İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri

Grup: Mevzuat

← İçerik seçimine dön
İçerik Bilgisi
Bu içerik İSG sınavı hazırlığı için konu odaklı olarak sunulur. Metin, konu anlatımı → soru pekiştirme → deneme → sesli tekrar akışını destekler.
Yaklaşık okuma süresi: 99 dk

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri

Bölüm 1 – İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Genel Çerçevesi


1.1. Giriş: İSG Hizmetlerinin Temel Amacı

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri; işyerinde çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak, iş kazaları ile meslek hastalıklarını önlemek, çalışma ortamını iyileştirmek amacıyla yürütülen sistematik faaliyetler bütünüdür.
Bu hizmetler, yalnızca mevzuat gereği yapılan kontroller değil, önleyici ve sürekli iyileştirici bir yönetim süreci olarak tanımlanır.

Yasal Dayanak:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.6, m.8, m.30)
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (RG: 29.12.2012, 28512)
  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik
  • İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik

Kanun’un 4. maddesi işverenin temel yükümlülüğünü açıkça belirtir:

“İşveren, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri sağlamak, çalışanları bilgilendirmek ve denetlemekle yükümlüdür.”


1.2. İSG Hizmetlerinin Hukuki Dayanağı ve Kapsamı

6331 sayılı Kanun’un 6. maddesi, işverenin İSG hizmetlerini sağlama biçimini düzenler.
Buna göre işveren:

  1. İşyerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve gerekirse diğer sağlık personeli görevlendirmek zorundadır.
  2. Bu hizmetleri ister kendi bünyesinde, ister Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) aracılığıyla yürütebilir.
  3. Çalışan sayısı, tehlike sınıfı ve işin niteliğine göre görevlendirme süreleri değişir.

Bu düzenleme, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin kurumsal ve profesyonel bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır.


1.3. İşverenin İSG Hizmetleri Kapsamındaki Yükümlülükleri

Kanun m.4 ve m.6’ya göre işveren:

  • İSG profesyonellerini görevlendirmek,
  • Çalışanların sağlık gözetimi ve eğitimini sağlamak,
  • Risk değerlendirmesini yapmak veya yaptırmak,
  • Acil durum planlarını hazırlamak,
  • İş kazalarını ve meslek hastalıklarını bildirmek,
  • İSG kurulu oluşturmak (50+ çalışan, 6 aydan uzun işlerde),
  • İSG hizmetlerinin yürütülmesini denetlemek,
    zorundadır.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde, idari para cezaları (6331 m.26) uygulanır.


1.4. İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelleri

İSG hizmetleri üç temel profesyonel grup tarafından yürütülür:

  1. İş Güvenliği Uzmanı:
    • Çalışma ortamındaki tehlikeleri analiz eder,
    • Risk değerlendirmesi çalışmalarına katılır,
    • Çalışanlara eğitim verir,
    • İSG kuruluna teknik danışmanlık yapar.
  2. İşyeri Hekimi:
    • Çalışanların sağlık gözetimini yapar,
    • Periyodik muayeneleri gerçekleştirir,
    • Meslek hastalığı şüphesini değerlendirir,
    • Sağlık eğitimi ve ilk yardım organizasyonunu yürütür.
  3. Diğer Sağlık Personeli (DSP):
    • Hekimin gözetiminde sağlık kayıtlarını düzenler,
    • İlkyardım malzemelerini kontrol eder,
    • Aşı ve takip işlemlerinde hekime destek olur.

Bu profesyonellerin görev, yetki ve sorumlulukları ilgili yönetmeliklerde ayrı ayrı düzenlenmiştir.


1.5. Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB)

OSGB, bir veya birden fazla işyerine iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilen özel bir kuruluştur.
Yasal dayanak: İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (m.12–19).

OSGB’nin görevleri:

  • İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve DSP hizmetlerini sağlamak,
  • Eğitim, ölçüm ve risk değerlendirmesi hizmetlerini yürütmek,
  • Sözleşme ile işverene raporlama yapmak,
  • Faaliyet kayıtlarını elektronik ortamda (İSG-KATİP) tutmak.

Yetkilendirme:
OSGB’ler yalnızca Bakanlık (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) tarafından yetkilendirilebilir;
denetimleri yine Bakanlık müfettişlerince yapılır.


1.6. İSG-KATİP Sistemi

İSG profesyonelleri ile işveren arasındaki resmi görevlendirme, yalnızca İSG-KATİP (İSG Katip Bilgi Yönetim Sistemi) üzerinden yapılır.
Bu sistem:

  • Görevlendirmelerin yasal geçerliliğini sağlar,
  • Denetimlerde belgelendirme kolaylığı sunar,
  • Süre takibini otomatik yapar (örneğin uzman ayda kaç dakika çalışmalı).

Her görevlendirme, sistemde karşılıklı onaylanmadıkça yürürlüğe girmez.


1.7. Tehlike Sınıfına Göre Görevlendirme Süreleri

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği Ek-I’e göre her çalışan için asgari süreler:

Tehlike Sınıfı

İş Güvenliği Uzmanı

İşyeri Hekimi

Diğer Sağlık Personeli

Az Tehlikeli

10 dk/kişi/ay

5 dk/kişi/ay

-

Tehlikeli

20 dk/kişi/ay

10 dk/kişi/ay

-

Çok Tehlikeli

40 dk/kişi/ay

15 dk/kişi/ay

10 dk/kişi/ay

İnşaat sektörü “çok tehlikeli” sınıfta yer aldığından, en yüksek süreler uygulanır.
Bu süreler, hizmetin etkin yürütülmesi ve düzenli saha kontrolü için asgari eşiktir.


1.8. İSG Hizmetlerinin Finansmanı

Kanun m.6/3:

“İSG hizmetlerinin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz.”

Bu hükme göre, İSG uzmanı, hekim veya OSGB giderleri tamamen işveren tarafından karşılanır.
Ayrıca, çalışanlara koruyucu donanım, sağlık muayenesi veya eğitim için hiçbir bedel talep edilemez.


1.9. İSG Hizmetlerinin İzlenmesi ve Denetimi

Bakanlık, İSG profesyonellerinin faaliyetlerini hem yerinde denetimle, hem de İSG-KATİP kayıtları üzerinden izler.
Denetimlerde özellikle:

  • Sürelerin yeterliliği,
  • Raporların düzenli tutulması,
  • Risk değerlendirmesi ve eğitim kayıtlarının varlığı,
  • İşyeri hekimi tarafından yürütülen sağlık gözetimi,
    kontrol edilir.

İhlal tespit edilirse:

  • Uyarı, askıya alma veya yetki iptali (OSGB ve profesyoneller için),
  • İşverene idari para cezası,
    uygulanır.

1.10. İşverenin Sorumluluğu Devredilemez

İSG hizmetlerini OSGB’ye devretmek, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
6331 sayılı Kanun m.4/3:

“İşveren, hizmet aldığı kişi ve kuruluşların görevlerini yerine getirmesini izlemek ve denetlemekle yükümlüdür.”

Bu maddeye göre, OSGB veya uzman görevini yapmasa bile, asıl yükümlü işverendir.


1.11. İSG Hizmetlerinin İşletmeye Katkısı

İSG hizmetleri yalnızca yasal zorunluluk değil; aynı zamanda işletmeye şu katkıları sağlar:

  • Kaza ve hastalık kaynaklı işgücü kayıplarını azaltır,
  • Verimliliği ve çalışan bağlılığını artırır,
  • Sigorta prim maliyetlerini düşürür,
  • Marka itibarını ve müşteri güvenini güçlendirir.

Etkin bir İSG sistemi, ekonomik sürdürülebilirliğin de temel unsurudur.


1.12. Sonuç

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri, bir işyerinin “koruyucu kalkanıdır.”
Bu hizmetlerin başarısı, mevzuata uymakla değil, sistematik ve sürekli bir önleyici kültür oluşturmaktan geçer.

Unutulmamalıdır:

Güvenli işyeri, yalnızca önlem alan değil; önceden düşünen işyeridir.

Bölüm 2 – İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki ve Sorumlulukları


2.1. Hukuki Dayanak ve Tanım

İş güvenliği uzmanlarının görev, yetki ve sorumlulukları;
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.8) ve
İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (RG: 29.12.2012, 28512)
ile belirlenmiştir.

Tanım (Yönetmelik m.4/ç):

“İş güvenliği uzmanı; iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş mühendis, mimar veya teknik elemandır.”

Bu profesyonellerin görevi, işyerinde tehlikeleri tespit etmek, önlemleri önermek ve uygulamaların mevzuata uygunluğunu sağlamak olarak özetlenebilir.


2.2. Uzmanlık Sınıfları ve Görev Alabilecek İşyerleri

İş güvenliği uzmanları üç sınıfa ayrılır:

Uzman Sınıfı

Görev Alabileceği İşyerleri

C Sınıfı

Az tehlikeli işyerleri

B Sınıfı

Tehlikeli ve az tehlikeli işyerleri

A Sınıfı

Tüm tehlike sınıfları (çok tehlikeli dahil)

İnşaat sektörü “çok tehlikeli” sınıfta yer aldığı için, bu işyerlerinde yalnızca A sınıfı uzmanlar görev alabilir (veya geçici süreyle B sınıfı uzmanlar yetkilendirilebilir – Yönetmelik Geçici m.2).


2.3. Uzmanların Görevleri (Yönetmelik m.9)

İş güvenliği uzmanının görevleri üç ana başlık altında toplanır:

A. Rehberlik ve Danışmanlık Görevleri

  • Risk değerlendirmesi çalışmalarına katılmak,
  • Çalışma ortamındaki tehlikeleri belirleyip riskleri analiz etmek,
  • İş ekipmanlarının periyodik kontrolleri ve uygunluk değerlendirmelerinde rehberlik etmek,
  • Acil durum planlarının hazırlanmasına katkı sağlamak,
  • İş kazası ve meslek hastalığı kayıtlarını inceleyip önleyici önerilerde bulunmak,
  • Yasal mevzuat ve standartlara uygunluk hakkında işverene danışmanlık yapmak.

B. Denetim, İzleme ve Kontrol Görevleri

  • İşyerinde yapılan faaliyetlerin mevzuata uygunluğunu denetlemek,
  • KKD (kişisel koruyucu donanım) kullanımını kontrol etmek,
  • Çalışma ortamı ölçümlerinin sonuçlarını yorumlamak,
  • Tespit edilen uygunsuzlukları raporlamak ve çözüm önermek,
  • Düzeltici–önleyici faaliyetlerin (DÖF) takibini yapmak.

C. Eğitim, Bilgilendirme ve Kayıt Görevleri

  • Çalışanlara İSG eğitimleri vermek,
  • Saha oryantasyonu ve günlük bilgilendirme toplantılarını yürütmek,
  • Kaza ve ramak kala analiz raporlarını hazırlamak,
  • Faaliyetleri aylık çalışma raporu hâlinde İSG-KATİP sistemine girmek.

2.4. Yetkiler (Yönetmelik m.10)

İş güvenliği uzmanlarının yetkileri; teknik sorumluluklarının gereği olarak tanımlanmıştır:

  • İşverene, çalışanlara ve İSG kuruluna öneride bulunmak,
  • Tespit ettiği ciddi tehlike durumunda çalışmayı durdurma talebinde bulunmak,
  • Gerekli gördüğü durumlarda işverenin yazılı onayını beklemeden hayati tehlikeyi önlemeye yönelik tedbir alınmasını önermek,
  • İSG mevzuatında tanımlı kayıt ve raporlara erişmek.

Uzmanın görevini yapması hiçbir şekilde engellenemez; aksi hâlde işveren hukuken sorumlu olur (6331 m.8/6).


2.5. Sorumluluklar (Yönetmelik m.11)

İş güvenliği uzmanı görevini yürütürken hem etik hem de hukuki sorumluluk altındadır.
Sorumluluklar üç boyuttadır:

  1. Mesleki Sorumluluk:
    • Görevi kapsamındaki tüm faaliyetleri teknik bilgiye dayanarak yapmalıdır.
    • İhmali, hatası veya yanlış yönlendirmesi sonucu iş kazası oluşursa, kusuru oranında sorumludur.
  2. İdari Sorumluluk:
    • Bakanlıkça belirlenen çalışma sürelerine uymak,
    • Aylık raporları zamanında sunmak,
    • Tespit ettiği tehlikeleri kayda almak ve bildirmek zorundadır.
  3. Cezaî ve Hukuki Sorumluluk:
    • Kaza veya ölüm hâlinde “kusur tespiti” yapılarak TCK kapsamında taksirli suçlardan sorumlu tutulabilir.
    • Mesleki bağımsızlık ilkesini ihlal etmesi hâlinde, yetkisi askıya alınabilir veya iptal edilir (Yönetmelik m.12).

2.6. Bağımsızlık İlkesi

Yönetmelik m.9/3:

“İş güvenliği uzmanı, görevini yürütürken mesleki bağımsızlık içinde çalışır.”

Uzman; işverenden emir alamaz, teknik görüşleri değiştirmesi istenemez.
Bu bağımsızlık, uzmanı “işverenin memuru” değil, çalışanların güvenliğinin teknik garantörü konumuna getirir.


