Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi
BÖLÜM 1 — RİSK DEĞERLENDİRMESİ VE YÖNETİMİNE GİRİŞ
1.1. Giriş
İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin en temel taşı,
işyerinde var olan veya dışarıdan gelebilecek tüm tehlikelerin belirlenmesi, bu
tehlikelerin oluşturduğu risklerin değerlendirilmesi ve kontrol altına alınması
sürecidir.
Bu sürece “Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi” denir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi,
işverenin çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu açıkça
belirtir.
Bu yükümlülük, yalnızca mevcut riskleri ortadan kaldırmayı değil, aynı zamanda muhtemel
risklerin öngörülerek önlenmesini de kapsar.
Dolayısıyla risk değerlendirmesi, sadece bir belge değil, işyerinde sürekli
iyileştirme ve önleyici yaklaşımın yasal bir gereğidir.
1.2. Mevzuat Dayanakları
Risk değerlendirmesi süreci, Türk iş sağlığı ve güvenliği
mevzuatında çok katmanlı bir biçimde düzenlenmiştir.
Temel dayanaklar şunlardır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
- Madde 4: İşverenin genel yükümlülüğü, riskleri önleme ve kontrol etme zorunluluğu.
- Madde 5: Risklerden korunma ilkeleri.
- Madde 10: Risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü.
- Madde 30: Tehlike sınıflarına göre işyerlerinin belirlenmesi.
- İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
- Madde 5: Risk değerlendirmesinin amacı.
- Madde 8–12: Uygulama esasları, ekip oluşturma, yenileme ve güncelleme şartları.
- Ek-1: Risk değerlendirmesi sürecinin aşamaları.
- İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (m.10):
Risk değerlendirmesinin İSG profesyonelleri tarafından yürütülmesini düzenler. - İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik (m.8):
Kurulların risk değerlendirmesi sonuçlarını inceleyip önlemler alınmasını sağlaması zorunludur.
Bu yasal dayanaklar birlikte değerlendirildiğinde, risk değerlendirmesi hem önleyici yönetim aracıdır hem de yasal zorunluluktur.
1.3. Temel Kavramlar ve Tanımlar
Yönetmelik ve mevzuat kapsamında risk değerlendirmesine ilişkin bazı kavramların anlamı şöyledir:
- Tehlike:
İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini olumsuz etkileyebilecek her türlü unsur.
(Yönetmelik m.4/a) - Risk:
Bir tehlikenin gerçekleşme olasılığı ile gerçekleşmesi halinde ortaya çıkabilecek zararın birlikte değerlendirilmesi.
(Yönetmelik m.4/b) - Risk Değerlendirmesi:
Tehlikelerin tanımlanması, bu tehlikelerin risklerinin analiz edilmesi, derecelendirilmesi ve kontrol önlemlerinin belirlenmesi sürecidir.
(Yönetmelik m.4/d) - Risk Yönetimi:
Risklerin kabul edilebilir düzeye indirilmesi, sürekli izlenmesi, yeniden değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasını içeren dinamik yönetim sürecidir.
Bu tanımlar, risk kavramının yalnızca teknik bir hesaplama değil, yönetimsel bir karar süreci olduğunu da gösterir.
1.4. Risk Değerlendirmesinin Amacı
Risk değerlendirmesinin temel amacı, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek ve işyerinde güvenli çalışma kültürünü oluşturmaktır.
Ayrıca:
- Mevzuata uyumu sağlamak,
- Önleyici yaklaşımı sistematik hale getirmek,
- İşletme kaynaklarının verimli kullanımını desteklemek,
- Kurumsal sürdürülebilirliği artırmak.
Risk değerlendirmesi, yalnızca “tehlike tespiti” değil, aynı zamanda karar verme ve önceliklendirme aracıdır.
1.5. İşverenin Yükümlülüğü
6331 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre:
“İşveren, işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilmesi, risklerin kontrol altına alınması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamakla yükümlüdür.”
Ayrıca işveren:
- Risk değerlendirmesinin yapılmasını sağlar,
- Ekip oluşturur,
- Belgelendirir ve gerektiğinde yeniler,
- Alınan önlemlerin etkinliğini denetler.
Bu yükümlülük, devredilemez niteliktedir. Yani işverenin genel sorumluluğu, dış hizmet alınsa bile ortadan kalkmaz.
1.6. Risk Değerlendirmesinin Temel İlkeleri (Kanun m.5)
Risklerden korunmada uygulanacak ilkeler, risk
değerlendirmesinin felsefesini belirler.
Bu ilkeler aşağıda özetlenmiştir:
- Risklerin kaynağında önlenmesi,
- Tehlikeli olanın, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi,
- Toplu koruma önlemlerine öncelik verilmesi,
- Teknolojik gelişmelere uyum sağlanması,
- Eğitim ve bilgilendirmenin sürekliliği,
- Çalışan katılımının sağlanması,
- Planlı ve sistematik bir yaklaşımın sürdürülmesi.
Bu ilkeler, risk değerlendirmesinin yalnızca “bir defalık belge” değil, yaşayan bir sistem olduğunu açıkça ortaya koyar.
1.7. Risk Değerlendirmesi Ekip Çalışmasıdır (Yönetmelik m.6)
Risk değerlendirmesi bireysel bir işlem değil, farklı meslek
disiplinlerinin ortak katkısını gerektiren bir ekip çalışmasıdır.
Yönetmelik m.6’ya göre ekip şu üyelerden oluşur:
- İşveren veya işveren vekili,
- İş güvenliği uzmanı,
- İşyeri hekimi,
- Çalışan temsilcisi,
- Destek elemanı (acil durum ekiplerinden),
- Gerekli hallerde dış uzman veya danışman.
Ekip, işyerinin büyüklüğüne ve tehlike sınıfına göre
genişletilebilir.
Bu yapı, katılımcı risk yönetimi kültürünün temelidir.
1.8. Risk Değerlendirmesinin Kapsamı ve Zamanı
Risk değerlendirmesi, yalnızca işyeri açılışında yapılan bir
işlem değildir; sürekli yenilenen bir süreçtir.
Yönetmelik m.12 uyarınca şu durumlarda yenilenmesi zorunludur:
- İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması,
- Teknoloji, ekipman veya üretim yönteminde değişiklik,
- Yeni tehlike kaynaklarının ortaya çıkması,
- İş kazası, meslek hastalığı veya “ramak kala olay” meydana gelmesi,
- Bakanlıkça gerekli görülmesi durumunda.
Bu şartlar, risk değerlendirmesinin “durağan değil, dinamik” bir süreç olduğunu gösterir.
1.9. Risk Yönetiminin Stratejik Önemi
Risk yönetimi, sadece yasal uyum için değil, işletme
performansı açısından da kritik öneme sahiptir.
Etkili bir risk yönetim sistemi:
- İş kazalarını azaltır,
- Üretim sürekliliğini sağlar,
- Sigorta maliyetlerini düşürür,
- Kurumsal itibar ve güveni güçlendirir.
Bu nedenle risk değerlendirmesi, hem yasal zorunluluk hem de stratejik yönetim aracı olarak görülmelidir.
1.10. Sonuç ve Değerlendirme
Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği yönetiminde
önleyici yaklaşımın bel kemiğidir.
Yasal çerçeve, bu süreci yalnızca bir belge düzenleme yükümlülüğü olarak değil,
işyerinin yaşayan güvenlik kültürünü inşa eden temel unsur olarak
tanımlar.
BÖLÜM 2 — RİSK DEĞERLENDİRMESİ SÜRECİNİN AŞAMALARI
2.1. Giriş
Risk değerlendirmesi, yalnızca bir “belgeleme işlemi” değil,
işyerinde tehlikelerin belirlenmesi, risklerin analiz edilmesi,
önceliklendirilmesi ve kontrol önlemlerinin planlanması sürecidir.
Bu süreç, 6331 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile Risk Değerlendirmesi
Yönetmeliği’nin 8–12. maddeleri çerçevesinde yasal zorunluluktur.
Yönetmelikte risk değerlendirmesi, beş temel aşamadan oluşur:
- Tehlikelerin tanımlanması
- Risklerin belirlenmesi ve analiz edilmesi
- Risklerin derecelendirilmesi ve önceliklendirilmesi
- Kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması
- İzleme, gözden geçirme ve yenileme
Bu aşamalar, birbirini tamamlayan döngüsel bir sistem oluşturur.
2.2. Tehlikelerin Tanımlanması (Yönetmelik m.8)
Risk değerlendirmesinin ilk adımı tehlikelerin
tanımlanmasıdır.
Tehlike; işyerinde var olan veya dışarıdan gelebilecek, çalışanların sağlığına
veya güvenliğine zarar verebilecek her türlü unsur olarak tanımlanır.
a) Tehlike Kaynaklarının Türleri
- Fiziksel: Gürültü, titreşim, sıcaklık, radyasyon, aydınlatma yetersizliği.
- Kimyasal: Toksik gazlar, solventler, asit-bazlar, patlayıcı maddeler.
- Biyolojik: Bakteri, virüs, mantar, parazit.
