Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
1. BÖLÜM: GİRİŞ – MADEN İŞYERLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN HUKUKİ VE KAVRAMSAL TEMELLERİ
1.1. Giriş ve Kapsam
Madencilik sektörü, çalışma koşullarının doğası gereği en yüksek risk grubunda yer alan faaliyet alanlarından biridir. Yeraltında ve yerüstünde yapılan maden çıkarma, taşıma, işleme ve zenginleştirme faaliyetleri; fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal riskleri bir arada barındırır. Bu nedenle, madencilikte iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamaları yalnızca iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemeyi değil, aynı zamanda sürdürülebilir üretim ve çalışan refahını temin etmeyi de amaçlar.
Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlenmesi, yürütülmesi ve geliştirilmesi süreci, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile yasal bir zemine oturtulmuştur. Bununla birlikte, madencilik faaliyetlerinin teknik ve sektörel özellikleri nedeniyle, Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği bu alandaki özel düzenlemeyi oluşturur.
Bu yönetmelik, 3213 sayılı Maden Kanunu ile birlikte değerlendirilir ve maden işyerlerinin türlerine, üretim yöntemlerine, yeraltı/yerüstü ayrımına göre farklı önlemleri zorunlu kılar.
1.2. Yasal Dayanak ve Mevzuat Hiyerarşisi
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin temel hukuki dayanaklar şu şekilde sıralanabilir:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu:
İşverenin ve çalışanın genel yükümlülüklerini, işyeri organizasyonunu,
risk değerlendirmesi, eğitim, sağlık gözetimi ve denetim mekanizmalarını
düzenler.
(m.4–10 arası işveren yükümlülükleri, m.13 çalışanların hakları) - 3213 sayılı Maden Kanunu: Madencilik
faaliyetlerinin ruhsatlandırılması, işletme esasları ve üretim
süreçlerinde çevre ve güvenlik boyutlarını düzenler.
(m.7, m.29 ve m.31 ilgili hükümler) - Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği
(Resmî Gazete: 19.09.2013, Sayı: 28770): Maden işyerlerinde alınacak
sağlık ve güvenlik tedbirlerini ayrıntılı biçimde belirler; yeraltı ve
yerüstü madenciliği için özel kurallar getirir.
(Yönetmelik m.5–10: Genel yükümlülükler, m.11–20: Teknik önlemler) - Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik, İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği, Tozla Mücadele Yönetmeliği, Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği: Madenlerde destekleyici mevzuatı oluşturur.
Bu hiyerarşide, 6331 sayılı Kanun genel düzenleme, Maden İşyerlerinde İSG Yönetmeliği ise özel düzenleme niteliğindedir. Hukuk sisteminde özel düzenlemeler, genel hükümlere göre öncelikli olarak uygulanır (lex specialis derogat legi generali ilkesi).
1.3. Maden İşyerinin Tanımı ve Kapsamı
Yönetmelik m.4’e göre “maden işyeri”, yeraltında veya yerüstünde madenlerin çıkarıldığı, çıkarma işlemlerine doğrudan veya dolaylı olarak hizmet veren bütün tesis, bina, makine, ekipman ve yardımcı işletmeleri kapsar.
Bu kapsamda;
- Yeraltı kömür işletmeleri, linyit ocakları, metalik maden işletmeleri,
- Taşocakları, mermer ocakları, kum-çakıl üretim tesisleri,
- Zenginleştirme, kırma, eleme, yıkama, flotasyon tesisleri,
- Maden atıkları depolama alanları da işyeri sınırları içindedir.
İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri yalnızca üretim alanında değil; bakım-onarım, taşıma, enerji temini ve destek hizmetlerinin yürütüldüğü bölümleri de kapsar.
1.4. İSG’nin Temel İlkeleri (Kanun m.4 ve m.5)
6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca işveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, yalnızca kazadan sonra değil, önleyici yaklaşımı esas alır. Kanunun 5. maddesinde sıralanan temel ilkeler maden işyerleri için şu şekilde uygulanır:
- Risklerden kaçınmak,
- Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
- Risklerle kaynağında mücadele etmek,
- İşin kişilere uygun hale getirilmesi,
- Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
- Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli ile değiştirmek,
- Toplu korunma tedbirlerine öncelik vermek,
- Çalışanlara uygun talimatlar vermek.
Madencilikte bu ilkelerin en kritik karşılığı, risklerin üretim öncesinde analiz edilmesi ve tehlikelerin sistematik olarak kontrol altına alınmasıdır.
1.5. İşverenin Genel Yükümlülükleri (Yönetmelik m.5–6)
Maden işverenleri, yalnızca yasal yükümlülükleri yerine getirmekle değil, aynı zamanda işyerinde güvenlik kültürünü oluşturmakla da sorumludur. Yönetmeliğe göre işverenin başlıca yükümlülükleri:
- Risk değerlendirmesini yapmak veya yaptırmak,
- İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek,
- Çalışanlara gerekli eğitimleri sağlamak,
- Acil durum planlarını oluşturmak,
- İş ekipmanlarının periyodik kontrollerini yaptırmak,
- Uygun kişisel koruyucu donanımları temin etmek,
- Görevlendirilen personelin yetkinliğini denetlemek,
- Yeraltında haberleşme, aydınlatma ve havalandırma sistemlerini etkin biçimde kurmak,
- İş kazası veya meslek hastalığı durumunda gerekli bildirimleri yapmak.
Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde, idari para cezaları, faaliyetin durdurulması veya cezai sorumluluk gündeme gelebilir (Kanun m.26).
1.6. Çalışanların Hakları ve Sorumlulukları
Çalışanlar, kendi sağlık ve güvenliklerini koruma
sorumluluğunu taşırken, işveren tarafından sağlanan önlemlere de uymak
zorundadır (Kanun m.19).
Özellikle maden işyerlerinde, çalışanların yükümlülükleri şu başlıklar altında
toplanır:
- Kendisine verilen eğitim ve talimatlara uymak,
- Kişisel koruyucu donanımları kullanmak,
- İş ekipmanlarını doğru kullanmak,
- Tehlikeli bir durumu derhal amirine bildirmek,
- Acil durum prosedürlerine uymak.
Buna karşılık, m.13 gereği çalışan, ciddi ve yakın tehlike durumunda işi bırakma ve işyerini terk etme hakkına sahiptir. Madenlerde bu hak, can güvenliğini doğrudan etkileyen patlama, göçük, gaz sızıntısı gibi durumlarda hayati önem taşır.
1.7. Maden İşyerlerinde İSG’nin Tarihsel Gelişimi
Türkiye’de madencilikte iş sağlığı ve güvenliği kavramı, 19.
yüzyıl sonlarından itibaren kömür işletmelerinde yaşanan toplu kazalarla
birlikte gündeme gelmiştir.
Ancak sistematik yasal düzenlemeler 1980’lerden sonra gelişmiş, 6331 sayılı
Kanun (2012) ile birlikte önleyici ve bütüncül yaklaşım
benimsenmiştir.
Bu dönüşümün sonucu olarak, maden işyerlerinde İSG yalnızca teknik bir zorunluluk değil, sosyal bir sorumluluk alanı haline gelmiştir.
1.8. İSG Yönetim Sistemlerinin Madencilikteki Önemi
Yönetmelik m.7 uyarınca işveren, iş sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin etkinliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu sistem, planlama, uygulama, izleme ve gözden geçirme döngüsüne (Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al) dayanır.
Madencilikte etkin bir İSG yönetim sistemi:
- İş kazası sıklık ve ağırlık oranlarını düşürür,
- Üretim sürekliliğini sağlar,
- Denetimlerde yasal uygunluğu kanıtlar,
- Çalışan motivasyonunu artırır.
1.9. Denetim, İzleme ve Yaptırımlar
Maden işyerlerinde denetim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülür.
Denetimler, planlı veya ani olabilir. Tespit edilen uygunsuzluklar
giderilmezse, iş durdurma kararı verilebilir (Kanun m.25).
Ayrıca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel
Müdürlüğü (MAPEG) de teknik denetim yetkisine sahiptir.
1.10. Sonuç
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği, yalnızca yasal
bir zorunluluk değil; yaşam hakkının korunmasına yönelik sistematik bir
organizasyondur. Bu nedenle, İSG kültürü madencilik faaliyetlerinin ayrılmaz
bir parçası olmalıdır.
Her üretim adımında “önleme yaklaşımı” esas alınmalı, mevzuat yalnızca bir
çerçeve değil, işyeri pratiğinin temeli olarak görülmelidir.
2. BÖLÜM: MADEN İŞYERLERİNDE RİSK DEĞERLENDİRMESİ VE TEHLİKE YÖNETİMİ
2.1. Risk Değerlendirmesinin Hukuki Dayanağı
Risk değerlendirmesi, maden işyerlerinde iş sağlığı ve
güvenliği yönetiminin temelini oluşturur. Bu yükümlülük, doğrudan 6331
sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10. maddesi ile düzenlenmiştir.
Kanun, işverenin “çalışma ortamındaki riskleri belirlemek, bu riskleri analiz
etmek ve önleyici tedbirleri almak” zorunda olduğunu belirtir.
Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği m.5/ç hükmü de risk değerlendirmesinin, maden işletmelerine özgü fiziksel, kimyasal ve jeoteknik tehlikeler dikkate alınarak yapılmasını zorunlu kılar.
Bu nedenle risk değerlendirmesi yalnızca bir “formalite” değil, üretimin tüm aşamalarını kapsayan dinamik bir süreç olarak ele alınmalıdır.
2.2. Risk Değerlendirmesinin Amacı ve Önemi
Madencilikte risk değerlendirmesi, iş kazalarını önlemenin yanı sıra, patlama, göçük, gaz sızıntısı, toz patlaması, yangın gibi yüksek etkili olayların önceden tahmin edilmesini sağlar.
Amaç, tehlikeyi ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir seviyeye indirmektir. Bu yaklaşım, “önleme hiyerarşisi” olarak bilinen sıralamayı esas alır:
- Tehlikenin ortadan kaldırılması,
- Tehlikeli süreçlerin değiştirilmesi,
- Mühendislik kontrolleri,
- İdari önlemler,
- Kişisel koruyucu donanımlar.
2.3. Risk Değerlendirmesi Ekibi (Yönetmelik m.6)
Madencilikte risk değerlendirmesi, işverenin başkanlığında
oluşturulan bir İSG Ekibi tarafından yürütülür.
Bu ekipte şu unsurlar yer alır:
- İş güvenliği uzmanı (A veya B sınıfı, maden sektörüne uygun belgeye sahip),
- İşyeri hekimi,
- Çalışan temsilcisi,
- Destek elemanı (örneğin yangın, kurtarma, gaz ölçüm görevlisi),
- Üretim sorumlusu veya mühendis (jeoloji, maden veya işletme mühendisi).
Ekip çalışması esastır. Çünkü maden işyerlerinde tehlike kaynakları çok disiplinlidir; jeoteknik, kimyasal, elektriksel ve insan faktörleri birbirine bağlıdır.
2.4. Tehlike Kaynaklarının Belirlenmesi (Yönetmelik m.7)
Madencilikte tehlikelerin belirlenmesi aşaması, işyerinin jeolojik
yapısı, üretim yöntemi ve kullanılan ekipman dikkate alınarak yapılır.
Başlıca tehlike kaynakları:
- Yeraltı kömür ocaklarında: Grizu (metan) patlaması, kömür tozu patlaması, göçük, karbonmonoksit birikimi, aydınlatma eksikliği.
- Metal madenlerinde: Toz, ağır metal maruziyeti, kimyasal çözeltiler (örneğin siyanür), elektrik çarpması.
- Mermer ve taş ocaklarında: Kaya düşmesi, vinç kazaları, gürültü, titreşim.
- Zenginleştirme tesislerinde: Mekanik ekipman kaynaklı ezilme, kimyasal sıçrama, yangın.
Bu aşamada yapılan hata, tüm süreci geçersiz kılar; çünkü yanlış tehlike tanımı, yanlış önlem seçimine yol açar.
2.5. Risk Analiz Yöntemleri ve Uygulama Esasları
Yasal mevzuat belirli bir analiz metodunu zorunlu kılmaz; ancak işin niteliğine uygun yöntem seçilmesi gerekir. Maden işyerlerinde sık kullanılan yöntemler:
- HATA TÜRÜ VE ETKİLERİ ANALİZİ (FMEA): Teknik ekipman ve sistem odaklıdır. Örneğin havalandırma sisteminde fan arızasının zincir etkileri analiz edilir.
- OLASILIK–ETKİ MATRİSİ (5x5 risk matrisi): Riskin olasılığı ile şiddetini çarparak puanlama yapılır.
- HAZOP (Hazard and Operability Study): Kimyasal veya proses bazlı maden tesislerinde uygundur.
- “What if?” Yöntemi: “Ne olur eğer…” senaryoları üzerinden potansiyel tehlikeler tartışılır.
Yönetmelik m.8’e göre, her risk değerlendirmesi “belgelendirilmeli”, işyeri dosyasında saklanmalı ve denetimlerde ibraz edilmelidir.
2.6. Risklerin Sınıflandırılması ve Önceliklendirilmesi
Elde edilen riskler; çok yüksek, yüksek, orta, düşük
olarak sınıflandırılır.
