kurulan Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization), Birleşmiş Milletler sisteminde küresel sağlık politikalarını belirleyen kurumdur.
WHO, iş sağlığını, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olarak ele alır.

b) Tanımı (1950 ILO/WHO Ortak Komitesi)

“İş sağlığı, tüm çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hallerinin en üst düzeye çıkarılması, iş koşullarından kaynaklanan sağlık bozukluklarının önlenmesi ve çalışanların yeteneklerine uygun işlerde istihdam edilmesi sürecidir.”

c) WHO’nun Çalışma Alanları

  • Meslek hastalıklarının epidemiyolojisi (örneğin, silikozis, asbestoz, kurşun zehirlenmesi),
  • İş hijyeni ve ergonomi standartları,
  • Küresel İSG veri tabanlarının oluşturulması,
  • Sağlık gözetimi protokollerinin belirlenmesi.

WHO, ulusal sağlık sistemlerinin iş sağlığına entegre edilmesini önerir.


2.4. Avrupa Birliği (AB)

a) Hukuki Temel

AB’nin İSG politikası Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’ne dayanır.
Bu belgeler, “her çalışanın güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışma hakkı”nı garanti altına alır.

b) AB’nin Ana Direktifi – 89/391/EEC

1989 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Çerçeve Direktifi, AB üye devletleri için bağlayıcı temel metindir.
Direktifin temel ilkeleri:

  • Risklerin önlenmesi,
  • Eğitim ve bilgilendirme,
  • Katılım,
  • Denetim ve sürekli iyileştirme.

Bu direktife bağlı olarak yayımlanan 20’den fazla sektörel direktif (örneğin, ekranlı araçlar, gürültü, titreşim, kimyasallar, patlama riski) vardır.

c) Ajanslar

  • EU-OSHA (Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı): 1996’da kurulmuştur.
    Araştırma, veri analizi ve politika koordinasyonu yapar.
  • Bilbao Deklarasyonu (2001): Güvenlik kültürünün toplum genelinde yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.

d) Türkiye’nin AB Uyum Süreci

Türkiye, 2003’te AB’nin İSG müktesebatına uyum programını başlattı.
6331 sayılı Kanun’un sistematiği, 89/391/EEC Direktifi esas alınarak hazırlanmıştır.


2.5. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)

OECD, kimyasal güvenliği ve endüstriyel kaza yönetimi konularında referans kurumdur.
1970’lerden itibaren “Chemical Accident Programme” ve “Testing Guidelines for Chemicals” programlarıyla toksikolojik değerlendirmelerde uluslararası standartlar geliştirmiştir.

Türkiye, 1961’den beri OECD üyesidir ve kimyasal güvenliği konusundaki test yöntemleri (örneğin LD₅₀, NOAEL) Türkiye’de de kullanılmaktadır.


2.6. Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO)

ISO, teknik standartlar yoluyla İSG yönetim sistemlerini tanımlayan bağımsız bir uluslararası kuruluştur.
Özellikle ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı, küresel düzeyde kabul görmüştür.

ISO 45001’in Temel Özellikleri:

  • Risk temelli düşünme yaklaşımı,
  • Liderlik ve çalışan katılımı,
  • Sürekli iyileştirme döngüsü (Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al),
  • Uluslararası uyumluluk (ILO 155 ve 187 ile uyumlu).

Türkiye’de Türk Standardları Enstitüsü (TSE), ISO 45001 belgelendirmesini yürütmektedir.


2.7. Birleşmiş Milletler (BM) ve Diğer Kuruluşlar

  • UNDP: Güvenli çalışma koşullarını sürdürülebilir kalkınma hedeflerine (SDG 8) entegre etmiştir.
  • FAO: Tarım ve gıda sektöründe pestisit güvenliği programlarını yürütür.
  • UNECE (Avrupa Ekonomik Komisyonu): Tehlikeli maddelerin taşınması ve endüstriyel kaza önleme protokollerini hazırlar.

2.8. Küresel Düzeyde İSG Eğilimleri

Son 20 yılda uluslararası kuruluşlar şu eğilimleri desteklemektedir:

  1. Sıfır kaza vizyonu (Zero Accident Vision),
  2. Psikososyal risklerin yönetimi,
  3. Sürdürülebilir İSG yönetimi (Green and Safe Workplaces),
  4. Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli risk analizi,
  5. Kadın ve genç işçilerin korunmasına yönelik stratejiler.

Bu eğilimler, Türkiye’deki mevzuat güncellemelerine de doğrudan yansımaktadır.


2.9. Sonuç

Uluslararası kuruluşlar, iş sağlığı ve güvenliği alanında politik yön belirleyici ve normatif referans işlevi görürler.
ILO ve WHO bilimsel ve hukuki temeli oluştururken, AB ve ISO uygulama standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırır.
Türkiye’nin bu sistem içindeki yeri, uluslararası standartlarla uyumlu ancak yerel koşullara duyarlı bir yapıdır.

3. Bölüm: Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Sisteminin Kurumsal Yapısı ve Yasal Çerçevesi


3.1. Giriş

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sistemi, merkezi idareye bağlı çok katmanlı bir yapı üzerine kuruludur.
Bu yapı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bağlı yönetmelikler çerçevesinde;

  • politika geliştiren,
  • denetleyen,
  • hizmet sunan,
  • rehberlik eden
    kurum ve kuruluşların koordinasyonuyla işler.

Sistemin merkezinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) bulunur;
Bakanlık, hem ulusal politika üretiminden hem de sahadaki uygulamaların denetiminden sorumludur.


3.2. Yasal Temel: 6331 Sayılı Kanun

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Türkiye’de İSG sisteminin omurgasını oluşturur.
Kanunun 4. maddesi işverene, 5. maddesi risk önleme ilkelerini, 6–8. maddeleri İSG hizmetlerinin organizasyonunu, 30–31. maddeleri ise denetim ve yaptırımları düzenler.

Başlıca ilkeler:

  1. Önleme yükümlülüğü (m.4),
  2. Risk değerlendirmesi zorunluluğu (m.10),
  3. Eğitim ve bilgilendirme (m.16–17),
  4. Sağlık gözetimi (m.15),
  5. Katılım ve işbirliği (m.18),
  6. Denetim ve yaptırım sistemi (m.24–26).

Bu Kanun, AB’nin 89/391/EEC sayılı Çerçeve Direktifi ile uyumludur.


3.3. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB)

a) Görev ve Yetkileri

Kanunun 24. maddesine göre Bakanlık:

  • İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konularında ulusal politikaları belirler,
  • Denetim ve teftiş faaliyetlerini yürütür,
  • Rehberlik ve eğitim hizmetleri sağlar,
  • Uluslararası İSG kurumlarıyla iş birliği yapar,
  • Ulusal veri tabanlarını yönetir.

b) Bakanlığa Bağlı Birimler

  1. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)
  2. İş Teftiş Kurulu Başkanlığı
  3. İSGÜM (İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü Müdürlüğü)
  4. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi (UİSGK)

3.4. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)

İSGGM, Türkiye’de İSG politikasının yürütülmesinden ve mevzuatın uygulanmasından sorumlu ana merkezdir.

Görevleri (İSGGM Görev Yönetmeliği m.5):

  • Ulusal İSG stratejilerini hazırlamak,
  • Kanun ve yönetmelik taslaklarını oluşturmak,
  • Uluslararası kuruluşlarla koordinasyonu sağlamak (ILO, WHO, AB),
  • İSG profesyonellerinin (uzman, hekim, DSP) belgelendirilmesini yürütmek,
  • Eğitim kurumları ve OSGB’leri yetkilendirmek,
  • İSG bilgi sistemlerini (İSG-KATİP, İSGİS) yönetmek.

İSGGM aynı zamanda ulusal istatistikleri toplayan ve yıllık **“İSG Durum Raporu”**nu yayımlayan birimdir.