- Ergonomik: Uygunsuz duruş, tekrarlayan hareket, ağır kaldırma.
- Psikososyal: Aşırı iş yükü, vardiya stresi, mobbing, iletişim sorunları.
- Elektriksel ve Mekanik: Arıza, bakım eksikliği, uygun olmayan koruma tertibatı.
Bu tanımlama aşaması, işyerinin tüm bölümlerinde, tüm
çalışanların katkısıyla yapılmalıdır.
Yönetmelik m.8’e göre, tehlikeler gözlem, görüşme, işyeri kayıtları, kaza
raporları, bakım defterleri ve benzeri kaynaklar incelenerek belirlenir.
2.3. Risklerin Belirlenmesi ve Analizi
a) Risklerin Tanımlanması
Tehlikeler belirlendikten sonra, her tehlikenin hangi
sonuçlara yol açabileceği ve bu sonucun meydana gelme olasılığı
değerlendirilir.
Örneğin:
- Tehlike: Kimyasal madde dökülmesi
- Olası sonuç: Deri yanığı, solunum hasarı
- Etkilenen kişiler: Kimyasal çalışanları, temizlik personeli
- Mevcut önlem: Eldiven ve maske
- İlave önlem: Havalandırma sistemi, dökülme seti
b) Risk Analizi Yöntemleri
Risk analizi, işyerinin tehlike sınıfına, büyüklüğüne ve
faaliyet türüne göre farklı yöntemlerle yapılabilir.
Yönetmelik yöntemleri belirtmez; ancak en sık kullanılanlar şunlardır:
- Nitel (kalitatif) yöntemler:
Tehlike türü ve olasılıklar genel tanımlarla değerlendirilir. (Örn: Basit risk matrisi yöntemi). - Nicel (kantitatif) yöntemler:
Sayısal olasılık değerleri ve sonuç büyüklükleriyle hesaplama yapılır. (Örn: Fine–Kinney yöntemi). - Yarı nicel yöntemler:
Olasılık ve şiddet düzeyleri derecelendirilir, risk puanı (R = Olasılık × Şiddet) hesaplanır.
Bu yöntemler, riskin ölçülebilir hale getirilmesini sağlar.
2.4. Risklerin Derecelendirilmesi ve Önceliklendirilmesi
Yönetmelik m.9 gereği, risklerin büyüklüğü dikkate
alınarak öncelik sıralaması yapılmalıdır.
Amaç, sınırlı kaynakların en yüksek risk düzeyine sahip tehlikelere
yönlendirilmesidir.
a) Derecelendirme Ölçeği (örnek)
|
Risk Puanı (R) |
Risk Düzeyi |
Önlem Önceliği |
|
1–5 |
Düşük |
Mevcut önlemler izlenir |
|
6–15 |
Orta |
Planlı şekilde iyileştirilir |
|
16–25 |
Yüksek |
Hemen müdahale edilir |
b) Önceliklendirme Ölçütleri
- Olasılığın yüksekliği,
- Sonuçların ciddiyeti,
- Etkilenecek kişi sayısı,
- Maruziyet süresi,
- Mevcut önlemlerin yeterliliği.
Bu adım, 6331 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen “önleme ilkeleri”nin uygulanma sırasını belirler.
2.5. Kontrol Tedbirlerinin Belirlenmesi (Yönetmelik m.10)
Risklerin öncelik sırasına göre kontrol altına alınması
gerekir.
Kontrol tedbirleri, riskin tamamen ortadan kaldırılmasından başlayarak,
kabul edilebilir seviyeye indirilmesine kadar planlanır.
a) Kontrol Hiyerarşisi
- Ortadan Kaldırma:
Tehlikenin kaynağını yok etmek (örneğin, zararlı kimyasalı kullanmamak). - İkame (Değiştirme):
Daha az tehlikeli madde veya yöntem kullanmak. - Mühendislik Önlemleri:
Havalandırma, otomasyon, izolasyon sistemleri kurmak. - İdari Önlemler:
Çalışma sürelerini düzenlemek, iş rotasyonu yapmak, talimat hazırlamak. - Kişisel Koruyucu Donanım (KKD):
Eldiven, baret, gözlük, maske kullanımı.
Bu sıralama, “önce toplu koruma – sonra bireysel koruma”
prensibine dayanır.
Yönetmelik bu yaklaşımı m.10 hükmünde açıkça ifade eder.
2.6. Kalan Risk (Residual Risk) Kavramı
Kontrol tedbirleri uygulandıktan sonra bile, bazı riskler
tamamen ortadan kaldırılamayabilir.
Bu durumda kalan risk, “kabul edilebilir risk düzeyi” olarak tanımlanır.
Ancak bu kabul, yalnızca aşağıdaki koşullar sağlandığında geçerlidir:
- Tüm teknik ve idari önlemler alınmıştır,
- Risk düzeyi mevzuatta belirtilen sınır değerlerin altındadır,
- Çalışanlar bilgilendirilmiş ve eğitilmiştir.
Bu ilke, önleme yükümlülüğünün sınırını belirler; yani işverenin sorumluluğu “kalan riski gözetmek”le de devam eder.
2.7. İzleme, Gözden Geçirme ve Yenileme (Yönetmelik m.12)
Risk değerlendirmesi “tamamlanan” bir süreç değildir;
değişen koşullara göre sürekli yenilenmelidir.
Yönetmelik m.12, bu sürecin periyodik olarak yürütülmesini zorunlu kılar.
Yenileme Gerektiren Durumlar
- İşyerinde değişiklik yapılması (yer, teknoloji, ekipman),
- Yeni madde veya süreç kullanılması,
- İş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay,
- Bakanlık talimatı veya denetim sonucu,
- Belirli periyotların dolması (tehlike sınıfına göre 2–6 yıl).
Bu hüküm, risk yönetiminin dinamik ve sürekli bir süreç olduğunu garanti eder.
2.8. Risk Değerlendirme Dokümantasyonu (Yönetmelik m.11)
Yapılan değerlendirme mutlaka yazılı hale getirilmelidir.
Dokümanda şu unsurlar bulunur:
- İşyerinin unvanı, adresi, tehlike sınıfı,
- Ekip üyelerinin isimleri ve görevleri,
- Tehlike tanımları ve risk analiz sonuçları,
- Alınması gereken önlemler,
- Uygulama takvimi ve sorumlu kişiler,
- Tarih, imza ve onay bölümü.
Bu doküman, denetimlerde işverenin yasal sorumluluğunu belgeleyen resmi kayıttır.
2.9. Çalışan Katılımı ve İletişim
6331 sayılı Kanun’un 18. maddesi, çalışanların
görüşlerinin alınmasını ve katılımının sağlanmasını zorunlu kılar.
Risk değerlendirmesi sürecine katılan çalışanlar:
- Tehlikeleri ilk elden tanımlar,
- Öneriler sunar,
- Alınan önlemlerin uygulanabilirliğini değerlendirir.
Bu katılım, yalnızca yasal değil, aynı zamanda örgütsel güvenliğin temel unsurudur.
2.10. Sonuç ve Değerlendirme
Risk değerlendirmesi, sistematik biçimde yürütülen bir karar
ve önlem sürecidir.
Bu süreçte “tehlike–risk–önlem–izleme” döngüsü, sürekli ve belgeli biçimde
işletilmelidir.
Yönetmelikte belirtilen beş aşama; yalnızca iş kazalarının
değil, aynı zamanda kurumsal hataların da önlenmesini sağlar.
Dolayısıyla, risk değerlendirmesi bir “yasal zorunluluk” olmanın ötesinde, kurumsal
akıl ve güvenlik kültürünün göstergesidir.
BÖLÜM 3 — RİSK DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ VE UYGULAMA TEKNİKLERİ
3.1. Giriş
Risk değerlendirmesi süreci, yalnızca tehlikelerin
tespitiyle sınırlı değildir; bu tehlikelerin olasılık ve sonuç ilişkisine göre ölçülmesi,
puanlanması ve önceliklendirilmesi gerekir.
Bu aşamada kullanılan yöntemler, işyerinin tehlike sınıfına, büyüklüğüne,
faaliyet alanına ve veri erişim düzeyine göre seçilir.
Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (m.8) yöntemi belirlemez;
yöntem seçimini işveren ve risk değerlendirme ekibinin kararına bırakır.
Ancak yöntem seçimi, bilimsel geçerliliği olan ve mevzuatın
amaçlarına uygun bir yapıda olmalıdır.
3.2. Yöntem Seçiminde Dikkate Alınacak Unsurlar
Yönetmelik m.8’e göre risk değerlendirmesi yapılırken kullanılacak yöntem; işyerinin özelliklerine, yapılan işin niteliğine ve mevcut veri düzeyine göre belirlenmelidir.
Başlıca değerlendirme ölçütleri:
- İşyerinin tehlike sınıfı (çok tehlikeli, tehlikeli, az tehlikeli),
- Çalışan sayısı ve organizasyon yapısı,
- Süreç karmaşıklığı (kimyasal, mekanik, biyolojik süreçler),
- Veri miktarı (istatistiksel kayıt, olay raporu, geçmiş kaza verisi),
- Analiz amacının ayrıntı düzeyi (hızlı tarama mı, derin analiz mi).