Öncelik sırası, riskin kabul edilebilirlik düzeyine göre belirlenir.
Örnek:
- Grizu patlaması: Olasılık düşük olsa bile sonuç ölümcül → çok yüksek risk.
- Gürültü maruziyeti: Sürekli etkili → orta risk.
- Kişisel koruyucu gözlük eksikliği: düşük risk, ancak toplu ihmal varsa yüksek risk.
Bu sınıflama, önleyici eylem planlarının sıralamasında kullanılır.
2.7. Kontrol Tedbirlerinin Planlanması ve Uygulanması
Kontrol önlemleri “önleme hiyerarşisi” çerçevesinde
planlanır (Kanun m.5).
Madencilikte tipik kontrol tedbirleri:
- Mühendislik önlemleri: Havalandırma sistemlerinin otomatik sensörlerle kontrolü, gaz izleme istasyonları, tahkimat sistemleri.
- İdari önlemler: Vardiya rotasyonu, eğitim, izin prosedürleri, bakım planları.
- Kişisel koruyucu önlemler: Maske, baret, kulaklık, çelik burunlu ayakkabı, kendinden kurtarıcı.
Uygulama sonrasında risk seviyesi tekrar değerlendirilir; “yeniden risk değerlendirmesi” yapılmadan faaliyete geçilemez.
2.8. Risk Değerlendirmesinin Güncellenmesi (Yönetmelik m.9)
Risk değerlendirmesi “bir defalık” bir işlem değildir. Yönetmelik m.9 uyarınca, aşağıdaki durumlarda yenilenmesi zorunludur:
- İşyerinde yeni bir üretim yöntemi uygulanması,
- Yeni makine veya teçhizat alınması,
- Kazadan sonra köklü değişiklik yapılması,
- Organizasyon değişiklikleri,
- Yeni tehlikelerin ortaya çıkması,
- En geç beş yılda bir periyodik gözden geçirme.
Özellikle madenlerde üretim derinliği, damar kalınlığı ve gaz yoğunluğu değiştikçe risk yapısı da değişir. Bu nedenle güncelleme döngüsü, fiilen çok daha kısa olmalıdır.
2.9. Risk Değerlendirme Sonuçlarının İzlenmesi ve Denetlenmesi
Yapılan değerlendirme sonuçları, İSG Kurulu
tarafından izlenir ve yıllık raporlarla üst yönetime bildirilir.
Denetimlerde işveren, “risk değerlendirmesi belgesi”nin güncel olduğunu
ispatlamakla yükümlüdür.
Belgenin olmaması veya geçersiz olması halinde işin durdurulması
mümkündür (Kanun m.25).
Ayrıca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı denetimlerinde risk analizlerinin maden ruhsatı ile uyumlu olması aranır.
2.10. Sonuç ve Değerlendirme
Maden işyerlerinde risk değerlendirmesi, yalnızca yasal bir
belge değil, yaşamı koruyan bir güvenlik stratejisidir.
Etkin bir risk değerlendirmesi yapılmadığında, kazalar “kader” değil,
“öngörülmeyen ama önlenebilir sonuçlar” haline gelir.
Madencilikte her tehlikenin teknik, insan ve çevresel boyutu birlikte ele alınmalı; risk yönetimi, üretim planlamasının ayrılmaz bir bileşeni olmalıdır.
3. BÖLÜM: MADEN İŞYERLERİNDE SAĞLIK GÖZETİMİ VE ÇALIŞAN SAĞLIĞI HİZMETLERİ
3.1. Sağlık Gözetiminin Hukuki Temeli
Maden işyerlerinde sağlık gözetimi, işçilerin çalışma
ortamındaki risklere maruz kalmadan önce, çalışma süresince ve sonrasında
sağlık durumlarının izlenmesini ifade eder.
Bu yükümlülük, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 15. maddesi
ile düzenlenmiştir.
Kanuna göre işveren, çalışanların sağlık gözetimini yapmak
veya yaptırmak zorundadır.
Ayrıca, Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin 14.
maddesi maden sektörüne özgü sağlık gözetimi esaslarını ayrıntılı biçimde
belirler.
3.2. Sağlık Gözetiminin Amacı
Madencilikte sağlık gözetiminin amacı, çalışanların:
- Zararlı etkenlere karşı duyarlılığını belirlemek,
- Meslek hastalıklarını erken teşhis etmek,
- Çalışanların işe uygunluğunu değerlendirmek,
- Uzun vadeli sağlık risklerini izlemek,
- Çalışma ortamındaki risklerin insan üzerindeki etkilerini analiz etmektir.
Madencilik sektöründe maruziyet süreleri genellikle yüksek olduğundan, sağlık gözetimi yalnızca koruyucu değil, önleyici ve sürekli bir mekanizma olarak işler.
3.3. İşe Giriş ve Periyodik Sağlık Muayeneleri (Kanun m.15, Yönetmelik m.14)
İşveren, her çalışanın işe başlamadan önce ve belirli
aralıklarla sağlık muayenesini yaptırmakla yükümlüdür.
6331 sayılı Kanun m.15/1 hükmü uyarınca:
“Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini göz önüne alarak, işe girişlerinde, iş değişikliklerinde, iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında ve işten ayrılışlarında sağlık muayeneleri yapılır.”
Periyodik muayene sıklıkları, işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir:
- Çok tehlikeli sınıf (madenler): en geç yılda bir,
- Tehlikeli sınıf: en geç iki yılda bir,
- Az tehlikeli sınıf: en geç üç yılda bir.
Yeraltı madenciliğinde, genellikle 6 ayda bir muayene yapılması uygulamada yaygındır; bu, Yönetmelik m.14/3 hükmüyle desteklenir.
3.4. Sağlık Gözetimi Kapsamındaki Ölçüm ve Testler
Maden işyerlerinde sağlık gözetimi yalnızca fizik muayene
değil, maruziyetin türüne göre belirlenen laboratuvar testlerini de kapsar.
Örnek uygulamalar:
- Toz maruziyeti olan çalışanlar: Akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi (spirometri),
- Gürültü maruziyeti: Odyometri (işitme testi),
- Kimyasal maruziyet: Kan ve idrarda ağır metal analizi (örneğin kurşun, kadmiyum, siyanür),
- Titreşim maruziyeti: Kas-iskelet sistemi değerlendirmesi,
- Yeraltı çalışanları: Oksijen doygunluğu ölçümü, kalp-solunum muayenesi.
İşyeri hekimi, risk değerlendirmesi sonuçlarına göre test sıklıklarını belirler (Yönetmelik m.14/4).
3.5. Meslek Hastalıklarının Erken Tanısı ve Bildirimi
Madencilikte en sık karşılaşılan meslek hastalıkları şunlardır:
- Pnömokonyoz (Toz Hastalığı): Silika veya kömür tozuna bağlı akciğer sertleşmesi,
- İşitme kaybı: Sürekli gürültüye maruziyet sonucu,
- Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları: Titreşimli el aletleri kullanımı, ağır yük kaldırma,
- Kimyasal zehirlenmeler: Siyanür, arsenik, kurşun vb. maruziyet,
- Cilt hastalıkları: Yağ, gres, kimyasal çözelti temasına bağlı dermatit.
Meslek hastalığı şüphesi durumunda, işyeri hekimi derhal Sosyal
Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirim yapmakla yükümlüdür.
Bildirim yapılmaması, idari para cezası ve cezai sorumluluk
doğurur (Kanun m.26/1-ğ).
3.6. Sağlık Gözetimi Sonuçlarının Kayıt Altına Alınması ve Gizlilik
Yönetmelik m.14/5 hükmüne göre, her çalışanın sağlık muayene
sonuçları kişisel sağlık dosyasında saklanır.
Bu dosya en az 15 yıl süreyle muhafaza edilmelidir.
İşyeri hekimi, verilerin gizliliğini korumakla yükümlüdür.
Ancak çalışan sağlığına yönelik bir tehlike tespit edilirse, işveren
yalnızca gerekli önlemleri almak üzere bilgilendirilir.
Bu sistem, hem kişisel veri güvenliğini (6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile uyumlu), hem de önleyici sağlık yönetimini güvence altına alır.
3.7. Sağlık Gözetiminin Risk Yönetimiyle İlişkisi
Sağlık gözetimi, risk değerlendirmesinin geri besleme
mekanizmasıdır.
Örneğin bir işyerinde çalışanlarda toz kaynaklı solunum sorunları saptanmışsa,
bu durum yeni mühendislik önlemlerinin alınmasını gerektirir (örneğin filtre
sistemlerinin yenilenmesi, ıslak üretim tekniğine geçilmesi).
Bu döngü, Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al (PUKÖ)
modeliyle yönetilir.
Böylece sağlık verileri, yalnızca bireysel tespit değil, işyeri düzeyinde
sistematik iyileştirmenin aracıdır.
3.8. İşyeri Hekiminin Görev, Yetki ve Sorumlulukları
İşyeri hekimi, maden işyerlerinde sağlık gözetiminin
koordinatörüdür.
İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve
Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (m.9–11) hükümlerine göre görevleri:
- İşe giriş ve periyodik muayeneleri yapmak,
- Risk değerlendirmesi çalışmalarına katılmak,
- Maruziyet ölçümleri ve biyolojik izlemeleri yürütmek,
- Acil durum planlarında sağlık yönünü organize etmek,
- Çalışanlara sağlık eğitimi vermek,
- Meslek hastalığı şüphesinde bildirim yapmak,
- İş kazalarında tıbbi ilk müdahaleyi sağlamak.
Yeraltı madenlerinde, işyeri hekiminin tam zamanlı görev yapması zorunludur (Yönetmelik m.15/3).
3.9. Sağlık Hizmetlerinin Organizasyonu ve Koordinasyon
Maden işyerlerinde sağlık hizmetleri, işyeri hekimi ve diğer
sağlık personeli (örneğin hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni)
tarafından yürütülür.
Bu hizmetler, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) veya işveren
bünyesindeki birim aracılığıyla sağlanabilir.
Yeraltı ocaklarında, ilk yardım ve kurtarma istasyonu
bulundurulması zorunludur (Yönetmelik m.23).
Bu istasyonda en az bir ilk yardım eğitimi almış personel her vardiyada
hazır bulunmalıdır.
3.10. Sağlık Gözetiminin İzlenmesi ve Denetlenmesi
Sağlık gözetimi faaliyetleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenir.
Denetimlerde; sağlık muayenesi kayıtları, maruziyet raporları, biyolojik izleme
sonuçları ve acil müdahale planları incelenir.
Eksiklik tespit edilirse, iş durdurma, idari para cezası veya faaliyet kısıtlaması uygulanabilir (Kanun m.25, m.26).
Sağlık gözetiminin yetersiz yapılması, yalnızca mevzuat ihlali değil, çalışan sağlığını riske atan doğrudan bir güvenlik zafiyeti olarak değerlendirilir.
3.11. Sonuç ve Değerlendirme
Sağlık gözetimi, maden işyerlerinde “insan unsurunu” merkeze
alan bir güvenlik politikasıdır.
Teknolojik önlemler ve mühendislik çözümleri ne kadar gelişmiş olursa olsun,
çalışan sağlığı gözetimi olmadan İSG yönetim sistemi tamamlanmış sayılmaz.
Bu nedenle, sağlık gözetimi yalnızca tıbbi bir zorunluluk
değil, etik ve sosyal bir sorumluluktur.
Her madenci, yalnızca üretimin bir parçası değil, yaşam hakkının korunması
gereken bir bireydir.
4. BÖLÜM: MADEN İŞYERLERİNDE ACİL DURUM YÖNETİMİ VE TAHLİYE PROSEDÜRLERİ
4.1. Acil Durum Yönetiminin Hukuki Dayanağı
Maden işyerlerinde acil durum yönetimi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 11. maddesi ile “İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik” ve Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.22–27) hükümlerine dayanır.
Kanun m.11’e göre işveren; acil durumları önceden
belirlemek, gerekli önlemleri almak, personeli görevlendirmek, tatbikatları
yapmak ve tahliye planı hazırlamak zorundadır.
Maden işyerleri için bu yükümlülük çok tehlikeli sınıfta
değerlendirildiğinden, hazırlık seviyesi diğer sektörlere kıyasla çok daha
kapsamlı olmalıdır.
4.2. Acil Durum Kavramı ve Kapsamı
Acil durum, maden işyerinde çalışanların hayatını tehdit
eden, çevreye zarar verebilecek veya tesisin güvenliğini ortadan kaldırabilecek
olaylardır.
Yönetmelik m.22’ye göre madencilikte acil durumlar şunları kapsar:
- Grizu (metan) ve kömür tozu patlamaları,
- Yangınlar,
- Göçük ve tavan çökmesi,
- Su baskını,
- Gaz sızıntısı ve oksijen yetersizliği,
- Kimyasal sızıntılar (örneğin siyanür çözeltileri),
- Elektrik arızaları veya patlamalar,
- Kurtarma ekipmanının yetersizliği nedeniyle oluşan zincir riskler.
Her biri için farklı müdahale ve tahliye prosedürü oluşturulması zorunludur.