3.5. İş Teftiş Kurulu Başkanlığı

İş Teftiş Kurulu, 4857 ve 6331 sayılı kanunlara göre Bakanlık adına denetim yapan bağımsız denetim organıdır.
Denetim türleri:

  • Programlı (önleyici) teftiş,
  • Şikayet ve ihbar üzerine yapılan denetim,
  • Kaza veya meslek hastalığı sonrası inceleme.

Görevleri:

  • İşyerlerinde mevzuatın uygulanıp uygulanmadığını incelemek,
  • Tehlikeli işlerde iş durdurma kararı almak (m.25),
  • İş kazası sonrası soruşturma raporu düzenlemek,
  • Denetim sonuçlarını Bakanlığa raporlamak.

Yetki dayanağı: 6331 m.24–25.


3.6. İSGÜM (İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü Müdürlüğü)

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki bilimsel araştırma ve laboratuvar hizmetlerinden sorumlu kuruluştur.
Temeli 1969’da “İşçi Sağlığı Enstitüsü” olarak atılmıştır.

Görevleri:

  • İş hijyeni ölçüm, analiz ve değerlendirmeleri yapmak,
  • Maruziyet sınır değerlerini belirlemek ve güncellemek,
  • Biyolojik izleme ve toksikoloji analizleri yürütmek,
  • İşyerlerinde kullanılan kimyasallar için referans testler geliştirmek,
  • Eğitim ve seminer programları düzenlemek.

İSGÜM laboratuvarları TS EN ISO/IEC 17025 standardına göre akreditedir ve ulusal ölçüm referans merkezi işlevi görür.


3.7. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi (UİSGK)

6331 m.21 uyarınca kurulmuştur.
Görevi, İSG politikalarının belirlenmesinde katılımcı ve istişari bir platform oluşturmaktır.

Yapısı:

  • Bakanlık temsilcisi (Başkan),
  • İşveren ve işçi konfederasyonları,
  • Meslek örgütleri (TTB, TMMOB),
  • Üniversiteler,
  • OSGB ve sendika temsilcileri.

Görevleri:

  • Ulusal İSG stratejisini onaylamak,
  • Faaliyet planlarını değerlendirmek,
  • Ulusal İSG kültürünü geliştirmek.

Konsey yılda en az iki kez toplanır ve kararları kamuoyuna açıklanır.


3.8. İşyeri Düzeyinde İSG Yapısı

a) İşveren

İş sağlığı ve güvenliği organizasyonunun baş sorumlusudur.
Kanunun 4. maddesi:

“İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.”

İşverenin görevleri:

  • Risk değerlendirmesi yaptırmak,
  • İSG profesyonellerini görevlendirmek,
  • Eğitim ve bilgilendirme sağlamak,
  • Kayıt ve raporlama yapmak,
  • Acil durum planlarını uygulamak.

b) İSG Profesyonelleri

  1. İş Güvenliği Uzmanı (İGU) – Teknik ve mühendislik boyutundan sorumlu,
  2. İşyeri Hekimi (İYH) – Sağlık gözetimi ve meslek hastalıklarından sorumlu,
  3. Diğer Sağlık Personeli (DSP) – İşyeri hekimine destek görevinde.

Bu profesyonellerin görevlendirilmesi İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (m.5–8) ve İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (m.6–11) hükümlerine dayanır.


3.9. OSGB ve Eğitim Kurumları

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB), birden fazla işyerine İSG hizmeti sunmak üzere yetkilendirilen özel kuruluşlardır.
6331 m.6/2:

“İşveren, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, Bakanlıkça yetkilendirilmiş OSGB’lerden hizmet alarak yerine getirebilir.”

OSGB’lerin görevleri:

  • İSG profesyonellerini görevlendirmek,
  • Periyodik muayeneleri organize etmek,
  • Risk değerlendirmesi desteği vermek,
  • Kayıt ve raporlama yapmak.

Eğitim kurumları ise İSG profesyonellerine yönelik sertifikasyon eğitimlerini düzenler.
Yetkilendirme işlemleri İSGGM tarafından yapılır.


3.10. Diğer Kurumlar ve Paydaşlar

a) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)

  • İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerini alır,
  • Tazminat ve istatistik işlemlerini yürütür.

b) Sağlık Bakanlığı

  • Meslek hastalıklarının tanısı için yetkilendirilmiş hastaneleri yönetir,
  • Zehir danışma ve epidemiyolojik izleme görevini yürütür.

c) Üniversiteler ve Araştırma Merkezleri

  • İSG alanında bilimsel araştırma ve lisansüstü eğitim programları yürütür.

d) Meslek Odaları (TMMOB, TTB)

  • Meslek içi eğitim ve etik denetim görevlerini üstlenir,
  • Mevzuat hazırlık süreçlerinde danışmanlık yapar.

3.11. Kurumsal Koordinasyon ve Ulusal Stratejiler

İSG sisteminin stratejik yönü Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile belirlenir.
İlk strateji planı 2014–2018 döneminde yürürlüğe girmiş, ardından 2021–2025 dönemi planı hazırlanmıştır.

Bu planlar:

  • İSG kültürünün yaygınlaştırılması,
  • KOBİ’lerde İSG kapasitesinin artırılması,
  • İş kazası veri analizlerinin iyileştirilmesi,
  • İSG eğitimlerinin standardizasyonu
    gibi hedefleri içerir.

3.12. Denetim, İzleme ve Yaptırımlar

Türkiye’de İSG’nin uygulanması idari denetim, teknik izleme ve cezai yaptırımlar yoluyla sağlanır.

  • Denetim: İş Teftiş Kurulu tarafından yapılır.
  • Teknik İzleme: İSGÜM ve yetkili laboratuvarlar tarafından gerçekleştirilir.
  • Yaptırımlar: 6331 m.26’ya göre idari para cezası veya iş durdurma kararı uygulanabilir.

3.13. Sonuç

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sistemi, merkezi planlama + yerel uygulama dengesine dayanan bütüncül bir modeldir.
ÇSGB’nin liderliğinde yürüyen bu yapı, uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmiştir.
Etkili bir sistemin devamlılığı; ölçüm, kayıt, denetim ve eğitim süreçlerinin sürekli güncellenmesine bağlıdır.

4. Bölüm: Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatının Yapısı ve Uygulama Alanları


4.1. Giriş

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) mevzuatı, hem anayasal temele hem de uluslararası sözleşmelere dayalı bir bütünlük içinde düzenlenmiştir.
Bu sistem, yasa, yönetmelik, tebliğ, yönerge ve rehber düzeyinde çok katmanlı bir norm yapısına sahiptir.
Amaç, her sektörün risklerine uygun önlem mekanizmalarını ayrıntılı biçimde belirlemektir.


4.2. Anayasal Dayanak

İSG’nin en üst düzey yasal dayanağı 1982 Anayasası’dır.

İlgili hükümler:

  • Madde 49: “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”
  • Madde 50: “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Dinlenmek çalışanların hakkıdır.”
  • Madde 56: “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlar.”
  • Madde 90/5: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir.”

Dolayısıyla İSG, anayasal güvence altındaki temel insan hakkı statüsündedir.


4.3. Kanunlar Düzeyi

a) 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (20.06.2012)

Temel çerçeve kanundur.
Kapsam: Kamu–özel tüm işyerleri (istisnalar m.2/2).
Yükümlülükler:

  • Risk değerlendirmesi (m.10)
  • Eğitim ve bilgilendirme (m.16–17)
  • Sağlık gözetimi (m.15)
  • Denetim (m.24)
  • İdari yaptırımlar (m.26)

b) 4857 Sayılı İş Kanunu (2003)

İSG’nin iş hukuku boyutunu düzenler.
İş kazası tanımı, işçinin korunması, işverenin yükümlülüğü, tazminat hükümleri bu Kanun’dadır.

c) 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

İş kazası ve meslek hastalığı sigorta hükümlerini düzenler.
Madde 13–14: İş kazası ve meslek hastalığı bildirim süreleri, tazmin esasları.

d) 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1930)

İşyeri hijyeni, çalışma ortamı sağlığı ve bulaşıcı hastalıklara karşı koruma tedbirlerini içerir.

e) 2872 Sayılı Çevre Kanunu

Kimyasal, atık ve çevresel risklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini düzenler.