2.7. Çalışma Süreleri ve Görevlendirme

İSG Hizmetleri Yönetmeliği Ek-I’e göre, her çalışan için aylık asgari çalışma süreleri:

Tehlike Sınıfı

Uzman Süresi

Az Tehlikeli

10 dk/kişi/ay

Tehlikeli

20 dk/kişi/ay

Çok Tehlikeli

40 dk/kişi/ay

İnşaat sektörü çok tehlikeli sınıfta olduğu için, her çalışan için ayda 40 dakika uzman hizmeti verilmelidir.
Bu süre İSG-KATİP sisteminde otomatik hesaplanır ve eksik görevlendirme durumunda denetimlerde idari yaptırım uygulanır.


2.8. Uzmanların İşyeri Hekimi ve DSP ile İş Birliği

İSG profesyonelleri tek başına değil, koordineli bir ekip olarak çalışır.
Uzman:

  • İşyeri hekimiyle sağlık–risk ilişkisini değerlendirir,
  • DSP’den alınan saha sağlık verilerini analiz eder,
  • Kurul toplantılarına birlikte katılır,
  • Acil durum planlarını sağlık boyutuyla birlikte planlar.

Bu çok disiplinli yapı, hem önleyici hem de iyileştirici tedbirlerin uyumlu yürütülmesini sağlar.


2.9. Aylık Çalışma Raporları ve Faaliyet Takibi

Uzmanlar her ay sonunda:

  • Aylık Faaliyet Raporu hazırlar,
  • Raporu işverene ve İSG kuruluna sunar,
  • Aynı raporu İSG-KATİP sistemine yükler.

Bu raporlar; denetimlerde işyerinin İSG performansını değerlendirmede temel belge niteliğindedir.


2.10. Uzmanların Eğitim ve Belgelendirme Süreci

İş güvenliği uzmanı olabilmek için:

  1. Mühendislik, mimarlık veya teknik öğretmenlik mezunu olmak,
  2. Bakanlıkça yetkilendirilmiş eğitim kurumundan 220 saatlik eğitim almak,
  3. İSG Profesyoneli Sınavı (ÖSYM tarafından yapılan) başarıyla geçmek gerekir.

Adaylar:

  • C sınıfı belge ile başlar,
  • 3 yıl fiilî çalışmayla B sınıfına,
  • 4 yıl sonra A sınıfına yükselme hakkı kazanır (Yönetmelik m.27).

2.11. Uzmanın Yetki İptali ve Disiplin Hükümleri

Yönetmelik m.12–13’e göre;

  • Görevini ihmal eden,
  • Mevzuata aykırı rapor düzenleyen,
  • Sahte belge kullanan,
  • Çalışma süresini doldurmadan sahayı terk eden
    uzmanlar hakkında Bakanlık tarafından disiplin işlemi uygulanır.

Yaptırımlar:

  • Uyarı,
  • 3 ay geçici askı,
  • Kalıcı yetki iptali.

2.12. Sonuç

İş güvenliği uzmanı, yalnızca bir teknik danışman değil; çalışan hayatının mühendisidir.
Görevini mevzuatla sınırlı değil, vicdanla bütünleşik biçimde yürütmelidir.

Unutulmamalıdır:

Uzman imzası, yalnızca evrak değil, insan hayatının altına atılmış bir taahhüttür.

Bölüm 3 – İşyeri Hekiminin Görev, Yetki ve Sorumlulukları


3.1. Hukuki Dayanak ve Tanım

İşyeri hekimlerinin görev, yetki ve sorumlulukları;

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.8, m.15)
  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (RG: 20.07.2013, 28713)
  • Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ
    ile düzenlenmiştir.

Tanım (Yönetmelik m.4/ç):

“İşyeri hekimi; iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri kapsamında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş hekimi ifade eder.”

İşyeri hekimi, yalnızca hastalık tedavi eden değil; çalışma ortamındaki sağlık risklerini önleyen bir koruyucu hekimdir.


3.2. İşyeri Hekiminin Temel Amacı

İşyeri hekiminin amacı:

  • Çalışanların sağlık durumunu izlemek,
  • İş kaynaklı sağlık risklerini tespit etmek,
  • Meslek hastalıklarını önlemek,
  • Sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

Bu yaklaşım, koruyucu tıbbın (preventif hekimlik) iş yaşamına yansımasıdır.


3.3. Görevleri (Yönetmelik m.9)

İşyeri hekiminin görevleri dört ana başlıkta toplanır:

A. Sağlık Gözetimi ve Muayene

  • İşe giriş, periyodik ve işe dönüş muayenelerini yapmak,
  • Risk grubuna göre tetkikleri planlamak (odyometri, akciğer grafisi, kan testleri vb.),
  • Çalışanın işe uygunluğunu belirlemek,
  • Meslek hastalığı şüphesinde sevk işlemlerini başlatmak,
  • Aşı ve bulaşıcı hastalık takibini yapmak.

B. Ortam ve Risk İzleme

  • Ortam ölçümlerini (toz, gürültü, kimyasal) değerlendirmek,
  • Bu verileri sağlık dosyalarıyla karşılaştırmak,
  • Sağlık yönünden riskli alanları iş güvenliği uzmanı ile birlikte belirlemek.

C. Eğitim ve Bilgilendirme

  • Sağlık konularında çalışan eğitimleri vermek,
  • Hijyen, ergonomi, ilk yardım ve bulaşıcı hastalıklarla ilgili farkındalık programları düzenlemek.

D. Raporlama ve Kayıt

  • Çalışanların kişisel sağlık dosyalarını tutmak,
  • Sağlık gözetimi sonuçlarını işverene ve İSG kuruluna sunmak,
  • Meslek hastalığı şüphesi durumunda 3 iş günü içinde bildirim yapmak.

3.4. Yetkileri (Yönetmelik m.10)

İşyeri hekiminin görevini etkin yürütebilmesi için mevzuatla tanınan yetkileri şunlardır:

  • Çalışanların sağlık dosyalarına tam erişim,
  • Ortam ölçümlerinin talep edilmesi,
  • Sağlık risklerine karşı önlem alınmasını işverene yazılı bildirme,
  • Gerektiğinde çalışanın geçici veya kalıcı iş değişikliğini önermek,
  • Sağlık nedenleriyle çalışanın işe uygunluğunu geçici olarak durdurmak.

İşyeri hekiminin bu yetkileri işveren tarafından kısıtlanamaz; aksine işveren, hekimin önerilerini değerlendirmekle yükümlüdür (6331 m.15/2).


3.5. Sorumluluklar (Yönetmelik m.11)

İşyeri hekimi, görevini yürütürken hem tıbbi hem idari sorumluluk taşır:

  1. Mesleki Sorumluluk:
    • Tıbbi etik kurallarına uygun davranmak zorundadır.
    • Çalışanın sağlık bilgilerini gizli tutmakla yükümlüdür.
  2. İdari Sorumluluk:
    • Aylık faaliyet raporlarını düzenli sunmak,
    • Sağlık gözetimi sonuçlarını değerlendirmek ve öneri sunmak,
    • Bakanlıkça belirlenen süreleri yerine getirmek.
  3. Cezaî Sorumluluk:
    • Sağlık muayenesi yapılmaması veya yanlış rapor düzenlenmesi hâlinde kusuru oranında sorumludur.

3.6. Bağımsızlık ve Etik İlkeler

Yönetmelik m.9/3:

“İşyeri hekimi, görevini yürütürken mesleki bağımsızlık içinde çalışır.”

İşyeri hekimi;

  • İşverenin baskısıyla rapor düzenleyemez,
  • Sağlık raporlarını değiştiremez,
  • Çalışanların özel sağlık bilgilerini paylaşamaz.

Etik olarak hekimin birincil sorumluluğu, işverene değil, çalışanın sağlığına karşıdır.


3.7. Çalışma Süreleri (Yönetmelik Ek-I)

Her çalışan için aylık asgari hizmet süresi:

Tehlike Sınıfı

Süre (dakika/kişi/ay)

Az Tehlikeli

5 dk

Tehlikeli

10 dk

Çok Tehlikeli

15 dk

İnşaat işyerleri “çok tehlikeli” sınıfta olduğu için, işyeri hekimi her çalışan için ayda 15 dakika hizmet vermek zorundadır.
Bu süre sağlık gözetimi, kayıt, saha incelemesi ve eğitim faaliyetlerini kapsar.


3.8. Sağlık Dosyası ve Gizlilik İlkesi

Her çalışan için bireysel sağlık dosyası oluşturulmalı ve işyeri hekimi tarafından gizlilik içinde saklanmalıdır.
Dosyada bulunması gereken belgeler:

  • İşe giriş ve periyodik muayene formları,
  • Laboratuvar sonuçları,
  • Aşı kayıtları,
  • Meslek hastalığı şüphesi raporları,
  • Hekim değerlendirme notları.

Bu dosyalar, işten ayrıldıktan sonra 15 yıl boyunca saklanmak zorundadır (Yönetmelik m.17).


3.9. Meslek Hastalıklarının Erken Tespiti

İşyeri hekiminin en kritik işlevlerinden biri meslek hastalıklarını erken teşhis etmektir.
Bu süreç:

  1. Belirti veya şüphe tespiti,
  2. Ön değerlendirme,
  3. Yetkili sağlık kuruluşuna sevk,
  4. SGK’ya bildirim,
  5. İSG Kurulunda değerlendirme
    adımlarından oluşur.

Zamanında fark edilmeyen her meslek hastalığı, kalıcı iş gücü kaybına neden olabilir.


3.10. Acil Durum ve İlk Yardım Organizasyonu

İşyeri hekimi;

  • İlk yardım ekibini oluşturmak,
  • İlkyardım malzeme ve ekipmanlarını kontrol etmek,
  • Tatbikatlarda görev almak,
  • Ambulans hizmeti veya sağlık kuruluşu ile koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür.

Yönetmelik m.9/ç’ye göre hekim, acil durum planlarında sağlık bileşeninin koordinatörüdür.


3.11. Diğer Sağlık Personeli (DSP) ile İş Birliği

İşyeri hekimi, Diğer Sağlık Personeli (DSP) ile ekip hâlinde çalışır.
DSP, hekimin gözetiminde:

  • Sağlık dosyalarını düzenler,
  • Muayene ve tetkiklerde yardımcı olur,
  • Eğitim ve aşı çalışmalarında görev alır.

Bu iş birliği, özellikle çok tehlikeli işyerlerinde zorunludur (Yönetmelik m.8/2).


3.12. Aylık Faaliyet Raporları ve Denetim

İşyeri hekimi her ay:

  • Aylık faaliyet raporu hazırlar,
  • Raporda muayene, eğitim, saha incelemesi ve sağlık risklerini belirtir,
  • Raporu İSG-KATİP sistemine yükler.

Bakanlık, bu raporları izleyerek hizmet sürelerini ve etkinliği denetler.


3.13. Sonuç

İşyeri hekimi, işyerinde insan sağlığının vicdani ve bilimsel teminatıdır.
Görevi yalnızca muayene yapmak değil, işin insan üzerindeki etkisini okumak ve önlemektir.

Unutulmamalıdır:

Sağlık gözetimi, hastalıkları aramak değil; sağlığı koruma sanatıdır.

Bölüm 4 – Diğer Sağlık Personelinin (DSP) Görev, Yetki ve Sorumlulukları


4.1. Giriş: Diğer Sağlık Personelinin İSG Sistemindeki Yeri

İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesinde işyeri hekiminin en yakın destek unsuru olan Diğer Sağlık Personeli (DSP), özellikle çok tehlikeli işyerlerinde sağlık gözetimi süreçlerinin sürekliliğini sağlar.
DSP’nin rolü, yalnızca yardımcı sağlık görevleriyle sınırlı değildir; aynı zamanda sağlık kayıtlarının izlenmesi, saha gözlemlerinin yapılması ve önleyici sağlık faaliyetlerinin sürdürülmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.8, m.15)
  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (RG: 20.07.2013, 28713)
  • Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ

4.2. Tanım ve Yetkilendirme

Yönetmelik m.4/e uyarınca:

“Diğer sağlık personeli; işyeri hekimiyle birlikte çalışan, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan, Bakanlıkça yetkilendirilmiş hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni veya çevre sağlığı teknikeridir.”

DSP’ler yalnızca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yetkilendirilmiş kişiler arasından seçilebilir.
Bu yetkilendirme İSG-KATİP sistemi üzerinden yapılır ve her görev süresi elektronik olarak izlenir.


4.3. Görevler (Yönetmelik m.10)

Diğer Sağlık Personeli, görevini işyeri hekiminin gözetimi altında yerine getirir.
Görevleri şu ana başlıklarda toplanır:

A. Sağlık Gözetimi Destek Görevleri

  • Çalışanların işe giriş ve periyodik muayenelerine ilişkin formların hazırlanmasında hekime yardımcı olmak,
  • Muayene ve tetkiklerde veri toplamak, ölçüm ve kayıt işlemlerini yürütmek,
  • Laboratuvar örneklerinin alınması, gönderilmesi ve takibini sağlamak,
  • Aşı, ilaç ve tıbbi malzeme stoklarını kontrol etmek.

