İş Sağlığı ve Güvenliğine Genel Bakış ve Güvenlik Kültürü

Grup: Genel İSG Konuları

← İçerik seçimine dön
İçerik Bilgisi
Bu içerik İSG sınavı hazırlığı için konu odaklı olarak sunulur. Metin, konu anlatımı → soru pekiştirme → deneme → sesli tekrar akışını destekler.
Yaklaşık okuma süresi: 35 dk

İş Sağlığı ve Güvenliğine Genel Bakış ve Güvenlik Kültürü

1. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAVRAMI, AMACI VE TARİHSEL GELİŞİMİ


1.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), yalnızca iş kazaları veya meslek hastalıklarının önlenmesiyle sınırlı bir disiplin değildir.
Modern anlamda İSG, çalışanın bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin korunması, iş ortamındaki risklerin ortadan kaldırılması ve üretimin güvenli biçimde sürdürülebilmesini amaçlayan çok yönlü bir yönetim sistemidir.

Bu yaklaşım, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda açık biçimde tanımlanmıştır:

“İş sağlığı ve güvenliği, işyerlerinde işin yürütülmesi sırasında çalışanların sağlık ve güvenliğini etkileyen koşulların iyileştirilmesini amaçlayan sistematik ve bilimsel çalışmalardır.”
(6331 sayılı Kanun m.2–4)


1.2. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tanımı

İş sağlığı:
Çalışanların çalışma koşullarından doğabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve psikososyal tehlikelere karşı korunmasını sağlayan önleyici faaliyetler bütünüdür.

İş güvenliği:
İşyerinde kazalara neden olabilecek tehlikeleri ortadan kaldırmayı veya en aza indirmeyi hedefleyen teknik ve idari tedbirler bütünüdür.

Bu iki kavram bir araya geldiğinde, İSG’nin temel amacı; çalışan sağlığını koruyarak üretim sürekliliğini güvence altına almak olur.


1.3. İSG’nin Amaçları (6331 sayılı Kanun m.4–5)

İSG sisteminin temel hedefleri şunlardır:

  1. Çalışanların yaşam hakkını korumak,
  2. İş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek,
  3. İşyerinde güvenli çalışma ortamı oluşturmak,
  4. Verimliliği artırmak ve üretim kayıplarını azaltmak,
  5. Kurumsal düzeyde güvenlik kültürünü yerleştirmek.

Kanunun 4. maddesi, işverenin önleme, riskleri değerlendirme, eğitim ve organizasyon yükümlülüklerini bu amaca hizmet edecek şekilde düzenler.


1.4. İSG’nin Temel İlkeleri (Kanun m.5)

İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin temel ilkeler mevzuatta “önleme yaklaşımı” üzerine kuruludur.
Bu ilkelere göre:

  • Riskler kaynağında yok edilir,
  • Toplu korunma önlemleri, bireysel önlemlerden önce gelir,
  • Tehlikelerden kaçınmak yerine riskler yönetilir,
  • Teknolojik gelişmelere uyum sağlanır,
  • Çalışan katılımı esastır.

Bu ilkeler, işyerinde proaktif bir güvenlik yönetimi anlayışının temelini oluşturur.


1.5. İSG’nin Tarihsel Gelişimi

İş sağlığı ve güvenliği kavramı, sanayi devrimiyle birlikte sistematik hale gelmiştir:

  • 19. yüzyıl başı: Sanayi devrimiyle birlikte ilk fabrika yasaları (İngiltere – 1802) çıkarılmıştır.
  • 1919: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kurulmuş, çalışma yaşamı standart altına alınmıştır.
  • 1946: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kurulmuş, iş sağlığı halk sağlığının bir parçası olarak tanımlanmıştır.
  • 1980 sonrası: “Önleme kültürü” kavramı ILO 155 sayılı Sözleşme ile yaygınlaşmıştır.
  • Türkiye’de:
    • 1936 – 3008 sayılı İş Kanunu ile ilk defa “işçi sağlığı” kavramı mevzuata girmiştir.
    • 1971 – 1475 sayılı İş Kanunu ile iş güvenliği kurulları zorunlu hale getirilmiştir.
    • 2012 – 6331 sayılı Kanun ile bağımsız bir İSG sistemi oluşturulmuştur.

Bu tarihsel süreç, Türkiye’de İSG’nin reform niteliğinde bir dönüşüm geçirdiğini göstermektedir.


1.6. 6331 Sayılı Kanun’un Getirdiği Yenilikler

6331 sayılı Kanun, önceki mevzuatlara göre önleyici ve bütüncül bir yaklaşım benimsemiştir.
Temel yenilikleri şunlardır:

  • Tüm işyerlerinin kapsam altına alınması (m.2),
  • Risk değerlendirmesi zorunluluğu (m.10),
  • İşverenin önleme yükümlülüğü (m.4),
  • Çalışan temsilciliği sistemi (m.20),
  • İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli görevlendirme zorunluluğu (m.6–8).

Bu hükümler, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca mevzuat uyumu değil, sistemsel yönetim haline getirmiştir.


1.7. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Ekonomik ve Sosyal Önemi

İSG’nin yalnızca insani değil, ekonomik boyutu da vardır.
İş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle:

  • Üretim kayıpları,
  • Tazminat ve sigorta giderleri,
  • Eğitim ve yeniden işe uyum maliyetleri,
  • Sosyal güvenlik harcamaları artar.

Bu nedenle İSG, aynı zamanda ulusal kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alandır.
ILO verilerine göre her yıl dünya genelinde 2,9 milyon kişi iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Bu durum, güvenli üretimin etik ve ekonomik zorunluluk olduğunu göstermektedir.


1.8. Günümüzde İSG’nin Evrimi: Yönetimden Kültüre

Günümüzde İSG, artık yalnızca “uyulması gereken kurallar bütünü” değil, çalışma kültürünün parçası haline gelmiştir.
Bu dönüşüm, “güvenlik kültürü” kavramının ortaya çıkmasına yol açmıştır.

ILO’nun 187 sayılı Sözleşmesi (2006) bu anlayışı “ulusal önleme kültürü” kavramıyla tanımlar:

“Önleme kültürü; iş sağlığı ve güvenliğine toplumsal bir değer olarak yaklaşan, riskleri öngören, paylaşan ve yöneten bir bilinçtir.”

Bu perspektif, ilerleyen bölümlerde detaylandırılacak olan güvenlik kültürü yaklaşımının teorik temelini oluşturur.


1.9. Sonuç

İş sağlığı ve güvenliği, geçmişte sadece “kazaların önlenmesi” olarak görülürken, günümüzde bütüncül bir yaşam ve üretim güvenliği sistemi haline gelmiştir.
Türkiye, 6331 sayılı Kanun ile uluslararası standartlarla uyumlu bir yapıya kavuşmuş; işveren, çalışan ve devlet arasında sorumluluk temelli bir işbirliği modeli kurulmuştur.

Bu sistemin başarısı, yalnızca teknik önlemlerle değil; davranışsal, yönetsel ve kültürel dönüşümle mümkündür.
Bir sonraki bölümde bu dönüşümün toplumsal temeli olan “güvenlik kültürü” kavramının detaylarına geçilecektir.

2. BÖLÜM: GÜVENLİK KÜLTÜRÜNÜN TANIMI, UNSURLARI VE İSG YÖNETİMİ İLE İLİŞKİSİ


2.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetiminde kalıcı başarı, yalnızca teknik önlemler veya yasal düzenlemelerle değil, insan davranışlarının ve örgütsel değerlerin dönüşümüyle sağlanır.
Bu noktada karşımıza çıkan temel kavram **“güvenlik kültürü”**dür.

Güvenlik kültürü, işyerinde risklere karşı tutum, davranış ve değerlerin bütünüdür.
Bu kavram ilk kez 1986’da Çernobil Nükleer Santrali kazası sonrası IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) raporunda kullanılmış, “kurumsal ihmallerin kültürel nedenlerine” dikkat çekmiştir.

Bugün güvenlik kültürü, 6331 sayılı Kanun’un dayandığı modern İSG anlayışının psikososyal ve yönetsel temeli haline gelmiştir.


2.2. Güvenlik Kültürünün Tanımı

ILO’ya göre:

“Güvenlik kültürü; iş sağlığı ve güvenliğinin, bireylerin ve kurumların davranışlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiği bilinç düzeyidir.”

WHO’ya göre:

“İşyerinde güvenliğin, yönetim politikaları, çalışan davranışları ve örgütsel değerler yoluyla sistematik biçimde içselleştirilmesidir.”