4.4. Yönetmelikler Düzeyi

6331 sayılı Kanun’a dayanılarak çıkarılan yönetmelikler, uygulamanın detaylarını belirler.
Bu yönetmelikler, İSG sisteminin “uygulama araçları” niteliğindedir.

Başlıca yönetmelik grupları:

1. Genel Yönetmelikler

  • İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (2012)
  • İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği (2013)
  • Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (2013)
  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği (2013)
  • Çalışanların Kişisel Koruyucu Donanımlarının Kullanımı Hakkında Yönetmelik (2013)

2. Sağlık Gözetimi ve İşyeri Hizmetleri

  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Yönetmeliği (2015)
  • İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Yönetmeliği (2015)
  • İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Laboratuvarları Yönetmeliği (2013)
  • İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik (2013)

3. Kimyasal ve Fiziksel Etkenler

  • Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği (2013)
  • Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği (2013)
  • Gürültü Yönetmeliği, Titreşim Yönetmeliği, Aydınlatma ve Termal Konfor Yönetmelikleri.

4. Sektörel Yönetmelikler

  • Maden İşyerlerinde İSG Yönetmeliği (2014)
  • Yapı İşlerinde İSG Yönetmeliği (2014)
  • Tarımsal ve Ormancılık İşlerinde İSG Yönetmeliği (2014)
  • Sağlık Hizmetlerinde İSG Yönetmeliği (2015)

5. Ölçüm ve Maruziyet

  • Çalışanların Maruziyet Sınır Değerleri Tebliği
  • Tozla Mücadele Yönetmeliği

Bu yönetmelikler, AB müktesebatına uygun biçimde hazırlanmıştır.


4.5. Tüzükler ve Tebliğler

Tüzük kavramı 2017 Anayasa değişikliği ile yürürlükten kalkmışsa da, bazı eski tüzükler geçici olarak uygulanmaya devam etmektedir.

Örnek:

  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü (1973) – tarihsel öneme sahiptir; birçok modern yönetmeliğe kaynaklık etmiştir.

Tebliğler ise yönetmeliklerin uygulama detaylarını belirler.
Örnek:

  • Maruziyet Sınır Değerleri Tebliği (2013)
  • İSG Hizmetleri Genelgesi (2015)

4.6. Yönergeler, Rehberler ve Standartlar

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İSGÜM tarafından yayımlanan rehberler, mevzuatın açıklayıcı belgeleridir.

Örnekler:

  • Risk Değerlendirmesi Rehberi,
  • İş Ekipmanları Kontrol Rehberi,
  • Kimyasal Güvenlik Bilgi Formu Hazırlama Rehberi,
  • OSGB Denetim Rehberi.

Ayrıca TSE tarafından hazırlanan ISO/TS standartları, İSG uygulamalarına teknik kılavuzluk sağlar (örneğin ISO 45001).


4.7. Mevzuatın Uygulama Alanları

a) Kamu ve Özel Sektör

6331 sayılı Kanun, kamu kurumlarını da kapsar.
Ancak özel sektör işyerlerinde uygulama sıklığı daha yoğundur.

b) İş Kolu ve Tehlike Sınıfı Bazlı Uygulama

İşyerleri, Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre üç kategoriye ayrılır:

  1. Az tehlikeli
  2. Tehlikeli
  3. Çok tehlikeli

Bu sınıflama, işverenin alacağı önlemleri, görevlendireceği uzman sınıfını ve eğitim sürelerini belirler.

c) İşletme Ölçeğine Göre Uygulama

Küçük işletmeler için (özellikle 10’dan az çalışanı olan az tehlikeli işyerleri) bazı yükümlülüklerde kademeli geçiş ve kolaylaştırılmış süreçler uygulanır.


4.8. Mevzuatın Denetimi ve Yaptırımlar

Denetim mekanizması, idari ve cezai olmak üzere iki yönlüdür.

  • İdari Denetim: İş Teftiş Kurulu tarafından yapılır.
  • Cezai Sorumluluk: 6331 m.26’da düzenlenmiş olup, ihlalin niteliğine göre idari para cezası veya işin durdurulması kararı uygulanır.
  • Adli Sorumluluk: Türk Ceza Kanunu’nun 85–89. maddeleri kapsamında, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan ihlaller için cezai sorumluluk doğar.

4.9. AB ve ILO Mevzuat Uyum Süreci

Türkiye, 2003’ten itibaren AB’nin 89/391/EEC Çerçeve Direktifi ve ona bağlı sektörel direktiflerle uyumlu hale gelmiştir.
Bu kapsamda 2006–2025 yılları arasında çıkarılan tüm yönetmelikler, AB standardizasyonuna dayanır.

ILO 155, 161 ve 187 sayılı sözleşmeler de iç hukuka dahil edilmiştir.
Böylece Türkiye, hem Avrupa hem uluslararası düzeyde normatif eşdeğerliğe ulaşmıştır.


4.10. Mevzuatın Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlar

Uygulamada en sık karşılaşılan yapısal sorunlar şunlardır:

  • KOBİ’lerde kaynak yetersizliği ve İSG farkındalığının düşük olması,
  • OSGB hizmetlerinde kalite farklılıkları,
  • Denetimlerin personel kapasitesiyle sınırlı olması,
  • Bazı yönetmeliklerin güncel AB direktifleriyle tam uyumlu olmaması,
  • İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinin eksik yapılması.

Bu sorunlar, 2021–2025 Ulusal İSG Strateji Planı’nda öncelikli gelişim alanları olarak tanımlanmıştır.


4.11. Sonuç

Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, uluslararası normlara tam uyumlu, çok katmanlı bir yapıya sahiptir.
Anayasal düzeyden uygulama tebliğlerine kadar uzanan bu sistem, hem koruyucu hem önleyici tedbirleri içeren bütüncül bir güvenlik kültürü oluşturmayı hedefler.
Etkinlik ise mevzuatın varlığı kadar, uygulama kalitesi ve denetim sürekliliğine bağlıdır.

5. Bölüm: Türkiye’de İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının Analizi – İstatistiksel ve Sektörel Değerlendirme


5.1. Giriş

İş kazaları ve meslek hastalıkları, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin etkinliğini ölçen en somut göstergelerdir.
Bu göstergeler, hem mevzuatın uygulanma düzeyini hem de iş kültürünün olgunluğunu yansıtır.
Türkiye’de bu veriler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), İSGÜM ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından derlenir.


5.2. Tanımlar (6331 sayılı Kanun ve SGK Mevzuatı)

a) İş Kazası

5510 sayılı Kanun m.13:

“Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle veya görevi gereği işyeri dışında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olay.”

İş kazası; işin yürütümüyle nedensellik bağı bulunan, anlık ve beklenmedik olaylardır.

b) Meslek Hastalığı

5510 sayılı Kanun m.14:

“Sigortalının, çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları nedeniyle uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal arıza hâli.”

Meslek hastalıkları, genellikle uzun süreli maruziyet sonucu ortaya çıkar.
Tanı, yetkili hastaneler ve Meslek Hastalıkları Tanı Kurulları tarafından konur.


5.3. Türkiye’de İş Kazalarının Genel Seyri

a) SGK Verilerine Göre Genel Durum

Son yıllarda SGK kayıtlarına göre iş kazası sayılarında artış gözlemlenmektedir; bu artışın önemli nedeni, kayıt altına alma oranının yükselmesidir.