B. Kayıt, Arşiv ve Raporlama Görevleri

  • Çalışan sağlık dosyalarının düzenlenmesi, güncellenmesi ve gizlilik içinde saklanması,
  • Aylık faaliyet raporlarına katkı verilmesi,
  • Sağlık istatistiklerinin (muayene sayısı, vaka kayıtları, ilaç tüketimi vb.) tutulması,
  • Bakanlığa gönderilmek üzere verilerin hazırlanması.

C. Saha ve Eğitim Görevleri

  • Saha incelemelerinde işyeri hekimiyle birlikte görev almak,
  • Hijyen, ergonomi, bulaşıcı hastalıklar ve ilk yardım konularında çalışanlara kısa bilgilendirmeler yapmak,
  • İlkyardım dolaplarının kontrolü ve eksiklerin raporlanması,
  • Acil durum tatbikatlarında sağlık bileşeninin icrasına destek vermek.

4.4. Yetkiler (Yönetmelik m.11)

DSP, görev alanı çerçevesinde aşağıdaki yetkilere sahiptir:

  • Sağlık gözetimi faaliyetlerinde hekim tarafından verilen tıbbi talimatları uygulamak,
  • Sağlık kayıtlarına erişmek ve veri güncellemek,
  • İşyeri hekimi yokken acil durumlarda ilk yardım uygulamak,
  • Gözlemlenen sağlık risklerini hekime veya işverene bildirmek.

Bu yetkiler tıbbi bağımsızlık anlamına gelmez; DSP her zaman hekimin gözetiminde çalışır.
Ancak sahadaki gözlemleri, sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından son derece değerlidir.


4.5. Sorumluluklar (Yönetmelik m.12)

DSP’nin görevini yürütürken taşıdığı sorumluluklar üç boyutludur:

  1. İdari Sorumluluk:
    • Görevlerini zamanında ve doğru şekilde yerine getirmek,
    • Rapor ve kayıtları eksiksiz tutmak,
    • Çalışma sürelerine ve İSG-KATİP kayıtlarına uygun faaliyet yürütmek.
  2. Mesleki Sorumluluk:
    • Sağlık verilerinin gizliliğini korumak,
    • Tıbbi cihaz ve malzemelerin doğru kullanımını sağlamak,
    • Hatalı veya eksik uygulamalardan doğacak sonuçlardan sorumlu olmak.
  3. Etik Sorumluluk:
    • Çalışanların özel sağlık durumlarını üçüncü kişilerle paylaşmamak,
    • Hekimin tıbbi kararlarına müdahale etmemek,
    • Çalışanlara saygılı, tarafsız ve gizlilik esasına uygun davranmak.

4.6. Çalışma Süreleri

Yönetmelik Ek-I uyarınca DSP için öngörülen asgari hizmet süreleri

Bu düzenlemeye göre DSP görevlendirmesi yalnızca çok tehlikeli sınıfta zorunludur.

MADDE 19 – (1)

Diğer sağlık personeli, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

  1. (Değişik: RG-18/12/2014-29209) Çok tehlikeli sınıfta yer alan 10 ila 49 çalışanı olan işyerlerinde çalışan başına ayda en az 10 dakika.
  2. (Değişik: RG-18/12/2014-29209) Çok tehlikeli sınıfta yer alan 50 ila 249 çalışanı olan işyerlerinde çalışan başına ayda en az 15 dakika.
  3. (Ek: RG-18/12/2014-29209) Çok tehlikeli sınıfta yer alan 250 ve üzeri çalışanı olan işyerlerinde çalışan başına ayda en az 20 dakika.

Çalışma süresi, sağlık gözetimi kayıtlarının yoğunluğuna göre işyeri hekimi tarafından artırılabilir.

4.7. Eğitim ve Belgelendirme

DSP olabilmek için:

  1. En az sağlık meslek lisesi veya sağlıkla ilgili ön lisans programı mezunu olmak,
  2. Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş kurumdan 90 saatlik DSP eğitimi almak,
  3. ÖSYM tarafından yapılan İSG Profesyoneli Sınavı’nda başarılı olmak gerekir.

Başarılı olanlar, Bakanlıkça verilen “Diğer Sağlık Personeli Belgesi” ile görevlendirilebilir.


4.8. Aylık Faaliyet Raporlaması

İşyeri hekimiyle birlikte:

  • Aylık sağlık gözetimi verilerini toplar,
  • Raporu İSG-KATİP sistemine yükler,
  • Aşı, muayene, eğitim ve tatbikat istatistiklerini sunar.

Bu raporlar Bakanlıkça denetlenir ve hizmetin etkinliği ölçülür.


4.9. DSP’nin İşyeri Hekimi ve Uzmanla İş Birliği

Diğer sağlık personeli, işyeri hekimiyle tıbbi; iş güvenliği uzmanıyla ise saha güvenliği açısından koordinasyon hâlinde çalışır.
Örneğin:

  • Gürültü ölçümleri sonucu odyometri testleri planlanır (hekim–DSP–uzman iş birliği),
  • Toz maruziyetine karşı solunum fonksiyon testleri organize edilir,
  • Kimyasal risklerde biyolojik izlem yapılır.

Bu bütüncül yapı, İSG’nin tıp ve mühendislik disiplinleri arasında denge kurmasını sağlar.


4.10. DSP’nin Acil Durum ve İlkyardım Rolü

İşyeri hekimi sahada bulunmadığında, DSP acil durumun ilk müdahale sorumlusudur.
Görevleri:

  • Yaralıya ilkyardım uygulamak,
  • 112 Acil Servis çağrısını yapmak,
  • Yaralının güvenli taşınmasını sağlamak,
  • Olayı sağlık raporuna kaydetmek.

Bu nedenle DSP’nin geçerli ilkyardım sertifikasına sahip olması zorunludur.


4.11. Denetim ve Disiplin Hükümleri

Yönetmelik m.18–19 uyarınca; görevini ihmal eden, kayıt tutmayan veya sağlık verilerini gizli tutmayan DSP hakkında:

  • Uyarı,
  • 3 ay yetki askısı,
  • Kalıcı yetki iptali
    uygulanabilir.

DSP, işyeri hekimi veya işverenin talimatıyla değil, mevzuat sınırları içinde hareket etmek zorundadır.


4.12. Sonuç

Diğer Sağlık Personeli, işyeri hekimliği hizmetlerinin sürekliliğini sağlayan “sağlık zincirinin ara halkasıdır.”
Görevi yalnızca evrak veya ölçüm değil; insanın çalışma yaşamındaki sağlık bütünlüğünü korumaktır.

Unutulmamalıdır:

İş güvenliğini mühendisler inşa eder; ama işin sağlığını hemşireler korur.

Bölüm 5 – Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinin (OSGB) Kuruluşu, Görevleri ve Denetimi


5.1. Giriş: OSGB Kavramı ve İSG Hizmetlerindeki Rolü

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB), Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin kurumsallaşmasını sağlayan temel yapılardan biridir.
Bu sistem, işverenin kendi bünyesinde İSG profesyoneli bulunduramadığı durumlarda, dışarıdan profesyonel hizmet alabilmesine imkân tanır.

Yasal dayanak:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.8, m.30)
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (RG: 29.12.2012, 28512)

Bu yönetmelik, OSGB’lerin kuruluş şartlarını, faaliyet izinlerini, sorumluluklarını ve denetim usullerini ayrıntılı biçimde düzenler.


5.2. OSGB Tanımı ve Amacı

Yönetmelik m.4/f:

“Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB), iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere, gerekli donanım ve personele sahip, Bakanlıkça yetkilendirilmiş birimdir.”

OSGB’ler, birden fazla işverene hizmet sunabilir ancak kamu tüzel kişiliğine haiz değildir.
Amaç, İSG hizmetlerinin küçük ve orta ölçekli işletmelere de ulaşmasını sağlamak ve hizmet kalitesinde ulusal standardizasyon oluşturmaktır.


5.3. OSGB Kuruluş Şartları (Yönetmelik m.12–13)

Bir OSGB kurulabilmesi için aşağıdaki asgari koşulların sağlanması gerekir:

A. Fiziksel Şartlar

  • En az 12 m² muayene odası,
  • En az 8 m² iş güvenliği uzmanı odası,
  • En az 8 m² diğer sağlık personeli odası,
  • Bekleme alanı, arşiv ve tuvalet–lavabo alanları.

Bu mekânlar sürekli hizmet verebilecek nitelikte olmalıdır.

B. Donanım Şartları

  • Temel tıbbi donanım (muayene masası, tansiyon aleti, sterilizasyon malzemesi vb.),
  • İlkyardım malzemeleri,
  • Bilgisayar, yazıcı, veri saklama sistemi,
  • Bakanlıkça denetimlerde incelenmek üzere elektronik kayıt altyapısı.

C. Personel Şartları

  • En az bir işyeri hekimi,
  • En az bir iş güvenliği uzmanı,
  • En az bir diğer sağlık personeli.

Tüm bu personel İSG-KATİP sisteminde aktif görevlendirilmiş olmalıdır.


5.4. Yetkilendirme Süreci

Yetkilendirme yalnızca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı – Genel Müdürlük) tarafından yapılır.
Başvuru süreci şu adımlarla işler:

  1. e-Devlet üzerinden ön başvuru,
  2. Gerekli belgelerin (oda krokisi, kira sözleşmesi, tapu, personel belgeleri vb.) yüklenmesi,
  3. Bakanlık inceleme ve yerinde denetim,
  4. Uygun bulunması hâlinde faaliyet belgesinin verilmesi.

Yetki belgesi 5 yıl süreyle geçerlidir ve süre sonunda yenilenmesi gerekir.


5.5. OSGB’nin Görevleri (Yönetmelik m.15)

OSGB’ler, işverenlerle yaptıkları sözleşme kapsamında aşağıdaki hizmetleri yürütür:

  • İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve DSP hizmeti sağlamak,
  • Risk değerlendirmesi ve acil durum planlarının hazırlanmasına destek olmak,
  • Çalışanlara İSG eğitimleri vermek,
  • Sağlık gözetimi faaliyetlerini yürütmek,
  • İş kazası ve meslek hastalıklarını izlemek ve raporlamak,
  • Faaliyet raporlarını işverene ve Bakanlığa sunmak,
  • İSG-KATİP kayıtlarını düzenli tutmak.

Bu hizmetler, her bir işyeri için özel sözleşme çerçevesinde yürütülür.


5.6. OSGB – İşveren İlişkisi

Yönetmelik m.16/2:

“OSGB, hizmet sunduğu işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesinden işverenle birlikte sorumludur.”

Bu ifade, OSGB’nin yalnızca danışmanlık değil, müşterek sorumluluk taşıdığını gösterir.

Ancak, nihai sorumluluk işverendedir (6331 m.4/3).
Yani OSGB görevini ihmal etse bile, işverenin izleme ve denetleme yükümlülüğü devam eder.


5.7. Sözleşme ve İSG-KATİP Kayıtları

Her OSGB hizmeti, elektronik sözleşme (İSG-KATİP) üzerinden yürütülür.
Bu sözleşme:

  • İşyerinin tehlike sınıfı, çalışan sayısı ve hizmet sürelerine göre düzenlenir,
  • Hem işveren hem OSGB tarafından onaylanır,
  • Denetimlerde yasal geçerliliğin tek kanıtı sayılır.

Sözleşmesi olmayan OSGB hizmeti, yok hükmündedir; bu durumda işveren mevzuat gereği İSG profesyoneli bulundurmamış sayılır.


5.8. OSGB’nin Sorumlulukları

OSGB’ler, yürüttükleri hizmetlerden doğrudan sorumludur.
Sorumluluk alanları:

  • Görevli profesyonellerin çalışma sürelerinin mevzuata uygunluğu,
  • Faaliyet raporlarının zamanında ve doğru hazırlanması,
  • Sağlık ve güvenlik hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması,
  • Gizlilik hükümlerine riayet edilmesi,
  • İSG mevzuatına uygun danışmanlık verilmesi.

İhmali bulunan OSGB’ler hakkında idari yaptırım veya yetki askısı uygulanabilir (Yönetmelik m.18–19).


5.9. OSGB’lerin Denetimi

Bakanlık denetimleri iki şekilde yürütülür:

  1. Yerinde Denetim:
    • Fiziksel şartlar, donanım ve personel yeterliliği kontrol edilir.
    • Faaliyet kayıtları, işyeri sözleşmeleri ve raporlar incelenir.
  2. Elektronik Denetim (İSG-KATİP Üzerinden):
    • Hizmet süresi, rapor yüklemeleri, uzman/hekimin çalışma saatleri takip edilir.
    • Tutarsızlık veya eksiklik tespitinde uyarı verilir.

Denetim sonuçlarına göre OSGB’ye;

  • Uyarı,
  • 3 ay faaliyet durdurma,
  • Yetki iptali yaptırımları uygulanabilir.

5.10. OSGB’lerin Disiplin ve Yetki İptali Hükümleri

Yönetmelik m.19 gereğince, aşağıdaki fiiller OSGB’nin yetkisinin iptaliyle sonuçlanabilir:

  • Sahte sözleşme veya belge düzenlemek,
  • Hizmet sunmadan ücret almak,
  • Faaliyet belgelerini başka firmaya kullandırmak,
  • Bakanlık denetiminde işbirliği yapmamak,
  • Hizmet kayıtlarını tahrif etmek.