Türkiye’de bu kavram, 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesinde dolaylı olarak yer alır:

“İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasında çalışanların katılımını sağlar ve bu konudaki bilinci artırır.”
Bu madde, güvenlik kültürünün oluşması için temel yönetsel dayanağı oluşturur.


2.3. Güvenlik Kültürünün Temel Unsurları

Güvenlik kültürü, bireysel, yönetsel ve örgütsel unsurların birleşiminden doğar.
Temel bileşenler şunlardır:

  1. Değerler: Kurumun güvenliğe verdiği önemin ölçüsüdür.
  2. Tutumlar: Çalışanların güvenlik kurallarına ilişkin inançlarıdır.
  3. Davranışlar: Risklere karşı fiilî eylemler ve alışkanlıklardır.
  4. İletişim: Bilgi akışının açık, çift yönlü ve güvene dayalı olması gerekir.
  5. Liderlik: Üst yönetimin güvenliği bir öncelik olarak sahiplenmesidir.
  6. Katılım: Çalışanların karar süreçlerine dâhil edilmesidir.
  7. Sürekli öğrenme: Kaza ve olaylardan çıkarılan derslerin sisteme geri beslenmesidir.

Bu unsurların tümü, 6331 sayılı Kanun’un “önleme, bilgilendirme, eğitim ve katılım” ilkeleriyle birebir örtüşür.


2.4. Güvenlik Kültürünün Oluşum Aşamaları

Güvenlik kültürü bir günde oluşmaz; zaman içinde davranışsal ve yönetsel dönüşümle gelişir.
Genellikle dört aşamada tanımlanır:

  1. Reaktif Aşama: Kaza olduktan sonra önlem alınır.
  2. Uyum Aşaması: Yasal zorunluluklara uyulur, fakat içselleştirme zayıftır.
  3. Proaktif Aşama: Riskler önceden öngörülür, önleyici sistemler kurulur.
  4. Üst Düzey (Gelişmiş) Aşama: Güvenlik, kurum kültürünün doğal bir parçasıdır.

Amaç, tüm çalışanların “güvenli davranış”ı kişisel değer haline getirdiği olgun kültür düzeyine ulaşmaktır.


2.5. Güvenlik Kültürü ve İSG Yönetim Sistemi İlişkisi

ISO 45001 standardı, güvenlik kültürünü “liderlik ve çalışan katılımı” başlığı altında ele alır.
Bu standarda göre güçlü bir güvenlik kültürü için:

  • Yönetim taahhüdü açık olmalıdır (madde 5.1),
  • Çalışanlar karar süreçlerine katılmalıdır (madde 5.4),
  • Sürekli iyileştirme döngüsü (PUKÖ) uygulanmalıdır (madde 10).

Dolayısıyla güvenlik kültürü, İSG yönetim sisteminin davranışsal temelidir; ISO 45001 ise bu kültürü yapısal bir çerçeveye oturtur.


2.6. Güvenlik Kültürünü Güçlendiren Kurumsal Uygulamalar

Türkiye’de güçlü güvenlik kültürüne geçiş için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından uygulanan bazı yapısal mekanizmalar bulunmaktadır:

  • İSG Kurulları (6331 m.22): Kurumsal katılımın temeli.
  • Çalışan Temsilciliği (Yön. m.10): Katılım ve iletişimi güçlendirir.
  • Eğitim Zorunluluğu (Yön. m.6): Bilinç düzeyini artırır.
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası (Her yıl Mayıs): Farkındalık yaratır.
  • Ulusal İSG Strateji Belgesi (2021–2025): Güvenlik kültürünü ulusal hedef olarak tanımlar.

Bu uygulamalar, bireysel farkındalıktan örgütsel sisteme uzanan çok katmanlı bir kültürel dönüşüm mekanizması oluşturur.


2.7. Güvenlik Kültürü ve Davranışsal Güvenlik

Güvenlik kültürü kavramı, “davranışsal güvenlik (Behavior-Based Safety – BBS)” yaklaşımıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu yaklaşım, çalışan davranışlarını gözlemleyip, olumlu güvenlik davranışlarını pekiştirerek kültürel değişim yaratmayı amaçlar.

6331 sayılı Kanun’un 19. maddesi (“Çalışanların yükümlülükleri”) bu bakışın hukuki karşılığıdır:

“Çalışan, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki talimatlara uymak, verilen kişisel koruyucu donanımı kullanmak ve riskleri bildirmekle yükümlüdür.”

Dolayısıyla davranışsal güvenlik, mevzuatta tanımlanan sorumlu çalışan modelinin pratik karşılığıdır.


2.8. Güvenlik Kültürünün Ölçülmesi

Bir kurumun güvenlik kültürü olgunluğunu değerlendirmek için anket, gözlem ve performans göstergeleri kullanılır.
Başlıca göstergeler şunlardır:

  • Kaza sıklık oranı (LTI),
  • Ramak kala olay raporlama oranı,
  • Eğitim katılım yüzdesi,
  • Risk bildirim sistemi etkinliği,
  • Çalışan memnuniyet anketleri.

Bu göstergeler, İSG yönetim sisteminde sürekli iyileştirme döngüsünün veri kaynağını oluşturur (ISO 45001 madde 9).


2.9. Güvenlik Kültürünün Yasal ve Etik Boyutu

Güvenlik kültürü yalnızca kurumsal tercih değil, aynı zamanda etik ve yasal bir sorumluluktur.
6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi işverenin “önleme yükümlülüğünü”, 19. maddesi ise çalışanın “katılım ve uyarı yükümlülüğünü” düzenler.
Bu karşılıklı sorumluluklar, güvenlik kültürünün etik altyapısını oluşturur.

Etik açıdan ise güvenlik kültürü, “insan hayatının ekonomik maliyetin üzerinde tutulması” ilkesine dayanır.
Bu bakımdan güvenlik kültürü, yalnızca mevzuat uyumu değil, insan onuruna dayalı bir çalışma değeridir.


2.10. Sonuç

Güvenlik kültürü, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin kalbidir.
Teknik önlemler, ancak bu kültürün benimsenmesiyle kalıcı hale gelir.
Bir işyerinde kural koymak kolaydır; asıl zor olan, kurala inanmak ve onu davranışa dönüştürmektir.

Dolayısıyla İSG’nin sürdürülebilirliği, yasal zorunluluklardan çok, güvenlik kültürünün kurumsallaşmasına bağlıdır.
Bu kültür, işverenin liderliğiyle başlar, çalışan katılımıyla yaşar, eğitimle güçlenir.

3. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETİMİNDE ÖNLEME, KORUMA VE KATILIM İLKELERİ


3.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetiminin temel dayanağı, yalnızca kazaları ve hastalıkları “reaktif” biçimde ele almak değil, önceden öngörmek ve önlemektir.
Bu bakış açısı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddelerinde açıkça tanımlanan “önleme, koruma ve katılım” ilkeleriyle şekillenmiştir.

Bu üç ilke, güvenlik kültürünün uygulanabilir hale geldiği, çalışan ve işverenin ortak sorumluluk aldığı yönetim eksenini oluşturur.


3.2. Önleme İlkesi (Kanun m.4 ve m.5)

Önleme, İSG’nin merkezinde yer alır ve 6331 sayılı Kanun’un temel yaklaşımıdır.
Bu ilkeye göre, kazaların ve meslek hastalıklarının ortaya çıkması beklenmeden risklerin kaynağında ortadan kaldırılması esastır.

İşveren, risklerin önlenmesi için aşağıdaki yükümlülükleri yerine getirmelidir:

  1. Riskleri değerlendirmek ve önlemek,
  2. Tehlikeyi kaynağında yok etmek,
  3. Teknolojik gelişmelere uygun koruma yöntemleri kullanmak,
  4. Toplu koruma önlemlerine öncelik vermek.

Kanun’un 5. maddesi bu ilkeyi “önleme hiyerarşisi” olarak tanımlar.
Bu hiyerarşi, güvenlik kültürünün bilimsel çerçevesidir.


3.3. Önleme Hiyerarşisi (6331 sayılı Kanun m.5)

İş sağlığı ve güvenliğinde önleme yaklaşımı belirli bir sırayla uygulanır:

  1. Tehlikeden kaçınmak (örneğin tehlikeli kimyasalı tamamen ortadan kaldırmak),
  2. Kaçınılması mümkün olmayan tehlikeleri analiz etmek,
  3. Tehlikeyi kaynağında önlemek (örneğin izolasyon, havalandırma),
  4. İşin organizasyonunu yeniden düzenlemek,
  5. Toplu koruma önlemlerini bireysel korumanın önüne almak,
  6. Kişisel koruyucu donanım kullanmak,
  7. Eğitim, talimat ve gözetim sağlamak.