Genel eğilimler:

  • En fazla kaza inşaat, imalat, madencilik sektörlerinde,
  • En fazla ölümcül kaza inşaat ve madencilikte,
  • En sık yaralanma türü düşme, ezilme, elektrik çarpması kaynaklıdır.

b) İş Kazalarının Temel Nedenleri

İSGÜM ve İş Teftiş Kurulu raporlarına göre:

  1. Kişisel koruyucu donanım kullanılmaması,
  2. Eğitim eksikliği,
  3. Denetim ve gözetim yetersizliği,
  4. Makine koruyucu sistemlerinin devre dışı bırakılması,
  5. Plansız iş organizasyonu.

6331 sayılı Kanun’un 4. maddesinde tanımlanan işverenin önleme yükümlülüğü, bu nedenlerin tamamını kapsar.


5.4. Meslek Hastalıkları ve Epidemiyolojik Görünüm

a) Yaygın Hastalık Türleri

Türkiye’de bildirimi yapılan meslek hastalıkları genellikle şu kategorilerdedir:

  • Toz maruziyetine bağlı pnömokonyoz,
  • Gürültüye bağlı işitme kaybı,
  • Kimyasal maruziyete bağlı zehirlenmeler,
  • Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları,
  • Psikososyal risk kaynaklı stres bozuklukları.

b) Bildirim Sorunu

SGK ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre, meslek hastalıklarının büyük kısmı bildirilmiyor.
Tahmini gerçek vaka sayısının resmî rakamların 5–10 katı olduğu değerlendirilmektedir.
Bu durum, tanı sisteminin sınırlı işlevselliği ve farkındalık eksikliğinden kaynaklanmaktadır.


5.5. Sektörel Dağılım

Sektör

Kaza Sıklığı

Ölüm Oranı

Belirgin Riskler

İnşaat

Çok yüksek

Yüksek

Yüksekten düşme, elektrik, devrilme

Madencilik

Çok yüksek

Çok yüksek

Göçük, patlama, metan, toz

İmalat

Yüksek

Orta

Makine kazaları, gürültü, kimyasallar

Tarım ve Ormancılık

Orta

Yüksek

Traktör devrilmesi, pestisit, biyolojik risk

Hizmet Sektörü

Düşük

Düşük

Kas-iskelet sistemi sorunları, stres

Sağlık Hizmetleri

Orta

Düşük

Enfeksiyon riski, kesici-delici yaralanma


5.6. İş Kazası ve Meslek Hastalığı İstatistiklerinde Eğilim

a) Kaza Sıklık Oranı (Frequency Rate)

Kaza sayısının, çalışılan toplam saat sayısına oranıdır.
Türkiye’de bu oran son yıllarda düşüş eğilimi göstermektedir, ancak OECD ortalamasının üzerindedir.

b) Ölümcül Kaza Oranı (Fatality Rate)

Türkiye, ölümcül iş kazası oranında Avrupa’da uzun süre ilk sıralarda yer almıştır.
Son yıllarda 6331 sayılı Kanun’un getirdiği zorunlu risk yönetimi uygulamaları sayesinde oran düşmüştür.

c) Meslek Hastalığı İnsidansı

Resmî verilere göre yılda yaklaşık 500–600 meslek hastalığı bildirimi yapılmaktadır; oysa Avrupa ortalamasına göre Türkiye’de bu sayının en az 20.000 civarında olması beklenmektedir.


5.7. İSGÜM ve Sağlık Bakanlığı Verilerinin Önemi

İSGÜM laboratuvar analizleri, iş hijyeni ölçümleri ve biyolojik maruziyet testleri ile meslek hastalıklarının tanısında referans veriler sağlar.
Sağlık Bakanlığı Meslek Hastalıkları Hastaneleri (Ankara, Zonguldak, İstanbul) tanı ve bildirim sürecinin merkezidir.

Bunun yanında, Ulusal Meslek Hastalıkları Veri Tabanı (UMHVT) çalışmalarıyla bildirimin dijitalleştirilmesi hedeflenmiştir.


5.8. Uluslararası Karşılaştırma

Ülke

Kaza Sıklık Oranı

Ölümcül Kaza Oranı (milyonda)

Meslek Hastalığı Bildirim Oranı

Almanya

Düşük

2–3

Yüksek

Norveç

Düşük

1

Yüksek

Türkiye

Orta

10+

Düşük

İtalya

Orta

5

Orta

Japonya

Düşük

2

Orta

Bu tablo, Türkiye’nin hâlen gelişmekte olan ülkeler düzeyinde yer aldığını; ancak sistematik önleme uygulamaları sayesinde iyileşme eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır.


5.9. Analitik Değerlendirme

İSG sisteminde iş kazası ve meslek hastalığı oranlarını etkileyen başlıca faktörler:

  1. Yasal uyum ve denetim etkinliği,
  2. Eğitim ve farkındalık düzeyi,
  3. Teknolojik modernizasyon seviyesi,
  4. İşyeri kültürü ve liderlik,
  5. Bildirim sistemlerinin güvenilirliği.

İSG’nin “önleme kültürü”ne dayalı sürdürülebilir hale gelebilmesi, bu faktörlerin birlikte geliştirilmesine bağlıdır.


5.10. Sonuç

Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıkları hâlen önemli bir halk sağlığı sorunu olmakla birlikte, 6331 sayılı Kanun sonrası dönemde önleme ve raporlama kapasitesinde belirgin ilerleme sağlanmıştır.
Ancak sürdürülebilir bir iyileşme için:

  • KOBİ’lerde İSG sistemlerinin güçlendirilmesi,
  • Meslek hastalığı tanı süreçlerinin sadeleştirilmesi,
  • İSG verilerinin şeffaf paylaşımı
    gibi adımların atılması gerekmektedir.

6. Bölüm: Dünya’da İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları – Karşılaştırmalı Sistem Analizi


6.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısına göre farklı örgütlenme biçimlerine sahiptir.
Dünya genelinde dört temel model öne çıkar:

  1. Avrupa Birliği (önleme temelli model),
  2. ABD (yasal yaptırım temelli model),
  3. Japonya (katılım ve kültür temelli model),
  4. Gelişmekte olan ülkeler (geçiş modeli).

Bu bölümde her model, kurumsal yapı, denetim sistemi ve kültürel yaklaşım açısından ele alınacaktır.


6.2. Avrupa Birliği Ülkelerinde İSG Sistemi

a) Temel İlkeler

Avrupa Birliği (AB) İSG sisteminin temelini 89/391/EEC Çerçeve Direktifi oluşturur.
Bu direktif, tüm üye devletlerde “önleme, bilgilendirme, eğitim ve katılım” esasına dayalı bir güvenlik kültürünü zorunlu kılar.

b) Kurumsal Yapı

  • Ulusal İSG Kurumları: Her ülkenin kendi İSG enstitüsü (örneğin Almanya’da BAuA, Fransa’da INRS).
  • Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA): Bilbao merkezli, politika koordinasyon organı.
  • Çalışan Temsili: İşyerlerinde işçi temsilciliği ve İSG kurulları zorunludur.

c) Uygulama Örnekleri

  • Almanya: “Gefährdungsbeurteilung” (risk değerlendirmesi) yasayla zorunludur; devlet denetimi sıkıdır.
  • Fransa: İş hekimliği sistemi güçlüdür, her işyerinde işyeri hekimi bulunur.
  • İsveç: Sendika temsili İSG politikalarının temel unsurudur.

Sonuç: AB sistemi, önleyici ve katılımcı bir kültür üzerine inşa edilmiştir.


6.3. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)

a) Hukuki Çerçeve

ABD’de iş sağlığı ve güvenliği, Occupational Safety and Health Act (OSHA, 1970) ile federal düzeyde düzenlenmiştir.