Bu unsurlar dikkate alınarak uygun yöntem belirlenir.
Genel yaklaşım şudur:
“İşyeri ne kadar karmaşık ve tehlikeliyse, yöntem o kadar detaylı ve sayısal olmalıdır.”
3.3. Nitel (Kalitatif) Yöntemler
Nitel yöntemler, riskleri sayısal puanlama olmaksızın
tehlikenin türü, olasılığı ve etkisinin tanımlanması yoluyla değerlendirir.
Bu yöntemler, genellikle az tehlikeli veya küçük ölçekli işyerlerinde
tercih edilir.
a) Basit Risk Matrisi Yöntemi
Bu yöntemde, her risk iki boyutlu bir matris üzerinde değerlendirilir:
- Olasılık (1–5 arası)
- Şiddet (1–5 arası)
Risk puanı = Olasılık × Şiddet.
|
Şiddet \ Olasılık |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
|
1 – Çok Hafif |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
|
2 – Hafif |
2 |
4 |
6 |
8 |
10 |
|
3 – Orta |
3 |
6 |
9 |
12 |
15 |
|
4 – Ciddi |
4 |
8 |
12 |
16 |
20 |
|
5 – Çok Ciddi |
5 |
10 |
15 |
20 |
25 |
Sonuçta:
- 1–5 arası: Kabul edilebilir risk,
- 6–15 arası: İyileştirme planı gerekir,
- 16–25 arası: Acil müdahale gerekir.
Bu yöntem, İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik m.8 uyarınca kurulların öncelik belirlemesinde en sık kullanılan yaklaşımdır.
3.4. Yarı Nicel (Yarı Sayısal) Yöntemler
Bu yöntemlerde olasılık ve şiddet, niteliksel gözlemlerle
derecelendirilir; ancak sonuç sayısal risk puanı olarak ifade edilir.
Bu yaklaşım, hem basitliği hem de ölçülebilirliği nedeniyle Türkiye’de en
yaygın kullanılan sistemdir.
a) Fine–Kinney Yöntemi
Fine–Kinney yöntemi, üç parametrenin çarpımıyla risk puanı oluşturur:
- Olasılık (P)
- Frekans (F)
- Sonuç Şiddeti (S)
Formül: R = P × F × S
|
Değer |
Açıklama |
|
Olasılık (P) |
Tehlikenin meydana gelme olasılığı (0.1–10 arası) |
|
Frekans (F) |
Maruziyet sıklığı (0.5–10 arası) |
|
Şiddet (S) |
Sonuçların büyüklüğü (1–100 arası) |
Risk Düzeyi Tablosu (örnek)
|
R Değeri |
Risk Düzeyi |
Yapılacak İşlem |
|
1–20 |
Kabul edilebilir |
İzleme yeterli |
|
21–70 |
Dikkate değer |
Planlı iyileştirme |
|
71–200 |
Önemli |
Önlem alınmalı |
|
201–400 |
Yüksek |
Hemen müdahale |
|
>400 |
Çok yüksek |
Faaliyet durdurulmalı |
Bu yöntem, özellikle çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde kullanılabilir; çünkü maruziyet sıklığını da hesaba katar.
3.5. Nicel (Sayısal) Yöntemler
Nicel yöntemlerde riskler, istatistiksel veya mühendislik
verileri kullanılarak hesaplanır.
Bu yöntemler, karmaşık proseslere sahip, yüksek teknoloji veya enerji içeren
sektörlerde uygulanır.
a) HAZOP (Hazard and Operability Study)
- “Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi” olarak çevrilir.
- Kimya, enerji, ilaç sektörlerinde yaygındır.
- Süreç parametreleri (sıcaklık, basınç, akış, konsantrasyon vb.) üzerinden “Ne olur eğer?” (“What if?”) soruları sorularak olası sapmalar değerlendirilir.
- Ekip çalışmasıyla yürütülür; sonuçlar tablo haline getirilir.
b) FMEA (Failure Modes and Effects Analysis)
- Türkçesi “Hata Türleri ve Etkileri Analizi”dir.
- Her bileşenin arıza olasılığı, arıza şiddeti ve tespit edilebilirliği (O, S, T) değerlendirilir.
- RPN (Risk Priority Number) = O × S × T formülüyle hesaplanır.
- RPN değeri ne kadar yüksekse, önlem önceliği o kadar
artar.
Bu yöntem, makine ve ekipman güvenliği analizlerinde oldukça etkilidir.
c) Bow–Tie (Kelebek Modeli)
- Tehlikenin nedenleri (sol kanat) ve sonuçları (sağ kanat) bir “kelebek” diyagramında gösterilir.
- Orta kısımda “olay” yer alır.
- Bu görsel yapı, özellikle eğitim ve yönetim raporlamasında etkilidir.
3.6. İş Sağlığı Odaklı Yöntemler
Bazı durumlarda, özellikle sağlık risklerinin ön planda
olduğu işlerde meslek hastalığı risk analizi yapılması gerekir.
Yönetmelik (m.8) bu durumlarda tıbbi değerlendirmeyi içeren yöntemlerin
kullanılmasını öngörür.
a) PHA (Preliminary Hazard Analysis – Ön Tehlike Analizi)
- Yeni işyerleri veya yeni süreçler için ön değerlendirme niteliğindedir.
- Hızlı ve özet sonuç verir, ancak detaylı değildir.
b) JSA (Job Safety Analysis – İş Güvenliği Analizi)
- Her iş adımı için olası tehlikeler belirlenir.
- Tehlike–etki–önlem zinciri oluşturulur.
- Çalışanlara yönelik eğitimlerde kullanılır.
Bu yöntemler, özellikle çalışan eğitimi ve bilinçlendirme süreçlerinde risk farkındalığını artırır.
3.7. Yöntemlerin Karşılaştırılması
|
Yöntem |
Uygulama Alanı |
Avantajı |
Sınırlılığı |
|
Basit Matris |
Küçük ölçekli işyerleri |
Hızlı ve kolay |
Öznel değerlendirme riski |
|
Fine–Kinney |
Tüm tehlike sınıfları |
Ölçülebilir, sistematik |
Hesaplama yükü fazla |
|
HAZOP |
Proses endüstrileri |
Derin analiz sağlar |
Uzun zaman alır |
|
FMEA |
Ekipman güvenliği |
Arıza nedenlerini tanımlar |
Yüksek uzmanlık ister |
|
Bow–Tie |
Yönetim raporlaması |
Görsel analiz kolaylığı |
Sayısal değildir |
İşverenin seçtiği yöntem, işyerinin risk profilini en iyi yansıtacak biçimde olmalıdır.
3.8. Uygulama Prensipleri
Risk değerlendirme yöntemleri hangi sistem seçilirse seçilsin, aşağıdaki temel prensipleri taşımak zorundadır:
- Belgelendirilebilirlik:
Tüm aşamalar kayıt altına alınmalıdır. - Gözden Geçirilebilirlik:
Her güncellemede önceki kayıtlar korunmalıdır. - Katılımcılık:
Çalışan temsilcileri sürece dahil edilmelidir. - Uyarlanabilirlik:
Kurumun ölçeğine göre yöntem basitleştirilebilir veya derinleştirilebilir.
Bu ilkeler, Yönetmelik m.8–12 hükümleriyle birebir uyum içindedir.
3.9. Yöntem Seçiminde Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada bazı yöntem seçim hataları sıkça görülmektedir:
- Tüm tehlike türleri için tek bir yöntemin kullanılması,
- Nitel yöntemlerin çok tehlikeli işyerlerinde kullanılması,
- Yöntemin sonuçlarının yorumlanmaması,
- Risk puanına göre önlem planı oluşturulmaması,
- Belgelerin “örnek şablon”dan kopyalanması.
Bu durumlar, 6331 sayılı Kanun’un 4 ve 10. maddeleri uyarınca işverenin yükümlülüğünü yerine getirmemesi anlamına gelir.
3.10. Sonuç ve Değerlendirme
Risk değerlendirmesi yöntemleri, işyerinin tehlike düzeyine
ve veri erişimine göre değişmekle birlikte, her zaman aynı hedefe hizmet eder:
Riskleri sistematik biçimde ölçmek, önceliklendirmek ve kontrol altına
almak.
Bu bölümde açıklanan yöntemlerin tamamı, Türk mevzuatında
öngörülen önleyici yaklaşım ve sürekli iyileştirme ilkeleriyle
uyumludur.
Uygulamada doğru yöntemin seçilmesi, risk yönetiminin etkinliğini belirleyen en
kritik faktördür.
BÖLÜM 4 — RİSK KONTROL ÖNLEMLERİ, UYGULAMA SIRASI VE İZLEME SÜREÇLERİ
4.1. Giriş
Risk değerlendirmesinin en önemli aşaması, belirlenen
tehlike ve risklerin kontrol altına alınması sürecidir.