4.3. Acil Durum Planı Hazırlama Yükümlülüğü
Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik m.8 ve Maden İSG Yönetmeliği m.23 uyarınca, işveren aşağıdaki unsurları içeren Acil Durum Planı hazırlamakla yükümlüdür:
- Risklerin değerlendirilmesi: Olası acil durum senaryoları, şiddeti ve olasılığı analiz edilmelidir.
- Önleyici ve sınırlandırıcı tedbirler: Patlama riskini azaltacak gaz sensörleri, yangın söndürme sistemleri gibi önlemler belirlenmelidir.
- Acil durum ekiplerinin oluşturulması: Kurtarma, yangınla mücadele, ilk yardım ve tahliye ekipleri atanmalıdır.
- Eğitim ve tatbikat planı: Çalışanlara düzenli aralıklarla acil durum eğitimi verilmelidir.
- Tahliye güzergâhları ve toplanma noktaları: Yeraltı ve yerüstü için haritalandırılmış güzergâhlar planlanmalıdır.
Bu plan yazılı olarak hazırlanır, tüm çalışanlara bildirilir ve en az yılda bir tatbikatla test edilir.
4.4. Acil Durum Ekipleri ve Görevleri (Yönetmelik m.24)
Maden işyerlerinde her vardiyada görev yapacak şekilde acil durum ekipleri oluşturulur. Bu ekipler:
- Kurtarma ekibi: Göçük, su baskını, gaz sızıntısı gibi durumlarda mahsur kalanlara müdahale eder.
- Yangınla mücadele ekibi: Yangın söndürme sistemlerini ve taşınabilir tüpleri kullanır.
- İlk yardım ekibi: Yaralı veya gazdan etkilenen çalışanlara temel tıbbi müdahale yapar.
- Haberleşme ve koordinasyon ekibi: Olayı üst yönetime ve dış birimlere bildirir, lojistik desteği sağlar.
Ekip üyeleri, görevleriyle ilgili eğitimleri almak zorundadır (Kanun m.17). Her ekipte eğitimli en az iki kişi bulunmalıdır.
4.5. Acil Durum Ekipmanları ve Tesisleri
Yönetmelik m.25’e göre maden işyerlerinde aşağıdaki acil durum donanımlarının bulundurulması zorunludur:
- Kendinden kurtarıcı (self-rescuer): Her yeraltı çalışanında kişisel olarak bulunur.
- Tahliye maskesi ve oksijen tüpleri: Kaçış yolları boyunca belirli aralıklarla yerleştirilir.
- Yangın söndürme sistemleri: Yeraltında CO₂ veya kuru kimyevi tozlu sistemler tercih edilir.
- Gaz izleme sistemleri: Metan, karbonmonoksit ve oksijen sensörleri sürekli kayıt alır.
- Haberleşme sistemleri: Sesli iletişimin mümkün olmadığı durumlar için sinyal veya ışık sistemleri.
- Kurtarma istasyonu: Her maden işletmesinde donanımlı bir kurtarma merkezi bulunur (Yönetmelik m.23/4).
Bu donanımların periyodik bakımı ve kalibrasyonu yapılmadıkça geçerli sayılmaz.
4.6. Tahliye Planlaması ve Kaçış Yolları
Tahliye planlaması, İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında
Yönetmelik m.12 ve Maden İSG Yönetmeliği m.26 uyarınca yapılır.
Yeraltı madenlerinde:
- En az iki ayrı bağımsız çıkış yolu bulunmalıdır,
- Kaçış yolları birbirinden bağımsız ve yangına dayanıklı olmalıdır,
- Kaçış mesafesi, çalışma noktasından en yakın güvenli bölgeye maksimum 1.000 metreyi geçmemelidir,
- Kaçış güzergâhları harita üzerinde işaretlenmeli ve çalışanlara öğretilmelidir,
- Kaçış yolları boyunca aydınlatma ve yönlendirme levhaları bulundurulmalıdır.
Yerüstü madenlerinde tahliye güzergâhları, üretim alanlarının topografik yapısına göre belirlenir.
4.7. Acil Durum Tatbikatları (Yönetmelik m.27)
Tatbikatlar, acil durum planlarının etkinliğini test etmenin
tek yoludur.
Her maden işyerinde en az yılda bir tüm çalışanların katılımıyla genel
tatbikat yapılmalıdır.
Yeraltı işletmelerinde ek olarak, kurtarma ekipleri için üç ayda bir özel
tatbikat zorunludur.
Tatbikat sonuçları, “tatbikat değerlendirme raporu”na
yazılır ve beş yıl süreyle saklanır.
Eksiklikler bir sonraki plana entegre edilir. Bu, sürekli iyileştirme
döngüsünün parçasıdır.
4.8. Haberleşme ve Koordinasyon
Acil durumlarda iletişim zinciri, hayat kurtarıcı öneme sahiptir. Yönetmelik m.25 gereği, her maden işletmesinde:
- Yüzey–yeraltı haberleşme sistemi (kablolu veya kablosuz),
- Yedek enerji kaynaklı sinyal sistemi,
- Dış iletişim hattı (AFAD, itfaiye, sağlık kuruluşları) bulunmalıdır.
Ayrıca, olay anında maden kurtarma istasyonu (rescue chamber) ile Bakanlık koordinasyon merkezi arasında anlık bilgi paylaşımı yapılır.
4.9. Dış Kuruluşlarla İşbirliği ve Bildirim
Ciddi bir olay (örneğin grizu patlaması, göçük, ölümlü kaza) meydana geldiğinde, işveren aşağıdaki kurumlara derhal bildirimde bulunmak zorundadır (Kanun m.14 ve m.26):
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (MAPEG),
- İlgili valilik ve AFAD,
- Cumhuriyet Savcılığı (ölümlü kazalarda).
Bu bildirim yapılmadan olay yerinde değişiklik yapılması
yasaktır.
Kurtarma ve müdahale faaliyetleri yalnızca yetkili kurumlarla koordineli
biçimde yürütülür.
4.10. Acil Durum Sonrası Değerlendirme
Olay sonrasında kaza inceleme komisyonu kurulur.
Komisyon; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, mühendislik temsilcisi ve çalışan
temsilcisinden oluşur.
Amaç, olayın nedenlerini belirlemek, tekrarını önleyecek
önlemleri planlamak ve “Acil Durum Değerlendirme Raporu” hazırlamaktır.
Bu rapor, risk değerlendirmesinin güncellenmesinde ve eğitim
programlarının revizyonunda temel kaynak olur.
4.11. Sonuç ve Değerlendirme
Acil durum yönetimi, madencilikte yalnızca “tehlike anında”
devreye giren bir sistem değil; tüm üretim döngüsüne entegre edilmesi gereken
bir güvenlik kültürüdür.
Her acil durum planı, olası en kötü senaryoyu varsaymalı ve çalışanların
hayatta kalma olasılığını en üst düzeye çıkarmayı hedeflemelidir.
Kısacası, madencilikte güvenliğin sınırı yoktur; yalnızca
sürekliliği vardır.
Hazırlık, eğitim ve disiplinden taviz verilmesi, her vardiyanın potansiyel bir
felakete dönüşmesi demektir.
5. BÖLÜM: HAVALANDIRMA, GAZ İZLEME VE PATLAMA ÖNLEME SİSTEMLERİ
5.1. Hukuki Dayanak ve Kapsam
Maden işyerlerinde havalandırma, gaz izleme ve patlama
önleme tedbirleri, Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Yönetmeliği’nin 28–36. maddeleri arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Bu hükümler, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4., 5. ve 10.
maddeleri ile birlikte değerlendirilir.
Yönetmelik, özellikle yeraltı maden işletmelerinde havalandırma
sistemlerinin sürekliliğini, gazların izlenmesini ve patlama
riskinin önlenmesini zorunlu kılar.
Amaç, hem çalışanların solunabilir hava ortamında çalışmasını sağlamak hem de grizu
(metan) ve kömür tozu patlaması gibi yüksek etkili olayların önüne
geçmektir.
5.2. Havalandırmanın Önemi ve Temel İlkeler
Yeraltı madenciliğinde havalandırma, yalnızca hava
sirkülasyonunu sağlamak değil, aynı zamanda yaşam destek sistemi olarak
işlev görür.
Havalandırmanın temel hedefleri şunlardır:
- Oksijen oranını %19,5’in altına düşürmemek,
- Zararlı gazların (metan, karbonmonoksit, karbondioksit, azot oksitleri vb.) birikmesini önlemek,
- Patlayıcı atmosfer oluşumunu engellemek,
- Toz ve ısı birikimini azaltmak,
- Duman, gaz veya yangın durumunda tahliye koşullarını iyileştirmek.
Yönetmelik m.28 hükmü, “yeraltında sürekli, güvenli ve yeterli havalandırma sağlanması zorunludur” ilkesini getirir.
5.3. Havalandırma Sistemlerinin Türleri
Havalandırma sistemleri, hava akış yönüne ve uygulama biçimine göre iki ana grupta incelenir:
- Doğal havalandırma: Sıcaklık ve basınç farklarından yararlanılır. Ancak modern madenlerde tek başına yeterli değildir.
- Mekanik havalandırma: Fan ve vantilatör sistemleriyle hava zorlanarak dolaştırılır. Bu sistem iki şekilde uygulanır:
- Emici (aspirasyon) sistemi: Kirli hava dışarı çekilir.
- Basınçlı (üflemeli) sistem: Temiz hava içeriye üflenir.
Yönetmelik m.29, fanların yedek enerji kaynağına bağlanmasını ve 24 saat kesintisiz çalışır durumda olmasını zorunlu kılar.
5.4. Hava Akımı Düzeni ve Ölçümleri
Yönetmelik m.30 uyarınca, her üretim bölgesine
yeterli temiz hava ulaşacak şekilde hava akımı planlanmalıdır.
Bu plan, madenin havalandırma projesi ile uyumlu olmak zorundadır.
Temel ölçütler:
- Çalışma alanında en az 6 m³/dk kişi başına hava debisi,
- Motorlu makine kullanılan bölgelerde daha yüksek hava akışı,
- Hava dönüş yollarında gaz birikimi olmaması,
- Her vardiyada gaz ölçüm cihazları ile değerlerin kontrol edilmesi.
Havalandırma yönü, iş akışına göre “temizden kirliye”
olacak şekilde düzenlenmelidir.
Yani taze hava önce üretim bölgesine, oradan dönüş yoluna, son olarak dış
ortama verilmelidir.
5.5. Gaz Türleri ve Tehlikeleri
Madencilikte gaz kaynaklı tehlikeler, genellikle görünmez ve
kokusuz olduğu için ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Başlıca gaz türleri ve özellikleri şunlardır:
|
Gaz Türü |
Kaynak |
Tehlike Türü |
Sınır Değer (%) |
|
Metan (CH₄) |
Kömür damarları |
Patlayıcı |
Alt patlama limiti: 1,0 – Üst: 15,0 |
|
Karbonmonoksit (CO) |
Yanma, patlama sonrası |
Zehirleyici |
0,0025 (25 ppm) |
|
Karbondioksit (CO₂) |
Bozunma, patlama sonrası |
Boğucu |
0,5 |
|
Hidrojen sülfür (H₂S) |
Kükürtlü madenler |
Zehirleyici |
0,001 (10 ppm) |
|
Azot oksitleri (NO, NO₂) |
Patlayıcı madde kullanımı |
Zehirleyici |
0,0005 (5 ppm) |
Gaz karışımı patlayıcı limitin %20’sine ulaştığında alarm seviyesi, %40’ında tahliye seviyesi kabul edilir (Yönetmelik m.33).
5.6. Gaz İzleme Sistemleri (Yönetmelik m.32–33)
Gaz izleme sistemi, madenin “gözleri” olarak
nitelendirilebilir.
Bu sistem, yeraltındaki metan, oksijen, karbonmonoksit, karbondioksit gibi
gazların sürekli izlenmesini sağlar.
Zorunlu uygulamalar:
- Ana galerilerde ve kritik bölgelerde sabit gaz ölçüm sensörleri,
- Her vardiyada taşınabilir gaz ölçüm cihazları (dedektör),
- Ölçüm değerlerinin yüzeye otomatik iletimi ve kayıt altına alınması,
- Ölçüm sonuçlarının en az 5 yıl süreyle arşivlenmesi,
- Alarm sistemiyle eşzamanlı olarak havalandırma otomasyonunun devreye girmesi.
Gaz izleme sistemi kesintisiz çalışmalı, enerji kesilse bile yedek batarya veya jeneratörle desteklenmelidir.
5.7. Grizu ve Kömür Tozu Patlamalarının Önlenmesi
Patlama, madencilikte en yıkıcı olaylardan biridir. Yönetmelik m.34–36, grizu ve kömür tozu patlamalarına karşı alınacak önlemleri düzenler:
Grizu patlamasına karşı:
- Metan oranı %1,5’i geçtiğinde çalışma derhal durdurulur.
- %2’nin üzerinde üretim yapılması yasaktır.
- Kıvılcım çıkaran ekipmanlar yasaktır.
- Elektrikli ekipmanlar grizu emniyetli (Ex-proof) olmalıdır.
- Delme, patlatma ve bakım işleri yalnızca gaz ölçümü sonrası yapılır.