OSHA’nın Amacı:

“Her çalışanın güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışmasını sağlamak, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek.”

b) Kurumsal Yapı

  • OSHA (Occupational Safety and Health Administration): Federal denetim ve yaptırım otoritesi.
  • NIOSH (National Institute for Occupational Safety and Health): Bilimsel araştırma ve eğitim kurumu.

c) Denetim ve Yaptırım

ABD modelinin ayırt edici özelliği yüksek para cezaları ve bağımsız denetim gücüdür.
OSHA müfettişleri habersiz denetim yapabilir; ihlaller doğrudan cezalandırılır.

d) Politika Yaklaşımı

ABD sistemi, reaktif (olay sonrası müdahale) modelden proaktif (önleyici) modele geçmeye çalışmaktadır.
Ancak hâlâ en güçlü yönü, yasal yaptırım ve cezaların caydırıcılığıdır.


6.4. Japonya

a) Kültürel Temel

Japonya, iş güvenliği kültürünü “Kaizen (sürekli iyileştirme)” felsefesiyle bütünleştirmiştir.
İSG uygulamaları, üretim kalitesiyle doğrudan ilişkilidir.

b) Yasal Çerçeve

  • Industrial Safety and Health Act (1972)
  • Labour Standards Act (1947)

Bu yasalar, her işyerine İSG kurulunu ve düzenli eğitimleri zorunlu kılar.

c) Kurumsal Yapı

  • Ministry of Health, Labour and Welfare (MHLW): İSG politikasından sorumlu ana kurum.
  • Japan Industrial Safety and Health Association (JISHA): Eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmetleri verir.

d) Uygulama Özellikleri

  • İş kazaları az, disiplin yüksek,
  • Çalışan katılımı güçlü,
  • İSG, kalite yönetiminin (ISO 9001) bir parçası olarak görülür.

Sonuç: Japon modeli, güvenlik kültürünü üretim etiğine dönüştüren bir örnektir.


6.5. Kanada

Kanada, federal yapı nedeniyle bölgesel farklılıklara sahip karma bir sistem uygular.
Ancak genel prensip: **“İşverenin gözetim yükümlülüğü”**dür.

a) Kurumlar

  • Canadian Centre for Occupational Health and Safety (CCOHS): Ulusal koordinasyon merkezi.
  • Provincial Ministries of Labour: Eyalet düzeyinde uygulama ve denetim.

b) Özellik

İşyerlerinde “Joint Health and Safety Committee (JHSC)” zorunludur; işçi ve işveren temsilcilerinin ortak karar mekanizmasıdır.

Kanada, çalışan katılımını en kurumsal biçimde uygulayan ülkelerden biridir.


6.6. Gelişmekte Olan Ülkelerde İSG Yapısı

a) Genel Durum

Birçok gelişmekte olan ülkede (örneğin Hindistan, Bangladeş, Brezilya, Endonezya) mevzuat vardır, ancak uygulama yetersizdir.
Sorunlar:

  • Kayıt dışı istihdam,
  • Eğitim ve denetim eksikliği,
  • Finansal kaynak yetersizliği,
  • Kültürel direnç.

b) Bangladeş Örneği – Rana Plaza Felaketi (2013)

Yapısal denetimsizlik nedeniyle 1100’den fazla işçinin ölümüyle sonuçlanan bu olay, küresel tedarik zincirinde etik üretim tartışmasını başlatmıştır.

c) Brezilya Modeli

Brezilya, Latin Amerika’da İSG konusunda en gelişmiş mevzuata sahiptir.
Normas Regulamentadoras (NR) başlıklı 30’dan fazla ulusal düzenleme ile sektörel önlemler belirlenmiştir.


6.7. Uluslararası Karşılaştırmalı Analiz

Ülke / Bölge

Temel Yaklaşım

Kurumsal Yapı

Güçlü Yön

Zayıf Yön

AB Ülkeleri

Önleme ve katılım

Devlet + Sosyal taraflar

Kültür ve denetim dengesi

Bürokratik yoğunluk

ABD

Yasal yaptırım

OSHA – NIOSH

Caydırıcılık

Katılım zayıf

Japonya

Kültürel katılım

JISHA – MHLW

Sürekli iyileştirme

Yaşlanan iş gücü

Kanada

Ortak yönetim

JHSC – CCOHS

İşçi katılımı

Eyalet farkları

Gelişmekte Olan Ülkeler

Yasal çerçeve zayıf

Değişken

Düşük maliyetli iş gücü

Denetim eksikliği


6.8. Küresel Eğilimler

Son 10 yılda dünya genelinde İSG politikaları şu alanlarda yoğunlaşmaktadır:

  1. Psikososyal risklerin yönetimi (stres, mobbing, tükenmişlik),
  2. Dijital dönüşümün riskleri (otomasyon, yapay zeka, ekran maruziyeti),
  3. İklim değişikliği ve yeşil iş güvenliği,
  4. Yaşlanan nüfus ve ergonomi,
  5. Uzaktan çalışma güvenliği.

Bu konular, klasik İSG yaklaşımının “teknik riskten” “insan merkezli risk yönetimi”ne evrildiğini gösterir.

6.9. Sonuç

Dünya genelinde İSG sistemleri farklı yasal ve kültürel zeminlerde gelişmiş olsa da, ortak hedef sıfır kaza ve sürdürülebilir iş sağlığı kültürüdür.
Türkiye, AB modelini esas alan bir sistem kurarak, önleme temelli ve katılımcı yaklaşıma yönelmiştir.
Gelecekte, yapay zekâ destekli risk izleme sistemleri ve psikososyal sağlık politikaları, küresel standart haline gelecektir.

7. Bölüm: Türkiye’nin Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemine Entegrasyonu ve Stratejik Hedefleri


7.1. Giriş

Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanında küresel normlara uyum sürecini özellikle 2000’li yıllardan itibaren hızlandırmıştır.
Bu süreçte hem Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) hem Avrupa Birliği (AB) hem de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile kurumsal işbirliği mekanizmaları oluşturulmuştur.
Amaç, ulusal İSG politikasını uluslararası standartlarla uyumlu, sürdürülebilir ve önleyici bir sistem haline getirmektir.


7.2. Uluslararası Hukuki Çerçeve

a) ILO Sözleşmeleri

Türkiye, ILO’nun iş sağlığı ve güvenliği alanındaki en temel sözleşmelerini onaylamıştır:

Sözleşme No

Adı

Onay Yılı

81

İş Teftişi Sözleşmesi

1951

115

Radyasyon Güvenliği

1968

155

İş Sağlığı ve Güvenliği

2004

161

İşyeri Sağlık Hizmetleri

2006

187

İSG Teşvik Çerçeve Sözleşmesi

2014

Bu sözleşmeler, Anayasa m.90/5 gereği iç hukukun bir parçasıdır.
ILO 155 ve 187 sayılı sözleşmeler, Türkiye’de 6331 sayılı Kanun’un hazırlanmasında doğrudan model alınmıştır.

b) WHO İş Sağlığı İlkeleri

WHO’nun 2007 tarihli “Global Plan of Action on Workers’ Health 2008–2017” belgesi Türkiye tarafından da benimsenmiştir.
Bu belge, sağlık sistemlerinin işyeri sağlığına entegre edilmesini ve önleyici tıbbın güçlendirilmesini öngörür.

c) AB Mevzuatı

Türkiye, AB ile müzakerelerde Sosyal Politika ve İstihdam Faslı (19. Fasıl) kapsamında İSG mevzuatını uyumlaştırmaktadır.
Bu süreçte:

  • 89/391/EEC Çerçeve Direktifi,
  • 92/57/EEC Yapı İşleri Direktifi,
  • 2003/10/EC Gürültü Direktifi
    gibi düzenlemeler esas alınmıştır.

7.3. Avrupa Birliği Uyum Süreci

a) AB Mevzuatına Uyum Programı

2003 yılında “İş Sağlığı ve Güvenliği AB Uyum Programı” başlatılmış, 2010 sonrasında 6331 sayılı Kanun bu programın çıktısı olarak yasalaşmıştır.

b) Finansal ve Teknik İşbirliği

AB tarafından desteklenen bazı önemli projeler:

  • İSGİP (2010–2014): İş Sağlığı ve Güvenliği İyileştirme Projesi,
  • İSGÜP (2019–2023): İSG Hizmetlerinin Geliştirilmesi Projesi,
  • Rehberlik ve Denetim Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi.