Bu aşamada hedef, riskleri “yok etmek” değil, kabul edilebilir düzeye
indirmek ve bu düzeyi sürekli izleyerek korumaktır.
6331 sayılı Kanun’un 5. maddesi risklerden korunma
ilkelerini belirleyerek, işverenin kontrol önlemlerini sistematik bir sıraya
göre almasını zorunlu kılar.
Bu madde, risk kontrol sürecinin temel felsefesini oluşturur:
“Önleme, koruma ve izleme — üçlü denge sistemi.”
4.2. Risk Kontrol Sürecinin Aşamaları
Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.10, risk kontrol tedbirlerinin belirlenmesini beş aşamada tanımlar:
- Tehlikenin ortadan kaldırılması,
- Tehlikeli olanın, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi,
- Mühendislik kontrol önlemleri,
- İdari düzenlemeler,
- Kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanımı.
Bu sıralama, yalnızca teknik bir öncelik değil, aynı zamanda
yasal bir hiyerarşidir.
Bu nedenle uygulamada “önce toplu koruma, sonra bireysel koruma” ilkesi esas
alınır.
4.3. Tehlikenin Ortadan Kaldırılması
Bu aşama, risk yönetiminin en etkili ve kalıcı çözümüdür.
Yönetmelik (m.10) uyarınca işveren, mümkünse tehlikeyi tamamen ortadan
kaldırmalıdır.
Uygulama Örnekleri:
- Tehlikeli kimyasal yerine tehlikesiz malzeme kullanmak,
- Gürültülü makineyi sessiz teknolojiyle değiştirmek,
- Yüksekten çalışma gerektiren işin yer seviyesinde yapılmasını sağlamak.
Bu yaklaşım “kaynağında önleme” ilkesidir ve Kanun m.5/a ile açıkça güvence altına alınmıştır.
4.4. Tehlikeli Olanın Daha Az Tehlikeli Olanla Değiştirilmesi (İkame)
İkame, riskleri ortadan kaldıramadığı durumlarda uygulanır.
Amaç, tehlikenin şiddetini veya olasılığını azaltmaktır.
Örnek Uygulamalar:
- Asbest yerine mineral yalıtım malzemeleri kullanmak,
- Kurşun bazlı boya yerine su bazlı boya tercih etmek,
- Manuel taşıma yerine otomatik yükleme sistemi kurmak.
Bu yöntem, teknolojik gelişmeleri iş sağlığına entegre etmenin bir yoludur (Kanun m.5/f).
4.5. Mühendislik Kontrol Önlemleri
Mühendislik önlemleri, tehlikenin kaynağı ile çalışan
arasındaki teması azaltmayı hedefler.
Bu aşama, fiziksel veya teknik çözümlerle riski kontrol altına alır.
Uygulama Alanları:
- Havalandırma, aspirasyon ve izolasyon sistemleri,
- Makine koruyucuları ve acil durdurma sistemleri,
- Gürültü bariyerleri, titreşim sönümleyiciler,
- Otomasyon ve uzaktan kontrol sistemleri.
Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.10 bu önlemleri, ikame adımından sonra gelen ikinci teknik savunma hattı olarak tanımlar.
4.6. İdari (Organizasyonel) Önlemler
Bu önlemler, teknik olarak ortadan kaldırılamayan riskleri organizasyonel
tedbirlerle azaltır.
Kanun’un 4. ve 16. maddeleri, işverenin bu tür idari düzenlemeleri yapma
yükümlülüğünü içerir.
Başlıca Önlemler:
- Çalışma sürelerinin ve vardiya sistemlerinin yeniden düzenlenmesi,
- İş rotasyonu uygulaması,
- Çalışma izin sistemi (örneğin kapalı alanda çalışma izni),
- İş talimatlarının hazırlanması ve çalışanlara duyurulması,
- Denetim ve kontrol listelerinin uygulanması.
Bu önlemler, teknik müdahalelerin tamamlayıcısı niteliğindedir.
4.7. Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) Kullanımı
Kişisel koruyucu donanım, en son başvurulacak önlem türüdür.
Kanun m.5/h ve KKD Yönetmeliği (2019) gereği, bu donanımlar diğer
önlemler yeterli olmadığında kullanılmalıdır.
Başlıca Donanım Türleri:
- Baş koruyucular (baret, kask),
- Göz ve yüz koruyucular (gözlük, siperlik),
- Solunum koruyucular (maske, filtre),
- El ve kol koruyucular (eldiven, manşon),
- Düşmeye karşı koruma sistemleri (emniyet kemeri, halat).
İşverenin KKD sağlama yükümlülüğü ücretsizdir ve çalışanların uygun eğitim almaları zorunludur (Eğitim Yönetmeliği m.6).
4.8. Önlem Planlaması ve Sorumlulukların Belirlenmesi
Risk kontrol önlemleri belirlendikten sonra, uygulama planı
hazırlanmalıdır.
Bu plan, Yönetmelik m.11 uyarınca aşağıdaki unsurları içermelidir:
|
Uygulama Planı Unsuru |
Açıklama |
|
Tehlike / Risk Tanımı |
Belirlenen tehlike veya riskin açıklaması |
|
Alınacak Önlem |
Teknik veya idari tedbirin adı |
|
Sorumlu Kişi |
İşveren veya görevlendirilen kişi |
|
Tamamlanma Süresi |
Uygulama takvimi |
|
İzleme Yöntemi |
Denetim veya performans göstergesi |
|
Durum |
Tamamlandı / Devam ediyor / Beklemede |
Bu tablo, risk yönetiminde hesap verebilirlik ilkesinin belgesidir.
4.9. İzleme, Değerlendirme ve Sürekli İyileştirme
Risk kontrolü, alındıktan sonra izlenmek ve
değerlendirilmek zorundadır.
6331 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi, işverenin alınan tedbirlerin
“uygunluğunu ve sürekliliğini sağlamakla” yükümlü olduğunu belirtir.
İzleme Araçları:
- Denetim formları ve saha gözlemleri,
- Ölçüm sonuçları (gürültü, aydınlatma, toz vb.),
- Ramak kala olay kayıtları,
- Çalışan geri bildirimleri,
- İSG Kurulu toplantı tutanakları.
İzleme sonuçları, risk değerlendirmesinin güncellenmesi için temel veri kaynağıdır.
4.10. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Uygulamada risk kontrol sürecinde sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:
- Önlemlerin yalnızca “belge üzerinde” kalması,
- Kaynağında önleme yerine doğrudan KKD’ye yönelinmesi,
- Takip ve izleme sistemlerinin yetersizliği,
- Eğitim ve farkındalık eksikliği.
Çözüm Yaklaşımları:
- İSG kurul toplantılarında kontrol önlemlerinin takibini zorunlu gündem yapmak,
- Önlem planlarının sayısal performans göstergeleri ile izlenmesini sağlamak,
- Denetimlerin yalnızca belgeye değil, saha uygulamasına dayandırılması,
- Çalışanların geri bildirimlerinin düzenli toplanması.
Bu önlemler, sürekli iyileştirme döngüsünün kurumsal kültüre yerleşmesini sağlar.
4.11. Sonuç ve Değerlendirme
Risk kontrol süreci, iş sağlığı ve güvenliğinin “eylem”
aşamasıdır.
Yasal çerçeve, işverene yalnızca riskleri belirleme değil, bunları sistematik
biçimde ortadan kaldırma ve izleme yükümlülüğü de getirir.
Kontrol hiyerarşisinin doğru uygulanması — yani önce
ortadan kaldır, sonra koru, en son bireysel önlem al ilkesi — mevzuatın
özünü oluşturur.
Bu aşamanın başarısı, yalnızca teknik önlemlere değil, örgütsel bilinç ve
yönetim kararlılığına da bağlıdır.
BÖLÜM 5 — RİSK DEĞERLENDİRMESİNDE YENİLEME, GÜNCELLEME VE DOKÜMANTASYON
5.1. Giriş
Risk değerlendirmesi, bir defaya mahsus yapılacak bir işlem
değildir.
6331 sayılı Kanun’un 4. ve 10. maddeleri, işverenin riskleri sürekli
izleme, gözden geçirme ve gerekli durumlarda yenileme yükümlülüğünü açıkça
düzenler.
Bu yaklaşım, işyerinin dinamik yapısını dikkate alan “yaşayan
risk değerlendirmesi modeli” olarak tanımlanır.
Amaç, risklerin yalnızca tespit edilmesi değil, zaman içinde değişen
koşullara göre yeniden değerlendirilmesidir.
5.2. Yasal Dayanaklar
Risk değerlendirmesinin yenilenmesi ve güncellenmesi aşağıdaki düzenlemelerle hükme bağlanmıştır:
- 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
- Madde 4/1-b: İşveren, alınan tedbirlerin etkinliğini ve sürekliliğini sağlamakla yükümlüdür.
- Madde 10/3: Risk değerlendirmesi sonuçları, işyerinde değişiklik olması veya tehlikeli durum ortaya çıkması halinde yenilenir.
- Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
- Madde 12: Yenileme ve güncelleme gerektiren durumları açıkça belirtir.
- Madde 11: Dokümantasyon esaslarını düzenler.