Bu fiiller hem idari yaptırıma hem de Türk Ceza Kanunu m.204 (resmî belgede sahtecilik) kapsamında cezaî soruşturmaya konu olabilir.


5.11. OSGB’lerin İSG Hizmet Kalitesindeki Rolü

OSGB sistemi, Türkiye’de İSG profesyonel açığını kapatmada büyük rol oynamıştır.
Ancak, bu model yalnızca “hizmet satışı” değil, kurumsal kalite üretimi olarak yürütülmelidir.

Etkin OSGB uygulamaları:

  • Süre takibini titizlikle yapar,
  • Her işyeri için özgün İSG planı hazırlar,
  • Profesyonellerin sürekli eğitimini sağlar,
  • Denetimlerde şeffaf davranır.

Bu şekilde OSGB, “ticari aracı” değil, İSG kültürünün kurumsal temsilcisi haline gelir.


5.12. Sonuç

OSGB’ler, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği sisteminde sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik sağlayan stratejik yapılardır.
Ancak sistemin işlevi, yalnızca belge düzenlemek değil, önleyici hekimlik ve mühendislik hizmetlerini gerçek anlamda sahaya taşımaktır.

Unutulmamalıdır:

Etkin bir OSGB, yalnızca danışmanlık vermez; işyerinde yaşamı korur.

Bölüm 6 – İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları: Oluşumu, Görevleri ve Çalışma Usulleri


6.1. Giriş: Kurulun İşlevi ve Hukuki Dayanak

İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları (İSG Kurulları), işyerinde İSG faaliyetlerinin planlanması, koordinasyonu, izlenmesi ve sürekli iyileştirilmesi amacıyla oluşturulan kurumsal yapılardır.
Kurullar, İSG yönetim sisteminin “beyni” olarak kabul edilir; alınan kararlar doğrudan işyeri uygulamalarına yön verir.

Yasal dayanak:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.22)
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik (RG: 18.01.2013, 28532)

Bu düzenlemeler, kurulun kimlerden oluşacağı, nasıl çalışacağı ve hangi kararları alabileceğini açıkça tanımlar.


6.2. Kurulun Kurulma Zorunluluğu

Yönetmelik m.4/1:

“Elli ve daha fazla çalışanı bulunan ve altı aydan uzun süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurar.”

Yani kurulun kurulması için üç şart aranır:

  1. En az 50 çalışan,
  2. En az 6 ay süren faaliyet,
  3. Aynı işyerinde yürütülen sürekli iş.

Bu koşulları sağlayan tüm tehlike sınıflarındaki işyerleri kurul kurmak zorundadır.
İnşaat işyerlerinde bu süre ve çalışan sayısı sağlandığında kurul kurulması zorunludur.


6.3. Kurulun Oluşumu (Yönetmelik m.6)

İSG Kurulu, farklı unvan ve uzmanlık alanlarından temsilcilerden oluşur.
Zorunlu üyeler şunlardır:

  • İşveren veya işveren vekili (Kurul Başkanı)
  • İş güvenliği uzmanı
  • İşyeri hekimi
  • İnsan kaynakları / idari işler temsilcisi
  • Formen, ustabaşı veya teknik eleman
  • Çalışan temsilcisi (en az bir kişi)
  • Destek elemanı (ilk yardım, yangın, tahliye)

Kurulun sekretaryası, iş güvenliği uzmanı veya idari işler sorumlusu tarafından yürütülür.
Kurul üyeleri yazılı olarak görevlendirilir; değişiklikler Bakanlık denetiminde ibraz edilebilir.


6.4. Kurulun Görevleri (Yönetmelik m.8)

İSG Kurulu, yalnızca tavsiye değil, karar organı niteliğindedir.
Temel görevleri şunlardır:

  1. Risk değerlendirmesi çalışmalarına katılmak,
  2. İSG yıllık planı hazırlamak ve uygulamayı izlemek,
  3. Kaza ve ramak kala olaylarını inceleyip önlemler önermek,
  4. Acil durum planlarını değerlendirmek,
  5. İSG eğitimlerinin planlanmasını sağlamak,
  6. İşyeri sağlık ve güvenlik performansını izlemek,
  7. İyileştirme faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlamak.

Alınan kararlar, işveren tarafından uygulanmak zorundadır.
Kurul kararlarının bağlayıcılığı İSG kültürünün sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir.


6.5. Kurulun Çalışma Usulleri (Yönetmelik m.9)

Kurulların çalışma sistemi düzenli, kayıtlı ve disiplinli olmalıdır:

  • Toplantılar ayda en az bir kez yapılır.
  • Toplantıya en az salt çoğunlukla başlanabilir.
  • Kararlar oy çokluğu ile alınır.
  • Görüşülen konular ve kararlar Kurul Karar Defteri’ne işlenir.
  • Tutanaklar işveren ve üyelerce imzalanır ve 5 yıl süreyle saklanır.

Tehlikeli sektörlerde (örneğin inşaat), gerek görülürse toplantılar 15 günde bir yapılabilir.


6.6. Alt İşveren (Taşeron) Kurul İlişkisi (Yönetmelik m.10)

Bir işyerinde birden fazla işverenin faaliyet göstermesi hâlinde:

  • Asıl işveren, tüm alt işverenlerin koordinasyonundan sorumludur.
  • Her alt işveren kendi kurulunu kurabilir,
    ancak asıl işverenin kuruluna bir temsilciyle katılmak zorundadır.
  • Kurullar arasında bilgi paylaşımı sağlanır.

Amaç, çakışan risklerin (aynı alanda farklı firmaların çalışması) önlenmesidir.


6.7. Kurulun Karar ve Öneri Mekanizması

Kurul toplantılarında alınan her karar, somut ve izlenebilir olmalıdır.
Karar örnekleri:

  • “İskele kontrol formları haftalık olarak yenilenecek.”
  • “Gürültü ölçümleri üçüncü taraf laboratuvara yaptırılacak.”
  • “Yeni işe başlayanlar için 8 saatlik oryantasyon eğitimi zorunlu olacak.”

Bu kararlar uygulama planına dönüştürülmeli, sorumlu kişiler ve süreler belirlenmelidir.
İzleme sonuçları bir sonraki toplantıda gözden geçirilir.


6.8. Kurulun Raporlama Yükümlülükleri

Her toplantı sonunda;

  • Kurul Toplantı Tutanağı,
  • Karar Listesi,
  • Yoklama ve İmza Listesi
    hazırlanır.

Ayrıca kurul yılda bir kez “Yıllık İSG Faaliyet Raporu” düzenler.
Bu rapor:

  • Kaza istatistikleri,
  • Ramak kala olaylar,
  • Eğitim faaliyetleri,
  • Ölçüm ve denetim sonuçları,
  • İyileştirme planlarını içerir.

Rapor, işveren ve İSG profesyonelleri tarafından imzalanır.


6.9. Kurulun Yükümlülüklerinin Yerine Getirilmemesi

Yönetmelik m.14:

“Kurul kararlarını uygulamayan işveren veya işveren vekili, iş kazası ve meslek hastalıklarından doğan sorumluluğu taşır.”

Bu durumda hem idari para cezası (6331 m.26) uygulanır, hem de adli sorumluluk doğabilir.
Kurulun çalışmaması veya kararlarının uygulanmaması hâlinde, müfettiş raporlarıyla doğrudan yaptırım uygulanabilir.


6.10. Kurulun Etkinliği İçin Uygulama Önerileri

Kurulun yalnızca formalite olarak değil, etkin bir mekanizma olarak çalışması için:

  • Toplantılarda istatistik ve veri analizi yapılmalı,
  • Kök neden analizleri gündeme alınmalı,
  • Çalışan temsilcileri aktif biçimde dinlenmeli,
  • Eğitim ve iletişim faaliyetleri kurul kararlarına entegre edilmelidir.

Bu yaklaşım, kurulun bürokratik bir yapı değil, öğrenen bir organizasyon olmasını sağlar.


6.11. Kurulun İSG Kültüründeki Rolü

Kurul, işyerinde güvenlik kültürünün sürekliliğini sağlayan yönetimsel hafızadır.
Sahada yaşanan her olay, kurul toplantılarında değerlendirildiğinde, işletme “öğrenen sistem” haline gelir.

Bu kültürün göstergeleri:

  • Ramak kala bildirim oranının artması,
  • Kaza tekrarlarının azalması,
  • Çalışan önerilerinin gündeme alınması,
  • Eğitimlerin kurulla entegre yürütülmesi.

Kurulun başarısı, rakamlarla değil, davranış değişikliğiyle ölçülür.


6.12. Sonuç

İSG Kurulu, işyerinin örgütsel güvenlik zekâsıdır.
Etkin bir kurul, işverenin vizyonunu çalışanla buluşturur; sahadaki her riski karar mekanizmasına taşır.

Unutulmamalıdır:

İSG Kurulu, kaza sonrası toplanan masa değil; kazayı olmadan önce önleyen akıldır.

Bölüm 7 – Risk Değerlendirmesi: Analiz Yöntemleri ve Uygulama Süreci


7.1. Giriş: Risk Değerlendirmesinin Önemi ve Yasal Çerçevesi

Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin en temel taşıdır.
Amaç, işyerinde mevcut veya potansiyel tehlikeleri belirlemek, bu tehlikelerin neden olabileceği riskleri analiz etmek ve kontrol altına almak için gerekli önlemleri planlamaktır.

Yasal dayanak:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10)
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (RG: 29.12.2012, 28512)

Kanun m.10:

“İşveren, çalışma ortamının ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.”

Bu yükümlülük, her işyerinde risk değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılar.


7.2. Risk Değerlendirmesi Nedir?

Yönetmelik m.4/ç:

“Risk değerlendirmesi, tehlikelerin tanımlanması, bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin analiz edilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması sürecidir.”

Yani risk değerlendirmesi yalnızca bir belge değil; sürekli yenilenen, yaşayan bir süreçtir.


7.3. Risk Değerlendirmesinin Amacı

  • İş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemek,
  • Çalışma ortamını iyileştirmek,
  • Tehlikeleri ortadan kaldırmak veya azaltmak,
  • İSG performansını ölçmek ve izlemek,
  • Yasal uyumu sağlamak,
  • Sürekli iyileştirme kültürünü geliştirmek.

Risk değerlendirmesi, önleyici yaklaşımın (proaktif İSG yönetimi) kalbidir.


7.4. Risk Değerlendirmesi Ekibinin Oluşumu (Yönetmelik m.6)

Risk değerlendirmesi, işyerini iyi tanıyan bir çok disiplinli ekip tarafından yapılır.
Bu ekip şu kişilerden oluşur:

  • İşveren veya işveren vekili,
  • İş güvenliği uzmanı,
  • İşyeri hekimi,
  • Çalışan temsilcisi,
  • Destek elemanı,
  • Gerekli hâllerde dış uzman veya teknik danışman.

Ekip, işyerinin büyüklüğüne, işin niteliğine ve tehlike sınıfına göre genişletilebilir.

Her ekip üyesi, tehlike belirleme sürecine aktif olarak katılmak zorundadır.


7.5. Risk Değerlendirmesi Süreci (Yönetmelik m.7–8)

Risk değerlendirmesi beş temel aşamada yürütülür:

  1. Tehlikelerin Tanımlanması
    • İşyerindeki tüm faaliyetler, kullanılan ekipmanlar, kimyasallar, çalışma koşulları gözden geçirilir.
    • “Ne yanlış gidebilir?” sorusu üzerinden sistematik bir analiz yapılır.
  2. Risklerin Analizi
    • Her tehlikenin gerçekleşme olasılığı ve olası sonuç şiddeti belirlenir.
    • Risk düzeyi (R) genellikle şu formülle hesaplanır:
      R = Olasılık × Şiddet
  3. Risklerin Derecelendirilmesi (Önceliklendirme)
    • Elde edilen risk skorları, öncelik sırasına göre sınıflandırılır:
      • Kabul edilemez risk,
      • İyileştirme gerektiren risk,
      • Kabul edilebilir risk.
  4. Kontrol Tedbirlerinin Planlanması
    • Riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için önleyici tedbirler belirlenir.
    • Öncelik sırası:
      • Tehlikeyi ortadan kaldır,
      • Tehlikeyi kaynağında azalt,
      • Mühendislik önlemleri,
      • İdari önlemler,
      • Kişisel koruyucu donanım (KKD).
  5. Belgeleme ve İzleme
    • Tüm aşamalar yazılı hale getirilir.
    • Planlanan önlemlerin uygulanması takip edilir.
    • Periyodik gözden geçirme yapılır.

7.6. Risk Analizinde Kullanılan Yöntemler

Risk değerlendirmesi yöntemleri, işin niteliğine göre değişir. En yaygın kullanılanlar:

  • 5×5 L Tipi Matris:
    Olasılık ve şiddet değerlerinin çarpımıyla risk puanı hesaplanır.
    Yaygın, kolay uygulanabilir bir yöntemdir.
  • Fine Kinney Metodu:
    Olasılık, maruziyet ve sonuç şiddetini birlikte değerlendirir.
    R = O × M × Ş formülüne göre puanlanır.
  • HAZOP (Hazard and Operability):
    Kimyasal proses tesislerinde kullanılan sistematik analiz yöntemidir.
  • FTA (Fault Tree Analysis – Hata Ağacı):
    Kaza nedenlerini kök nedenlerine göre analiz eder.
  • JSA (Job Safety Analysis – İş Güvenliği Analizi):
    Her iş adımı için tehlike belirleme yapılır; özellikle inşaat ve bakım işlerinde uygulanır.