Kömür tozu patlamasına karşı:
- Galeriler düzenli olarak nemlendirilir veya inert toz (kireçtaşı tozu) ile kaplanır.
- Toz ölçümleri her vardiyada yapılır.
- Hava akımı, tozun taşınmasını engelleyecek hızda olmalıdır.
Bu tedbirler, Zonguldak (1992) ve Soma (2014) gibi büyük faciaların ardından zorunlu hale getirilmiştir.
5.8. Havalandırma Projesi ve Onay Süreci
Her yeraltı maden işletmesi, üretime başlamadan önce havalandırma
projesi hazırlamak zorundadır (Yönetmelik m.28/3).
Bu proje, madenin jeolojik yapısına, üretim yöntemine, gaz özelliklerine ve
hava debisine göre düzenlenir.
Proje;
- Maden mühendisi tarafından hazırlanmalı,
- İşveren tarafından imzalanmalı,
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (MAPEG) tarafından onaylanmalıdır.
Onay alınmadan üretime başlanması, idari yaptırım ve iş durdurma nedeni oluşturur (Kanun m.25).
5.9. Acil Durumlarda Havalandırma ve Tahliye Yönetimi
Yangın, patlama veya gaz sızıntısı durumunda havalandırma sistemi olayın büyüklüğüne göre özel modda çalıştırılır:
- Kirli bölgedeki hava akımı ters çevrilmez; çünkü bu, zehirli gazların yayılmasına neden olabilir.
- Tahliye yolları “temiz hava akımı” bölgesinden seçilir.
- Gaz konsantrasyonu izlenir; %2 metan tespitinde tüm personel derhal tahliye edilir.
- Olay sonrasında, ortam gaz değerleri güvenli seviyeye dönene kadar kimse yeraltına indirilmez.
5.10. Bakım, Kalibrasyon ve Denetim
Yönetmelik m.31’e göre, havalandırma ve gaz izleme sistemleri düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir:
- Fanlar: Aylık bakım, yıllık performans testi,
- Sensörler: 6 ayda bir kalibrasyon,
- Hava debisi ölçümleri: Her vardiyada kontrol,
- Kayıtların tutulması: En az 5 yıl süreyle.
Denetimlerde eksiklik tespit edilirse, iş durdurma uygulanabilir (Kanun m.25).
5.11. Sonuç ve Değerlendirme
Havalandırma, gaz izleme ve patlama önleme sistemleri; maden
işyerlerinde yaşamla ölüm arasındaki farkı belirleyen mühendislik temelleridir.
Teknolojik altyapı kadar, bu sistemleri doğru kullanan bilinçli insan faktörü
de hayati öneme sahiptir.
Etkin bir havalandırma planı, sürekli izleme disiplini ve
hızlı müdahale zinciri olmadan “güvenli maden işletmesi” mümkün değildir.
Bu nedenle, her vardiyada yapılan gaz ölçümü yalnızca teknik bir zorunluluk
değil, yaşam garantisidir.
6. BÖLÜM: TOZLA MÜCADELE, GÜRÜLTÜ VE TİTREŞİM YÖNETİMİ
6.1. Genel Çerçeve ve Hukuki Dayanak
Maden işyerlerinde çalışanlar, sürekli olarak toz, gürültü ve titreşim gibi fiziksel etkenlere maruz kalır. Bu etkenler doğrudan ölümcül olmasa da uzun vadede meslek hastalıklarının başlıca nedenidir.
İlgili yasal düzenlemeler şunlardır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.15),
- Tozla Mücadele Yönetmeliği (Resmî Gazete: 05.11.2013, Sayı: 28812),
- Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik (Resmî Gazete: 28.07.2013),
- Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik (Resmî Gazete: 22.08.2013),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.37–40).
Bu mevzuatlar, madenlerdeki toz, gürültü ve titreşim maruziyetini sınırlandırmak için ölçüm, değerlendirme ve kontrol esaslarını belirler.
6.2. Tozun Oluşumu ve Sağlık Üzerindeki Etkileri
Toz, katı maddelerin kırılması, delinmesi, taşınması veya
patlatılması sırasında havaya karışan mikroskobik parçacıklardır.
Madencilikte özellikle silis (SiO₂) içeren tozlar solunabilir
boyutta olduğunda ciddi sağlık riski oluşturur.
Başlıca sağlık etkileri:
- Pnömokonyoz: Akciğer dokusunun sertleşmesi (geri dönüşsüz),
- Kronik bronşit, KOAH, astım,
- Solunum yolu enfeksiyonları,
- Uzun süreli maruziyette kanser riski.
Tozla Mücadele Yönetmeliği m.5 uyarınca işveren, toz oluşumunu kaynağında önlemekle yükümlüdür.
6.3. Toz Maruziyetinin Ölçümü ve Sınır Değerleri
Yönetmelik m.9’a göre, maden işyerlerinde toz ölçümü
düzenli aralıklarla yapılmalıdır.
Ölçümler, TS EN 689 standardına uygun cihazlarla gerçekleştirilir.
|
Toz Türü |
Maruziyet Sınır Değeri (8 saatlik TWA) |
Açıklama |
|
Solunabilir kristal silika (SiO₂) |
0,05 mg/m³ |
En tehlikeli madde |
|
Solunabilir kömür tozu |
1,5 mg/m³ |
Uzun süreli maruziyet KOAH riski taşır |
|
Toplam toz (inert) |
10 mg/m³ |
Genel sınır değeri |
Ölçüm sonuçları, işyeri sağlık ve güvenlik birimince kaydedilir ve en az 5 yıl süreyle saklanır (Yönetmelik m.10).
6.4. Tozla Mücadele Yöntemleri
Yönetmelik m.11–13 tozla mücadele yöntemlerini üç ana başlıkta toplar:
- Kaynağında Önleme:
- Islak delme ve kesme yöntemleri,
- Patlatma sonrası alanın ıslatılması,
- Toz tutucu filtre sistemleri,
- Kapalı taşıma bantları,
- Malzeme düşme mesafesinin azaltılması.
- Mühendislik Önlemleri:
- Havalandırma sistemlerinin toz tahliyesine göre ayarlanması,
- Toz toplama bacaları ve siklon filtreler,
- Su püskürtme sistemleri.
- Kişisel Koruyucu Önlemler:
- Solunum maskesi (FFP2 veya FFP3 sınıfı),
- Koruyucu gözlük ve yüz siperi,
- Tek kullanımlık iş kıyafetleri.
Ayrıca, her çalışan Tozla Mücadele Eğitim Programı kapsamında bilgilendirilmelidir (Yönetmelik m.15).
6.5. Gürültü Kaynakları ve Etkileri
Maden işyerlerinde gürültü; delme makineleri, kırıcılar,
vantilatörler, taşıma sistemleri ve patlatmalar kaynaklıdır.
Gürültüye maruz kalma, işitme kaybı dışında uyku bozuklukları, stres,
yorgunluk, kalp-damar sistemi rahatsızlıkları gibi sistemik etkiler
yaratır.
Gürültü Yönetmeliği m.5 gereği, gürültü seviyeleri
periyodik olarak ölçülür.
Maruziyet düzeyleri aşağıdaki gibidir:
|
Gürültü Maruziyet Düzeyi |
Sınır / Eylem Değeri (dB(A)) |
Açıklama |
|
Alt eylem değeri |
80 dB(A) |
Bilgilendirme, kulaklık temini |
|
Üst eylem değeri |
85 dB(A) |
Kişisel koruyucu kullanımı zorunlu |
|
Maruziyet sınır değeri |
87 dB(A) |
Üstü yasak (koruma dahil) |
Ölçümler, A-ağırlıklı (insan kulağına duyarlı frekanslar) olarak yapılır.
6.6. Gürültü Kontrolü ve Önleme Yöntemleri
Gürültü kontrolü üç aşamada gerçekleştirilir (Yönetmelik m.7–10):
- Kaynağında kontrol:
- Sessiz ekipman tercih edilmesi,
- Titreşimi azaltılmış makineler,
- Sönümleyici kaplama malzemeleri.
- Yayılımın önlenmesi:
- Gürültü bariyerleri, ses izolasyonu,
- Gürültü emici kabinler,
- Titreşim izolasyon pedleri.
- Kişisel korunma:
- Kulak tıkaçları veya kulaklıklar,
- Maruziyet süresinin kısaltılması,
- Sessiz vardiya planlaması.
İşyeri hekimi, çalışanların işitme testlerini periyodik olarak yapar (Gürültü Yönetmeliği m.11).
6.7. Titreşimin Kaynakları ve Etkileri
Titreşim, madencilikte özellikle delme, kesme, taşıma ve
el aletleri kullanımı sırasında ortaya çıkar.
Titreşim Yönetmeliği m.4 iki tip titreşimi tanımlar:
- El–kol titreşimi: El aletlerinden yayılan titreşim (örn. matkap, taşlama),
- Bütün vücut titreşimi: Araç, makine veya platformlardan yayılan titreşim (örn. kamyon, ekskavatör).
Uzun süreli titreşim maruziyeti “vibrasyon hastalığı” (Raynaud sendromu), eklem hasarı, bel omurga sorunları ve kan dolaşım bozukluklarına yol açabilir.
6.8. Titreşim Ölçümü ve Sınır Değerleri
Yönetmelik m.5’e göre ölçümler, standart cihazlarla
(örneğin triaksiyel vibrasyon ölçer) yapılır.
Maruziyet sınır değerleri şöyledir:
|
Titreşim Türü |
Günlük Maruziyet Eylem Değeri |
Maruziyet Sınır Değeri |
|
El–Kol Titreşimi |
2,5 m/s² A(8) |
5,0 m/s² A(8) |
|
Bütün Vücut Titreşimi |
0,5 m/s² A(8) |
1,15 m/s² A(8) |
Değerlerin aşılması halinde, işveren teknik ve idari önlem almak zorundadır (m.7).
6.9. Titreşimin Kontrolü ve Çalışma Organizasyonu
Kontrol tedbirleri, teknik ve idari önlemler şeklindedir:
- Teknik önlemler:
- Düşük titreşimli el aletleri kullanımı,
- Aletlerin bakımının düzenli yapılması,
- Titreşim sönümleyici eldiven ve koltuklar.
- İdari önlemler:
- Titreşimli alet kullanım süresinin sınırlandırılması,
- Dinlenme aralıklarının planlanması,
- Rotasyon sistemiyle görev değişimi.
İşyeri hekimi, titreşime bağlı sağlık semptomlarını (örneğin parmak beyazlaması) periyodik muayenelerde izler.
6.10. Ölçüm, İzleme ve Dokümantasyon
Toz, gürültü ve titreşim ölçümleri:
- Yetkili laboratuvarlarca yapılmalıdır (akredite kurum),
- Sonuçlar “ölçüm raporu” olarak dosyalanmalı,
- Çalışanlara bildirilmelidir (Kanun m.16),
- Değerlerin aşıldığı durumlarda risk değerlendirmesi güncellenmelidir (Yönetmelik m.14).
Bu ölçümler aynı zamanda işyerinin İSG performans göstergeleri içinde değerlendirilir.
6.11. Sonuç ve Değerlendirme
Toz, gürültü ve titreşim kontrolü; madencilikte görünmeyen,
sessiz ancak en kalıcı tehlikelerdir.
Bu etkenlerle mücadele, yalnızca teknolojik donanımla değil, sürekli ölçüm
ve disiplinli uygulama kültürüyle mümkündür.
Etkin bir kontrol sistemi kurulmayan işyerlerinde kazalar
azalabilir, ancak meslek hastalıkları artar.
Bu nedenle, “gürültüsüz, tozsuz ve titreşimsiz üretim” ilkesi, modern maden
işletmeciliğinin temel etik standardıdır.
7. BÖLÜM: PATLAYICI MADDELER, ATEŞLEME İŞLEMLERİ VE GÜVENLİ PATLATMA YÖNETİMİ
7.1. Hukuki Dayanak ve Uygulama Alanı
Patlayıcı madde kullanımı, özellikle yeraltı kömür işletmeleri, taş ocakları, metal madenleri ve tünel kazıları gibi faaliyetlerde yaygındır. Bu işlemler; hem üretim sürecinin bir parçası, hem de yüksek riskli faaliyetlerdir.
İlgili mevzuat çerçevesi şunlardan oluşur:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.25),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.41–49),
- Patlayıcı Maddelerle İlgili İşlemler Yönetmeliği (Resmî Gazete: 29.09.1987),
- Tehlikeli Maddelerin ve Müstahzarların Güvenli Kullanımına İlişkin Yönetmelik,
- Ateşleyici Yeterlilik Belgesi Hakkında Tebliğ,
- 3213 sayılı Maden Kanunu (m.29, m.31).
Bu düzenlemelere göre patlayıcı madde kullanımı; yalnızca yetkili kişilerce, izinli koşullarda ve belirlenmiş güvenlik protokolleri altında gerçekleştirilebilir.
7.2. Patlayıcı Maddelerin Sınıflandırılması
Patlayıcı maddeler, kimyasal yapısına ve kullanım amacına göre iki ana kategoriye ayrılır (Yönetmelik m.41):
- Yüksek patlayıcılar:
- Dinamit, amonyum nitrat, TNT, ANFO gibi maddeler.