Bu hükümlere göre, risk değerlendirmesi periyodik, olay bazlı ve değişiklik odaklı biçimde güncellenmelidir.
5.3. Yenileme Gerektiren Durumlar (Yönetmelik m.12)
Yönetmelik, risk değerlendirmesinin mutlaka yenilenmesi
gereken durumları ayrıntılı olarak saymıştır.
Bu durumlar aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir:
a) İşyerinde Fiziksel veya Organizasyonel Değişiklik
- Yeni bina, tesis veya bölüm açılması,
- Makine, ekipman veya üretim teknolojisinde değişiklik yapılması,
- Çalışma şekillerinde (vardiya, kapasite, iş yükü) değişiklik.
b) Yeni Tehlikelerin Ortaya Çıkması
- Yeni hammadde veya kimyasal kullanımı,
- Yeni iş ekipmanının devreye girmesi,
- Farklı çalışma koşullarının oluşması (örneğin kapalı alan, yüksek sıcaklık).
c) Kaza, Meslek Hastalığı veya “Ramak Kala” Olayı
- İş kazası meydana gelmesi,
- Meslek hastalığı vakasının tespit edilmesi,
- Ramak kala olay (kaza olmadan atlatılan tehlikeli durum) yaşanması.
Bu olaylar, mevcut önlemlerin yetersiz olduğunu gösterir ve risk analizinin derhal yenilenmesini gerektirir.
d) Bakanlık veya Yetkili Kurum Talebi
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan denetim sonucunda risk değerlendirmesinin eksik görülmesi.
e) Belirli Sürelerin Dolması
Yönetmelik, işyerinin tehlike sınıfına göre periyodik yenileme sürelerini de belirlemiştir:
|
Tehlike Sınıfı |
Yenileme Süresi |
|
Çok Tehlikeli İşyerleri |
2 yıl |
|
Tehlikeli İşyerleri |
4 yıl |
|
Az Tehlikeli İşyerleri |
6 yıl |
Bu süreler, olay olmasa bile risk değerlendirmesinin yenilenmesini zorunlu kılar.
5.4. Güncelleme ve Revizyon Kavramları
Yenileme ile güncelleme kavramları genellikle karıştırılır.
Oysa yönetmelik açısından aralarında önemli farklar vardır:
- Yenileme:
Risk değerlendirmesinin baştan sona yeniden yapılmasıdır.
(örneğin işyerinin taşınması veya yeni üretim hattı kurulması gibi). - Güncelleme (Revizyon):
Mevcut değerlendirmeye yeni tehlikelerin eklenmesi veya önlemlerin değiştirilmesidir.
(örneğin yeni bir kimyasalın eklenmesi, risk puanının yeniden hesaplanması).
Her iki durumda da sonuçlar yazılı olarak belgelendirilmek zorundadır.
5.5. Risk Değerlendirme Dokümanının İçeriği (Yönetmelik m.11)
Risk değerlendirme çalışmaları, Yönetmelik m.11 gereği
mutlaka dokümante edilmelidir.
Bu doküman, hem yasal delil hem de kurumsal yönetim aracıdır.
Zorunlu İçerik Başlıkları:
- İşyerinin adı, adresi, faaliyet konusu ve tehlike sınıfı,
- Risk değerlendirmesi ekibi üyeleri (ad, görev, unvan, imza),
- Tehlikelerin tanımlanması ve risklerin analiz edilmesi,
- Risklerin önem sırasına göre sınıflandırılması,
- Alınması gereken kontrol önlemleri ve uygulama planı,
- Önlemlerin tamamlanma süreleri ve sorumluları,
- İzleme ve gözden geçirme planı,
- Risk değerlendirmesinin yapıldığı tarih, onay ve imzalar.
Dokümanın her sayfası numaralandırılmalı, değişiklikler revizyon numarasıyla takip edilmelidir.
5.6. Dokümantasyonun Hukuki Niteliği
Risk değerlendirmesi dokümanı, işverenin yasal
yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ispatı niteliğindedir.
Bu nedenle:
- İş kazası veya meslek hastalığı durumunda delil olarak kullanılır,
- Denetimlerde Bakanlık müfettişlerine ibraz edilmek zorundadır,
- 5 yıl süreyle saklanması gerekir (Yönetmelik m.11/4).
Eksik veya sahte dokümantasyon, 6331 sayılı Kanun’un 26. maddesi gereğince idari yaptırım doğurur.
5.7. Risk Değerlendirme Raporlarının Güncellenme Yöntemi
Yenileme sürecinde risk değerlendirme raporu aşağıdaki adımlarla revize edilmelidir:
- Yeni Tehlikenin Tespiti:
Gözlem, denetim veya olay analizi sonucu ortaya çıkar. - Risk Analizi Güncellemesi:
Yeni tehlike, mevcut risk tablosuna eklenir; olasılık ve şiddet yeniden hesaplanır. - Kontrol Önlemleri Revizyonu:
Mevcut önlemler gözden geçirilir, gerekiyorsa yeni teknik veya idari tedbir eklenir. - Ekip Onayı:
Risk değerlendirme ekibi değişiklikleri onaylar ve tarih atar. - Belge Revizyonu:
Doküman “Revizyon 01, Revizyon 02” şeklinde numaralandırılarak arşivlenir.
Bu sistem, izlenebilirlik ve şeffaflık ilkelerini sağlar.
5.8. İSG Kurullarının Rolü (Yönetmelik m.8)
İSG kurulları, risk değerlendirmesi raporlarının yenilenmesi
ve uygulanmasının izlenmesinde aktif sorumluluk taşır.
Kurulların görevleri şunlardır:
- Risk değerlendirme raporlarını incelemek,
- Alınan önlemlerin uygulanıp uygulanmadığını denetlemek,
- Gözden geçirme sonuçlarını işverene raporlamak,
- Gerektiğinde yeni değerlendirme yapılmasını önermek.
Kurulun onayı olmadan risk değerlendirmesi sürecinin tamamlandığı kabul edilmez.
5.9. Denetimlerde Dokümantasyonun İncelenmesi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri, denetimlerde aşağıdaki belgelere özel önem verir:
- Güncel risk değerlendirmesi raporu,
- Önlem planları ve izleme kayıtları,
- Ramak kala olay raporları,
- Sağlık gözetimi ve eğitim belgeleri.
Eğer rapor eksik veya eskiyse, idari para cezası
uygulanır.
6331 sayılı Kanun’un 26/1-b maddesine göre:
“Risk değerlendirmesi yapılmamış veya güncellenmemiş işyerine işin durdurulması da dâhil olmak üzere idari yaptırım uygulanır.”
5.10. Risk Değerlendirmesi Kayıt Yönetimi
Risk değerlendirme belgeleri, yalnızca saklanmakla kalmamalı, erişilebilir ve izlenebilir biçimde arşivlenmelidir.
Kayıt Türleri:
- Ana risk değerlendirme raporu,
- Revizyon formları ve ek sayfalar,
- Ölçüm ve izleme sonuçları,
- Eğitim katılım listeleri,
- Denetim tutanakları ve düzeltici faaliyet kayıtları.
Bu belgeler, İSG yönetim sistemi (örneğin ISO 45001) kapsamında entegre biçimde yönetilebilir.
5.11. Sonuç ve Değerlendirme
Risk değerlendirmesinin yenilenmesi, mevzuatın öngördüğü
biçimde, yalnızca “belge güncelleme” değil, işyerinin değişen koşullarına
yanıt verme sürecidir.
Bu sürecin başarısı, üç temel unsura dayanır:
- Sürekli izleme,
- Belgelendirilebilir güncelleme,
- Kurumsal katılım.
Yönetmelik hükümleri, risk değerlendirmesini statik bir
belge değil, yaşayan bir yönetim döngüsü haline getirmiştir.
Bu nedenle her işveren, risk değerlendirmesini yalnızca yasal bir gereklilik
değil, sürdürülebilir iş güvenliği politikasının temeli olarak
görmelidir.
BÖLÜM 6 — RİSK DEĞERLENDİRMESİNDE GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLAR
6.1. Giriş
Risk değerlendirmesi, yalnızca teknik bir analiz değil; aynı
zamanda organizasyonel bir süreçtir.
Bu süreçte her paydaşın mevzuatla belirlenmiş görevi, yetkisi ve sorumluluğu
bulunur.
Amaç, risklerin belirlenmesi ve önlenmesinde katılımcı, sistematik ve
sürekli bir yapı oluşturmaktır.
6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi, işverenin genel
yükümlülüğünü tanımlarken, 8. ve 10. maddeleri bu yükümlülüğün iş
güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve çalışanlarla paylaşım biçimini belirler.
Risk değerlendirmesi ekibi, bu yasal düzenlemeler çerçevesinde oluşturulur ve
görev dağılımı açıkça tanımlanır.
6.2. İşverenin Görev, Yetki ve Sorumlulukları
6.2.1. Genel Yükümlülük (Kanun m.4)
İşveren, risk değerlendirmesinin yapılmasını sağlamakla,
sonuçlarını uygulamakla ve etkinliğini izlemekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük devredilemez niteliktedir.