Yöntem seçimi, işin karmaşıklığı, veri durumu ve ekip yetkinliği dikkate alınarak yapılmalıdır.


7.7. Risklerin Sınıflandırılması

Riskler genellikle şu kategorilere ayrılır:

  • Fiziksel riskler: Gürültü, titreşim, aydınlatma, sıcaklık.
  • Kimyasal riskler: Solvent, boya, gaz, toz, duman.
  • Biyolojik riskler: Mikroorganizmalar, kan ve vücut sıvılarıyla bulaşma.
  • Ergonomik riskler: Uygun olmayan çalışma pozisyonları, ağır kaldırma.
  • Psikososyal riskler: İş stresi, vardiya düzeni, mobbing.
  • Mekanik riskler: Düşme, sıkışma, çarpma, kesilme.
  • Yangın ve patlama riskleri: Yanıcı maddeler, LPG, oksijen tüpleri.

Bu sınıflama, alınacak önlemlerin türünü belirler.


7.8. Risklerin Kabul Edilebilirlik Kriterleri

Her işletme, risk değerlendirme prosedüründe kabul edilebilir risk seviyesini tanımlar.
Genellikle şu ölçütler kullanılır:

Risk Skoru

Değerlendirme

Eylem Gereği

20–25

Kabul edilemez

Derhal önlem alınmalı

10–15

Dikkat gerektiren

Kısa vadede iyileştirme

5–9

Kontrollü

İzleme ve takip

1–4

Kabul edilebilir

Sürdürülür

Bu sınıflama, İSG kurullarının kararlarına dayanak oluşturur.


7.9. Risk Değerlendirmesinin Güncellenmesi (Yönetmelik m.12)

Risk değerlendirmesi, statik bir belge değil, dinamik bir süreçtir.
Aşağıdaki durumlarda yenilenmesi zorunludur:

  • İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik,
  • Yeni teknoloji veya ekipman kullanımı,
  • Üretim sürecinde değişiklik,
  • İş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmesi,
  • 5 yıldan uzun süre geçmesi (az tehlikeli),
  • 4 yılda bir (tehlikeli),
  • 2 yılda bir (çok tehlikeli).

İnşaat işyerleri için bu süre 2 yıldır, ancak proje bazlı işlerde her faz değişiminde değerlendirme yenilenmelidir.


7.10. Belgeleme ve Arşivleme

Yönetmelik m.11’e göre;
Risk değerlendirmesi dokümanı aşağıdaki bilgileri içermelidir:

  • İşyerinin unvanı ve adresi,
  • Değerlendirmeyi yapan ekip,
  • Tehlike tanımları ve risk puanları,
  • Alınması gereken önlemler,
  • Sorumlular ve termin tarihleri,
  • Onay ve imza bölümü.

Bu belgeler denetimlerde ibraz edilmek üzere işyerinde saklanmalıdır.


7.11. Risk Değerlendirmesinin Denetimi ve Hukuki Sonuçları

Risk değerlendirmesi yapılmaması veya geçersiz olması durumunda:

  • İdari para cezası (6331 m.26/1-a) uygulanır,
  • İş kazası meydana gelirse işveren kusurlu sayılır,
  • Eksik veya hatalı değerlendirme hâlinde uzman ve hekim de kusur oranında sorumlu olur.

Bu nedenle risk değerlendirmesi yalnızca evrak düzeni olarak değil, gerçek saha koşullarına dayalı yapılmalıdır.


7.12. Sonuç

Risk değerlendirmesi, işyerinde önleyici kültürün bilimsel temelidir.
Tehlike, riskten; risk, önlemsizlikten; önlemsizlik ise bilgisizlikten doğar.
Bu zincir, yalnızca doğru analiz ve sürekli güncelleme ile kırılabilir.

Unutulmamalıdır:

Risk analizi, gelecekteki kazayı tahmin etmenin değil, bugünkü güvenliği garantilemenin sanatıdır.

Bölüm 8 – Acil Durum Planları, Tatbikatlar ve Kriz Yönetimi


8.1. Giriş: Acil Durum Yönetiminin Önemi ve Yasal Dayanak

Acil durumlar; önceden öngörülmesi güç, ani gelişen ve çalışanların sağlığı ile işletmenin güvenliğini tehdit eden olaylardır.
İş sağlığı ve güvenliği açısından acil durum yönetimi, hazırlık, önleme, müdahale ve iyileştirme aşamalarını kapsayan bütüncül bir süreçtir.

Yasal dayanak:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.11 ve m.30)
  • İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik (RG: 18.06.2013, 28681)

Kanun m.11 uyarınca işveren:

“Meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek gerekli önleme, koruma, tahliye, haberleşme ve ilkyardım tedbirlerini almakla yükümlüdür.”

Bu hüküm, her işyerinde yazılı bir acil durum planı hazırlanmasını zorunlu kılar.


8.2. Acil Durumun Tanımı ve Kapsamı

Yönetmelik m.4/b:

“Acil durum, işyerinin tamamında veya bir kısmında meydana gelebilecek yangın, patlama, tehlikeli kimyasal yayılımı, doğal afet, sabotaj gibi olaylardır.”

Bu tanım, yalnızca kazaları değil, doğal, teknolojik ve insan kaynaklı tüm olayları kapsar.
İnşaat sektöründe en sık görülen acil durumlar:

  • Yangın,
  • Patlama,
  • Göçük,
  • Elektrik kazaları,
  • Kimyasal döküntüler,
  • Yüksekten düşme sonrası çoklu yaralanmalar,
  • Doğal afet (deprem, sel, fırtına).

8.3. Acil Durum Planının Hazırlanması (Yönetmelik m.5)

Acil durum planı; işyerinin yapısına, tehlike sınıfına ve çalışan sayısına uygun olarak hazırlanır.
Planın hazırlanma sürecinde:

  1. Tehlike belirleme ve risk değerlendirmesi yapılır.
  2. Olası senaryolar (yangın, patlama, göçük, kimyasal sızıntı vb.) oluşturulur.
  3. Acil durum ekipleri görevlendirilir.
  4. Tahliye yolları, toplanma alanları, alarm sistemleri belirlenir.
  5. İletişim ve koordinasyon planı oluşturulur.

Hazırlanan plan, işveren tarafından onaylanır ve tüm çalışanlara duyurulur.


8.4. Acil Durum Planının İçeriği (Yönetmelik m.8)

Bir acil durum planında asgari olarak aşağıdaki bölümler bulunmalıdır:

  • Tehlike kaynaklarının listesi,
  • Risk analizi ve olasılık değerlendirmesi,
  • Acil durum ekiplerinin görev tanımları,
  • Tahliye planı ve krokisi,
  • Acil durum haberleşme zinciri,
  • İlk yardım, yangın, kurtarma ve güvenlik prosedürleri,
  • Tatbikat ve eğitim planı,
  • Planın yenilenme tarihi ve imza bölümü.

Bu plan, her bir işyeri binası veya inşaat sahası için ayrı ayrı hazırlanmalıdır.


8.5. Acil Durum Ekiplerinin Oluşumu (Yönetmelik m.11)

Her işyerinde, acil durumlarda görev almak üzere aşağıdaki ekipler oluşturulur:

  1. Söndürme Ekibi – yangınla mücadele eder.
  2. Kurtarma Ekibi – mahsur kalan veya yaralı çalışanları tahliye eder.
  3. İlkyardım Ekibi – ilk müdahaleyi yapar.
  4. Koruma ve Güvenlik Ekibi – alan güvenliğini sağlar, panik yönetimi yapar.

Ekip üyeleri, çalışan sayısına göre belirlenir:

  • Az tehlikeli işyerlerinde her 50 çalışana,
  • Tehlikeli işyerlerinde her 40 çalışana,
  • Çok tehlikeli işyerlerinde her 30 çalışana en az bir destek elemanı görevlendirilir.

İnşaat işyerleri çok tehlikeli sınıfta olduğundan bu en yüksek standarda tabidir.


8.6. Tahliye ve Toplanma Planı

Tahliye planı, acil durumun başladığı anda çalışanların en kısa sürede güvenli alana ulaşmasını sağlamalıdır.
Plan hazırlanırken:

  • Kaçış yolları ve yönlendirme levhaları açıkça işaretlenmeli,
  • Toplanma alanı, bina ve tehlike kaynağından güvenli uzaklıkta olmalı,
  • Engelli veya yaralı çalışanlar için özel düzenlemeler yapılmalıdır.

Acil çıkış kapıları hiçbir zaman kilitli olmamalı ve dışa doğru açılmalıdır (Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik m.51).


8.7. Eğitim ve Tatbikatlar (Yönetmelik m.13)

Acil durum planı, yalnızca hazırlanmakla kalmaz; uygulama becerisiyle anlam kazanır.
Bu nedenle:

  • Çalışanlara yılda en az bir defa acil durum eğitimi verilmelidir.
  • Tatbikatlar yılda en az bir kez yapılmalı, her tatbikat kayıt altına alınmalıdır.
  • Tatbikat sonuçları değerlendirilerek eksiklikler giderilmelidir.

Tatbikat türleri:

  • Yangın tatbikatı,
  • Tahliye tatbikatı,
  • Kurtarma tatbikatı,
  • Kimyasal döküntü tatbikatı.

8.8. İletişim ve Haberleşme Planı

Acil durum anında bilgi kirliliğini önlemek için iletişim planı oluşturulur.
Plan;

  • Kimlerin alarm vereceğini,
  • Kimlerin haber alacağını,
  • Kimlerin dış kurumlarla (itfaiye, AFAD, 112) iletişim kuracağını belirler.

Her acil durumda tek bir koordinatör kişi (Acil Durum Yöneticisi) bulunmalıdır.
Bu kişi genellikle iş güvenliği uzmanı veya saha şefi olur.


8.9. Planın Güncellenmesi ve Yenilenmesi

Yönetmelik m.14 gereğince plan şu durumlarda yenilenmelidir:

  • İşyerinin taşınması veya değişiklik yapılması,
  • İş kazası veya yangın yaşanması,
  • Yeni risklerin ortaya çıkması,
  • 6 yılda bir periyodik yenileme süresi dolduğunda.

İnşaat projelerinde, her yeni şantiye veya etap için ayrı plan hazırlanması zorunludur.


8.10. Acil Durum Sonrası İyileştirme (Kriz Sonrası Dönem)

Acil durum sonrası yapılması gerekenler:

  1. Olayın kök neden analizi,
  2. Hasar ve kayıp tespiti,
  3. Psikolojik destek ve travma yönetimi,
  4. Süreçlerin yeniden başlatılması,
  5. Acil durum planının revizyonu.

Bu dönem, “krizden öğrenme” evresi olarak kabul edilir ve kuruluşun dayanıklılığını artırır.


8.11. Denetim ve Yaptırımlar

Acil durum planı hazırlamayan veya tatbikat yapmayan işverenler hakkında:

  • 6331 sayılı Kanun m.26 kapsamında idari para cezası uygulanır.
    Ayrıca;
  • Denetimlerde planın eksik bulunması,
  • Tahliye yollarının uygunsuzluğu,
  • Eğitim kayıtlarının olmaması
    durumlarında doğrudan durdurma kararı verilebilir.

8.12. Sonuç

Acil durum planı, işyerinde krize hazırlığın anayasasıdır.
Plan kağıt üzerinde değil, insan davranışına dönüşüyorsa etkilidir.

Unutulmamalıdır:

Kriz anında hazırlık yapmaya başlamak, yangını söndürürken su aramaya benzer.

Bölüm 9 – İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları


9.1. Giriş: Ekipman Güvenliğinin İSG’deki Stratejik Önemi

İş ekipmanları, üretim süreçlerinin vazgeçilmez unsurlarıdır; ancak aynı zamanda iş kazalarının en yaygın kaynaklarından biridir.
İnşaat sektöründe iskeleler, vinçler, forkliftler, kompresörler, beton pompaları ve el aletleri gibi ekipmanların düzensiz kullanımı veya bakım eksikliği ciddi yaralanmalara, ölümlere ve yüksek maddi zararlara neden olabilir.

Bu nedenle ekipman güvenliği, İSG sisteminin mühendislik bileşeni olarak değerlendirilir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.18)
  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği (RG: 25.04.2013, 28628)
  • Makine Emniyeti Yönetmeliği (2006/42/AT)
  • Kaldırma Ekipmanları Tebliği

9.2. Temel Tanımlar (Yönetmelik m.4)

  • İş Ekipmanı: Çalışma sırasında kullanılan her türlü makine, alet, cihaz veya tesis.
  • Kullanıcı: Ekipmanı kullanan çalışan.
  • Periyodik Kontrol: Ekipmanın güvenli çalışıp çalışmadığının yetkili kişilerce belirli aralıklarla denetlenmesi.
  • Uygunluk: Ekipmanın güvenli kullanımı için mevzuat ve standartlara uygunluğu.