- Delme-patlatma işlemlerinde kaya kırmak için kullanılır.
- Düşük patlayıcılar:
- Barut gibi yanıcı–patlayıcı maddeler.
- Fitil ateşleme sistemlerinde veya yüzey patlatmalarında kullanılır.
Patlayıcıların tamamı tehlikeli madde statüsündedir ve taşınması, depolanması, kullanılması özel izinlere tabidir.
7.3. Patlayıcı Maddelerin Depolanması ve Güvenli Saklama Koşulları
Yönetmelik m.42 gereği, her maden işletmesinde patlayıcı madde deposu bulundurulabilir; ancak bu depo yalnızca yetkili makamların (Emniyet Genel Müdürlüğü ve MAPEG) onayıyla kurulabilir.
Depolama esasları:
- Depo, üretim alanlarından en az 300 metre uzaklıkta olmalıdır.
- Toprak set, beton duvar veya kaya kütlesiyle çevrilmelidir.
- Sıcaklık ve nem kontrolü sağlanmalı, doğrudan güneş ışığı engellenmelidir.
- Depoda yalnızca yetkili ateşleyici görev yapabilir.
- Kibrit, cep telefonu, radyo, çakmak gibi kıvılcım kaynakları kesinlikle yasaktır.
- Giriş–çıkış kayıt defteri tutulmalı; miktar, tarih, kullanıcı bilgileri yazılmalıdır.
Depoda görevli personelin patlayıcı madde güvenlik eğitimi almış olması zorunludur (Yönetmelik m.43).
7.4. Ateşleyici (Patlatma Sorumlusu) Tanımı ve Yetkilendirme
Ateşleyici, patlayıcı maddeleri kullanma,
yerleştirme, ateşleme ve imha etme konusunda özel eğitim almış kişidir.
Görev yapabilmek için Ateşleyici Yeterlilik Belgesi sahibi olmak
zorundadır (Tebliğ m.5).
Belge koşulları:
- En az 18 yaşında olmak,
- İlköğretim mezunu olmak,
- Sabıka kaydı bulunmamak,
- Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen ateşleyici kursunu başarıyla tamamlamak.
Ateşleyicinin sorumluluğu, yalnızca patlatmayı yapmak değil, aynı zamanda öncesi ve sonrası güvenlik kontrolünü yürütmektir.
7.5. Patlatma Planı Hazırlığı ve Onay Süreci
Her patlatma işlemi öncesinde, Patlatma Planı
hazırlanmalıdır (Maden İSG Yönetmeliği m.44).
Bu plan, işveren veya sorumlu mühendis tarafından hazırlanır ve ateşleyiciye
yazılı olarak teslim edilir.
Plan şu unsurları içermelidir:
- Delik sayısı, aralıkları, derinlikleri,
- Kullanılacak patlayıcı ve kapsül tipi,
- Ateşleme yönü ve gecikme sırası,
- Ateşleme sisteminin tipi (elektrikli veya fitilli),
- Güvenli mesafeler ve uyarı prosedürleri,
- Patlatma sonrası kontrol planı.
Planın bir örneği işyerinde saklanır, bir nüshası da denetimlerde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir.
7.6. Ateşleme Sistemleri ve Uygulama Esasları
Yönetmelik m.45–47 ateşleme işlemlerinin teknik
esaslarını düzenler.
Kullanılan sistemler iki gruptur:
- Elektrikli Ateşleme Sistemi:
- Elektrik devresi aracılığıyla kapsülün patlatılması esasına dayanır.
- Kıvılcım veya parazit akım riski nedeniyle yalnızca gazsız ocaklarda uygulanır.
- Ateşleme devresi kurulmadan önce izolasyon testi yapılmalıdır.
- Fitilli Ateşleme Sistemi:
- Alevin yavaş yanma süreciyle kapsülü ateşlemesidir.
- Yeraltı kömür ocaklarında yalnızca grizu riski olmayan alanlarda izin verilir.
- Kullanılacak fitil uzunluğu, çalışanların güvenli şekilde uzaklaşmasına yetecek sürede olmalıdır (en az 1 m).
Her iki sistemde de ateşleme işlemi yalnızca ateşleyici
tarafından yapılabilir.
Yetkisiz personelin alana girmesi kesinlikle yasaktır.
7.7. Patlatma Öncesi Güvenlik Önlemleri
Patlatma öncesinde şu adımlar zorunludur (Yönetmelik m.46):
- Çevrede çalışan personel güvenli mesafeye uzaklaştırılır,
- Yakın bölgelerdeki elektrik devreleri kesilir,
- Gaz ölçümü yapılır (metan oranı %1,5 üzerindeyse işlem yasaktır),
- Uyarı sirenleri çalınır ve patlatma zamanı anons edilir,
- Deliklerin yönü ve sayısı planla uyumlu olmalıdır,
- Ateşleyici, son kontrolden sonra “ateşleme izni” verir.
Bu önlemler, yalnızca çalışan güvenliğini değil, çevresel etkileri de kapsar.
7.8. Patlatma Sonrası Kontroller ve Raporlama
Patlatmadan sonra ateşleyici ve maden mühendisi tarafından kontrol yapılır (Yönetmelik m.47):
- Gaz ölçümü yapılır: Patlama sonrası oluşan CO, CO₂, NOₓ değerleri kontrol edilir.
- Delik kalıntıları (patlamamış kapsül veya dinamit) tespit edilirse, bölge güvenlik şeridiyle kapatılır.
- Yıkılan kaya kütlesi stabil hale gelmeden hiçbir çalışan içeri alınmaz.
- Patlatma sonucu, “Ateşleme Raporu” formuna yazılır ve sorumlu mühendis tarafından onaylanır.
Her patlatma işlemi, kayıt altına alınmalı ve en az 5 yıl süreyle saklanmalıdır (Yönetmelik m.48).
7.9. Patlamamış Maddelerin İmhası
Patlamamış patlayıcıların varlığı, madencilikte ciddi
ikincil risk oluşturur.
Yönetmelik m.49’a göre:
- İmha yalnızca yetkili ateşleyici tarafından yapılabilir,
- İmha alanı güvenlik şeridiyle çevrilmeli ve 200 metre yarıçapında kimse bulunmamalıdır,
- Elektrikli kapsüller için devre kesici kontrolü yapılmalıdır,
- İmha işlemi en yakın Emniyet birimine bildirilmelidir.
Patlamamış maddeyi yerinde bırakmak veya yetkisiz müdahale, hem cezai sorumluluk, hem de disiplin yaptırımı doğurur.
7.10. Patlayıcı Madde Kazalarında Müdahale ve Bildirim
Patlayıcı maddeyle ilgili kazalarda yapılması gerekenler (Kanun m.14 ve m.26):
- Olay derhal durdurulur, bölgeye giriş yasaklanır,
- Yaralılara ilk yardım yapılır,
- AFAD, Emniyet ve Çalışma Bakanlığı’na ivedi bildirim yapılır,
- Deliller korunur,
- “Patlayıcı Madde Kaza İnceleme Komisyonu” oluşturulur.
Komisyon; ateşleyici, maden mühendisi, iş güvenliği uzmanı
ve işyeri hekiminden oluşur.
Amaç, olayın nedenini belirleyip önleyici tedbirleri kalıcı hale getirmektir.
7.11. Eğitim, Yetkinlik ve Sorumluluk Zinciri
Patlayıcı maddeyle çalışan tüm personel, özel İSG eğitimi
almak zorundadır (Kanun m.17, Yönetmelik m.43).
Eğitim konuları:
- Patlayıcı türleri ve özellikleri,
- Güvenli taşıma ve depolama,
- Ateşleme yöntemleri,
- Kaza durumunda ilk müdahale.
İşveren, yalnızca belgeli ateşleyiciye görev vermek
zorundadır.
Aksi halde hem idari para cezası hem de faaliyet durdurma kararı
uygulanır (Kanun m.25–26).
7.12. Sonuç ve Değerlendirme
Patlayıcı madde kullanımı, maden işletmeciliğinin en kritik
ve en kontrollü aşamasıdır.
Bir gramlık hata, binlerce tonluk bir faciaya dönüşebilir.
Bu nedenle, güvenli patlatma yönetimi yalnızca teknik bilgi
değil, disiplin, denetim ve yasal bağlılık gerektirir.
Her patlatma işlemi, hem mühendislik kararı hem de insan hayatını koruma
sorumluluğudur.
8. BÖLÜM: MADENLERDE ELEKTRİK, AYDINLATMA VE EKİPMAN GÜVENLİĞİ
8.1. Hukuki Dayanak ve Genel Çerçeve
Maden işyerlerinde elektrik, aydınlatma ve ekipman
güvenliği; hem üretimin sürekliliği hem de çalışan güvenliği açısından yaşamsal
öneme sahiptir.
Bu konuya ilişkin temel düzenlemeler şunlardır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.12, m.25),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.50–58),
- İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği,
- Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği (Resmî Gazete: 04.11.1984),
- Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği,
- Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik (ATEX uyumlu, 2014).
Bu mevzuatlar, elektrik sistemlerinin kurulumu, bakım ve denetim esaslarını; aydınlatma koşullarını; ekipmanların uygunluğunu ve patlayıcı ortam güvenliğini düzenler.
8.2. Elektrik Sistemlerinin Tasarımı ve Yetkili Personel
Madenlerde elektrik tesisatının planlanması ve kurulumu
yalnızca elektrik mühendisi veya yetkili teknik personel
tarafından yapılabilir (Yönetmelik m.51/1).
Sistemin tasarımı yapılırken aşağıdaki esaslar gözetilir:
- Elektrik tesisatı, madenin havalandırma yönüne ve grizu durumuna uygun olmalıdır.
- Yeraltı tesislerinde grizu emniyetli (Ex-proof) donanım kullanılmalıdır.
- Kablolar ve bağlantılar mekanik darbeye ve nem etkisine dayanıklı olmalıdır.
- Ana panolar, kaçak akım röleleriyle donatılmalı; tüm devrelerde otomatik sigorta sistemi bulunmalıdır.
Elektrik sistemlerinin tasarımında, aynı zamanda topraklama, izolasyon ve koruma topraklaması unsurları zorunludur (Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği m.34).
8.3. Grizu ve Patlayıcı Ortamlarda Elektrik Güvenliği
Yeraltı kömür ocaklarında metan (grizu) ve kömür
tozu nedeniyle elektrik kıvılcımları büyük tehlike oluşturur.
Maden İSG Yönetmeliği m.52 gereği:
- Elektrikli ekipmanlar ATEX 94/9/EC direktifine uygun olmalıdır.
- Tüm ekipmanlarda “Ex d” veya “Ex e” ibaresi bulunmalıdır (alev sızdırmaz ve güvenli tip).
- Elektrik bağlantıları yalnızca kıvılcım geçirmez fiş–priz sistemleriyle yapılmalıdır.
- Elektrikli araçlar, patlama riski bulunan ortamlarda yalnızca izinli çalışma sertifikasıyla kullanılabilir.
Ayrıca, patlama tehlikesi bulunan bölgelerde elektrik enerjisi otomatik kesme sistemleriyle kontrol edilmelidir.
8.4. Topraklama, Kaçak Akım ve Elektriksel Koruma
Elektriksel kazaların büyük bölümü, izolasyon hatası veya
kaçak akım nedeniyle meydana gelir.
Yönetmelik m.53 gereği her maden işyerinde:
- Topraklama sistemi yılda en az bir kez ölçülmeli ve raporlanmalıdır,
- Kaçak akım koruma röleleri 6 ayda bir test edilmelidir,
- Nemli ortamlarda ek yalıtkan paspas ve koruma bariyerleri kullanılmalıdır,
- Taşınabilir ekipmanlarda çift izolasyon zorunludur.
Yeraltı madenlerinde, tüm elektrikli sistemlerin topraklama
ağı ortak bir “koruma barası”na bağlanmalıdır.
Bu sayede bir noktadaki arıza, diğer sistemlere yayılmaz.
8.5. Elektrikli Ekipmanların Seçimi ve Kullanımı
İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik
Şartları Yönetmeliği m.5 uyarınca, işveren yalnızca “uygunluk belgesi (CE,
ATEX, ISO vb.)” taşıyan ekipmanları kullanabilir.
Madenlerde kullanılan başlıca elektrikli ekipmanlar:
- Kömür kesiciler (shearer, plow),
- Konveyör motorları,
- Vantilatörler,
- Sondaj makineleri,
- Aydınlatma armatürleri.
Bu ekipmanların her biri için periyodik kontrol zorunludur
(Yönetmelik m.55).
Bakımı yapılmayan ekipmanlarda enerji verilmesi yasaktır.
8.6. Aydınlatma Sistemleri ve Işık Düzeyleri
Aydınlatma, hem üretim verimliliğini hem de iş güvenliğini
doğrudan etkiler.
Maden İSG Yönetmeliği m.54 uyarınca:
- Yeraltı çalışma alanlarında en az 50 lux,
- Ana yollar ve tahlisiye güzergâhlarında en az 20 lux,
- Yardımcı alanlarda en az 10 lux aydınlatma sağlanmalıdır.