Bu projeler aracılığıyla OSGB’lerin ve İSG profesyonellerinin eğitim standartları AB düzeyine yaklaştırılmıştır.

c) Sonuç

AB süreci, Türkiye’de önleyici yaklaşımın kurumsallaşmasını sağlamış, İSG’nin yalnızca “hukuki zorunluluk” değil “yönetim kültürü” haline gelmesine katkı vermiştir.


7.4. Ulusal Strateji Belgeleri ve Eylem Planları

a) 2014–2018 Ulusal İSG Strateji Belgesi

İlk stratejik plan, “önleme kültürünü geliştirme” hedefiyle hazırlanmıştır.
Temel öncelikler:

  1. İş kazalarının azaltılması,
  2. KOBİ’lerde İSG kapasitesinin artırılması,
  3. Eğitim ve farkındalık sisteminin güçlendirilmesi.

b) 2021–2025 Ulusal İSG Strateji Belgesi

İkinci plan, “sıfır kaza vizyonu” anlayışıyla hazırlanmıştır.
Beş ana eksen üzerine kuruludur:

  1. Mevzuatın etkin uygulanması,
  2. Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi,
  3. Dijital dönüşüm ve veri temelli denetim,
  4. Çalışan sağlığına yönelik önleyici hizmetlerin yaygınlaştırılması,
  5. Toplum genelinde İSG kültürünün geliştirilmesi.

Bu strateji, ILO 187 sayılı Sözleşme’nin “sürekli iyileştirme” ilkesine dayalıdır.


7.5. Kurumsal Koordinasyon ve Uluslararası Temsil

a) Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi

6331 sayılı Kanun m.21’e göre oluşturulmuştur.
Görevi, ulusal politikaların belirlenmesi ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon sağlamaktır.
ILO, WHO, AB, TSE ve TÜİK gibi kurumlarla bilgi paylaşımı yürütür.

b) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı – Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü

Uluslararası toplantılarda Türkiye’yi temsil eder; ILO Genel Konferansları ve AB Sosyal Diyalog Toplantılarına katılımı koordine eder.

c) İSGÜM’ün Uluslararası Akreditasyonu

İSGÜM laboratuvarları, ISO/IEC 17025 standardına göre akredite edilmiş olup, OECD ve EUROLAB ile karşılıklı tanıma protokollerine sahiptir.


7.6. Uluslararası Projeler ve Ortak Programlar

Program

Dönem

Amaç

EU-OSHA Bilgi Ağı

Sürekli

Türkiye’nin AB bilgi sistemine entegrasyonu

ILO SafeWork Türkiye

2015–

Güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması

WHO İş Sağlığı Programı

2010–

Ulusal iş sağlığı veritabanı kurulması

İSGÜP (EU IPA Fonu)

2019–2023

İSG hizmet kalitesinin artırılması

Bu projeler, hem teknik donanımın güçlendirilmesini hem de insan kaynağı kapasitesinin artırılmasını sağlamaktadır.


7.7. Türkiye’nin Uluslararası Göstergelerdeki Konumu

a) ILO Küresel Verileri

ILO 2023 raporuna göre Türkiye, ölümcül iş kazaları oranında OECD ortalamasının üzerinde, ancak son 10 yılda düşüş eğiliminde bir konumda yer almaktadır.

b) AB Aday Ülkelerle Karşılaştırma

Türkiye, İSG mevzuat uyumu açısından Balkan ülkelerinden ileridedir; ancak uygulama performansı açısından hâlen gelişim sürecindedir.
Özellikle “bildirim oranı” ve “önleme kültürü” göstergelerinde ilerleme hedeflenmektedir.

c) ISO 45001 Belgelendirme Oranı

TSE verilerine göre Türkiye, Avrupa’da ISO 45001 belgelendirmesinde ilk 10 ülke arasındadır; bu durum işletmelerin yönetim sistemi bilincinin geliştiğini göstermektedir.


7.8. Dijitalleşme ve Geleceğe Yönelik Hedefler

a) Dijital İSG Yönetimi

Bakanlık tarafından geliştirilen İSG-KATİP sistemi, tüm profesyonel görevlendirmeleri ve hizmet takibini dijital ortamda yürütmektedir.
Yeni dönemde yapay zekâ destekli risk haritalama projeleri planlanmaktadır.

b) İSG Veri Yönetim Platformu

2024 sonrası hedef, Ulusal İSG Veri Tabanı (UİSGB) üzerinden tüm kaza, maruziyet ve ölçüm verilerinin merkezi analizini sağlamaktır.

c) Stratejik Öncelikler

  1. İş kazalarının %30 azaltılması,
  2. Meslek hastalığı tanı merkezlerinin artırılması,
  3. Eğitimlerin dijital ortamda standartlaştırılması,
  4. İSG kültürünün ilk ve ortaöğretim düzeyine entegre edilmesi.

7.9. Türkiye’nin Küresel Rolü

Türkiye, bölgesel düzeyde İSG konusunda model ülke konumuna gelmiştir.

  • Orta Asya ve Balkan ülkelerine teknik danışmanlık desteği sağlar,
  • ILO’nun “Vision Zero Fund” programına aktif katılım sağlar,
  • Güvenli ve Sağlıklı İşyerleri İçin Ulusal Girişim” kapsamında iyi uygulama örneklerini paylaşır.

7.10. Sonuç

Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanında uluslararası sistemle tam entegrasyon aşamasına gelmiştir.
6331 sayılı Kanun’un AB ve ILO standartlarına uyumlu yapısı, ulusal stratejilerin sürdürülebilir biçimde yürütülmesini sağlamaktadır.
Bundan sonraki süreçte hedef, kültürel dönüşümün kalıcı hale getirilmesi ve sıfır kaza vizyonunun toplumsal bilince yerleşmesidir.

8. Bölüm: İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü ve Türkiye’de Davranışsal Yaklaşım Modelleri


8.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) kültürü, mevzuat ve teknik önlemlerden daha derin bir kavramdır.
Bir ülkenin veya işletmenin İSG kültürü, insan davranışlarının, değerlerinin ve inançlarının güvenlik ilkeleriyle bütünleşme düzeyini gösterir.
Kültür; yasal zorunluluktan gönüllü farkındalığa, reaktif yaklaşımdan proaktif önleme sistemine geçişin temel aracıdır.


8.2. İSG Kültürünün Tanımı

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) İSG kültürünü şöyle tanımlar:

“Güvenli ve sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulmasını destekleyen, hükümet, işveren ve çalışanlar tarafından paylaşılan değer, tutum, yeterlilik ve davranış kalıplarının toplamıdır.”

Bu tanıma göre İSG kültürü; yalnızca bilgi değil, davranış değişikliği sürecidir.
Davranışın değişmediği yerde güvenlik sistemi sürdürülebilir olamaz.


8.3. İSG Kültürünün Temel Bileşenleri

  1. Değerler: Kurumun “insan hayatı önce gelir” ilkesini benimsemesi.
  2. Tutum: Çalışanların güvenlik önlemlerine gönüllü uyumu.
  3. Davranış: Güvenli hareketin alışkanlık haline gelmesi.
  4. İletişim: Açık, cezalandırıcı olmayan bilgi paylaşımı.
  5. Liderlik: Yönetimin önleme kültürüne örnek olması.
  6. Katılım: Çalışanların kararlara aktif olarak dahil edilmesi.

Bu unsurlar birlikte “örgütsel güvenlik iklimi”ni oluşturur.


8.4. Güvenlik Kültürü ve Güvenlik İklimi Ayrımı

  • Güvenlik Kültürü: Kurumun uzun vadeli değerleri ve inanç sistemidir.
  • Güvenlik İklimi: Çalışanların mevcut güvenlik uygulamalarına dair kısa vadeli algısıdır.