Bu tanımlar, işverenin ve çalışanların sorumluluk alanlarını net biçimde çizer.


9.3. İşverenin Yükümlülükleri (Yönetmelik m.5)

İşveren, iş ekipmanlarının güvenli kullanımını sağlamakla yükümlüdür.
Buna göre:

  1. Ekipmanları güvenli, uygun ve bakımlı olarak temin etmek,
  2. Kullanım öncesi kontrol ve testleri yaptırmak,
  3. Kullanıcıların eğitimli ve yetkin olmasını sağlamak,
  4. Ekipmanların kullanımına ilişkin talimatları hazırlamak,
  5. Periyodik kontrolleri zamanında yaptırmak,
  6. Kayıtları belgelendirmek ve arşivlemek zorundadır.

Bu yükümlülüklerin ihmali hâlinde doğrudan idari ve adli sorumluluk doğar.


9.4. Çalışanların Sorumlulukları

Çalışanlar:

  • Kendilerine verilen ekipmanı doğru ve amacına uygun şekilde kullanmak,
  • Arızaları derhal amirine bildirmek,
  • Yetkisi olmayan ekipmanı çalıştırmamak,
  • Koruyucu donanımları (paravan, koruma kafesi, kilit sistemi) devre dışı bırakmamak,
  • İş ekipmanına zarar verecek müdahalelerde bulunmamak zorundadır.

Yönetmelik m.7, çalışanların bu yükümlülüklerini açık biçimde tanımlar.


9.5. Ekipman Seçiminde Dikkat Edilecek Hususlar (Yönetmelik m.6)

İşveren, ekipmanı seçerken aşağıdaki kriterleri dikkate almalıdır:

  • Yapılacak işin niteliği,
  • Kullanım sıklığı,
  • Ergonomik özellikler,
  • Çalışma ortamı koşulları (toz, nem, sıcaklık, basınç),
  • Çalışanın fiziksel uygunluğu,
  • CE işareti ve üretici beyanı (Makine Emniyeti Yönetmeliği’ne uygunluk).

Her yeni ekipman için kullanım öncesi risk değerlendirmesi yapılmalıdır.


9.6. Periyodik Kontrol Zorunluluğu (Yönetmelik m.7 ve Ek-III)

Periyodik kontroller, ekipmanların güvenli çalışır durumda olup olmadığını belirlemek için yapılır.
Kontroller yalnızca “Yetkili Kişi” tarafından gerçekleştirilir.
Bu kişiler; mühendis, tekniker veya ilgili alanda yetkili muayene kuruluşu personelidir.

Bazı temel ekipmanların kontrol süreleri:

Ekipman Türü

Periyodik Kontrol Süresi

Kaldırma Ekipmanları (vinç, forklift, asansör, iskele)

12 ay (veya risk durumuna göre daha kısa)

Basınçlı Kaplar (hava tankı, kompresör, kazan)

12 ay

Elektrik Tesisatı ve Topraklama

12 ay

Paratoner

12 ay

Taşlama, pres, beton pompası, jeneratör vb.

Risk esasına göre belirlenir

Kontrol sonuçları raporlanmalı, imzalanmalı ve arşivlenmelidir.


9.7. Kaldırma ve Taşıma Ekipmanlarında Güvenlik

İnşaat işyerlerinde kullanılan kaldırma ekipmanları (kule vinç, mobil vinç, forklift, monoray sistemleri vb.) özel risk taşır.
Bu ekipmanlarda dikkat edilmesi gereken başlıca unsurlar:

  • Taşıma kapasitesi (SWL) açıkça işaretlenmelidir.
  • Kaldırma sırasında kimse yükün altında bulunmamalıdır.
  • Rüzgâr hızı 50 km/s üzerindeyse vinç çalıştırılmamalıdır.
  • Operatörler belgeli ve yetkilendirilmiş olmalıdır (Mesleki Yeterlilik Belgesi).
  • Halat, kanca ve bağlantı elemanları her vardiya öncesi kontrol edilmelidir.
  • Yük dengeleme sistemleri (limit switch, ağırlık sensörü) çalışır durumda olmalıdır.

Yönetmelik Ek-III/1.1.1. bu kuralları ayrıntılı olarak tanımlar.


9.8. Basınçlı Kap ve Tesisatlarda Güvenlik

Basınçlı kaplar (kompresör, kazan, hava tankı vb.) yüksek patlama riski taşır.
Bu nedenle:

  • Basınç göstergesi, emniyet ventili ve su seviye göstergesi sürekli kontrol edilmelidir.
  • Çalışma basıncı, tasarım basıncını geçmemelidir.
  • Periyodik kontrol 1 yıl içinde yapılmalı, rapor işyerinde muhafaza edilmelidir.
  • Yetkili mühendis tarafından imzalanmayan raporlar geçerli sayılmaz.

Basınçlı Kaplar Tebliği ve TS EN 286 serisi standartları uygulanır.


9.9. Elektrik Tesisatı ve Topraklama Kontrolleri

Elektrik, görünmeyen ancak en ölümcül risklerden biridir.
Bu nedenle:

  • Tesisat yılda bir kez yetkili elektrik mühendisi tarafından kontrol edilmelidir.
  • Kaçak akım röleleri düzenli test edilmelidir.
  • Topraklama direnci ölçülmeli, 2 ohm’un altında olmalıdır.
  • Kablo izolasyonları, pano kapakları, prizler kontrol edilmelidir.
  • Tüm kontroller Elektrik Tesisatı Yönetmeliği ve TS EN 60364 standardına göre yapılır.

9.10. El Aletleri ve Taşınabilir Ekipmanlar

El aletleri küçük görünse de kaza oranı yüksektir.
Güvenlik esasları:

  • Elektrikli el aletlerinde topraklı fiş kullanılmalı,
  • Kablo izolasyonları sağlam olmalı,
  • Kesici-delici aletlerde saplar gevşememeli,
  • Bakımı yapılmamış aletler kullanılmamalıdır.

Taşınabilir merdivenler, iskeleler ve platformlar düşmeye karşı koruma sistemiyle birlikte kullanılmalıdır.


9.11. Ekipman Kullanım Talimatları ve Eğitim

Her ekipman için yazılı kullanım talimatı hazırlanmalı ve görünür bir yere asılmalıdır.
Çalışanlar:

  • Ekipmanın çalışma prensibini,
  • Risklerini,
  • Güvenlik donanımlarını,
  • Acil durdurma prosedürünü bilmelidir.

Bu eğitimler, İSG eğitim planı kapsamında yıllık olarak tekrarlanmalıdır.


9.12. Ekipman Güvenliği Denetimleri

Denetimler; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve teknik personel tarafından düzenli olarak yapılır.
Denetim sırasında:

  • Kontrol formları doldurulur,
  • Eksikler için düzeltici faaliyetler planlanır,
  • Riskli ekipmanlar kullanımdan men edilir.

Kritik ekipmanlar (örneğin vinçler, basınçlı kaplar) için Etiketleme Sistemi (Etiket Renk Kodları) uygulanabilir.
Yeşil = Kullanıma uygun,
Sarı = Takip gerektiriyor,
Kırmızı = Kullanılamaz.


9.13. İhlaller ve Yaptırımlar

Ekipmanların kontrolsüz kullanımı veya kontrol raporlarının eksikliği hâlinde:

  • 6331 m.26/1-ç uyarınca işverene idari para cezası uygulanır,
  • Kaza meydana gelirse kusur oranı artırılır,
  • Denetimlerde “kullanımı durdurma” kararı verilebilir.

Ciddi durumlarda TCK m.85 (taksirle ölüme veya yaralanmaya neden olma) kapsamında adli süreç başlatılabilir.


9.14. Sonuç

İş ekipmanlarının güvenliği, iş sağlığı ve güvenliğinin mekanik vicdanıdır.
Bir vincin halatı, bir işçinin hayat çizgisidir; bu çizginin kopmaması, ancak mühendislik disipliniyle mümkündür.

Unutulmamalıdır:

Her dönen mil, yalnızca üretimi değil, güvenliği de döndürmelidir.

Bölüm 10 – Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) Kullanımı, Yönetimi ve Denetimi


10.1. Giriş: Kişisel Koruyucu Donanımların İSG Sistemindeki Yeri

Kişisel Koruyucu Donanımlar (KKD), çalışanı işyerindeki bir veya birden fazla tehlikeye karşı doğrudan koruyan son savunma hattıdır.
İş sağlığı ve güvenliğinde temel amaç, tehlikeyi kaynağında yok etmektir; ancak bu mümkün değilse, teknik ve organizasyonel önlemlerden sonra KKD kullanımı zorunlu hale gelir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.5, m.15)
  • Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik (RG: 02.07.2013, 28695)
  • Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği (2016/425/AB)
  • TS EN ISO 13688:2013 standardı (koruyucu giysi genel şartları)

Bu düzenlemeler, işverenin KKD sağlama, çalışanların kullanma ve denetim sorumluluklarını açık biçimde belirler.


10.2. KKD’nin Tanımı ve Kapsamı

Yönetmelik m.4/ç:

“Kişisel koruyucu donanım, çalışanı bir veya birden fazla riske karşı koruyan, giyilen, takılan veya taşınan araç, gereç veya malzemedir.”

KKD’nin kapsamına, çalışan tarafından giyilen veya taşınan tüm koruyucu ekipmanlar girer.
Buna ilave olarak, bu donanımların tamamlayıcı parçaları (örneğin baret içliği, vizör, kulak tıkacı, emniyet kemeri kancası) da KKD kapsamındadır.


10.3. KKD Kullanım İlkeleri (Yönetmelik m.5)

  1. KKD, diğer önlemlerle birlikte uygulanır; tek başına çözüm değildir.
  2. İşveren, her risk için uygun tipte KKD seçmek zorundadır.
  3. KKD kişiye özel olmalıdır; ortak kullanım yalnızca sterilizasyonla mümkündür.
  4. Kullanım öncesinde uygunluk, temizlik ve sağlamlık kontrol edilmelidir.
  5. KKD’ler ücretsiz olarak işveren tarafından sağlanır.
  6. Çalışan, verilen KKD’yi kullanmak ve korumakla yükümlüdür.

Bu ilkeler, “önce mühendislik önlemi, sonra KKD” ilkesinin bir gereğidir.


10.4. KKD Seçiminde Dikkat Edilecek Hususlar

İşveren, uygun KKD seçimini şu kriterlere göre yapmalıdır:

  • Risk türü ve şiddeti (toz, kimyasal, gürültü, düşme vb.),
  • Çalışma ortamı koşulları (sıcaklık, nem, havalandırma, ışık),
  • Kullanıcının fiziksel özellikleri,
  • CE işareti (yasal uygunluk göstergesi),
  • TS EN standardına uygunluk,
  • Kullanım süresi ve konfor seviyesi.

Her KKD’nin, üretici tarafından düzenlenmiş bir “Uygunluk Beyanı” (Declaration of Conformity) bulunmalıdır.


10.5. KKD Türleri ve Uygulama Alanları

KKD’ler risk türüne göre sınıflandırılır:

Risk Türü

Kullanılan KKD Türü

İlgili Standart

Baş ve kafa koruması

Baret

TS EN 397

Göz ve yüz koruması

Koruyucu gözlük, vizör

TS EN 166

Kulak koruması

Kulak tıkacı, kulaklık

TS EN 352

Solunum koruması

Toz maskesi, yarım/tam yüz maskesi

TS EN 149 / TS EN 136

El koruması

Kimyasal, ısı veya kesilmeye dayanıklı eldiven

TS EN 388 / TS EN 407

Ayak koruması

Burun korumalı iş ayakkabısı

TS EN ISO 20345

Vücut koruması

Reflektif giysi, koruyucu önlük

TS EN ISO 20471 / TS EN 340

Düşmeye karşı koruma

Emniyet kemeri, yaşam hattı, bağlantı halatı

TS EN 361 / TS EN 363

İnşaat işyerlerinde bu donanımların tam set hâlinde kullanımı zorunludur.


10.6. KKD Kullanımına İlişkin Eğitim ve Bilgilendirme

İşveren, KKD’nin etkin kullanılabilmesi için çalışanlara eğitim vermek zorundadır.
Eğitim içeriği şunları kapsamalıdır:

  • KKD’nin amacı ve koruma düzeyi,
  • Doğru takma ve çıkarma yöntemi,
  • Bakım, temizlik ve depolama,
  • Kullanılmaması durumunda doğacak riskler.

Eğitimler İSG eğitim planına entegre edilmeli ve katılım belgeleri saklanmalıdır (Yönetmelik m.10).


10.7. KKD Bakımı, Onarımı ve Değişimi

KKD’nin etkili koruma sağlayabilmesi için düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.
İşverenin yükümlülükleri:

  • Her vardiya öncesi çalışan tarafından görsel kontrol yapılması,
  • Hasar, yırtılma, deformasyon tespitinde yenisiyle değiştirme,
  • Kullanım süresi dolan KKD’lerin imha edilmesi,
  • Yıkanabilir ürünlerde sterilizasyon kayıtlarının tutulması,
  • Tüm işlemlerin KKD zimmet formuna işlenmesi.