Tüm aydınlatma sistemleri grizu emniyetli (Ex-proof)
tip olmalı, taşınabilir lambalar ise akülü, alev sızdırmaz
nitelikte olmalıdır.
Kabloların bağlantı uçları nem ve darbeye karşı izole edilmelidir.
Acil durum aydınlatması, elektrik kesintisi halinde en az 1 saat çalışacak şekilde planlanır (Yönetmelik m.56).
8.7. Elektrik Panoları, Kablolar ve Dağıtım Sistemleri
Elektrik panoları ve kablolar, maden ortamının zorlu
koşullarına göre tasarlanmalıdır.
Yönetmelik m.57 esaslarına göre:
- Panolar, IP54 koruma sınıfında olmalıdır (toz ve suya dayanıklı).
- Ana pano yüzeyde, yardımcı panolar üretim alanına yakın konumda olmalıdır.
- Kablolar alev geciktirici ve mekanik mukavemetli olmalı; darbe, sürtünme ve nem etkisine karşı korunmalıdır.
- Kablo ekleri, özel izole malzeme ile yapılmalı; açıkta bağlantı bırakılmamalıdır.
- Kabloların güzergâhı harita üzerinde gösterilmeli, herhangi bir kazı veya delme işleminden önce kontrol edilmelidir.
8.8. Elektrikli Taşıma Araçları ve Ekipmanların Emniyeti
Yeraltı taşıma araçları (örneğin lokomotifler, konveyörler, vinçler) elektrikle çalışıyorsa, özel güvenlik önlemleri alınmalıdır:
- Araçlarda aşırı akım ve kısa devre koruma sistemleri bulunmalıdır,
- Enerji kesilmesi durumunda otomatik frenleme sistemi devreye girmelidir,
- Tüm taşıma yollarında elektrik hattı izolasyonu yapılmalı,
- Kablo tamburları ve makaralar statik elektrik birikimini önleyecek şekilde topraklanmalıdır.
Elektrikli araçların bakım planları, aylık kontrol formları ile kayıt altına alınır.
8.9. Periyodik Kontroller ve Bakım Prosedürleri
İş Ekipmanları Yönetmeliği Ek-II gereği, madenlerdeki elektrik ekipmanlarının kontrol süreleri:
|
Ekipman Türü |
Kontrol Sıklığı |
Yetkili Kişi |
|
Elektrik tesisatı |
Yılda 1 kez |
Elektrik mühendisi |
|
Topraklama ölçümü |
Yılda 1 kez |
Elektrik mühendisi/teknisyeni |
|
Kaçak akım rölesi testi |
6 ayda 1 |
Yetkili teknisyen |
|
Aydınlatma seviyesi ölçümü |
Yılda 1 kez |
İSG uzmanı veya mühendis |
|
Ex-proof ekipman muayenesi |
6 ayda 1 |
Yetkili mühendis |
Raporlar, denetimlerde ibraz edilmek üzere 5 yıl süreyle saklanır (Yönetmelik m.55/2).
8.10. Elektrik Kazaları ve Müdahale Prosedürleri
Elektrik çarpması, ark patlaması veya kısa devre sonucu
yangın gibi olaylar yaşanabilir.
Bu durumda uygulanacak adımlar:
- Enerji kaynağı hemen kesilir,
- Yaralıya yalnızca eğitimli personel müdahale eder,
- Elektrik akımı kesilmeden temas edilmez,
- Tüm olay İSG Kuruluna ve Çalışma Bakanlığı’na bildirilir (Kanun m.14),
- Olay sonrası teknik inceleme raporu hazırlanır.
Bu raporlar, sonraki kazaların önlenmesi için risk değerlendirmesine entegre edilir.
8.11. Sonuç ve Değerlendirme
Elektrik ve ekipman güvenliği, madenlerde görünmez ancak
ölümcül bir risktir.
Bir kıvılcım, bir gevşek bağlantı ya da bakımsız bir kablo, hem yangın hem de
patlama için yeterlidir.
Bu nedenle madenlerde elektrik sistemleri yalnızca “enerji
taşıyıcı” değil, yaşam güvenliği altyapısı olarak görülmelidir.
Düzenli bakım, sertifikalı ekipman kullanımı ve yetkin personel istihdamı,
güvenli üretimin ayrılmaz parçasıdır.
9. BÖLÜM: KİŞİSEL KORUYUCU DONANIMLAR VE ÇALIŞANLARIN KORUNMA YÜKÜMLÜLÜKLERİ
9.1. Hukuki Dayanak ve Temel İlke
Maden işyerlerinde kişisel koruyucu donanımlar (KKD),
toplu korunma tedbirlerinin yeterli olmadığı veya tamamlayıcı olduğu durumlarda
çalışanların maruz kaldığı riskleri en aza indirmek için kullanılan koruma
araçlarıdır.
Bu alandaki temel düzenlemeler şunlardır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.5, m.10, m.17),
- Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 02.07.2013),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.59–63),
- Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği (AB/2016/425 uyumlu),
- Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik (KKD kullanım gerekliliğiyle ilişkilidir).
Bu mevzuatın ortak ilkesi şudur:
“Toplu korunma tedbirleri önceliklidir; kişisel korunma
bunların yerine değil, tamamlayıcısı olarak uygulanır.”
(Kanun m.5/1-f)
9.2. Kişisel Koruyucu Donanımın Tanımı ve Özellikleri
Kişisel koruyucu donanım (KKD), bir veya birden fazla riske karşı çalışanı korumak amacıyla takılan, giyilen veya taşınan her türlü araç, gereç, cihaz ve malzemedir (Yönetmelik m.4).
KKD’lerin geçerli sayılabilmesi için şu özellikleri taşıması zorunludur:
- CE işareti bulunmalıdır (AB uygunluk beyanı),
- Türk Standardı (TS EN) veya ISO sertifikalı olmalıdır,
- Kullanım amacına uygun olmalı,
- Kullanıcıya ergonomik açıdan uyumlu olmalı,
- Bakım, temizlik ve muhafazası düzenli yapılmalıdır.
KKD, çalışanların sağlık gözetimi sonuçlarına ve risk değerlendirmesi verilerine göre belirlenir.
9.3. Madenlerde Kullanılan Başlıca Kişisel Koruyucu Donanımlar
Maden İSG Yönetmeliği m.60 ve ilgili standartlara göre, madenlerde kullanılan temel KKD türleri şunlardır:
|
Koruma Alanı |
KKD Türü |
Açıklama / Özellik |
|
Baş koruması |
Baret |
Darbe dayanımlı, elektrik izolasyonlu, alev geciktirici (TS EN 397) |
|
Göz ve yüz koruması |
Koruyucu gözlük, yüz siperi |
Toz, partikül ve kimyasal sıçramalara karşı (TS EN 166) |
|
Solunum koruması |
Toz maskesi (FFP2/FFP3), gaz maskesi, kendinden kurtarıcı |
Toz, gaz, duman ve oksijen yetersizliği riskine karşı (TS EN 136, 149) |
|
Kulak koruması |
Kulak tıkaçları veya kulaklık |
80 dB(A) üzeri gürültü maruziyetinde zorunlu (TS EN 352) |
|
El koruması |
Kesilmeye dayanıklı, kimyasal dirençli eldivenler |
Mekanik veya kimyasal risklerde (TS EN 374–388) |
|
Ayak koruması |
Çelik burunlu iş ayakkabısı, antistatik taban |
Darbe, sıkışma, kayma riskine karşı (TS EN ISO 20345) |
|
Vücut koruması |
Alev geciktirici elbise, reflektif yelek |
Termal, kimyasal ve görünürlük riski bulunan alanlarda |
|
Düşmeye karşı koruma |
Emniyet kemeri, halat, karabina |
Dikey şaft, platform ve kuyu çalışmalarında (TS EN 361) |
Her çalışan, görevinin niteliğine göre birden fazla KKD kullanmak zorunda olabilir.
9.4. İşverenin Yükümlülükleri
Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik m.5–8 uyarınca işverenin sorumlulukları şunlardır:
- Risk değerlendirmesi sonuçlarına göre gerekli KKD’leri belirlemek,
- KKD’leri çalışanlara ücretsiz sağlamak,
- Her donanımın uygunluk belgesini bulundurmak,
- Kullanım süresi dolmuş veya hasar görmüş donanımları yenisiyle değiştirmek,
- KKD’nin kullanımını denetlemek ve çalışanı bilinçlendirmek,
- Her çalışana KKD teslim tutanağı düzenlemek,
- KKD kullanımına ilişkin eğitim ve talimatları yazılı olarak vermek.
Bu yükümlülükler yerine getirilmediğinde, işveren hakkında idari para cezası ve iş durdurma uygulanabilir (Kanun m.26, m.25).
9.5. Çalışanların Sorumlulukları ve Kullanım Esasları
6331 sayılı Kanun m.19 gereği, çalışanlar da kendi
sağlık ve güvenliklerini korumakla yükümlüdür.
Bu kapsamda:
- Kendilerine verilen KKD’leri doğru şekilde kullanmak,
- Hasar veya arıza durumunda işverene bildirmek,
- KKD’yi kişisel kullanım dışında başkasına vermemek,
- Eğitimlerde verilen talimatlara uygun davranmak zorundadırlar.
KKD’nin kullanılmaması veya yanlış kullanılması durumunda, çalışan disiplin hükümlerine tabi tutulabilir. Ancak işverenin denetim ve eğitim yükümlülüğü devam eder.
9.6. KKD’nin Seçiminde Dikkate Alınacak Faktörler
Maden işyerlerinde KKD seçimi, genel değil, işe özgü
olarak yapılmalıdır (Yönetmelik m.6).
Seçim kriterleri:
- Risk türü ve maruziyet süresi,
- Çalışma ortamı koşulları (sıcaklık, nem, gaz, toz),
- Ekipmanın ergonomisi ve kullanım kolaylığı,
- Çalışanın sağlık durumu ve fiziksel özellikleri,
- Ekipmanlar arası uyumluluk (örneğin baret + kulaklık + gözlük kombinasyonu).
Bu analiz, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve çalışan temsilcisi tarafından birlikte yapılır.
9.7. Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları
KKD’nin etkinliği, yalnızca temin edilmesiyle değil, doğru
kullanımıyla mümkündür.
Bu nedenle Kanun m.17 ve Yönetmelik m.9 gereği:
- KKD eğitimi işe başlamadan önce verilmelidir,
- Eğitim, yazılı ve uygulamalı olmalıdır,
- Eğitim tekrarı en az yılda bir kez yapılmalıdır,
- Yeni donanım türü kullanılmaya başlandığında ek eğitim zorunludur.
Eğitim konuları:
- Donanımın takılması, çıkarılması, temizlenmesi,
- Koruma sınırlarının bilinmesi,
- Acil durumlarda donanımın kullanımı (örneğin kendinden kurtarıcı).
Eğitim kayıtları, çalışan dosyasında saklanır.
9.8. KKD’nin Bakımı, Temizliği ve Muhafazası
Yönetmelik m.10 hükmüne göre, KKD’lerin bakım ve
temizliği işverenin sorumluluğundadır.
Ancak kullanıcı da günlük kontrolünü yapmakla yükümlüdür.
Uygulama esasları:
- KKD’ler her kullanımdan sonra temizlenmeli ve havalandırılmalıdır,
- Nemli veya kirli ortamda saklanmamalıdır,
- Hasarlı donanımlar derhal değiştirilmelidir,
- Donanımlar kişiye özel olmalı; ortak kullanımda hijyen önlemleri alınmalıdır,
- Kullanım süresi üretici tarafından belirlenmeli ve süre dolmadan yenilenmelidir.
Yeraltı işletmelerinde, kendinden kurtarıcılar (self-rescuer) günlük olarak test edilmeli, son kullanma tarihleri izlenmelidir.
9.9. Denetim ve Belgelendirme
KKD’lerin denetimi iki aşamalıdır:
- İşyeri iç denetimi:
- İş güvenliği uzmanı tarafından periyodik olarak yapılır,
- KKD envanteri, teslim tutanakları, bakım kayıtları kontrol edilir.
- Resmî denetim:
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından yapılır,
- Uygunsuzluk halinde faaliyetin durdurulması kararı verilebilir (Kanun m.25).
Ayrıca, KKD üreticileri CE uygunluk beyanı düzenlemek zorundadır (AB/2016/425 Ek-II).
9.10. KKD Kullanımında Sık Karşılaşılan Hatalar ve Önleme Yöntemleri
Maden işletmelerinde yapılan denetimlerde sık görülen uygunsuzluklar şunlardır:
- Donanımların ergonomik olmaması (örneğin ağır baretler, buğulanan gözlükler),
- Maskelerin yanlış takılması veya hava sızıntısı,
- Kulak koruyucuların düzenli kullanılmaması,
- Kullanım sonrası temizliğin ihmal edilmesi,
- Eğitim eksikliği nedeniyle yanlış kullanım,
- Eski veya sertifikasız ekipman kullanımı.
Bu hataların önlenmesi, işverenin gözetim sistemini
güçlendirmesiyle mümkündür.
Örneğin, vardiya başlangıcında “KKD kontrol noktaları” oluşturulabilir.
9.11. Sonuç ve Değerlendirme
Kişisel koruyucu donanımlar, madencilikte **“son savunma
hattı”**dır.