Bu sıralama, risklerin azaltılmasında en etkili yaklaşımı gösterir: önce kaynağa müdahale, sonra kişisel koruma.


3.4. Koruma İlkesi

Koruma, önleme faaliyetleriyle birlikte yürütülmesi gereken sürekli bir güvence mekanizmasıdır.
Bu ilke, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın korunmasını hedefler.
Yani İSG yalnızca kazaları değil, stres, yorgunluk ve psikososyal etkileri de kapsar.

Koruma yöntemleri:

  • Mühendislik kontrolleri (havalandırma, izolasyon),
  • Organizasyonel tedbirler (vardiya planlaması, dinlenme süreleri),
  • Kişisel koruyucu donanımlar (KKD),
  • Sağlık gözetimi (İşyeri hekimi tarafından yapılan periyodik muayeneler, Yönetmelik m.15).

6331 sayılı Kanun’un 15. maddesi, işverenin “çalışanların sağlık gözetimini sağlama yükümlülüğünü” düzenler.
Bu madde, koruma ilkesinin yasal karşılığıdır.


3.5. Katılım İlkesi

Katılım, güvenlik kültürünün kurumsallaşmasının temel koşuludur.
Bu ilkeye göre, çalışanlar yalnızca korunacak bireyler değil, İSG yönetiminin aktif paydaşlarıdır.

Hukuki dayanaklar:

  • 6331 sayılı Kanun m.18: Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımı,
  • 6331 sayılı Kanun m.20: Çalışan temsilcisi seçimi,
  • İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik m.8: Kurul kararlarında çalışan katılımı.

Bu maddelere göre çalışanlar:

  • Risk değerlendirmesine katılabilir,
  • Tehlike bildiriminde bulunabilir,
  • Kurul kararlarında temsilci aracılığıyla oy kullanabilir,
  • Eğitim faaliyetlerine katkı sağlayabilir.

Bu sistem, “önleme kültürünün tabana yayılması” açısından zorunludur.


3.6. Önleme ve Katılım Arasındaki İlişki

Önleme ve katılım birbirini tamamlayan iki dinamik oluşturur.
Yalnızca teknik önlemlerle güvenlik sağlanamaz; önlem alınsa bile uygulama kültürü yoksa sistem işlerliğini kaybeder.

Bu nedenle 6331 sayılı Kanun, işveren ve çalışan sorumluluklarını paralel biçimde düzenlemiştir:

  • İşveren riskleri önlemekle yükümlüdür (m.4),
  • Çalışan, güvenlik talimatlarına uymakla yükümlüdür (m.19).

Bu çift yönlü yapı, güvenlik kültürünün “ortak sorumluluk” temelinde gelişmesini sağlar.


3.7. Önleme-Koruma-Katılım Üçlüsünün İSG Yönetim Sistemindeki Yeri

ISO 45001 standardı açısından bu üçlü yapı aşağıdaki şekilde bütünleşir:

İlke

ISO 45001 Karşılığı

Açıklama

Önleme

Madde 6.1 – Risk ve fırsat analizi

Riskleri kaynağında tanımlama ve kontrol etme

Koruma

Madde 8 – Operasyonel kontrol

Uygulama ve acil durum hazırlığı

Katılım

Madde 5.4 – Çalışan katılımı

Tüm aşamalarda aktif işbirliği

Bu entegrasyon, İSG’nin yalnızca mevzuat gereği değil, yönetim sisteminin stratejik bileşeni haline gelmesini sağlar.


3.8. Eğitim ve Farkındalığın Rolü

Önleme, koruma ve katılım ilkelerinin sürdürülebilirliği, eğitimle mümkündür.
6331 sayılı Kanun’un 17. maddesi gereği:

“İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almalarını sağlar.”

Eğitimlerin amacı, sadece bilgi vermek değil; risk farkındalığını ve sorumluluk bilincini geliştirmektir.
Bu nedenle eğitim, güvenlik kültürünün davranışsal taşıyıcısıdır.


3.9. Uygulamada Tipik Hatalar ve Eksiklikler

Türkiye’de yapılan denetimlerde sıkça gözlenen eksiklikler şunlardır:

  • Risk değerlendirmesinin sadece belge düzeyinde kalması,
  • Çalışanların sürece katılımının yetersiz olması,
  • KKD kullanımında alışkanlık eksikliği,
  • Eğitimlerin teorik kalması,
  • Denetim sonuçlarının izlenmemesi.

Bu sorunlar, güvenlik kültürünün kurumsallaşmamış olduğunu gösterir.
Çözüm, mevzuatın ötesinde davranışsal değişim ve sürekli gözden geçirmedir.


3.10. Sonuç

İSG yönetiminde “önleme, koruma ve katılım” ilkeleri bir arada işlediğinde, sistem hem teknik hem kültürel olarak olgunlaşır.
Bu ilkeler yalnızca yönetmeliklerde değil, işyerinin gündelik pratiğinde yaşatıldığında sıfır kaza vizyonu gerçekçi hale gelir.

Güvenlik kültürü, işverenin liderliği, çalışanın katılımı ve sistematik önleme yaklaşımıyla birleştiğinde, iş sağlığı ve güvenliği artık bir zorunluluk değil, kurumsal değer olur.

4. BÖLÜM: İŞ KAZASI, MESLEK HASTALIĞI VE RAMAK KALA KAVRAMLARI (MEVZUAT TEMELLİ TANIMLAR VE UYGULAMALAR)


4.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında “iş kazası”, “meslek hastalığı” ve “ramak kala olay” kavramları, risk yönetiminin hem analitik hem de hukuki temelini oluşturur.
Bu kavramların doğru anlaşılması, önleme kültürünün yerleşmesi ve istatistiksel değerlendirmenin sağlıklı yapılması açısından zorunludur.

Türkiye’de bu tanımların yasal dayanakları:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu,
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu,
  • İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Yönetmeliği,
  • ILO 121 sayılı Sözleşme (İş Kazası Tazminatı Sözleşmesi).

4.2. İş Kazasının Tanımı (5510 sayılı Kanun m.13)

5510 sayılı Kanun’a göre:

“Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, sigortalıyı hemen veya sonradan bedence ya da ruhça arızaya uğratan olay iş kazasıdır.”

Bu tanım, yalnızca fiziksel yaralanmaları değil, ruhsal etkileri de kapsar.
Ayrıca “işin yürütümü” kavramı, işverenin yetki alanı içindeki tüm faaliyetleri (eğitim, servis, görevlendirme vb.) içerir.


4.3. İş Kazasının Unsurları

Bir olayın “iş kazası” olarak değerlendirilebilmesi için şu unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  1. Olayın bir sigortalı çalışanı etkilemesi,
  2. Olayın işle bağlantılı olması,
  3. Olay sonucunda bedensel veya ruhsal bir zararın doğması,
  4. Olayın ani biçimde meydana gelmesi.

Bu unsurlardan biri eksikse, olay “iş kazası” olarak değerlendirilmez; ancak “ramak kala” ya da “işyeri olayı” olarak kayda alınabilir.


4.4. İş Kazası Sayılan Haller (5510 m.13, bent a–e)

Kanuna göre aşağıdaki durumlar açıkça iş kazası sayılır:

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  • İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle,
  • Görevle başka bir yere gönderildiğinde,
  • Emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  • İşverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş-geliş sırasında.

Bu bentler, işyeri sınırlarının yalnızca fiziksel alan değil, işin yürütüldüğü tüm süreç olduğunu ortaya koyar.


4.5. Meslek Hastalığının Tanımı (5510 m.14 ve Yönetmelik m.4)

Meslek hastalığı, iş kazalarından farklı olarak uzun süreli maruziyet sonucu ortaya çıkar.
Tanımına göre:

“Sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir nedenle veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal arıza hâli meslek hastalığıdır.”

Bu tanım, ILO’nun 194. Tavsiye Kararı ve Türkiye’deki Meslek Hastalıkları Listesi (Ek-2) ile uyumludur.


4.6. Meslek Hastalığının Unsurları

Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için üç koşul birlikte aranır:

  1. Nedensellik bağı: Hastalık ile yapılan iş arasında bilimsel ilişki olmalıdır.
  2. Zaman faktörü: Belirli bir maruziyet süresi bulunmalıdır (örneğin kurşun zehirlenmesi için 1 yıl).
  3. Tanı ve tespit: Yetkili sağlık kuruluşu tarafından teşhis konulmalı ve SGK Sağlık Kurulu tarafından onaylanmalıdır.

Bu koşulların tespiti, Meslek Hastalıkları Hastaneleri ve İşyeri Hekimleri tarafından yapılır (Yön. m.13–15).