Ayrıca, KKD’ler güneş ışığından, nemden ve kimyasallardan uzak yerlerde muhafaza edilmelidir.


10.8. KKD Zimmet ve Kayıt Sistemi

İşveren, her KKD’yi çalışana zimmetleyerek teslim etmelidir.
Zimmet formunda yer alması gereken bilgiler:

  • Çalışanın adı-soyadı,
  • KKD türü ve adedi,
  • Teslim tarihi,
  • Kullanım süresi,
  • İmza bölümü.

Bu formlar, denetimlerde İSG kayıtlarının önemli bir parçasıdır.
Zimmetin bulunmaması, “KKD sağlanmadığı” anlamına gelir ve işverene idari yaptırım uygulanır.


10.9. Denetim ve Uygunluk Kontrolleri

KKD denetimleri, iş güvenliği uzmanı tarafından düzenli olarak yapılmalıdır.
Denetimlerde kontrol edilen hususlar:

  • KKD’nin CE işareti ve standart numarası,
  • Doğru kullanım ve uyum,
  • Hasar, deformasyon veya uygunsuzluk,
  • Uygun depolama koşulları.

Eksiklik tespit edilirse, düzeltici faaliyet planlanır ve takip edilir.


10.10. İhlaller ve Yaptırımlar

6331 sayılı Kanun m.4 ve m.26 uyarınca, KKD sağlanmaması veya uygunsuz kullanılması durumunda:

  • İşverene idari para cezası uygulanır,
  • Ciddi durumlarda işin durdurulması kararı verilebilir,
  • İş kazası halinde işveren ve sorumlu kişiler kusurlu sayılır.

Çalışan, KKD kullanmadığı için yaralanırsa, işveren “denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği” gerekçesiyle sorumlu olur.


10.11. İnşaat Sektöründe KKD Uygulamaları (Özel Hususlar)

İnşaat sektörü, KKD kullanımının en kritik olduğu alandır.
Örnekler:

  • Baret: Yüksekten düşen cisimlere karşı koruma, zorunlu kullanım (TS EN 397).
  • Reflektif yelek: Görünürlük için zorunlu (özellikle gece çalışmaları).
  • Çelik burunlu ayakkabı: Düşen malzeme ve çivi batmalarına karşı.
  • Tam vücut emniyet kemeri: 3 metreden yüksek çalışma alanlarında zorunlu.
  • Toz maskesi: Beton kesimi, taşlama, zımpara gibi işlerde.
  • Kulaklık veya tıkaç: 80 dB üzerindeki gürültüde.

Bu donanımların hepsi, risk değerlendirmesi sonuçlarına göre planlanmalıdır.


10.12. Sonuç

Kişisel koruyucu donanımlar, işyerinde son bariyer, yani “insan ile tehlike arasındaki son çizgi”dir.
Bu bariyerin güçlü olması, yalnızca dağıtmakla değil, doğru kullanımı kültür haline getirmekle mümkündür.

Unutulmamalıdır:

Bir baretin değeri, bir başın yokluğunda anlaşılır.

Bölüm 11 – Çalışanların İSG Eğitimi, Bilgilendirilmesi ve Katılımı


11.1. Giriş: İSG Kültürünün Temeli – Bilgi ve Katılım

İş sağlığı ve güvenliği kültürünün sürdürülebilir olması, çalışanların yalnızca korunmasıyla değil, bilinçlendirilmesi ve sürece aktif katılımıyla mümkündür.
Eğitim, bir işyerinin güvenlik kültürünü şekillendiren en temel araçtır.

Türkiye’de bu konu;

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.16, m.17)
  • Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (RG: 15.05.2013, 28648)
  • Çalışanların İşyerinde Bilgilendirilmeleri Hakkında Yönetmelik (RG: 24.07.2013, 28717)
    ile düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeler, eğitimlerin içeriği, süreleri, sorumluları ve belgelendirme esaslarını belirler.


11.2. Eğitimlerin Hukuki Dayanağı ve İşverenin Sorumluluğu

Kanun m.17/1:

“İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim almalarını sağlamakla yükümlüdür.”

İşveren;

  • Eğitimleri planlamak,
  • Gerekli eğiticileri sağlamak,
  • Eğitimlerin maliyetini karşılamak,
  • Katılımı belgelemek ve kayıt altına almak zorundadır.

Eğitimler çalışma süresi içinde ve ücretsiz olarak verilmelidir.


11.3. Eğitimin Amacı

Eğitimlerin amacı, çalışanların:

  • Tehlike ve riskleri tanımasını,
  • Doğru davranış biçimlerini geliştirmesini,
  • KKD’leri doğru kullanmasını,
  • Acil durumlarda doğru tepki vermesini,
  • İş kazalarını önleme bilinci kazanmasını sağlamaktır.

Kısacası amaç, “güvenli davranışı otomatikleştirmek”tir.


11.4. Eğitimlerin Türleri

A. İşe Başlama (Oryantasyon) Eğitimi

  • Her yeni çalışan için zorunludur.
  • İşe başlamadan önce verilmelidir.
  • Konular: işyeri tanıtımı, riskler, KKD, acil durum prosedürleri, ilkyardım noktaları.

B. İş Değişikliği Eğitimi

  • Farklı bir göreve veya makineye geçen çalışan için zorunludur.

C. Yeni Teknoloji veya Ekipman Eğitimi

  • Üretim yönteminde değişiklik yapıldığında verilmelidir.

D. Periyodik Yenileme Eğitimi

  • Risk seviyesi ve tehlike sınıfına göre belirli aralıklarla tekrarlanır (Yönetmelik m.11).

11.5. Eğitim Süreleri (Yönetmelik m.11)

Her çalışan için asgari eğitim süreleri şöyledir:

Tehlike Sınıfı

Eğitim Süresi

Tekrar Aralığı

Az Tehlikeli

8 saat

3 yılda bir

Tehlikeli

12 saat

2 yılda bir

Çok Tehlikeli

16 saat

Yılda bir

İnşaat işyerleri çok tehlikeli sınıfta yer aldığı için, her çalışana en az yılda bir 16 saat eğitim verilmelidir.


11.6. Eğitim Konuları (Yönetmelik Ek-1)

Eğitim programı, hem genel hem de işe özgü konuları içermelidir:

Genel Konular:

  • İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı,
  • Çalışan hak ve sorumlulukları,
  • İş kazaları ve meslek hastalıkları,
  • Acil durumlar, yangın, ilkyardım.

İşe Özgü Konular:

  • Kullanılan makinelerin güvenliği,
  • Tehlikeli maddelerle çalışma,
  • Düşme, sıkışma, göçük gibi sektörel riskler,
  • Kaldırma ve taşıma ekipmanlarının güvenliği,
  • KKD kullanımı.

Eğitim içerikleri işyeri tehlike sınıfına göre uyarlanmalıdır.


11.7. Eğitimi Verebilecek Kişiler

Eğitimler yalnızca yetkili kişiler tarafından verilmelidir:

  • İş güvenliği uzmanı,
  • İşyeri hekimi,
  • Bakanlıkça yetkilendirilmiş eğitim kurumları,
  • Alanında uzman teknik eğiticiler.

Eğitimin içeriğine göre çok disiplinli ekipler görevlendirilebilir (örneğin: yangın eğitimi için itfaiye uzmanı).


11.8. Eğitimlerin Belgelendirilmesi ve Kayıt Altına Alınması

Eğitim sonunda her çalışana:

  • Katılım belgesi,
  • Eğitim tarihleri, konuları, eğitmen imzaları bulunan eğitim katılım formu verilir.

Bu belgeler işyerinde 5 yıl süreyle saklanır.
Denetimlerde istenmesi halinde ibraz edilmesi zorunludur.


11.9. Bilgilendirme Yükümlülüğü (Yönetmelik: Bilgilendirme m.5–6)

İşveren, çalışanları işyerindeki riskler hakkında sürekli bilgilendirmek zorundadır:

  • Çalışma ortamındaki tehlikeler,
  • Koruyucu önlemler,
  • Acil durum prosedürleri,
  • İş kazası ve meslek hastalığı kayıtları,
  • KKD kullanımı.

Bilgilendirme, çalışanların anlayabileceği dilde ve seviyede yapılmalıdır.
Yabancı uyruklu çalışan varsa, ana dilinde tercüme edilmiş metinler sağlanmalıdır.


11.10. Çalışanların Katılımı ve Temsil Hakkı (6331 m.18–20)

Çalışan katılımı, İSG sisteminin demokratik yönüdür.
İşveren, çalışanların güvenlik konularında temsil edilmesini ve karar süreçlerine katılımını sağlamalıdır.

Buna göre:

  • Çalışanlar arasından “Çalışan Temsilcisi” seçilir.
  • Temsilci, kurul toplantılarına katılır ve öneri sunar.
  • Çalışanlar, tehlike tespit ettiğinde işverene doğrudan bildirim hakkına sahiptir.
  • Gerekli önlem alınmazsa, çalışmaktan kaçınma hakkı doğar (Kanun m.13).

Bu sistem, çalışanı pasif bir unsur olmaktan çıkarır; İSG’nin ortağı haline getirir.


11.11. Eğitim ve Bilgilendirme Eksikliklerinin Sonuçları

Eğitimlerin verilmemesi, hem idari hem cezai sonuç doğurur:

  • 6331 m.26/1-f: İşveren, eğitim vermediği her çalışan için idari para cezası öder.
  • Eğitim almamış çalışanın yaptığı kazada, işveren kusurlu sayılır.
  • Denetimlerde eksik belge tespiti, faaliyet durdurma gerekçesidir.

Eğitimler yalnızca “evrak” değil, iş kazalarının önlenmesinde doğrudan performans kriteridir.


11.12. Etkin Eğitim İçin Uygulama Önerileri

  • Eğitimler sahadan örneklerle ve görsellerle desteklenmelidir.
  • Tatbikatlar ve vaka analizleri kullanılmalıdır.
  • Eğitim sonrası kısa bilgi testleri yapılmalıdır.
  • Eğitim kayıtları elektronik ortamda (örneğin İSG-KATİP veya ERP sistemi) arşivlenmelidir.
  • Denetim sonuçları, sonraki eğitimlerin içeriğine yansıtılmalıdır.

Bu yöntemler, “ezber değil farkındalık” yaratır.


11.13. Sonuç

İSG eğitimi, yalnızca bir yükümlülük değil; yaşam kültürüdür.
Eğitimli çalışan, tehlikeyi fark eder, önlem alır ve çevresini korur.
Bilgi paylaşımı, güvenliği bireyselden kurumsala taşır.

Unutulmamalıdır:

Eğitim, kaza sonrası pişmanlığın değil, kaza öncesi farkındalığın ilacıdır.

Bölüm 12 – İş Kazalarının ve Meslek Hastalıklarının Bildirimi, Kayıt Altına Alınması ve İncelenmesi


12.1. Giriş: Kayıt ve Bildirimin İSG Yönetimindeki Stratejik Rolü

İş kazaları ve meslek hastalıkları, bir işyerinin gerçek güvenlik performansını ortaya koyan en somut göstergelerdir.
Bu olayların kaydedilmesi, bildirilmesi ve analiz edilmesi; yalnızca yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda önleyici tedbirlerin geliştirilmesi için bilimsel bir zorunluluktur.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.14)
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (m.13–14)
  • İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirimi Tebliği (SGK, 2013)
  • İş Kazalarının ve Meslek Hastalıklarının Kaydı ve Bildirimi Hakkında Yönetmelik (taslak dayanak)

Bu hükümler, kazaların ne şekilde bildirileceğini, süreleri ve sorumlulukları ayrıntılı olarak düzenler.


12.2. İş Kazasının Tanımı

6331 sayılı Kanun m.3/g:

“İş kazası, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olaydır.”

5510 sayılı Kanun m.13 iş kazasını beş ayrı durumda tanımlar:

  1. İşyerinde meydana gelmesi,
  2. İşverenin yürüttüğü iş nedeniyle dış görevde olması,
  3. İşveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş-geliş sırasında,
  4. Emziren kadın çalışanın süt izni sırasında,
  5. Görevli olarak başka bir yere gönderilmesi hâlinde.

Dolayısıyla kazanın işle bağlantısı olması, bildirim için yeterlidir.


12.3. Meslek Hastalığının Tanımı

5510 sayılı Kanun m.14:

“Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal arıza hâlidir.”

SGK Meslek Hastalıkları Listesi (Ek-2 Tebliğ) dört ana grupta incelenir:

  • Kimyasal kaynaklı,
  • Fiziksel etkenlere bağlı (gürültü, titreşim, radyasyon),
  • Biyolojik etkenlere bağlı,
  • Ergonomik ve psikososyal nedenli.

Tanı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından konulur.


12.4. Bildirim Süreleri

İş kazası bildirimi:

  • İşveren tarafından kazadan sonraki 3 iş günü içinde,
  • SGK’ya elektronik ortamda (e-bildirge sistemi) yapılır.
    Kaza, alt işverenin işçisini ilgilendiriyorsa, bildirim asıl işverenin koordinasyonuyla yapılmalıdır.