Mühendislik ve organizasyonel önlemler her zaman önceliklidir; ancak insan
vücudunun doğrudan risk altında olduğu anlarda, KKD hayat kurtarır.
Kısacası;
baret takmak disiplin, maske kullanmak bilinç, gözlük takmak yaşam hakkının
ifadesidir.
İSG kültürü, KKD’yi bir zorunluluk değil, bir alışkanlık haline getirmekle
mümkündür.
10. BÖLÜM: MADEN İŞYERLERİNDE EĞİTİM, İSG KURULLARI VE ÇALIŞAN KATILIMI
10.1. Hukuki Dayanak ve Genel Esaslar
Madencilik faaliyetlerinin güvenli yürütülmesi, yalnızca
teknik önlemlerle değil, eğitimli, bilinçli ve katılımcı bir işgücüyle
mümkündür.
Bu bağlamda temel yasal dayanaklar şunlardır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.16 – eğitim, m.18 – çalışan temsilcisi, m.22 – İSG kurulları),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.64–71),
- Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik,
- İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik,
- Çalışan Temsilcisi ve Destek Elemanları Hakkında Tebliğ.
Bu düzenlemeler, işverenin çalışanları bilgilendirme ve eğitme yükümlülüğünü, ayrıca çalışanların iş sağlığı ve güvenliği yönetimine aktif katılımını güvence altına alır.
10.2. İSG Eğitimlerinin Amacı ve Önemi
Eğitim, iş sağlığı ve güvenliğinde kültürel dönüşümün ana
aracıdır.
Madencilikteki karmaşık risk yapısı, çalışanların yalnızca emirlerle değil, neden–sonuç
bilinciyle hareket etmelerini gerektirir.
Eğitimlerin temel amaçları şunlardır:
- Çalışanlara, işyerindeki tehlikeleri tanıtmak,
- Kişisel ve toplu koruma yöntemlerini öğretmek,
- Acil durumlarda doğru davranış biçimlerini kazandırmak,
- İSG mevzuatına uyum düzeyini artırmak,
- Kazasız üretim kültürünü yerleştirmek.
Bu eğitimler sadece bilgilendirme değil, davranış değişikliği yaratmayı hedefler.
10.3. Eğitim Programının Kapsamı (Yönetmelik m.7–9)
Maden işyerlerinde verilen eğitimler; genel, işbaşı, değişiklik ve yenileme eğitimleri olarak dört başlıkta düzenlenir:
- Genel eğitim:
- İşe başlamadan önce, tüm çalışanlara verilir.
- Konular: temel İSG ilkeleri, iş kazası tanımı, acil durum, KKD kullanımı.
- İşbaşı eğitimi:
- Çalışanın görevine özgü riskleri kapsar.
- Örneğin: patlatma, gaz ölçümü, tahkimat, taşıma sistemleri.
- Değişiklik eğitimi:
- Yeni ekipman, üretim yöntemi veya mevzuat değişikliği durumunda verilir.
- Yenileme eğitimi:
- Belirli aralıklarla (çok tehlikeli işyerlerinde yılda bir kez) tekrarlanır.
Eğitimlerin süresi, Çalışan Eğitimi Yönetmeliği Ek-1 uyarınca çok tehlikeli işyerlerinde en az 16 saattir.
10.4. Eğitimin Planlanması ve Uygulama Esasları
Maden İSG Yönetmeliği m.65 gereği, eğitim planı
işveren tarafından yıllık olarak hazırlanır.
Plan; eğitim tarihlerini, konularını, eğitici personeli ve hedef grubu içerir.
Eğitimin uygulanması:
- Eğitimler vardiya planına uygun saatlerde yapılmalıdır,
- Katılım imza çizelgesi ile kayıt altına alınmalıdır,
- Eğitimin sonunda ölçme–değerlendirme yapılır,
- Başarılı çalışanlar eğitim sertifikası alır.
Eğitim süresi, çalışma süresinden sayılır ve ücret kesintisi yapılamaz (Kanun m.16/3).
10.5. Eğitimi Verebilecek Kişiler ve Kurumlar
Eğitim yalnızca yetkili kişiler veya kurumlar tarafından verilebilir (Yönetmelik m.12):
- İş güvenliği uzmanı,
- İşyeri hekimi,
- Diğer sağlık personeli,
- Bakanlıkça yetkilendirilmiş eğitim kurumları,
- Üniversiteler veya mesleki eğitim merkezleri.
Maden işletmelerinde, özellikle patlayıcı madde, gaz ölçümü, tahlisiye ve acil durum konularında eğitmenlerin alan tecrübesine sahip olması gerekir.
10.6. Çalışan Temsilcisi ve Katılım Mekanizmaları
6331 sayılı Kanun m.18 gereği, çalışanların iş
sağlığı ve güvenliği süreçlerine aktif katılımı sağlanmalıdır.
Bu amaçla her işyerinde çalışan temsilcisi seçilir.
Temsilci sayısı işçi sayısına göre belirlenir:
- 2–50 çalışan → 1 temsilci,
- 51–100 çalışan → 2 temsilci,
- 101–500 çalışan → 3 temsilci,
- 501–1000 çalışan → 4 temsilci,
- 1001–2000 çalışan → 5 temsilci,
- 2000+ çalışan → 6 temsilci.
Çalışan temsilcisi, çalışanlar ile işveren arasında İSG
iletişim köprüsü görevi görür.
Temsilci, risk değerlendirmesine katılır, öneri sunar ve eğitim planlarının
oluşturulmasına katkı sağlar.
10.7. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları
İSG Kurulları, işyerinin İSG yönetimini sistematik
hale getiren karar organlarıdır.
6331 sayılı Kanun m.22 ve İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik esas
alınır.
Kurul, 50’den fazla çalışanın bulunduğu çok tehlikeli
işyerlerinde zorunludur.
Kurulun yapısı (Yönetmelik m.6):
- İşveren veya vekili (başkan),
- İşyeri hekimi,
- İş güvenliği uzmanı,
- İnsan kaynakları veya idari işler temsilcisi,
- Destek elemanı (örneğin acil durum görevlisi),
- Çalışan temsilcisi,
- Gerekirse teknik danışman (örneğin maden mühendisi).
Kurul, en az ayda bir kez toplanır; kararlar oy çokluğuyla alınır ve tutanak altına alınır.
10.8. Kurulun Görevleri ve Yetkileri
İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik m.7 uyarınca kurulun başlıca görevleri:
- Risk değerlendirmesi çalışmalarını yönlendirmek,
- İş kazası ve meslek hastalığı kayıtlarını incelemek,
- Acil durum planlarını onaylamak,
- Eğitim programlarını değerlendirmek,
- İyileştirici önerilerde bulunmak,
- Denetim sonuçlarını izlemek,
- Yıllık İSG faaliyet raporunu hazırlamak.
Kurul kararları, işveren için uygulama yükümlülüğü taşır; gerekçesiz olarak reddedilemez.
10.9. Çalışan Katılımı ve Bilgilendirme Hakkı
Çalışanların İSG süreçlerine katılımı, yalnızca temsil düzeyinde değil, bireysel bilgilendirme düzeyinde de güvence altındadır (Kanun m.16).
İşverenin bilgilendirme yükümlülüğü:
- İşyerindeki riskler ve alınan önlemler,
- İlk yardım ve acil durum görevlileri,
- Kullanılan KKD türleri,
- Maruziyet ölçümleri ve sonuçları,
- Kaza ve ramak kala olay analizleri hakkında bilgi verilmelidir.
Bu bilgiler, çalışanların anlayabileceği dilde sunulmalıdır; yabancı uyruklu çalışanlar için çeviri ve görsel eğitim araçları kullanılabilir.
10.10. Eğitim ve Kurul Çalışmalarının Denetimi
İSG eğitimleri ve kurul faaliyetleri, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından denetlenir.
Denetimlerde şu belgeler istenir:
- Eğitim planları ve sertifikaları,
- Katılım listeleri,
- Kurul toplantı tutanakları,
- Faaliyet raporları,
- Çalışan temsilcisi seçim tutanağı.
Eksiklik tespit edilirse, idari yaptırım ve faaliyet durdurma uygulanabilir (Kanun m.25–26).
10.11. Sonuç ve Değerlendirme
Eğitim, İSG’nin yalnızca bir bileşeni değil, tüm sistemin
taşıyıcısıdır.
Eğitim almamış çalışan, riskleri göremez; bilgisi olmayan yönetici, önlem
alamaz.
Bu nedenle madencilikte güvenliğin temeli, sürekli eğitim – etkin katılım –
güçlü iletişim üçlüsüdür.
İSG Kurulu kararları yalnızca belgede değil, sahada
yaşamalıdır.
Çünkü madende en güvenli sistem, en bilgili insandır.
11. BÖLÜM: DENETİM, RAPORLAMA, KAZA BİLDİRİMİ VE HUKUKİ SORUMLULUKLAR
11.1. Hukuki Dayanak ve Genel Çerçeve
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği denetimleri,
sistemin yalnızca uygulanmasını değil, sürekli iyileştirilmesini
hedefler.
Denetim, kazalardan sonra değil, öncesinde riskin kontrolünü sağlamayı
amaçlar.
Yasal çerçeve şunlardan oluşur:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.24–26 – denetim ve yaptırımlar),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.72–77),
- İş Teftiş Tüzüğü,
- 3213 sayılı Maden Kanunu (m.29–31 – MAPEG denetimleri),
- İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Yükümlülüğü (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13–14).
Bu mevzuatlar, hem idari denetim (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) hem de teknik denetim (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı – MAPEG) süreçlerini tanımlar.
11.2. Denetim Türleri ve Yetkili Kurumlar
İSG denetimleri, yürütme organı olarak Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılır.
Maden işletmeleri için bu denetimler iki ana grupta gerçekleştirilir:
- Planlı denetimler:
- Yıllık teftiş programına göre düzenli aralıklarla yapılır.
- Riskli sektör (madencilik) önceliklidir.
- Ani denetimler:
- Şikâyet, ihbar, kaza veya ölüm olayları sonrasında yapılır.
- Denetçi, işyerine haber vermeksizin inceleme yapabilir.
Ayrıca, MAPEG (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) teknik denetim yetkisine sahiptir. Bu kurum, maden ruhsatı, üretim planı, patlayıcı madde kullanımı ve gaz ölçüm sistemlerini denetler.
11.3. İşverenin Denetimle İlgili Yükümlülükleri
Kanun m.24/1 gereği, işveren denetim sırasında her
türlü bilgi, belge ve kolaylığı sağlamakla yükümlüdür.
İşverenin başlıca sorumlulukları:
- Denetçilerin işyerine erişimini engellememek,
- İstenilen tüm kayıtları sunmak (risk değerlendirmesi, eğitim belgeleri, ölçüm raporları vb.),
- Denetim sırasında tespit edilen eksiklikleri belirlenen süre içinde gidermek,
- Denetim sonuçlarına göre düzeltici/önleyici faaliyet planı hazırlamak.
Bu yükümlülüklerin ihlali, faaliyetin durdurulması ve idari para cezasıyla sonuçlanır (Kanun m.25–26).
11.4. İş Kazası Tanımı ve Bildirim Süreleri
İş kazası, 5510 sayılı Kanun m.13 ve 6331 sayılı Kanun m.14 hükümlerine göre tanımlanır:
“İş kazası, işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen, ölüme veya bedensel ya da ruhsal özre yol açan olaydır.”
Bildirim yükümlülüğü:
|
Bildirimi Yapacak |
Bildirim Süresi |
Bildirim Yapılacak Kurum |
|
İşveren |
3 iş günü |
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) |
|
İşveren |
24 saat içinde |
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (elektronik ortamda) |
Yeraltı madenlerinde meydana gelen ölümlü veya ağır kazalarda derhal ilgili valilik, savcılık ve AFAD birimleri de bilgilendirilmelidir.
11.5. Kaza Soruşturması ve Olay İnceleme Kurulu
Maden İSG Yönetmeliği m.75 gereği, her iş kazası
sonrası işyerinde olay inceleme kurulu oluşturulur.
Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur:
- İş güvenliği uzmanı,
- İşyeri hekimi,
- Çalışan temsilcisi,
- İşveren veya vekili,
- Gerekirse teknik danışman (maden mühendisi).
Kurulun görevleri:
- Olay yerinde inceleme yapmak,
- Kaza nedenlerini analiz etmek (teknik, organizasyonel, insan faktörü),
- Tekrarlanmaması için öneriler geliştirmek,
- Kaza İnceleme Raporu hazırlamak.
Rapor, en geç 10 iş günü içinde tamamlanmalı ve denetim makamlarına sunulmalıdır.
11.6. Meslek Hastalığı Bildirimi ve Takibi
Meslek hastalığı, işin niteliği nedeniyle tekrarlanan
etkenlerin çalışan sağlığını bozması durumudur (5510 m.14).
Madenlerde en sık rastlanan meslek hastalıkları:
- Pnömokonyoz (silika ve kömür tozu maruziyeti),
- İşitme kaybı (gürültü),
- Kas-iskelet rahatsızlıkları (titreşim),
- Cilt hastalıkları (kimyasallar).