4.7. Ramak Kala Olay Kavramı (6331 m.14)

6331 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca:

“İşyerinde meydana gelen veya meydana gelme potansiyeli bulunan, ancak yaralanma veya ölüme yol açmayan olay ramak kala olaydır.”

Bu olaylar, iş kazası değildir; ancak önleyici bilgi sağlar.
İşverenin, ramak kala olaylarını kayıt altına alması ve analiz etmesi yasal bir yükümlülüktür (m.14/2).
Bu sistem, proaktif risk yönetimi anlayışının temel aracıdır.


4.8. Bildirim Yükümlülükleri

İş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde:

  • İşveren, olayı en geç 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmek zorundadır (5510 m.13/2).
  • İşyeri hekimi, meslek hastalığı şüphesi durumunda derhal SGK ve Çalışma Bakanlığı’na bildirim yapar (Yön. m.15).
  • Çalışan, iş kazasını derhal işverene veya amirine bildirmekle yükümlüdür.

Bildirim yapılmaması hâlinde, idari para cezası uygulanır (6331 m.26/1-ı).


4.9. İSG Yönetiminde Olayların Değerlendirilmesi

ISO 45001 standardına göre iş kazası, meslek hastalığı ve ramak kala olaylar “olay (incident)” başlığı altında birlikte ele alınır.
Bu olaylar analiz edilerek “kök neden analizi” yapılır ve sistemde düzeltici önlemler alınır.

Kök neden analizi şu aşamalardan oluşur:

  1. Olayın tanımlanması,
  2. Olayın zincirinin belirlenmesi,
  3. İnsan, ekipman, çevre ve yönetim faktörlerinin analizi,
  4. Tekrarlanmayı önleyici önlemlerin planlanması.

Bu analiz, güvenlik kültürünün öğrenme ve gelişme boyutunu temsil eder.


4.10. Sonuç

İş kazası, meslek hastalığı ve ramak kala kavramları, İSG sisteminin ölçülebilir ve denetlenebilir göstergeleridir.
Bu olayların doğru tanımlanması ve düzenli bildirilmesi, yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda önleme kültürünün veri tabanıdır.

6331 ve 5510 sayılı Kanunlar birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de İSG alanında “reaktif yaklaşımdan proaktif yaklaşıma geçiş” hukuki olarak tamamlanmış; uygulamada da kültürel dönüşüm süreci devam etmektedir.

5. BÖLÜM: RİSK YÖNETİMİ, RİSK DEĞERLENDİRMESİ VE ÖNLEYİCİ FAALİYETLER (YASAL DAYANAK VE UYGULAMA ESASLARI)


5.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği yönetiminin çekirdeğini risk yönetimi oluşturur.
Risk yönetimi, tehlikelerin sistematik biçimde tanımlanması, değerlendirilmesi ve kontrol altına alınması sürecidir.
Bu anlayış, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10. maddesinde açıkça düzenlenmiştir:

“İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.”

Bu madde, Türkiye’de “önleyici yaklaşımın” yasal temelini oluşturur.


5.2. Risk Yönetiminin Hukuki Dayanağı

Risk yönetimine ilişkin doğrudan veya dolaylı hükümler şu düzenlemelerde yer alır:

  • 6331 sayılı Kanun, m.4–5–10: İşverenin riskleri önleme ve değerlendirme yükümlülüğü,
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (2012): Usul ve esaslar,
  • İSG Hizmetleri Yönetmeliği: Uzmanların ve hekimlerin risk analizine katılımı,
  • ISO 45001 Standardı: “Tehlike tanımlama ve risklerin kontrolü” maddesi (6.1).

Bu çerçevede risk yönetimi, hem idari hem teknik hem de davranışsal bir süreçtir.


5.3. Risk, Tehlike ve Zarar Kavramlarının Tanımı

Tehlike:
Zarar verme potansiyeline sahip kaynak, durum veya faaliyet (Yön. m.4/a).

Risk:
Tehlikeden kaynaklanabilecek zararın meydana gelme olasılığı ile sonuçlarının bileşimi (Yön. m.4/b).

Zarar:
Bir olayın sonucunda insan, çevre veya mülkte meydana gelen olumsuz etkidir.

Bu üç kavram arasındaki ilişki şöyle özetlenir:
Tehlike → Risk → Zarar
Tehlike var olduğu sürece risk sıfırlanamaz; yalnızca kabul edilebilir seviyeye indirilebilir.


5.4. Risk Değerlendirmesi Süreci (Yönetmelik m.8–12)

Risk değerlendirmesi, işyerinde yürütülen tüm faaliyetlerin sistematik biçimde analiz edilmesini içerir.
Yönetmeliğe göre süreç beş temel aşamadan oluşur:

  1. Tehlikelerin Tanımlanması
    • İş akışları, makineler, kimyasallar, ergonomi ve psikososyal faktörler incelenir.
    • İşyeri gözlemleri, kaza kayıtları ve çalışan görüşleri kullanılır.
  2. Risklerin Belirlenmesi ve Analizi
    • Her tehlikenin olasılığı ve şiddeti değerlendirilir.
    • Niteliksel (düşük, orta, yüksek) veya niceliksel (sayısal) yöntemler kullanılabilir.
  3. Risklerin Derecelendirilmesi ve Önceliklendirilmesi
    • Hangi riskin önce ele alınacağı belirlenir.
    • “R = Olasılık × Şiddet” formülü sıkça kullanılır.
  4. Kontrol Tedbirlerinin Planlanması ve Uygulanması
    • Tehlikenin ortadan kaldırılması, mühendislik önlemleri, eğitim, KKD vb.
    • Önleme hiyerarşisine göre uygulanır (Kanun m.5).
  5. İzleme, Gözden Geçirme ve Güncelleme
    • Risk değerlendirmesi dinamik bir süreçtir.
    • Yeni makine, proses veya kaza meydana geldiğinde yenilenir (Yön. m.12).

5.5. Risk Değerlendirme Ekibi (Yönetmelik m.6)

Risk değerlendirmesi, kolektif bir ekip çalışmasıdır.
Ekibin bileşimi mevzuatla belirlenmiştir:

  • İşveren veya vekili,
  • İş güvenliği uzmanı,
  • İşyeri hekimi,
  • Çalışan temsilcisi,
  • Destek elemanı,
  • Gerekirse dış uzman (örneğin kimya mühendisi, ergonomist).

Bu yapı, katılımcı yönetim anlayışının bir yansımasıdır ve güvenlik kültürünün kurumsal mekanizmasıdır.


5.6. Risk Kontrol Tedbirlerinin Hiyerarşisi (Yön. m.10)

Riskleri azaltmak için alınacak önlemler önleme hiyerarşisine uygun olarak sıralanmalıdır:

  1. Tehlikeyi ortadan kaldırmak,
  2. Tehlikeyi kaynağında kontrol altına almak,
  3. Mühendislik önlemleri (havalandırma, izolasyon vb.),
  4. İdari önlemler (çalışma süreleri, eğitim, iş organizasyonu),
  5. Kişisel koruyucu donanım kullanımı.

Her aşama, bir önceki yetersiz kaldığında uygulanır.
Bu sıralama, “riskin kabul edilebilir düzeye indirgenmesi” için bilimsel bir çerçeve sağlar.


5.7. Önleyici Faaliyetlerin Belgelendirilmesi ve İzlenmesi

6331 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre:

“İşveren, alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkinliğini izler ve gerekli düzeltici faaliyetleri yapar.”

Bu hüküm uyarınca:

  • Risk değerlendirme raporları,
  • Alınan önlemler listesi,
  • Eğitim ve tatbikat kayıtları,
  • Olay analiz raporları
    düzenli olarak kayıt altına alınmalıdır.

Bu belgeler, hem denetimlerde hem de yargısal süreçlerde kanıt niteliği taşır.


5.8. Risk Değerlendirmesinin Yenilenmesi (Yön. m.12)

Risk değerlendirmesi aşağıdaki durumlarda yenilenmek zorundadır:

  1. İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması,
  2. Üretim teknolojisinde değişiklik olması,
  3. Yeni ekipman veya kimyasal madde kullanımı,
  4. İş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay yaşanması,
  5. İşyerinde 2 yıldan fazla süreyle önemli değişiklik olmaması.

Bu düzenleme, risk analizinin canlı bir süreç olduğunu ve statik belge olamayacağını vurgular.


5.9. Risk Yönetiminin Kurumsal Önemi

Risk yönetimi, yalnızca teknik bir uygulama değil, aynı zamanda bir kurumsal yönetim politikasıdır.
Güçlü risk yönetimi;

  • İş kazalarının azalmasını,
  • Üretim verimliliğinin artmasını,
  • Çalışan motivasyonunun yükselmesini,
  • Kurumsal itibarın güçlenmesini sağlar.