Örneğin; bir fabrikanın yöneticileri İSG’yi önemsediğini söylüyorsa ama çalışanlar bunu davranışlarında hissetmiyorsa, orada kültür değil yalnızca “slogan” vardır.


8.5. Davranışsal Güvenlik Yaklaşımı (Behavior-Based Safety – BBS)

a) Kavram

Davranışsal güvenlik, çalışanların riskli davranışlarını gözlemleyerek ve geri bildirim vererek kazaları önlemeyi hedefleyen bilimsel bir yöntemdir.
Bu yaklaşım, 20. yüzyılın ortalarında Heinrich’in Domino Teorisi ve Bird’in Kayıp Kontrol Modeli temelinde gelişmiştir.

b) Uygulama Aşamaları

  1. Davranış Tanımlama: Tehlikeli ve güvenli davranışların açıkça belirlenmesi,
  2. Gözlem: Eğitimli gözlemcilerin çalışan davranışlarını izlemesi,
  3. Geri Bildirim: Güvenli davranışların olumlu pekiştirilmesi,
  4. Veri Analizi: Davranış eğilimlerinin izlenmesi,
  5. Sürekli İyileştirme: Elde edilen sonuçlara göre eğitim ve politika güncellemeleri.

c) Sonuç

Davranışsal güvenlik, “cezalandırma” değil “öğrenme” kültürünü yerleştirir.
ILO 187 sayılı Sözleşme’nin “teşvik edici yaklaşımlar” ilkesine tamamen uygundur.


8.6. Güvenlik Kültürünün Evrim Aşamaları

İSG literatürüne göre kurumlar güvenlik olgunluğu bakımından beş aşamada sınıflandırılır:

Aşama

Tanım

Yaklaşım

1. Patolojik

“Kazalar kaçınılmazdır.”

Umursamazlık

2. Reaktif

“Bir şey olunca önlem alırız.”

Olay sonrası müdahale

3. Hesap verebilir

“Kurallara uyalım.”

Denetim ve kayıt

4. Proaktif

“Kaza olmadan önleyelim.”

Risk yönetimi

5. Üretken

“Güvenlik bir yaşam tarzıdır.”

Katılımcı kültür

Türkiye’de 6331 sayılı Kanun sonrası işletmelerin büyük kısmı hesap verebilir aşamadan proaktif aşamaya geçiş sürecindedir.


8.7. Türkiye’de İSG Kültürünün Gelişim Süreci

a) Yasal Çerçeveden Kültürel Yaklaşıma Geçiş

2012 öncesinde İSG daha çok “denetim ve ceza” eksenliydi.
6331 sayılı Kanun sonrası, “önleme, katılım ve eğitim” temelli bir dönüşüm başlamıştır.

b) Ulusal Programlar

  • “Güvenli Davranış, Sağlıklı Yaşam” Kampanyası (2015)
  • “Sıfır Kaza Vizyonu” Programı (2021–2025)
  • AB Eşleştirme Projesi – İSGİP: Kültürel farkındalık eğitimleri.

c) Uygulama Alanları

KOBİ’lerde davranışsal güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması için rehberlik modelleri ve sektörel pilot projeler yürütülmektedir.


8.8. Güvenlik Liderliği

İSG kültürünün kalıcı hale gelmesi, yalnızca çalışanların değil, liderlerin tutumuna bağlıdır.
Etkili güvenlik liderliği:

  1. Görünür liderlik (örnek davranış),
  2. Sorumluluk paylaşımı,
  3. Açık iletişim,
  4. Olumlu geri bildirim,
  5. Sürekli öğrenme kültürü.

Yöneticiler yalnızca “emir veren” değil, “rehberlik eden” bir rol üstlendiğinde çalışan bağlılığı artar ve kazalar azalır.


8.9. Güvenlik Kültürünün Ölçülmesi

Türkiye’de bazı kamu ve özel kurumlar Güvenlik Kültürü İndeksi (GKİ) uygulamaktadır.
Bu sistem, anket ve gözlem yöntemleriyle kurumun kültürel olgunluk düzeyini belirler.

Değerlendirilen başlıklar:

  • Yönetim taahhüdü,
  • Çalışan katılımı,
  • İletişim kanalları,
  • Eğitim etkinliği,
  • Kural uyum oranı.

Elde edilen skorlar, yıllık iyileştirme planlarına yön verir.


8.10. Eğitim ve Farkındalık

6331 sayılı Kanun m.17 ve Çalışanların İSG Eğitimleri Yönetmeliği (2013), eğitimi kültür inşasının temel aracı olarak tanımlar.
Eğitim yalnızca bilgi aktarımı değil, tutum dönüştürme sürecidir.

Eğitim modelleri:

  • Yüz yüze uygulamalı eğitim,
  • E-öğrenme modülleri,
  • Sektörel simülasyonlar (örneğin inşaat kazası senaryoları).

Sürekli eğitim, davranışsal değişimi kalıcı hale getirir.


8.11. Türkiye’de Kültürel Engeller ve Dönüşüm Alanları

a) Engeller

  • “Bana bir şey olmaz” anlayışı,
  • Hız baskısı ve üretim önceliği,
  • Yönetim ilgisizliği,
  • Eğitimlerin formaliteye indirgenmesi.

b) Dönüşüm Alanları

  • İSG’nin kurumsal performans göstergesine dahil edilmesi,
  • Pozitif teşvik sistemlerinin geliştirilmesi,
  • KOBİ’lerde davranışsal eğitimlerin desteklenmesi,
  • Toplumsal farkındalığın erken yaşta kazandırılması.

8.12. Sonuç

İş sağlığı ve güvenliği kültürü, mevzuatın ruhunu yaşatan temel unsurdur.
Gerçek güvenlik, yalnızca cezalarla değil, değer temelli davranış değişikliğiyle mümkündür.
Türkiye, 6331 sayılı Kanun sonrasında bu kültürel dönüşüm yolunda önemli ilerlemeler kaydetmiştir; ancak nihai hedef, güvenli davranışın alışkanlığa, sonra refleks haline gelmesidir.

9. Bölüm: Geleceğin İş Sağlığı ve Güvenliği – Dijitalleşme, Yeni Riskler ve Sürdürülebilirlik Yaklaşımları


9.1. Giriş

  1. yüzyılın ikinci çeyreğinde iş sağlığı ve güvenliği disiplini, yalnızca fiziksel risklerle değil, dijitalleşme, iklim değişikliği ve demografik dönüşüm gibi yeni tehditlerle de karşı karşıyadır.
    Klasik tehlike tanımları — toz, gürültü, kimyasal — yerini artık veri yükü, ekran maruziyeti, yapay zeka hataları, psikososyal stres gibi modern risklere bırakmaktadır.

Bu bölüm, Türkiye ve dünyada geleceğin İSG paradigmalarını teknik, sosyal ve stratejik boyutlarıyla ele alır.


9.2. Dijitalleşme ve Endüstri 4.0’ın Etkisi

a) Tanım

Endüstri 4.0, üretim süreçlerinde siber-fiziksel sistemlerin, yapay zekânın ve nesnelerin internetinin (IoT) bütünleşmesini ifade eder.
Bu dönüşüm, hem yeni fırsatlar hem de karmaşık riskler yaratmaktadır.

b) Olası Risk Alanları

  1. Otonom sistem kazaları: Robot-insan etkileşiminden kaynaklanan çarpışmalar,
  2. Veri güvenliği ve zihinsel yük: Sürekli dijital izleme stres yaratır,
  3. Ergonomik sorunlar: Ekran karşısı uzun çalışma süreleri,
  4. İzolasyon ve iletişim eksikliği: Uzaktan çalışma ortamlarında sosyal bağ zayıflar.

c) Türkiye’de Durum

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2023–2025 stratejisinde “dijital iş güvenliği” kavramını resmi politika haline getirmiştir.
İSG-KATİP sistemine ek olarak “Dijital Risk İzleme Platformu” pilot uygulama aşamasındadır.