Bildirim süreci:
- Tespit eden işyeri hekimi, durumu SGK’ya 3 iş günü içinde bildirir,
- SGK, olayı Meslek Hastalığı Tespit Kuruluna sevk eder,
- Sonuç, hem çalışana hem işverene yazılı olarak tebliğ edilir.
Bildirimin yapılmaması, işveren için idari para cezası ve tazmin yükümlülüğü doğurur.
11.7. Kaza ve Meslek Hastalıklarında Sorumluluk Türleri
Madenlerde yaşanan iş kazası veya meslek hastalığında sorumluluk üç düzeyde değerlendirilir:
- İdari sorumluluk:
- Denetim makamlarınca uygulanan para cezası ve faaliyet durdurma (Kanun m.25–26).
- Hukuki (tazminat) sorumluluk:
- İşveren, kusuru oranında maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlüdür (Borçlar Kanunu m.417).
- Cezai sorumluluk:
- Türk Ceza Kanunu m.85 ve 89 uyarınca,
- Taksirle yaralama,
- Taksirle ölüme neden olma,
- Bilinçli taksir halinde hapis cezası gündeme gelebilir.
- Bu durumda yalnız işveren değil, maden mühendisleri, vardiya amirleri, teknik nezaretçiler de sorumlu tutulabilir.
11.8. İSG Kayıt, Arşiv ve Raporlama Sistemi
Kanun m.14/4 ve Yönetmelik m.76 gereği, işveren aşağıdaki kayıtları düzenli olarak tutmak zorundadır:
- İş kazası ve meslek hastalığı kayıtları,
- Ramak kala olay kayıtları,
- Risk değerlendirme raporları,
- Periyodik muayene ve ölçüm sonuçları,
- Eğitim belgeleri,
- Denetim ve kurul tutanakları.
Bu kayıtlar en az 15 yıl süreyle saklanır ve
denetimlerde ibraz edilir.
Dijital arşivleme sistemi kullanılması tavsiye edilir; bu sistemler veri
bütünlüğünü ve denetim izini korur.
11.9. Faaliyetin Durdurulması ve İdari Yaptırımlar
6331 sayılı Kanun m.25–26 hükümleri, madenlerde en
sık uygulanan yaptırım rejimini belirler.
Faaliyet durdurma, yalnızca aşağıdaki durumlarda uygulanır:
- Hayati tehlike oluşturan uygunsuzlukların tespiti,
- Risk değerlendirmesinin yapılmaması,
- Gaz izleme ve havalandırma sistemlerinin devre dışı olması,
- Patlayıcı madde güvenliğinin sağlanmaması,
- İş kazası sonrası gerekli tedbirlerin alınmaması.
İdari para cezaları, 2025 yılı itibarıyla 6331 sayılı
Kanun’un 26. maddesi uyarınca güncellenmiş tutarlarda uygulanır.
Cezalar, uygunsuzluğun her ay devam ettiği süre boyunca tekrarlanır.
11.10. Denetim Sonuçlarının Raporlanması ve İyileştirme Döngüsü
Her denetim sonrası işveren, “Düzeltici ve Önleyici
Faaliyet Planı (DÖF)” hazırlamak zorundadır.
Bu plan:
- Uygunsuzlukların nedenlerini,
- Alınacak önlemleri,
- Sorumlu kişileri,
- Tamamlanma süresini içerir.
DÖF planı, İSG Kurulu tarafından izlenir ve sonuçlar
yıllık İSG değerlendirme raporuna işlenir.
Bu süreç, maden işyerlerinde sürekli iyileştirme (continual improvement)
mekanizmasının temelidir.
11.11. Sonuç ve Değerlendirme
Denetim ve raporlama sistemi, maden işyerlerinde
“bürokratik” değil, yaşam kurtarıcı bir denetim aracıdır.
Bir uygunsuzluğun rapor edilmemesi, bir sonraki kazanın habercisidir.
İSG kültürü; hatayı gizlemek yerine paylaşmayı, suçu
yüklemek yerine önlem almayı gerektirir.
Gerçek güvenlik, mevzuatın uygulanmasından değil, her kademede sorumluluğun
içselleştirilmesinden doğar.
Bu anlayış yerleştiğinde, denetim artık bir ceza değil, yaşamın
sürekliliğinin garantisidir.
12. BÖLÜM: MADEN İŞYERLERİNDE İSG YÖNETİM SİSTEMLERİ VE SÜREKLİ İYİLEŞTİRME MEKANİZMASI
12.1. Genel Çerçeve ve Hukuki Dayanak
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetimi,
yalnızca yasal zorunluluk değil, sistematik bir yönetim sürecidir.
Bu süreç, tehlikelerin tanımlanması, risklerin değerlendirilmesi, kontrol
tedbirlerinin uygulanması ve performansın sürekli iyileştirilmesi esasına
dayanır.
Yasal dayanaklar şunlardır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.24),
- Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (m.78–82),
- İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Tebliği,
- ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı (ulusal uygulama rehberi olarak kabul edilir),
- 3213 sayılı Maden Kanunu (m.31) – üretim faaliyetlerinin güvenli yürütülmesi yükümlülüğü.
Bu sistemin amacı, “önleme kültürü”nü kurumsallaştırmaktır: kazaları olduktan sonra değil, oluşmadan önce engellemek.
12.2. İSG Yönetim Sisteminin Temel İlkeleri
İSG yönetim sistemleri, klasik idari denetimden farklı
olarak sürekli döngüsel gelişim esasına dayanır.
Bu döngü, “Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al (PUKÖ)” modeliyle
açıklanır:
- Planla: Riskleri belirle, hedefleri oluştur, prosedürleri tasarla.
- Uygula: Planlanan faaliyetleri yürüt, eğitimleri ver, tedbirleri uygula.
- Kontrol Et: Ölç, izleme ve denetimlerle performansı değerlendir.
- Önlem Al: Sonuçlara göre düzeltici ve iyileştirici eylemler başlat.
Bu döngü, madenlerde yaşayan bir güvenlik kültürünün temelidir.
12.3. Yönetim Sisteminin Kurumsal Bileşenleri
Bir maden işletmesinde İSG yönetim sisteminin etkin olabilmesi için aşağıdaki kurumsal bileşenler bulunmalıdır:
- İSG Politikası: Üst yönetim tarafından yazılı olarak ilan edilir (Yönetmelik m.79).
- İSG Organizasyon Şeması: Sorumluluk ve yetki dağılımını gösterir.
- Hedefler ve Performans Göstergeleri: Ölçülebilir, izlenebilir olmalıdır.
- Risk Değerlendirme Prosedürü: Sürekli güncellenen risk analizleri içerir.
- Acil Durum ve Tahlisiye Planı: Olası olaylarda uygulanacak adımları tanımlar.
- Eğitim ve İletişim Planı: Bilgi akışını ve farkındalığı sağlar.
- Denetim, Ölçüm ve Raporlama Prosedürleri: Sistem etkinliğini izler.
Bu bileşenlerin tamamı, işyerinin İSG El Kitabı’nda bir araya getirilir.
12.4. Yönetimin Taahhüdü ve Liderlik
Bir yönetim sistemi, ancak üst yönetimin kararlılığı ve
görünür desteğiyle işler.
Yönetmelik m.80 uyarınca, işverenin sorumluluğu yalnızca kaynak sağlamak
değil, aynı zamanda sistemi etkin kılmaktır.
Yönetimin liderlik görevleri:
- İSG politikasını ilan etmek,
- Hedefleri ve kaynakları belirlemek,
- Çalışan temsilcilerini karar süreçlerine dâhil etmek,
- Performans değerlendirmelerini İSG sonuçlarına göre yapmak,
- “Sıfır kaza” hedefini kurum kültürünün bir parçası haline getirmek.
Bu liderlik anlayışı olmadan hiçbir sistem kalıcı olmaz.
12.5. Risk Yönetimi ve Önleyici Yaklaşım
İSG yönetim sisteminin kalbi risk yönetimidir.
6331 sayılı Kanun m.10 ve Maden İSG Yönetmeliği m.78/2 gereği,
her işletmede risk değerlendirmesi yapılması zorunludur.
Risk yönetimi süreci:
- Tehlikelerin tanımlanması (örnek: metan, toz, patlayıcı madde, düşme),
- Risklerin olasılık–şiddet matrisine göre değerlendirilmesi,
- Önceliklendirme (yüksek risklere öncelik verilmesi),
- Kontrol tedbirlerinin belirlenmesi (mühendislik, idari, KKD),
- Tedbirlerin uygulanması ve izlenmesi.
Bu analiz, yalnızca başlangıçta değil, her proses
değişikliğinde yenilenmelidir.
Risk yönetimi yaşayan bir süreçtir, “bir kez yapılıp biten bir evrak” değildir.
12.6. Performans Ölçümü ve İzleme Mekanizmaları
İSG performansı, yalnızca kaza sayısıyla ölçülmez.
Yönetmelik m.81 uyarınca; işletmeler, performans göstergelerini düzenli
olarak takip etmek zorundadır.
Bu göstergeler arasında:
- İş kazası sıklık oranı,
- Kaza ağırlık oranı,
- Ramak kala olay sayısı,
- Eğitim saatleri,
- Denetim bulguları,
- Meslek hastalığı oranı,
- KKD kullanım oranı,
- Düzeltici faaliyet tamamlama oranı bulunur.
Bu veriler, Yıllık İSG Performans Raporu’nda birleştirilir ve üst yönetime sunulur.
12.7. İç Denetim ve Yönetim Gözden Geçirmesi
Yönetmelik m.82 gereği, maden işyerlerinde yılda en
az bir kez iç denetim yapılmalıdır.
Amaç, sistemin kendi içinde uyumlu ve etkin olup olmadığını değerlendirmektir.
İç denetim aşamaları:
- Denetim planının hazırlanması,
- Denetçi ekibin görevlendirilmesi,
- Belgelerin ve sahadaki uygulamaların karşılaştırılması,
- Bulguların raporlanması,
- Düzeltici ve önleyici faaliyetlerin başlatılması.
Bu denetimin sonuçları, Yönetim Gözden Geçirme Toplantısında
ele alınır.
Toplantı çıktıları, bir sonraki yılın hedeflerine yön verir.
12.8. Sürekli İyileştirme (Continuous Improvement)
İSG sistemleri, durağan değil, dinamik olmalıdır.
Her olay, bir öğrenme fırsatıdır.
Sürekli iyileştirme, hataları gizlemek yerine analiz etmeyi; cezadan çok
öğrenmeyi hedefler.
İyileştirme araçları:
- Kök neden analizi (Root Cause Analysis – RCA),
- Düzeltici ve Önleyici Faaliyet (DÖF) formları,
- Ramak kala olay analizleri,
- Çalışan geri bildirim sistemi.
Her yeni olay veya uygunsuzluk, sistemin bir “geri besleme
noktası”dır.
Bu mekanizma, İSG yönetimini reaktiften proaktife dönüştürür.
12.9. Entegre Yönetim Yaklaşımı
Modern maden işletmeleri, yalnızca İSG değil; kalite,
çevre, enerji ve sosyal sorumluluk yönetimini entegre biçimde
yürütmektedir.
Bu yaklaşım, ISO 9001 (Kalite), ISO 14001 (Çevre), ISO 45001 (İSG)
standartlarının bir araya getirildiği Entegre Yönetim Sistemi (EYS)
modelidir.
Entegre sistemin faydaları:
- Tek dokümantasyon yapısı,
- Kaynak ve zaman tasarrufu,
- Kurumsal bütünlük,
- Uluslararası kabul gören güvenlik standardı.
Maden sektöründe entegre yönetim, özellikle ihracat yapan veya yabancı sermayeli işletmeler için zorunlu hale gelmiştir.
12.10. Kurumsal İSG Kültürünün Oluşturulması
Hiçbir yönetim sistemi, kültürel dönüşüm olmadan
kalıcı olamaz.
Kültür; mevzuattan değil, alışkanlıklardan, değerlerden ve ortak
sorumluluktan doğar.
İSG kültürünü güçlendiren faktörler:
- Açık iletişim,
- Hata bildirimine cezadan ziyade teşvik yaklaşımı,
- Liderlerin örnek davranışı,
- Çalışan katılımının ödüllendirilmesi,
- Eğitimlerin sürekliliği,
- “Kazanın maliyeti değil, önlemin değeri” anlayışı.
Gerçek İSG kültürü, çalışanların “yapmak zorunda olduğu” için değil, “doğru olduğu için” güvenli davranmasıdır.
12.11. Sonuç ve Değerlendirme
Bir maden işletmesi, İSG yönetim sistemini kurduğunda
sadece yasal yükümlülüğünü değil, kurumsal olgunluk eşiğini aşar.
Çünkü sürdürülebilir madencilik, ancak güvenli madencilikle mümkündür.
İSG sistemi:
- Kanunla başlar, kültürle yaşar.
- Formlarla değil, davranışlarla işler.
- Ceza ile değil, bilinçle güçlenir.
Bu nedenle madencilikte başarı, yalnızca tonla değil, kazasıza
indirgenmiş riskle ölçülmelidir.
Gerçek verimlilik, her vardiyanın sonunda tüm çalışanların sağ salim yüzeye
çıkmasıdır.