6.2.2. Özel Sorumluluklar (Kanun m.10; Yönetmelik m.5, m.6)
- Risk değerlendirmesi ekibini oluşturmak,
- Gerekli bilgi, belge ve kaynakları sağlamak,
- Belirlenen önlemleri uygulamak ve izlemek,
- Risk değerlendirmesi raporunu onaylamak ve arşivlemek,
- Değişiklik durumlarında değerlendirmeyi yenilemek,
- Çalışan temsilcilerinin ve İSG kurulunun sürece katılımını sağlamak.
İşveren, ayrıca yeterli teknik bilgiye sahip dış uzmanlardan destek alabilir; ancak nihai sorumluluk kendisindedir.
6.2.3. İşverenin Yetkileri
- Ekip üyelerini görevlendirme,
- Uygulama takvimini belirleme,
- Risk öncelik sıralarını onaylama,
- Gerekli durumlarda faaliyetleri durdurma veya yeniden planlama.
Yönetmelik (m.6/3), bu yetkilerin sınırının mevzuat hükümleriyle çizildiğini vurgular.
6.3. İş Güvenliği Uzmanının Görev ve Yetkileri
6.3.1. Görev Tanımı (Hizmetler Yönetmeliği m.10)
İş güvenliği uzmanı, risk değerlendirmesi sürecinde teknik
koordinatör rolü üstlenir.
Görevleri şunlardır:
- Tehlikelerin belirlenmesine teknik destek sağlamak,
- Risk analiz yöntemini seçmek ve uygulamak,
- Risk puanlaması ve önceliklendirmeyi gerçekleştirmek,
- Kontrol önlemlerinin teknik uygunluğunu değerlendirmek,
- İşverene yazılı önerilerde bulunmak,
- Yenileme ve gözden geçirme süreçlerini takip etmek.
6.3.2. Yetkiler
- İşyerinde inceleme ve ölçüm yapma,
- Gerekli belgeleri isteme,
- Tehlike tespiti durumunda işvereni yazılı olarak uyarma,
- Gerektiğinde işin durdurulmasını önermek (Kanun m.8/1-d).
6.3.3. Sorumluluklar
İş güvenliği uzmanı, sadece öneriyle değil, doğru
yönlendirme ve raporlama sorumluluğuyla da yükümlüdür.
Ancak, nihai kararın uygulanmasından işveren sorumludur.
6.4. İşyeri Hekiminin Görev ve Sorumlulukları
6.4.1. Görev Tanımı (Hizmetler Yönetmeliği m.9)
İşyeri hekimi, risk değerlendirmesinde sağlık yönünden
değerlendirme yapar.
Başlıca görevleri:
- Sağlıkla ilgili risklerin (biyolojik, ergonomik, kimyasal vb.) belirlenmesi,
- Çalışanların sağlık gözetim sonuçlarını risk analizine entegre etmek,
- Meslek hastalığı riski taşıyan bölümleri tanımlamak,
- Çalışanların fizyolojik uygunluğunu değerlendirmek,
- Risk kontrol önlemlerinin sağlık etkilerini izlemek.
6.4.2. Yetkiler
- Sağlık gözetimi kayıtlarına erişim,
- Risk değerlendirme ekibine sağlık temelli öneri sunma,
- Tehlikeli işlerde çalışanların uygunluğunu değerlendirme yetkisi (Kanun m.15).
6.4.3. Sorumluluklar
İşyeri hekimi, risklerin çalışan sağlığı üzerindeki
etkilerini göz ardı edemez.
Görüşleri, teknik raporla desteklenmeli ve risk değerlendirmesi raporuna
eklenmelidir.
6.5. Çalışan Temsilcisinin Görev ve Sorumlulukları
6.5.1. Görev Tanımı (Kanun m.20)
Çalışan temsilcisi, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konularındaki görüşlerini iletmek ve katılımı sağlamakla görevlidir.
6.5.2. Görevler
- Çalışanlardan gelen tehlike bildirimlerini ekibe iletmek,
- Alınacak önlemler hakkında geri bildirim sağlamak,
- Uygulamada karşılaşılan sorunları raporlamak,
- Çalışan farkındalığını artırmaya katkıda bulunmak.
6.5.3. Yetkiler
- Risk değerlendirmesi toplantılarına katılma,
- Belgeleri inceleme,
- İşverenden bilgi talep etme,
- Gerektiğinde İSG kuruluna başvurma.
Çalışan temsilcisi, işyerinde katılımcı kültürün temel unsurudur.
6.6. Destek Elemanlarının Rolü
İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik m.11
uyarınca; destek elemanları, risk değerlendirmesinde acil durum boyutunun
belirlenmesinde görev alır.
Bu kişiler, özellikle yangın, kurtarma, ilkyardım ve tahliye planlamasında
teknik veri sağlarlar.
Ayrıca alınan önlemlerin acil durum senaryolarıyla uyumlu olup
olmadığını değerlendirirler.
6.7. Çalışanların Sorumlulukları
6331 sayılı Kanun’un 19. maddesi, çalışanlara da açık sorumluluk yükler:
“Çalışan, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldığı eğitim ve talimatlar doğrultusunda kendisinin ve diğer çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.”
Bu kapsamda çalışanlar:
- Risk değerlendirmesi sürecinde tespit ettikleri tehlikeleri bildirmeli,
- Alınan önlemlere uymalı,
- Koruyucu donanımı doğru kullanmalı,
- İşverene veya temsilciye geri bildirim sağlamalıdır.
Bu yükümlülüklerin ihlali, disiplin veya idari yaptırım doğurabilir.
6.8. İSG Kurulunun Görevleri (Yönetmelik m.8)
İSG kurulu, risk değerlendirmesinin hazırlanması, uygulanması ve gözden geçirilmesinde koordinasyon rolü üstlenir.
Kurulun Görevleri:
- Risk değerlendirmesi sonuçlarını incelemek,
- Öncelikli tehlike alanlarını belirlemek,
- Uygulama planlarını takip etmek,
- Yenileme ve gözden geçirme dönemlerini planlamak,
- İyileştirici öneriler geliştirmek.
Kurul kararları, işveren için tavsiye niteliğindedir ancak dikkate alınmaması halinde gerekçelendirilmesi gerekir.
6.9. Dış Uzman veya Danışmanların Rolü
Risk değerlendirmesi ekibine, gerekli hallerde dış uzmanlar
(örneğin kimyasal güvenliği uzmanı, ergonomist, endüstri hijyenisti) dahil
edilebilir.
Bu kişilerin görevi, teknik analiz desteği sağlamakla sınırlıdır.
Yönetmelik m.6/2 uyarınca, dış uzmanların katkısı işverenin sorumluluğunu
ortadan kaldırmaz.
6.10. Yetki ve Sorumluluk Dengesi
Risk değerlendirmesi sürecinde en önemli yönetim ilkesi, yetki–sorumluluk
dengesinin korunmasıdır.
Her paydaşın yetkisi, sorumluluğunun kapsamıyla uyumlu olmalıdır.
Aksi halde, alınan önlemlerin uygulanması ve izlenmesi aksar.
Bu dengenin sağlanması için:
- Görev tanımları yazılı olmalı,
- Ekip toplantıları düzenli yapılmalı,
- Yetki devri yazılı belgeyle yapılmalı,
- Denetim raporları ekip tarafından ortak imzalanmalıdır.
6.11. Sonuç ve Değerlendirme
Risk değerlendirmesi, bireysel değil kolektif bir
sorumluluk sistemidir.
Yasal çerçeve, yalnızca işvereni değil, tüm çalışanları sürece dahil eder.
Bu yaklaşım, iş sağlığı ve güvenliğinde “katılım temelli yönetim modeli”nin
yansımasıdır.
Etkili bir risk yönetimi için:
- İşveren yönetsel kararlılığı ortaya koymalı,
- Uzmanlar teknik rehberlik sağlamalı,
- Çalışanlar sürece aktif katılmalı,
- Kurullar ve danışmanlar koordinasyonu yürütmelidir.
Bu görev paylaşımı, risklerin yalnızca belirlenmesini değil, kontrol edilmesini ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesini sağlar.
BÖLÜM 7 — RİSK DEĞERLENDİRMESİ VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YÖNETİM SİSTEMLERİ (ISO 45001 ENTEGRASYONU)
7.1. Giriş
Risk değerlendirmesi, yalnızca mevzuatın gereği değil, aynı
zamanda modern yönetim sistemlerinin temel unsurudur.
6331 sayılı Kanun, işyerlerinde önleyici bir kültürün oluşturulmasını
hedeflerken; ISO 45001 standardı bu yaklaşımı yönetim sistemi felsefesiyle
kurumsal düzeye taşır.
Bu iki yapı birbirini tamamlar:
- Kanun, “ne yapılacağını” belirtir.
- ISO 45001 ise “nasıl yapılacağını” sistematik hale getirir.
Dolayısıyla risk değerlendirmesi, hem yasal uyumun sağlanması, hem de kurumsal performansın iyileştirilmesi açısından iki yönlü bir araçtır.