Bu nedenle risk değerlendirmesi, işletme yönetiminin stratejik karar süreçlerine entegre edilmelidir.


5.10. Sonuç

Risk yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün “uygulama motorudur”.
Tehlikeleri tanımadan önleme yapılamaz, önleme yapılmadan kültür gelişmez.
6331 sayılı Kanun, bu zinciri zorunlu hale getirerek Türkiye’de İSG’nin yapısal dönüşümünü sağlamıştır.

Etkin bir risk yönetimi sistemi, yalnızca mevzuat uyumunun değil, aynı zamanda etik sorumluluğun da göstergesidir.
Güvenli çalışma ortamı, bir hak değil, aynı zamanda bir kurumsal değerdir.

6. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETİMİNDE EĞİTİM, BİLGİLENDİRME VE İLETİŞİM İLKELERİ


6.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) sisteminin sürdürülebilirliği, yalnızca teknik önlemlerle değil, bilgi paylaşımı ve çalışan farkındalığıyla sağlanır.
Bu bağlamda eğitim, bilgilendirme ve iletişim, güvenlik kültürünün bilişsel temellerini oluşturur.

6331 sayılı Kanun’un 16, 17 ve 18. maddeleri, işverenin bilgilendirme, eğitim ve katılım yükümlülüklerini açıkça düzenler.
Bu hükümler, ILO’nun 155 sayılı Sözleşmesi ve ISO 45001 standardı ile tam uyum içindedir.


6.2. Bilgilendirme Yükümlülüğü (Kanun m.16)

İşveren, çalışanların işyerindeki riskler, alınan önlemler ve hakları hakkında bilgilendirilmesini sağlamakla yükümlüdür.

Bu bilgilendirme:

  • İşe başlamadan önce,
  • İş değişikliğinde,
  • Yeni teknoloji, ekipman veya kimyasal madde kullanıldığında yapılmalıdır.

Kapsamı:

  • İşyerinde var olan tehlikeler,
  • Risk değerlendirmesi sonuçları,
  • Koruyucu donanım ve acil durum planları,
  • Çalışanların yasal hakları ve sorumlulukları.

Bilgilendirme kayıt altına alınmalı ve yazılı olarak belgelendirilmelidir.
Bu belge, hem denetimlerde hem de olası hukuki süreçlerde kanıt niteliği taşır.


6.3. Eğitim Yükümlülüğü (Kanun m.17, Eğitim Yön. m.6)

İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini işe başlamadan önce ve belirli aralıklarla yenilemekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük, “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” (2013) ile detaylandırılmıştır.

Eğitimlerin amacı:

  • Risk farkındalığını artırmak,
  • Güvenli davranış alışkanlığı kazandırmak,
  • Güvenlik kültürünü kurumsallaştırmak.

Eğitimler:

  • Teorik ve uygulamalı olarak yapılmalı,
  • Çalışma süresi içinde gerçekleştirilmeli,
  • Ücretsiz olmalıdır (Yön. m.6/3).

6.4. Eğitimlerin Periyodu ve Yenilenmesi (Yön. m.11)

Eğitimlerin yenilenme periyodu işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir:

Tehlike Sınıfı

Eğitim Yenileme Süresi

Az Tehlikeli

En geç 3 yılda bir

Tehlikeli

En geç 2 yılda bir

Çok Tehlikeli

En geç yılda bir

Ayrıca şu durumlarda da eğitim tekrarlanır:

  • İş kazası sonrası,
  • İş değişikliği veya yeni ekipman kullanımı,
  • Uzun süreli işten uzak kalma (6 aydan fazla).

Bu zorunluluklar, eğitimlerin canlı bir süreç olduğunu gösterir.


6.5. Eğitimlerin Konuları (Yön. Ek-1)

Yönetmeliğe göre eğitim konuları;

  • Genel İSG kuralları,
  • İş kazalarının nedenleri,
  • Tehlikelerden korunma yolları,
  • Acil durum, ilk yardım, yangın, KKD kullanımı,
  • İşe özgü riskler,
  • Psikososyal riskler (stres, mobbing, tükenmişlik)
    başlıklarını kapsar.

Ayrıca yönetim kademesi, çalışanlar ve destek elemanları için farklı düzeylerde içerik hazırlanmalıdır.


6.6. İletişim İlkeleri (Kanun m.18)

İSG’nin etkin işlemesi için işveren ile çalışanlar arasında karşılıklı iletişim zorunludur.
Bu maddeye göre işveren:

  • Çalışanların İSG konusundaki görüşlerini almalı,
  • Alınan kararlar hakkında onları bilgilendirmelidir.

Bu hüküm, çalışanların pasif birer alıcı değil, aktif paydaş olarak görülmesini sağlar.
Güvenlik kültürü ancak bu iletişim zemini üzerinde yükselir.


6.7. İSG Kurulları ve İletişim Mekanizmaları (Kurul Yön. m.8–12)

İSG kurulları, işyerinde iletişim ve koordinasyonun kurumsal platformudur.
Görevleri şunlardır:

  • İSG politikalarının belirlenmesi,
  • Risk değerlendirmesi sonuçlarının paylaşılması,
  • Eğitim programlarının planlanması,
  • Olay analizlerinin değerlendirilmesi.

Kurul kararları yazılı tutanakla kayıt altına alınır ve işveren tarafından uygulanır.
Bu süreç, hem katılım hem iletişim kültürünü pekiştirir.


6.8. İletişim Kanalları ve Bilgi Akışı

İSG yönetiminde bilgi akışı tek yönlü değil, çift yönlü olmalıdır.
Kullanılan kanallar:

  • İSG panoları (tehlike duyuruları, eğitim planları),
  • E-posta ve dijital platformlar,
  • İşbaşı konuşmaları (toolbox meeting),
  • Ramak kala bildirim sistemleri.

Bu kanallar, çalışanların bilgiye erişimini kolaylaştırır ve güvenlik farkındalığını sürekli canlı tutar.


6.9. Eğitim ve İletişimin Etkinliğinin Ölçülmesi

ISO 45001 standardına göre eğitim ve iletişim faaliyetlerinin etkinliği ölçülmek ve gözden geçirilmek zorundadır.
Bunun için:

  • Eğitim sonrası testler,
  • Davranış gözlemleri,
  • Geri bildirim anketleri,
  • Katılım istatistikleri
    kullanılır.

Bu ölçümler, İSG sisteminde sürekli iyileştirme (Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al) döngüsünün bir parçasıdır.


6.10. Sonuç

Eğitim, bilgilendirme ve iletişim; iş sağlığı ve güvenliği sisteminin beyin, sinir ve kalp üçlüsüdür.
Eğitim olmadan farkındalık; bilgilendirme olmadan sorumluluk; iletişim olmadan kültür oluşmaz.

6331 sayılı Kanun, bu üç unsuru yasal güvenceye alarak İSG’nin teknik değil, insani ve sosyal boyutunu güçlendirmiştir.
Gerçek güvenlik kültürü, bilgiyle başlayan, iletişimle büyüyen ve davranışla kalıcı hale gelen bir süreçtir.

7. BÖLÜM: İŞVERENİN VE ÇALIŞANIN İSG ALANINDAKİ SORUMLULUKLARI VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ


7.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği sistemi, yalnızca teknik önlemlere değil, sorumluluk paylaşımına dayanır.
Bu çerçevede işveren ve çalışan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda karşılıklı yükümlülüklere sahip iki ana aktördür.

İşverenin yükümlülükleri daha çok önleme, organizasyon ve denetim alanlarında;
çalışanların yükümlülükleri ise uyum, katılım ve bildirim alanlarındadır.
Bu karşılıklı sistem, güvenlik kültürünün adaletli ve dengeli şekilde yerleşmesini sağlar.


7.2. İşverenin Genel Yükümlülüğü (Kanun m.4)

Kanunun 4. maddesine göre işveren:

“Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.”

Bu hüküm, işverenin hem objektif özen borcunu hem de önleme yükümlülüğünü ifade eder.
İşverenin sorumluluğu, yalnızca kaza olduktan sonra değil, kaza olmadan önce önlem almak üzerinedir.

İşverenin temel görevleri şunlardır:

  1. Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak,
  2. Gerekli önlemleri almak, araç ve gereçleri sağlamak,
  3. Organizasyon kurmak ve görevlendirmeleri yapmak,
  4. Eğitim, bilgilendirme ve gözetim sağlamak,
  5. Sağlık gözetimi ve kayıt sistemini işletmek,
  6. Çalışanların katılımını teşvik etmek.

Bu yükümlülüklerin tamamı devredilemez niteliktedir. İşveren yetki devri yapsa da sorumluluk kendisinde kalır.