9.3. Uzaktan Çalışma ve Yeni Risk Türleri

a) Mevzuat Dayanağı

4857 sayılı İş Kanunu m.14 ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği (Resmî Gazete 10.03.2021), uzaktan çalışmada işverenin İSG sorumluluğunu korur.
Yönetmelik m.5’e göre işveren, çalışanı uzaktan çalışmanın riskleri konusunda bilgilendirmek ve uygun ekipmanı sağlamakla yükümlüdür.

b) Risk Alanları

  • Ergonomik uygunsuzluk (ev ortamında uzun süreli oturma),
  • Psikososyal stres (izolasyon, belirsizlik),
  • Bilgi güvenliği kaynaklı zihinsel yük,
  • Mesai sınırlarının belirsizleşmesi.

Bu nedenle uzaktan çalışmada “dijital ergonomi” kavramı gündeme gelmiştir.


9.4. Psikososyal Riskler ve Dijital Çağın Stresi

a) Kavram

Psikososyal riskler, çalışanın zihinsel ve duygusal sağlığını tehdit eden iş koşullarından doğar.
ILO, WHO ve AB Ajansı (EU-OSHA) 2020 sonrası raporlarında bu riski “yeni kuşak iş güvenliği tehdidi” olarak sınıflandırmıştır.

b) Türleri

  • Mobbing ve siber mobbing,
  • Aşırı iş yükü ve sürekli erişilebilirlik baskısı,
  • Performans izleme stresleri,
  • Tükenmişlik sendromu.

c) Türkiye’de Yaklaşım

6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi (işverenin önleme yükümlülüğü), psikososyal riskleri de kapsar.
Ayrıca 2021 tarihli “Psikososyal Risk Etmenleri Rehberi” ile işyeri psikososyal analizlerinin standartlaştırılması hedeflenmiştir.


9.5. Yapay Zekâ, Veri Analitiği ve İSG

a) Yapay Zekânın Kullanım Alanları

  • Kaza tahmin sistemleri: Önceki olay kayıtlarını analiz ederek riskli davranışları öngörme,
  • Giyilebilir sensörler: Çalışan vücut sıcaklığı, kalp atımı, titreşim maruziyeti ölçümü,
  • Görüntü işleme: Tehlikeli alanlara izinsiz girişin otomatik tespiti,
  • Makine öğrenmesiyle risk haritalama: Saha bazlı maruziyet analizi.

b) Türkiye’de Pilot Projeler

İSGÜM ve TÜBİTAK işbirliğiyle yürütülen “Akıllı İş Güvenliği Sistemleri” projesi, sensör tabanlı veri analiziyle erken uyarı algoritmaları geliştirmektedir.

c) Etik ve Hukuki Boyut

Yapay zekâ destekli denetimlerde veri mahremiyeti ve çalışan gözetimi sınırları hukuki tartışma konusudur.
Bu alanda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) esas alınır.


9.6. İklim Değişikliği ve Yeşil İSG

a) Kavram

İklim değişikliği, yeni türde iş sağlığı riskleri doğurmaktadır:

  • Artan sıcaklık ve nem,
  • Yeni biyolojik vektörlerin yayılımı,
  • Aşırı hava olayları (sel, fırtına) nedeniyle afet temelli riskler.

b) Yeşil İSG Yaklaşımı

ILO’nun “Green Jobs Programme (Yeşil İşler Programı)” kapsamında İSG, çevresel sürdürülebilirlikle ilişkilendirilmiştir.
Amaç, düşük karbonlu üretim süreçlerinde çalışan güvenliğini koruyarak çevreyi gözetmektir.

c) Türkiye’de Uygulama

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ÇSGB’nin ortak “Yeşil Dönüşüm ve İSG Projesi (2024–2028)” çerçevesinde:

  • Yenilenebilir enerji işlerinde güvenlik standartları,
  • Geri dönüşüm sektöründe kimyasal maruziyet kontrolü,
  • Tarımda sıcak stresine karşı koruyucu stratejiler geliştirilmektedir.

9.7. Demografik Değişim ve Yaşlanan İş Gücü

a) Sorun Tanımı

Türkiye dahil birçok ülkede ortalama yaş artmaktadır.
Yaşlı çalışanlarda kas-iskelet sistemi sorunları, görme-işitme kayıpları ve reaksiyon süresi azalması iş kazası riskini artırır.

b) Politika Yaklaşımı

WHO ve ILO, yaşlı çalışanlara yönelik “Sağlıklı Yaşlanma Programı”nı desteklemektedir.
Türkiye’de “Aktif Yaşlanma Strateji Belgesi (2022–2030)” kapsamında işyerlerinde ergonomik adaptasyon ve görev rotasyonu uygulamaları öngörülmektedir.


9.8. Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sorumluluk

a) Kurumsal Sürdürülebilirlik Yaklaşımı

İSG artık sadece bir yasal zorunluluk değil, kurumsal sürdürülebilirliğin ayrılmaz unsurudur.
ISO 45001:2018 standardı, “İSG performansını stratejik karar süreçlerine entegre etme” yükümlülüğünü getirmiştir.

b) ESG (Environmental, Social, Governance) Göstergeleri

Küresel yatırımcılar artık şirketlerin ESG skorlarını değerlendirirken İSG performansını temel kriter olarak dikkate almaktadır.
Bu nedenle iş güvenliği, ekonomik rekabet gücü haline gelmiştir.

c) Türkiye’de Uygulama

Borsa İstanbul’un Sürdürülebilirlik Endeksi kriterleri arasında “İSG yönetim sistemi” başlığı yer almaktadır.
Büyük işletmeler, yıllık faaliyet raporlarında İSG performans verilerini kamuoyuyla paylaşmak zorundadır.


9.9. Geleceğin İSG Profesyonelleri

a) Yeni Yetkinlik Alanları

Geleceğin iş güvenliği uzmanları, yalnızca mevzuatı değil;

  • Veri analitiği,
  • Sistem entegrasyonu,
  • Davranış bilimi,
  • İklim ve sürdürülebilirlik yönetimi
    konularında da uzmanlaşmak zorundadır.

b) Dijital Yetkinlikler

İSG profesyonelleri artık sensör teknolojilerini, dijital raporlama sistemlerini ve yapay zekâ tabanlı denetim araçlarını etkin kullanmalıdır.

c) Çok Disiplinli Yaklaşım

İSG gelecekte mühendislik, tıp, psikoloji ve veri biliminin kesişiminde ilerleyecektir.
Bu, klasik “teknik güvenlik uzmanlığı” anlayışını entegratif profesyonellik modeline dönüştürecektir.


9.10. Sonuç – 21. Yüzyılın İSG Paradigması

Geleceğin iş sağlığı ve güvenliği, üç temel eksende şekillenmektedir:

  1. Dijitalleşme: Yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiğiyle akıllı önleme sistemleri,
  2. İnsani Merkezlilik: Psikososyal refah, davranışsal güvenlik ve etik çalışma koşulları,
  3. Sürdürülebilirlik: Çevre, toplum ve ekonomi arasındaki güvenli denge.

Türkiye, 6331 sayılı Kanun’un getirdiği kurumsal temel üzerine dijital dönüşümü ve kültürel değişimi ekleyerek, “önleyici ve sürdürülebilir İSG sistemi” vizyonuna hızla yaklaşmaktadır.


GENEL SONUÇ

Türkiye ve Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği” başlıklı bu doküman, İSG’nin yalnızca mevzuat temelli bir alan olmadığını; aynı zamanda kültürel, teknolojik ve stratejik bir dönüşüm süreci olduğunu ortaya koymuştur.

Türkiye, ILO ve AB standartlarıyla bütünleşmiş, kurumsal kapasitesini güçlendirmiş ve İSG kültürünü yaygınlaştırma aşamasına gelmiştir.
Bundan sonraki hedef, güvenli çalışmanın yalnızca bir zorunluluk değil, toplumsal bir değer haline gelmesidir.