7.2. ISO 45001 Standardının Temel Yapısı
ISO 45001 standardı, risk temelli düşünmeyi merkeze alır.
Standardın 10 temel bölümü aşağıdaki yapıdadır:
- Kapsam
- Atıf yapılan standartlar
- Terimler ve tanımlar
- Kuruluşun bağlamı
- Liderlik ve çalışan katılımı
- Planlama
- Destek
- Operasyon
- Performans değerlendirme
- İyileştirme
Risk değerlendirmesi özellikle 6. Planlama bölümünde tanımlanan “tehlikelerin belirlenmesi, risklerin ve fırsatların değerlendirilmesi” başlığı altında konumlandırılmıştır.
7.3. Yasal Çerçeve ile ISO 45001 Arasındaki Uyum
Aşağıdaki tablo, Türk mevzuatı ile ISO 45001 standardı arasındaki temel ilişkiyi özetlemektedir:
|
Türk Mevzuatı (6331 / Yönetmelikler) |
ISO 45001 Bölümü |
İlişki Açıklaması |
|
Kanun m.4 – İşverenin genel yükümlülüğü |
5.1 Liderlik ve taahhüt |
Yönetimin sorumluluğu benzer biçimde tanımlanmıştır. |
|
Kanun m.5 – Risklerden korunma ilkeleri |
6.1.2 Tehlikelerin belirlenmesi |
Her iki düzenleme de önleyici yaklaşımı esas alır. |
|
Kanun m.10 – Risk değerlendirmesi |
6.1.2.2 Risklerin değerlendirilmesi |
Risklerin belirlenmesi ve kontrolü aynı mantıktadır. |
|
Yönetmelik m.12 – Yenileme |
9.1 Performans değerlendirme |
Sürekli izleme ve güncelleme döngüsü aynı ilkeye dayanır. |
|
Eğitim Yönetmeliği m.6 |
7.2 Yetkinlik |
Çalışan eğitimine ilişkin hükümler örtüşmektedir. |
Bu tablo, ISO 45001’in mevzuata alternatif değil, tamamlayıcı bir yapı olduğunu göstermektedir.
7.4. Risk Temelli Düşünme Yaklaşımı
ISO 45001, risk kavramını yalnızca tehlike ve olasılıkla
sınırlı görmez.
Standartta iki boyutlu bir risk anlayışı vardır:
- İSG riskleri: Çalışan sağlığına ve güvenliğine zarar verebilecek unsurlar.
- İSG fırsatları: Riskleri azaltma, performansı artırma veya yeni güvenli süreçler oluşturma imkanları.
Türk mevzuatında “fırsat” kavramı yer almamakla birlikte, 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki “sürekli iyileştirme yükümlülüğü” bu anlayışa karşılık gelir.
7.5. ISO 45001’de Risk Değerlendirme Süreci
Standardın 6.1.2 maddesi, tehlike belirleme ve risk değerlendirme sürecini dört aşamada tanımlar:
- Tehlikelerin belirlenmesi,
- Risklerin değerlendirilmesi,
- Risklerin önceliklendirilmesi,
- Kontrol önlemlerinin planlanması.
Bu yapı, Türkiye’deki Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
m.8–10 hükümleriyle birebir uyumludur.
Tek fark, ISO 45001’in risklerin yanı sıra fırsatları da analiz etme
zorunluluğu getirmesidir.
7.6. Liderlik ve Katılım (ISO 45001 – Madde 5)
ISO 45001’in temel felsefesi, “liderlik” ve “katılımcılık”
kavramları üzerine kuruludur.
Bu anlayış, 6331 sayılı Kanun’un 20. maddesindeki çalışan temsilciliği
ve İSG kurullarına katılım yükümlülükleriyle birebir örtüşür.
Uygulama Esasları:
- Üst yönetim, İSG politikasını onaylar ve görünür biçimde sahiplenir.
- Çalışanlar, risk değerlendirmesine aktif katılır.
- İSG hedefleri, işletme hedefleriyle bütünleştirilir.
- Yönetim, alınan önlemlerin kaynak tahsisini sağlar.
Bu yaklaşım, mevzuatta geçen “katılımcı yönetim” kavramının ISO düzeyindeki karşılığıdır.
7.7. Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al (PUKÖ) Döngüsü
ISO 45001’in tüm yapısı PUKÖ döngüsü üzerine
kuruludur:
Planla (Plan) – Uygula (Do) – Kontrol Et (Check) – Önlem
Al (Act).
Bu döngü, Türk mevzuatındaki risk değerlendirmesi, kontrol ve izleme adımlarına denk gelir:
|
PUKÖ Aşaması |
Mevzuat Karşılığı |
Açıklama |
|
Planla |
Kanun m.10, Yönetmelik m.8 |
Risklerin belirlenmesi ve önlemlerin planlanması |
|
Uygula |
Yönetmelik m.10 |
Önlemlerin uygulanması |
|
Kontrol Et |
Yönetmelik m.12 |
İzleme, ölçüm ve denetim |
|
Önlem Al |
Kanun m.4/1-b |
Sürekli iyileştirme ve düzeltici faaliyetler |
Bu sistematik yapı, işyerlerinde sürekli gelişen bir güvenlik kültürü oluşturmayı hedefler.
7.8. Dokümantasyon Entegrasyonu
ISO 45001 ve Türk mevzuatı, her ikisi de belgelendirme
zorunluluğu getirir.
Ancak belge türleri arasında biçim farkı vardır:
|
Türk Mevzuatı |
ISO 45001 |
Amaç |
|
Risk Değerlendirmesi Raporu |
Risk ve Fırsat Analizi Kayıtları |
Tehlike ve risklerin kayıt altına alınması |
|
Önlem Planı |
Düzeltici Faaliyet Planı |
Önlemlerin takibi |
|
İSG Kurulu Tutanağı |
Yönetim Gözden Geçirme Kaydı |
Üst yönetim taahhütlerinin izlenmesi |
|
Eğitim Katılım Formları |
Yetkinlik Kayıtları |
Çalışan eğitimlerinin belgelenmesi |
Bu belgeler, birbirine entegre edilerek tek bir İSG yönetim sistemi dokümantasyon yapısı oluşturulabilir.
7.9. Performans Değerlendirme ve İzleme
ISO 45001 madde 9.1, kuruluşların İSG performansını
ölçmesini zorunlu kılar.
Bu performans, yalnızca kaza sayısı ile değil;
- Risk azaltma oranı,
- Düzeltici faaliyet süresi,
- Eğitim katılım oranı,
- Denetim bulgularının kapanma süresi gibi gösterge temelli kriterlerle değerlendirilir.
Bu yaklaşım, 6331 sayılı Kanun’un “önleyici ve sürekli kontrol” esasını ölçülebilir hale getirir.
7.10. Sürekli İyileştirme ve Uyum Denetimleri
Sürekli iyileştirme, hem mevzuatta hem de ISO 45001’de temel
zorunluluk olarak yer alır.
Risk değerlendirmesi, sadece başlangıç noktası değil, iyileştirmenin veri
kaynağıdır.
Denetimler sonucunda:
- Eksiklikler belirlenir,
- Düzeltici/önleyici faaliyet planları hazırlanır,
- Risk analizleri yeniden güncellenir.
Bu döngü, İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik m.8 ile öngörülen gözden geçirme toplantılarıyla doğrudan örtüşür.
7.11. Entegrasyonun Kurumsal Faydaları
Mevzuata dayalı risk değerlendirmesinin ISO 45001 sistemiyle entegrasyonu, işyerine şu faydaları sağlar:
- Mevzuat uyum riskini minimize eder,
- İSG performansını sayısal olarak izlenebilir hale getirir,
- Kurumsal itibarı ve sertifikasyon yetkinliğini artırır,
- Denetimlerde belge tutarlılığı sağlar,
- Uluslararası ortaklarla uyumlu yönetim kültürü oluşturur.
Bu faydalar, hem yasal hem de stratejik düzeyde sürdürülebilir güvenlik yaklaşımını destekler.
7.12. Sonuç ve Değerlendirme
Risk değerlendirmesi, ISO 45001’in kalbinde yer alan “planlı
önleme” ilkesinin uygulanma aracıdır.
Türk iş sağlığı ve güvenliği mevzuatıyla tam uyum içinde yürütülen bu süreç,
işletmelere yalnızca yasal uyum değil, kurumsal olgunluk da kazandırır.
İSG yönetim sistemi entegrasyonu sayesinde:
- Risk değerlendirmesi sürekli bir yönetim aracı,
- Dokümantasyon kontrollü bir kayıt sistemi,
- Denetimler ise iyileştirme fırsatı haline gelir.
Sonuçta amaç, işyerinde sadece “yasal uygunluk” değil, kültürel
dönüşüm sağlamaktır:
Riskleri yönetmek değil, risk farkındalığını yönetmek.
BÖLÜM 8 — RİSK DEĞERLENDİRMESİNDE DENETİM, YAPTIRIMLAR VE HUKUKİ SORUMLULUKLAR
8.1. Giriş
Risk değerlendirmesi yalnızca bir iç yönetim aracı değil,
aynı zamanda denetim ve hukuki sorumluluk sürecinin temel kanıtıdır.