7.3. İşverenin Özel Yükümlülükleri

a) İSG Hizmetlerini Sağlama (m.6):
İşveren, çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelini görevlendirmek veya ortak sağlık güvenlik biriminden hizmet almak zorundadır.

b) Risk Değerlendirmesi (m.10):
Risk değerlendirmesinin yapılması ve güncellenmesi işverenin sorumluluğundadır.

c) Acil Durumlar (m.11):
Olası acil durumları önceden belirlemek, plan hazırlamak, tatbikat yaptırmak zorundadır.

d) Sağlık Gözetimi (m.15):
İşyeri hekimi vasıtasıyla çalışanların işe giriş ve periyodik muayenelerini yaptırmakla yükümlüdür.

e) Eğitim ve Bilgilendirme (m.16–17):
Çalışanların İSG konularında eğitilmesini sağlamak ve yapılan bilgilendirmeleri belgelendirmekle yükümlüdür.

f) Denetim ve İzleme:
İSG tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığını denetlemek, uygunsuzlukları gidermekle sorumludur.


7.4. İşverenin Hukuki Sorumluluğu

İşverenin İSG kapsamındaki sorumlulukları üç boyutludur:

  1. İdari sorumluluk:
    Kanuna aykırılıklar durumunda idari para cezaları uygulanır (m.26).
    Örneğin risk değerlendirmesi yapmamanın cezası her yıl artırılan miktarlarda idari yaptırımdır.
  2. Tazminat sorumluluğu:
    İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle zarar gören çalışanın açacağı tazminat davalarında, işveren kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre yargılanır (TBK m.417).
  3. Ceza sorumluluğu:
    Ağır ihmal veya kast durumunda, işveren veya işveren vekili TCK m.85–89 (taksirle yaralama veya ölüme neden olma) hükümlerine göre cezai sorumluluk taşır.

Bu üçlü yapı, işverenin yükümlülüklerinin hem idari hem cezai hem hukuki güvence altında olduğunu gösterir.


7.5. İşverenin Yetki Devri (Tali Sorumluluk)

İşveren, görev ve yetkilerinin bir kısmını alt kademe yöneticilere devredebilir.
Ancak bu devir yazılı olmalı, kapsamı açıkça belirlenmeli ve gözetim yükümlülüğü ortadan kalkmamalıdır.
Yargıtay içtihatlarına göre, işveren “önleme organizasyonunu kurmakla yükümlüdür”; yetki devri, asli sorumluluğu kaldırmaz.


7.6. Çalışanın Genel Yükümlülükleri (Kanun m.19)

6331 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca çalışan:

“İş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan önlemlere uymak ve işverenin talimatlarını yerine getirmekle yükümlüdür.”

Çalışanın yükümlülükleri, sorumluluk zincirinin tamamlayıcı halkasıdır.

Başlıca yükümlülükleri:

  1. Kendinin ve diğer çalışanların güvenliğini tehlikeye atmamak,
  2. Makine, araç ve donanımı doğru kullanmak,
  3. Kişisel koruyucu donanımı verilen şekilde kullanmak,
  4. Tehlikeleri işverene veya temsilciye bildirmek,
  5. Eğitimlere katılmak,
  6. Talimatlara uymak.

Bu yükümlülüklerin ihlali, disiplin yaptırımı veya kusur oranı artışı doğurabilir.


7.7. Çalışan Temsilcisinin Rolü (Kanun m.20)

Çalışan temsilcisi, işyerinde İSG konularında çalışanları temsil eder.
Görevleri:

  • Risk değerlendirmesine katılmak,
  • İSG kurulunda yer almak,
  • Tehlike bildiriminde bulunmak,
  • Eğitim ve iletişim süreçlerine katkı sağlamak.

Temsilci seçimi, çalışan sayısına göre belirlenir ve gizli oyla yapılır.
İşveren, temsilcinin görevini yerine getirmesi nedeniyle hiçbir şekilde ayrımcılık yapamaz (m.20/5).


7.8. Çalışanların Hakları (Kanun m.13–14)

Çalışanların yalnızca yükümlülüğü değil, koruyucu hakları da vardır:

  • Çalışmaktan Kaçınma Hakkı (m.13):
    Ciddi ve yakın tehlike durumunda, çalışan kurula başvurarak çalışmaktan kaçınabilir.
    İşveren, tehlike giderilene kadar ücret kesintisi yapamaz.
  • İşin Durdurulması (m.25):
    Bakanlık müfettişleri, acil tehlike tespiti hâlinde işin tamamını veya bir bölümünü durdurabilir.

Bu haklar, güvenlik kültürünün “katılım ve farkındalık” eksenini güçlendirir.


7.9. İşveren–Çalışan Sorumluluk Dengesi

İSG sisteminde sorumluluklar asimetrik ama tamamlayıcıdır:
İşveren önlemekle, çalışan uygulamakla yükümlüdür.
Bu dengenin amacı, cezalandırma değil, önleme zincirini sürekli kılmaktır.

ISO 45001 standardında da bu denge “liderlik ve çalışan katılımı” ilkesiyle (madde 5.4) karşılık bulur.


7.10. Sonuç

İşveren ve çalışan yükümlülükleri, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin iki ayağıdır.
İşverenin yönetimsel liderliği olmadan sistem kurulamaz;
çalışanın katılımı olmadan sistem sürdürülemez.

6331 sayılı Kanun bu yapıyı yasal çerçeveye oturtarak, önleme kültürünü ortak sorumluluk kültürüne dönüştürmüştür.
Gerçek güvenlik kültürü, “yasa korkusundan” değil, ortak bilinçten doğar.

8. BÖLÜM: İŞYERİ ORGANİZASYONU, KURULLAR VE İSG PROFESYONELLERİNİN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI


8.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği sisteminin uygulanabilir hale gelmesi, yalnızca yasal yükümlülüklerle değil, kurumsal bir organizasyon yapısının oluşturulmasıyla mümkündür.
Bu yapı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 6, 8, 22 ve 30. maddeleriyle düzenlenmiştir.

İşyeri organizasyonu içinde üç ana mekanizma vardır:

  1. İSG profesyonelleri (iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli),
  2. İSG kurulları,
  3. Çalışan temsilcileri ve destek elemanları.

Bu üçlü sistem, güvenlik kültürünün kurumsal temelini oluşturur.


8.2. İSG Organizasyonunun Hukuki Dayanağı

İSG hizmetleri ve profesyonellerine ilişkin usul ve esaslar şu mevzuatta düzenlenmiştir:

  • 6331 sayılı Kanun m.6–8: İşverenin İSG hizmeti sunma yükümlülüğü,
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (2013),
  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik,
  • İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik.

Bu düzenlemeler, işyerlerinde profesyonel İSG sisteminin yasal çerçevesini oluşturur.


8.3. İşverenin Organizasyon Sorumluluğu (Kanun m.6)

İşveren, çalışan sayısı ve işyerinin tehlike sınıfına göre İSG hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür.
Buna göre:

  • İşyeri bünyesinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirir,
  • Kendi personelinden görevlendirme yapamıyorsa, Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) hizmeti alır,
  • Görevlendirmeleri yazılı sözleşmeyle yapar ve Bakanlığa bildirir.

Bu düzenleme, İSG hizmetlerini bağımsız ve profesyonel bir disiplin haline getirmiştir.


8.4. İş Güvenliği Uzmanının Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Yasal dayanak:
İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (2013).

Görevleri:

  • Risk değerlendirmesi çalışmalarına katılmak,
  • Çalışma ortamı gözetimi yapmak,
  • İş kazalarını incelemek ve rapor hazırlamak,
  • Eğitim programlarını planlamak,
  • İşyerinde periyodik kontrol ve ölçüm faaliyetlerini takip etmek.

Yetkileri:

  • Tehlike tespiti hâlinde işvereni yazılı olarak uyarmak,
  • Gerektiğinde Bakanlığa bildirimde bulunmak (Yön. m.10/2),
  • İSG kurullarına katılmak,
  • Kayıt ve rapor tutmak.

Sorumluluğu:

  • Uzman, görevini yaparken bağımsızdır ancak idari yönden işverene bağlıdır.
  • Görevini yerine getirmediği veya ihmali tespit edildiğinde belge askıya alınabilir (Yön. m.12).

8.5. İşyeri Hekiminin Görev, Yetki ve Sorumlulukları

Yasal dayanak:
İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personeli Yönetmeliği (2014).

Görevleri:

  • Çalışanların sağlık gözetimini yapmak (m.15),
  • İşe giriş ve periyodik muayeneleri düzenlemek,
  • Meslek hastalığı şüphesinde SGK’ya bildirim yapmak,
  • Risk değerlendirmesine tıbbi katkı sunmak,
  • Eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerine katılmak.