6331 sayılı Kanun, işverenin çalışanların sağlığı ve güvenliği için gerekli tüm
önlemleri alma yükümlülüğünü getirirken; bu önlemlerin denetlenmesi, kayıt
altına alınması ve gerektiğinde hukuki olarak sorgulanabilir olmasını da
zorunlu kılar.
Dolayısıyla risk değerlendirmesi, hem önleyici yönetim hem de hukuki sorumluluk yönetimi aracıdır.
8.2. Denetim Sisteminin Hukuki Dayanakları
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği denetimleri, 6331 sayılı Kanun’un 24. ve 25. maddeleri uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülür.
Temel Dayanaklar:
- Kanun m.24:
Bakanlık, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapar. - Kanun m.25:
Teftişe engel olan işveren veya temsilcisine idari para cezası uygulanır. - İş Teftiş Tüzüğü (RG: 03.02.2011 / 27835)
Denetimlerin yöntemini, sıklığını ve yetkili müfettişlerin görev esaslarını düzenler.
Denetimler, işyerinin tehlike sınıfına ve risk düzeyine göre planlı, periyodik veya ani (habersiz) şekilde yapılabilir.
8.3. Denetim Türleri
a) Planlı Denetim:
Belirli program çerçevesinde yürütülür.
İşyerinin risk değerlendirmesi, önlem planı, eğitim kayıtları ve sağlık
gözetimi belgeleri ayrıntılı biçimde incelenir.
b) Şikayete Dayalı Denetim:
Bir çalışanın veya üçüncü kişinin Bakanlığa yaptığı başvuru
üzerine gerçekleştirilir.
Genellikle ciddi tehlike veya ihmal iddiaları üzerine başlatılır.
c) Kaza veya Olay Sonrası Denetim:
İş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde
yürütülür.
Bu durumda müfettişler, olayın nedenini belirlemek için risk değerlendirmesi
raporunu incelerler.
d) Ramak Kala Denetimi:
Kaza yaşanmamış ancak ciddi bir tehlike durumu meydana gelmişse, risk değerlendirmesinin yeterliliği sorgulanır.
8.4. Denetim Sürecinde İncelenen Belgeler
Müfettişler, denetim sırasında aşağıdaki belgeleri talep eder (Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m.11, Kanun m.4, m.10):
- Güncel risk değerlendirmesi raporu,
- Önlem planı ve revizyon kayıtları,
- İSG Kurulu karar defteri,
- Çalışan eğitim belgeleri,
- Sağlık gözetimi kayıtları,
- Ölçüm ve analiz raporları (gürültü, toz, kimyasal vb.),
- Acil durum planı ve tatbikat kayıtları.
Bu belgelerin eksikliği, işverenin risk yönetimi yükümlülüğünü yerine getirmediği anlamına gelir.
8.5. Denetim Bulgularının Değerlendirilmesi
Müfettiş, denetim sonunda bir teftiş raporu düzenler.
Bu raporda:
- Tespit edilen uygunsuzluklar,
- Uygunluk durumları,
- Verilen süreler,
- Alınması gereken tedbirler,
- Olası idari yaptırımlar belirtilir.
Raporun bir örneği işverene tebliğ edilir.
İşveren belirtilen süre içinde düzeltici önlemleri almazsa idari yaptırım
süreci başlatılır.
8.6. İdari Yaptırımlar (6331 Sayılı Kanun m.26)
6331 sayılı Kanun, risk değerlendirmesiyle ilgili eksiklikleri açık biçimde yaptırıma bağlamıştır.
a) Risk Değerlendirmesi Yapmamak
- Madde 10 ve 26/1-b:
Risk değerlendirmesi yapılmamışsa, işverene idari para cezası uygulanır ve faaliyet durdurulabilir.
2025 yılı için yeniden değerleme oranına göre bu ceza her işyeri için ayrı ayrı uygulanır.
b) Risk Değerlendirmesini Güncellememek
- Belge mevcut olsa dahi, güncellenmemiş veya yenilenmemişse
eksik değerlendirme sayılır.
Denetimlerde tespit edilirse aynı madde kapsamında işlem yapılır.
c) Tehlike Bildirimini Dikkate Almamak
- Çalışan veya temsilci tarafından bildirilen tehlikeye rağmen önlem alınmazsa, işveren Kanun m.4/2 uyarınca sorumlu tutulur.
d) Faaliyetin Durdurulması (Kanun m.25)
- Risk değerlendirmesi yapılmamışsa veya ciddi tehlike
tespit edilirse,
“işin durdurulması” kararı verilebilir.
Durdurma kararı, mülki idare amirinin onayıyla yürürlüğe girer.
8.7. Hukuki Sorumluluk Türleri
Risk değerlendirmesinin yapılmaması veya yetersiz yapılması halinde doğabilecek üç temel sorumluluk türü vardır:
a) İdari Sorumluluk
- Bakanlık tarafından uygulanan para cezaları ve faaliyet durdurma kararlarını kapsar.
b) Cezai Sorumluluk
- İş kazası veya meslek hastalığı sonucunda ölüm veya
yaralanma meydana gelirse,
Türk Ceza Kanunu (TCK) m.85 ve m.89 hükümlerine göre “taksirle öldürme veya yaralama” suçları gündeme gelir. - Risk değerlendirmesinin yapılmamış veya yetersiz olması, kusur delili olarak kabul edilir.
c) Hukuki (Tazminat) Sorumluluk
- İşveren, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 uyarınca, işçiyi gözetme borcunu ihlal etmiş sayılır.
- Bu durumda maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
8.8. İSG Profesyonellerinin (Uzman ve Hekim) Sorumlulukları
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, görevlerini mevzuat ve
sözleşmeleri çerçevesinde yerine getirmekle yükümlüdür.
6331 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca:
“Uzman veya hekim, işverene yazılı olarak bildirdiği tedbirlerin alınmaması halinde, durumu Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.”
Bu bildirim yapılmazsa ve kaza meydana gelirse, profesyonel idari
ve cezai sorumluluk altına girebilir.
Ancak işverenin tedbir almaması halinde asıl sorumluluk işverendedir.
8.9. Denetim Sonuçlarının Takibi ve Düzeltici Faaliyetler
Yönetmelik m.12 uyarınca, risk değerlendirmesinin
yenilenmesi veya revizyonu, denetim sonuçlarına göre yapılmalıdır.
Bu süreçte:
- Müfettiş raporundaki eksikler belirlenir,
- Düzeltici faaliyet planı hazırlanır,
- Önlemler uygulanır,
- Sonuçlar yeniden raporlanır.
Bu adımlar, aynı zamanda ISO 45001’in 10.2 Düzeltici Faaliyet maddesiyle de birebir uyumludur.
8.10. Yargı Kararlarında Risk Değerlendirmesinin Rolü
Türk yargı kararlarında (özellikle Yargıtay 21. HD ve Ceza Daireleri), risk değerlendirmesi belgeleri, kusur tespiti açısından temel delil niteliğindedir.
Yargı Kararlarından Örnek İlkeler:
- İş kazasında risk değerlendirmesi yapılmamışsa, işverenin tam kusurlu sayılmasına karar verilir.
- Değerlendirme yapılmış ancak önlemler alınmamışsa, “ihmalen kusur” kabul edilir.
- Risk değerlendirmesi güncel değilse, “eksik önlem” gerekçesiyle tazminat sorumluluğu doğar.
Bu kararlar, mevzuata uygun ve düzenli güncellenen risk değerlendirmesinin hukuki koruma kalkanı işlevi gördüğünü göstermektedir.
8.11. İdari ve Yargısal Süreçte Delil Niteliği
Risk değerlendirmesi dokümanları:
- Denetimlerde resmi belge,
- Mahkemelerde teknik delil,
- İdari işlemlerde ispat aracı niteliğindedir.
Bu nedenle belgeler:
- Eksiksiz,
- Tarihli,
- İmzalı,
- Revizyon numaralı olarak saklanmalıdır.
Her sayfanın bütünlüğü, belge güvenliği açısından önemlidir.
8.12. Sonuç ve Değerlendirme
Denetim ve hukuki sorumluluk boyutu, risk değerlendirmesinin
yasal yaptırım ve etik yükümlülük tarafını temsil eder.
Etkin bir risk değerlendirme sistemi:
- Denetimlerde güvence sağlar,
- Hukuki süreçlerde işvereni korur,
- Çalışan güvenliğini somut verilerle destekler.
Bu çerçevede risk değerlendirmesi, yalnızca bir “yönetim aracı” değil; aynı zamanda kurumsal sorumluluk kültürünün belgesidir.
6331 sayılı Kanun’un ruhu, “ceza” değil “önleme” esasına
dayanır.
Ancak önlem alınmadığında, hem insan kaybı hem de hukuki sonuçlar
kaçınılmazdır.
Bu nedenle her işyerinde risk değerlendirmesi, “yapılması gereken bir belge”
değil; yaşatılması gereken bir süreç olarak görülmelidir.