Yetkileri:

  • Çalışanların sağlık durumuna uygun işlerde görevlendirilmesini önermek,
  • Tehlikeli durumlarda işvereni yazılı olarak uyarmak,
  • Gerektiğinde ilgili mercilere bilgi vermek.

Sorumluluğu:

  • Tıbbi kayıtları gizlilik içinde saklamak,
  • Sağlık hizmetlerinde etik kurallara uymak,
  • Görevini yapmaması durumunda belge askıya alınabilir (Yön. m.12).

8.6. Diğer Sağlık Personeli (DSP)

DSP, işyeri hekiminin gözetiminde çalışır.
Görevleri:

  • İlkyardım ve sağlık muayenesi işlemlerinde hekime destek olmak,
  • Kayıt tutmak ve raporlama yapmak,
  • Çalışanların sağlık takibini sürdürmek.

Yasal dayanağı aynı yönetmeliğin 16. maddesidir.
İSG organizasyonunda sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlar.


8.7. İSG Kurulu (Kanun m.22, Kurul Yön. m.4–8)

İSG kurulu, 50 ve üzeri çalışanı bulunan ve 6 aydan fazla süreli işlerde kurulması zorunlu organdır.
Kurulun amacı, işyerinde İSG faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlamaktır.

Kurulun bileşimi:

  • İşveren veya vekili (başkan),
  • İş güvenliği uzmanı,
  • İşyeri hekimi,
  • İnsan kaynakları veya idari işler sorumlusu,
  • Çalışan temsilcisi,
  • Destek elemanı.

Görevleri:

  • Risk değerlendirmesini gözden geçirmek,
  • Kaza ve ramak kala olaylarını analiz etmek,
  • Eğitim planı oluşturmak,
  • Acil durum planlarını değerlendirmek,
  • Yıllık çalışma planı hazırlamak.

Kurul kararları yazılı olarak alınır ve işveren tarafından uygulanmak zorundadır (Yön. m.10).


8.8. Çalışan Temsilcileri ve Destek Elemanları

Çalışan temsilcisi (Kanun m.20):
İşyerinde çalışanların güvenlik konularında temsili görevini yürütür.

Destek elemanı (Kanun m.11):
Acil durumlarda ilk yardım, yangınla mücadele ve tahliye faaliyetlerinde görevli kişidir.
Bu kişiler, düzenli olarak eğitim almalı ve görevlendirmeleri yazılı yapılmalıdır.


8.9. İSG Organizasyonunun Denetimi ve Belgelendirme

İSG profesyonelleri ve kurulların tüm faaliyetleri kayıt altına alınmak zorundadır:

  • Risk değerlendirme raporları,
  • Eğitim kayıtları,
  • Sağlık muayene belgeleri,
  • Kurul tutanakları.

Bu belgeler, hem iç denetimlerde hem de Bakanlık teftişlerinde resmî dayanak niteliği taşır.
Ayrıca ISO 45001 standardı kapsamında yapılan dış denetimlerde de uygunluk göstergesi olarak değerlendirilir.


8.10. Sonuç

İşyeri organizasyonu, iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin kurumsal omurgasıdır.
İSG profesyonelleri, kurullar ve temsilciler aracılığıyla işletmede hem teknik hem yönetsel kontrol mekanizmaları kurulur.
Bu yapı, güvenlik kültürünün sadece “bilinç” değil, aynı zamanda organizasyonel davranış haline gelmesini sağlar.

6331 sayılı Kanun, İSG sistemini kişilere değil, kurumlara ve süreçlere bağlı hale getirerek kalıcılığı güvence altına almıştır.

9. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ DENETİMLERİ, BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE İDARİ YAPTIRIMLAR


9.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği sisteminin etkinliği, yalnızca önleme ve eğitim faaliyetleriyle değil, denetim ve yaptırım mekanizmalarının işlerliğiyle sağlanır.
Türkiye’de İSG denetim sistemi, hem önleyici hem de hukuki bir işlev görür.
6331 sayılı Kanun’un 24, 25, 26 ve 27. maddeleri, denetimlerin yürütülmesi, bildirim yükümlülükleri ve idari yaptırımların esaslarını düzenler.

Bu bölümde, İSG denetim yapısının hukuki dayanakları, süreçleri ve işveren ile çalışan üzerindeki etkileri incelenmektedir.


9.2. Denetim Sisteminin Hukuki Dayanağı

Denetim mekanizması üç temel yasal çerçeveye dayanır:

  1. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu – Genel esasları belirler,
  2. 4857 sayılı İş Kanunu – Çalışma hayatına ilişkin genel hükümleri içerir,
  3. Alo 170 İhbar Sistemi ve Rehberlik–Denetim Yönetmeliği (2013) – Denetim prosedürlerini tanımlar.

Bu sistem, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yürütülür.


9.3. Denetim Türleri

İSG alanında denetimler üç ana kategoriye ayrılır:

  1. Planlı Denetimler:
    Belirli periyotlarla yapılan, önleyici ve rehberlik amaçlı denetimlerdir.
    Özellikle yüksek riskli sektörlerde (madencilik, inşaat, kimya) sık aralıklarla yapılır.
  2. Program Dışı (Ani) Denetimler:
    Kaza, ihbar veya şikayet üzerine yapılan denetimlerdir.
    Müfettiş, gerek görürse işin durdurulmasına karar verebilir (Kanun m.25).
  3. İzleme Denetimleri:
    Önceki denetimlerde tespit edilen uygunsuzlukların giderilip giderilmediğini kontrol etmek amacıyla yapılır.

Bu denetimlerin ortak amacı cezalandırmak değil, önleme kültürünü denetim yoluyla pekiştirmektir.


9.4. Denetim Yetkisi (Kanun m.24)

6331 sayılı Kanun’un 24. maddesine göre:

“İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılacak teftiş, denetim ve incelemeler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince yapılır.”

Müfettişler, denetim sırasında:

  • İşyerine girme ve inceleme yapma,
  • Belge ve kayıtları isteme,
  • Çalışanlarla görüşme,
  • Numune alma yetkilerine sahiptir.

İşverenin bu süreçte bilgi ve belge sunmaktan kaçınması, idari yaptırım gerektiren bir ihlaldir (m.26).


9.5. Denetim Süreci ve Raporlama

Bir denetim şu aşamalardan oluşur:

  1. Hazırlık: Müfettiş, işyerinin tehlike sınıfı, çalışan sayısı ve geçmiş kayıtlarını inceler.
  2. Saha Ziyareti: İşyerinde gözlem, ölçüm ve çalışan görüşmeleri yapılır.
  3. Tespit ve Değerlendirme: Uygunsuzluklar mevzuata göre sınıflandırılır.
  4. Raporlama: Bulgular, “denetim raporu” hâlinde düzenlenir ve işverene tebliğ edilir.
  5. Takip: İşveren, eksiklikleri giderdiğini belgelemek zorundadır.

Denetim raporları, gerektiğinde işin durdurulmasına veya idari para cezasına temel oluşturur.


9.6. İşin Durdurulması (Kanun m.25)

Müfettiş tarafından yapılan inceleme sonucunda hayati tehlike tespit edilirse:

“İşin tamamı veya bir bölümü, tehlike giderilinceye kadar durdurulabilir.”

Bu durumda:

  • Durdurma kararı yazılı ve gerekçeli olmalıdır,
  • İşveren tebliğ tarihinden itibaren karara uymak zorundadır,
  • Tehlike giderildikten sonra denetimle kaldırılır.

İşin durdurulması süresince işveren, çalışanlara ücretlerini ödemeye devam eder veya eşdeğer işte görevlendirir (m.25/3).


9.7. Bildirim Yükümlülükleri (Kanun m.14 ve 26)

İşverenin İSG alanında yerine getirmesi gereken temel bildirimler:

  1. İş kazası ve meslek hastalığı bildirimi:
    • SGK’ya en geç 3 iş günü içinde,
    • Çalışma Bakanlığı’na ayrıca bilgi verilmelidir.
      (5510 m.13–14; 6331 m.14)
  2. İSG profesyonellerinin görevlendirilmesi bildirimi:
    • Görevlendirme veya sözleşme değişikliği,
    • İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılır.
  3. Kurul kararları ve acil durum tatbikat sonuçlarının kayıt altına alınması.

Bildirim yükümlülükleri yerine getirilmezse, işveren idari para cezası ile sorumlu olur (m.26/1).


9.8. İdari Yaptırımlar (Kanun m.26)

Kanunun 26. maddesi, işverenin yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde uygulanacak cezaları düzenler.
Başlıca yaptırımlar şunlardır:

İhlal Konusu

Yasal Dayanak

Uygulanan Ceza (2025 yılı için güncellenir)

Risk değerlendirmesi yapmamak

m.10

İdari para cezası – işyeri başına

İSG profesyoneli görevlendirmemek

m.6–8

Her ay için ayrı ceza

Eğitim vermemek

m.17

Çalışan başına ceza

Bildirim yapmamak

m.14

Olay başına ceza

İşin durdurulması kararına uymamak

m.25

İşin tamamen kapatılması

Bu cezalar, her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılır.


9.9. Rehberlik ve Teftiş Yaklaşımı

Türkiye’de İSG denetim sistemi, cezadan ziyade rehberlik odaklı bir yaklaşıma evrilmiştir.
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, işletmeleri bilgilendirmeyi, eksiklikleri tespit edip düzeltici rehberlik sunmayı hedefler.
Bu, ILO’nun “önleme kültürü” ilkesine uygundur:

“Amaç, cezalandırmak değil; güvenli davranışı öğretmektir.”


9.10. Sonuç

Denetim, bildirim ve yaptırım mekanizmaları, İSG sisteminin dengeleme ve denetleme (check & balance) unsurlarıdır.
Etkili bir denetim sistemi olmadan önleme kültürü kalıcı olamaz.
Türkiye’de 6331 sayılı Kanun ile kurulan bu yapı, İSG’nin rehberlik odaklı denetim modeline geçişini sağlamıştır.

Gerçek güvenlik kültürü, korkudan değil; şeffaf, ölçülebilir ve öğrenen bir denetim sisteminden doğar.

10. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE SÜREKLİ İYİLEŞTİRME, PERFORMANS İZLEME VE GÜVENLİK KÜLTÜRÜNÜN KALICI HALE GETİRİLMESİ


10.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), bir defalık önlem değil, sürekli gelişen bir yönetim sürecidir.
Bu anlayış, 6331 sayılı Kanun’un temel felsefesinde yer alan “önleme ve sürekli iyileştirme” ilkesiyle tanımlanmıştır.
Amaç, yalnızca kazaları önlemek değil; davranışları, sistemleri ve kurum kültürünü dönüştürmektir.

Bu bölümde, İSG’de sürekli iyileştirme döngüsünün unsurları, performans ölçüm yöntemleri ve güvenlik kültürünün kalıcı hale getirilme stratejileri incelenecektir.


10.2. Sürekli İyileştirme Kavramı (Kanun m.4 ve ISO 45001)

Sürekli iyileştirme, İSG yönetim sisteminin canlılığını sağlayan temel ilkedir.
6331 sayılı Kanun’un 4. maddesinde işverenin yükümlülüğü şu şekilde ifade edilir:

“İşveren, alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkinliğini izler, denetler ve gerekli düzeltici faaliyetleri yapar.”

Bu hüküm, ISO 45001 standardındaki Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al (PUKÖ) döngüsüyle tam uyumludur.

Sürekli iyileştirme süreci:

  1. Planla: Riskleri belirle, hedefleri tanımla.
  2. Uygula: Önleyici faaliyetleri hayata geçir.
  3. Kontrol Et: Performansı ölç, uygunsuzlukları tespit et.
  4. Önlem Al: Düzeltici ve önleyici faaliyetlerle sistemi güçlendir.

10.3. Performans İzleme ve Ölçme (ISO 45001 m.9)

İSG performansının izlenmesi, sistemin etkinliğini değerlendirmek açısından zorunludur.
İzleme iki boyutta yapılır:

a) Nicel Performans Göstergeleri:

  • İş kazası sıklık oranı (LTIFR),
  • İş kazası ağırlık oranı,
  • Meslek hastalığı oranı,
  • Ramak kala olay sayısı,
  • Eğitim saatleri ve katılım oranı,
  • Risk azaltma oranı.

b) Nitel Performans Göstergeleri:

  • Çalışan memnuniyeti,
  • Güvenlik davranış gözlemleri,
  • İletişim etkinliği,
  • Kurumsal bağlılık.

Bu göstergeler yıllık olarak raporlanmalı ve İSG Kurulu tarafından değerlendirilmeli (Kurul Yön. m.10).


10.4. Düzeltici ve Önleyici Faaliyetler (DÖF)

Her uygunsuzluk, bir öğrenme fırsatıdır.
Bu nedenle DÖF sistemi, sürekli iyileştirmenin operasyonel mekanizmasıdır.

Süreç adımları:

  1. Uygunsuzluk tespiti (denetim, kaza, gözlem sonucu),
  2. Kök neden analizi yapılması,
  3. Düzeltici önlemin planlanması,
  4. Uygulama ve etkinlik kontrolü,
  5. Kayıt altına alma.

Bu süreç, ISO 45001 standardının 10.2 maddesi uyarınca zorunlu bir kayıt sistemidir.


10.5. Güvenlik Kültürünün Kurumsallaşması

Güvenlik kültürü, yalnızca yasal uyum değil, değerler ve davranışlar sistemidir.
Kurumlarda güvenlik kültürünün kalıcı olması için üç unsur birlikte gelişmelidir:

  1. Yönetim taahhüdü: Üst yönetimin açık desteği, kaynak tahsisi ve liderliği,
  2. Çalışan katılımı: Görüşlerin dikkate alınması, fikir paylaşımına olanak,
  3. Davranışsal güvenlik: Güvenli davranışın ödüllendirilmesi, tehlikeli davranışın geri bildirimi.

ILO ve Avrupa Ajansı (EU-OSHA), güçlü güvenlik kültürünü “teknik önlemden çok, insan merkezli bir dönüşüm” olarak tanımlar.


10.6. Güvenlik Kültürünü Geliştiren Yönetim Uygulamaları

a) Güvenli Liderlik:
Yöneticilerin davranışları, çalışanların güvenlik algısını doğrudan etkiler.
Güvenli lider, yalnızca emir veren değil, örnek olan kişidir.

b) Güvenlik İletişimi:
Açık, iki yönlü iletişim; hataları saklamak yerine öğrenmeye dönüştürür.
Ramak kala bildirim sistemi bu anlayışın göstergesidir.

c) Ödül–Teşvik Mekanizmaları:
Kazası olmayan ekiplerin takdir edilmesi, güvenli davranışların görünür hale gelmesini sağlar.

d) Eğitim ve Geri Bildirim:
Eğitimler yalnızca zorunluluk değil, davranış değişimi aracıdır.


10.7. Güvenlik Kültürünün Ölçülmesi

Kurumlar güvenlik kültürlerini ölçmek için anketler, gözlemler ve göstergeler kullanır.
Başlıca araçlar:

  • Güvenlik iklimi anketleri,
  • Çalışan farkındalık analizleri,
  • Güvenli davranış gözlemleri (BBS – Behaviour Based Safety),
  • İç denetim sonuçları.

Elde edilen veriler, İSG performans raporlarında yıllık olarak değerlendirilir.


10.8. Yönetim Gözden Geçirmesi (ISO 45001 m.9.3)

Üst yönetim, yılda en az bir kez İSG sisteminin performansını gözden geçirmelidir.
Bu toplantılarda:

  • Hedeflere ulaşma düzeyi,
  • Denetim sonuçları,
  • DÖF kayıtları,
  • Kaynak ihtiyaçları ve iyileştirme önerileri değerlendirilir.

Bu, İSG’nin stratejik yönetim sürecine entegre edilmesini sağlar.


10.9. Sürekli İyileştirme ve Güvenlik Kültürünün Bütünleşmesi

Sürekli iyileştirme, yalnızca süreçleri değil, davranış kalıplarını da değiştirir.
Kurumun olgunluk düzeyi arttıkça, güvenlik kültürü otomatikleşir:

  • Kurallar alışkanlığa,
  • Alışkanlıklar kültüre,
  • Kültür kurumsal kimliğe dönüşür.

Bu aşama, güvenliğin “yasal zorunluluk” olmaktan çıkıp “kurumsal refleks” haline gelmesidir.


10.10. Sonuç

İSG yönetiminde nihai hedef, sıfır kaza değil; sürekli öğrenen ve kendini yenileyen bir sistemdir.
Performans izleme, iyileştirme ve güvenlik kültürünün içselleştirilmesi, işletmeyi sadece güvenli değil, sürdürülebilir kılar.

6331 sayılı Kanun, bu anlayışı Türk iş yaşamına yerleştirmiştir.
Gerçek güvenlik kültürü, “önlem almayı görev” değil, değer olarak gören kurumlarda yaşar.
Sürekli iyileştirme, iş sağlığı ve güvenliğinin kalıcı omurgasıdır.