Meslek hastalığı bildirimi:

  • İşveren, durumdan haberdar olduğu tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ya bildirimde bulunur.
  • Hekim, meslek hastalığı şüphesini fark ettiğinde işvereni yazılı olarak bilgilendirmek zorundadır (6331 m.14/2).

Sürelerin aşılması hâlinde idari para cezası uygulanır ve işverenin kusur oranı artar.


12.5. Bildirim Yükümlülüğü Olan Taraflar

Bildirimden sorumlu kişiler:

  • İşveren veya işveren vekili,
  • Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (hizmeti üstlenmişse),
  • İşyeri hekimi (sağlık yönünden),
  • Çalışan (bilgi verme yükümlülüğü),
  • SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşları.

Bildirim yapılmazsa, iş kazası gizlenmiş sayılır; bu durum hem idari hem adli sonuç doğurur.


12.6. Kaza Sonrası İşlemler ve Kayıt Tutma

Kaza meydana geldiğinde şu adımlar izlenmelidir:

  1. İlk yardım ve güvenlik önlemleri derhal uygulanır.
  2. Olay yeri güvenliğe alınır, fotoğraf ve krokilerle belgelenir.
  3. Kaza inceleme ekibi oluşturulur (uzman, hekim, işveren temsilcisi, çalışan temsilcisi).
  4. Kaza inceleme raporu hazırlanır:
    • Olayın oluş biçimi, zamanı, yeri, tanık ifadeleri,
    • Nedensel analiz (kök neden analizi – 5N1K, balık kılçığı, vs.),
    • Alınan ve alınacak önlemler.
  5. Rapor işverence imzalanır ve arşivlenir.

Yönetmelik m.7 uyarınca bu raporlar en az 5 yıl saklanmalıdır.


12.7. İş Kazası İnceleme ve Analiz Süreci

Kaza analizinde temel amaç, “suçlu bulmak” değil, “tekrarı önlemektir.”
Analiz süreci üç aşamada yürütülür:

  • Olay öncesi: Risk faktörleri, davranış hataları, sistem açıkları, eğitim yetersizlikleri.
  • Olay anı: Zaman, mekan, ekipman, çalışan davranışı, çevresel koşullar.
  • Olay sonrası: Müdahale, iletişim, tatbikat yeterliliği, kayıt tutma.

Bu veriler, İSG kurulunda değerlendirilerek düzeltici/önleyici faaliyet planına dönüştürülür.


12.8. Kaza Bildiriminin SGK ve Bakanlık Süreçleri

SGK:

  • Bildirim alındıktan sonra kaza dosyası açar.
  • İnceleme için Sosyal Güvenlik Denetmenleri görevlendirir.
  • Gerekli hâllerde bilirkişi incelemesi yapılır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı:

  • Ciddi ve ölümle sonuçlanan kazalarda iş müfettişi görevlendirir.
  • İnceleme raporu hazırlanır ve savcılığa gönderilir.

Bu raporlar, cezai ve hukuki süreçlerde delil niteliği taşır.


12.9. Meslek Hastalığı Tespiti ve Bildirimi Süreci

Meslek hastalığının tespiti için süreç şu şekildedir:

  1. İşyeri hekimi tarafından şüphe tespiti,
  2. Yetkili hastaneye (SGK tarafından tanımlı) sevk,
  3. Laboratuvar, radyolojik ve toksikolojik incelemeler,
  4. Meslek Hastalığı Tespit Raporu düzenlenmesi,
  5. SGK’ya ve işverene bildirim yapılması.

Sonrasında SGK, iş kazası/meslek hastalığı dosyası açar ve maluliyet derecesini belirler.


12.10. İstatistiksel Kayıtlar ve Analizler

İşveren, tüm iş kazalarını ve meslek hastalıklarını yıllık olarak kayıt altına almak ve raporlamak zorundadır (6331 m.14/1).
Bu veriler;

  • Kaza sıklık oranı,
  • Kaza ağırlık oranı,
  • Kayıp iş günü sayısı,
  • En çok kazaya neden olan faaliyet türü
    gibi parametrelerle analiz edilir.

Bu analizler, yıllık İSG faaliyet raporuna eklenmelidir.


12.11. Kayıtların Denetimi ve Yaptırımlar

Bildirim veya kayıt yapılmaması durumunda:

  • 6331 m.26/1-g uyarınca işverene idari para cezası uygulanır,
  • SGK tarafından sigorta primi artırımı yapılabilir,
  • Ciddi ihlallerde savcılık soruşturması başlatılır,
  • İSG uzmanı veya hekim görevini ihmal etmişse yetki askısı gündeme gelir.

Her kayıt eksikliği, şeffaflık ilkesinin ihlali olarak kabul edilir.


12.12. İş Kazası Sonrası İyileştirici Faaliyetler

Kaza sonrası süreç yalnızca raporlamayla bitmez; aynı zamanda öğrenme süreci başlatılmalıdır:

  • Düzeltici önlemler belirlenir.
  • Eğitim içerikleri gözden geçirilir.
  • Teknik ekipman ve süreçler yeniden tasarlanır.
  • Çalışanlara psikososyal destek sağlanır.

Amaç, aynı hatanın tekrarlanmasını önlemektir.


12.13. Sonuç

İş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydı, yalnızca istatistik değil, kurumsal hafızadır.
Her kayıt, gelecekteki kazayı önlemek için bir “ders notu”dur.

Unutulmamalıdır:

Bildirilmeyen her kaza, bir sonraki kazaya davetiyedir.

Bölüm 13 – Sağlık Gözetimi, Periyodik Muayeneler ve Çalışan Sağlığı İzleme Süreci


13.1. Giriş: Sağlık Gözetiminin Önleyici Yaklaşımdaki Rolü

İş sağlığı yönetiminin en temel amacı, çalışanların sağlık durumlarını korumak ve işin sağlık üzerindeki etkilerini izlemektir.
Bu nedenle “sağlık gözetimi”, sadece tıbbi muayene değil; risk temelli, sürekli bir izleme ve değerlendirme sürecidir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.15)
  • İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik (RG: 20.07.2013, 28713)
  • Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Usul ve Esaslar Hakkında Rehber (ÇSGB, 2018)
  • İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği

Bu mevzuat, işyeri hekimlerinin sorumluluğunu, sağlık muayenesi türlerini ve periyodik kontrol sıklıklarını düzenler.


13.2. Sağlık Gözetiminin Amacı

Sağlık gözetimi, üç temel hedefe hizmet eder:

  1. Erken tanı: Meslek hastalıklarını, kronik etkilenmeleri veya riskli durumları erken saptamak,
  2. Koruma: Çalışanı riskli işlerden uzaklaştırarak kalıcı zararları önlemek,
  3. İzleme: İşyerinde alınan önlemlerin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmek.

Bu sistem, “önce sağlık” ilkesinin pratik uygulamasıdır.


13.3. Sağlık Gözetimi Kapsamındaki Çalışmalar

İşyeri hekimi tarafından yürütülmesi gereken sağlık gözetimi faaliyetleri şunlardır:

  • İşe giriş, periyodik ve iş değişikliği muayeneleri,
  • Sağlık risklerinin belirlenmesi,
  • Çalışan sağlık kayıtlarının tutulması,
  • Biyolojik maruziyet izleme (kurşun, toz, solvent vb.),
  • Meslek hastalığı şüphesinde sevk ve raporlama,
  • Aşılamalar (tetanoz, hepatit vb.),
  • Gebe, emziren ve genç çalışanların özel gözetimi.

İşyeri hekimi bu sürecin tıbbi koordinatörüdür.


13.4. Sağlık Muayenesi Türleri (Yönetmelik m.15)

Sağlık gözetimi; çalışanların işe başlamadan önce, iş değişikliğinde, sağlık nedeniyle işten uzak kaldıktan sonra ve belirli periyotlarda yapılmalıdır.

Muayene Türü

Amaç

Zamanı

İşe Giriş Muayenesi

Çalışanın işe uygun olup olmadığını belirlemek

İşe başlamadan önce

Periyodik Muayene

Çalışanın iş süresince sağlığının korunması

Tehlike sınıfına göre belirli aralıklarla

İş Değişikliği Muayenesi

Yeni görevin sağlık risklerine uygunluk

İş değişikliğinde

İşe Dönüş Muayenesi

Hastalık/yaralanma sonrası kontrol

30 gün ve üzeri devamsızlık sonrası


13.5. Periyodik Muayene Aralıkları

İşyeri hekimi, risk grubuna göre periyodik muayene sıklığını belirler:

Tehlike Sınıfı

Muayene Aralığı

Az Tehlikeli

En geç 5 yılda bir

Tehlikeli

En geç 3 yılda bir

Çok Tehlikeli

En geç 1 yılda bir

Ancak, sağlık riski yüksek işlerde (örneğin gürültü, solvent, kaynak dumanı, toz maruziyeti) bu süre daha da kısaltılabilir.


13.6. İşe Giriş Sağlık Raporu

6331 m.15/2 uyarınca işveren, çalışanın işe başlamadan önce “işe giriş sağlık raporu” almasını sağlamakla yükümlüdür.
Bu rapor:

  • Yetkili işyeri hekimi tarafından düzenlenir,
  • Tehlike sınıfına uygun risklere göre laboratuvar ve tetkiklerle desteklenir,
  • Elektronik ortamda (İSG-KATİP) oluşturulabilir.

İşyeri hekimi raporda; “İşe uygundur / uygun değildir” şeklinde değerlendirme yapar.
Uygun bulunmayan çalışan, sağlık riski içeren işlerde çalıştırılamaz.


13.7. Maruziyet Bazlı Sağlık Gözetimi

Bazı işlerde çalışanların sağlık gözetimi maruz kaldıkları tehlikeye göre özel muayene ve testlerle yürütülür.
Örneğin:

Risk Türü

İzlenecek Parametre

Sıklık

Gürültü

Odyometri (işitme testi)

Yılda bir

Toz / Silika

Akciğer grafisi, Solunum fonksiyon testi

2 yılda bir

Kurşun / Solvent

Kan ve idrar biyokimyası

6 ayda bir

Titreşim

Kas-iskelet muayenesi

Yılda bir

Ekranlı Araç Kullanımı

Göz muayenesi

2 yılda bir

Bu veriler, işyeri sağlık gözetim planına entegre edilir.


13.8. Özel Risk Grupları İçin Sağlık Gözetimi

  • Gebe ve Emziren Çalışanlar: 4857 sayılı Kanun ve Gebe/Emziren Kadınlar Yönetmeliği’ne göre düşük riskli işlerde çalıştırılmalıdır.
  • Genç Çalışanlar: 18 yaş altı çalışanlarda özel muayene ve onay gerekir.
  • Kronik Hastalığı Olanlar: Kardiyovasküler, solunum, kas-iskelet rahatsızlığı bulunan çalışanlar riskli işlerde sınırlı çalıştırılır.
  • Engelli Çalışanlar: Sağlık durumuna uygun iş seçimi yapılmalıdır.

Bu gruplar için işyeri hekimi özel gözetim planı hazırlar.


13.9. Sağlık Kayıtlarının Tutulması ve Gizlilik İlkesi

Yönetmelik m.15/5:

“Çalışanların sağlık kayıtları gizli tutulur ve işyeri hekimi dışında kimseyle paylaşılmaz.”

Kayıtlarda yer alması gerekenler:

  • Muayene tarihleri,
  • Laboratuvar ve test sonuçları,
  • Rapor ve sevk belgeleri,
  • İşyeri hekimi değerlendirmeleri.

Bu kayıtlar çalışanın işten ayrılmasından sonra 15 yıl süreyle saklanmalıdır.


13.10. Meslek Hastalığı Şüphesi ve Sevk Süreci

İşyeri hekimi, meslek hastalığı şüphesi tespit ettiğinde:

  1. Durumu işverene ve çalışan temsilcisine bildirir,
  2. Çalışanı yetkili sağlık kuruluşuna sevk eder,
  3. Sevk raporunu ve tıbbi belgeleri dosyaya ekler,
  4. Gerektiğinde Bakanlığa ve SGK’ya bildirim yapılmasını sağlar.

Bu süreç, proaktif sağlık yönetiminin en kritik aşamasıdır.


13.11. Sağlık Gözetiminin Kurumsal Entegrasyonu

İşyerlerinde sağlık gözetimi yalnızca hekimin görevi değildir;
iş güvenliği uzmanı, diğer sağlık personeli ve işveren temsilcileriyle koordineli bir biçimde yürütülür.

Bu kapsamda:

  • Yıllık sağlık gözetim planı hazırlanır,
  • Risk değerlendirmesi sonuçlarıyla entegre edilir,
  • Yıllık İSG planına dahil edilir,
  • Sonuçlar İSG kurulunda değerlendirilir.

Bu yapı, İSG yönetim sisteminin tıbbi bileşenini oluşturur.


13.12. Sağlık Gözetiminde Denetim ve Yaptırımlar

İşveren, sağlık gözetimi yükümlülüğünü yerine getirmezse:

  • 6331 m.26/1-ğ uyarınca idari para cezası uygulanır,
  • Çalışan sağlık raporu olmadan işe başlatılırsa iş durdurulabilir,
  • Kaza veya hastalık meydana gelirse işveren kusurlu sayılır.

Ayrıca, sahte rapor düzenleyen veya ihmali bulunan işyeri hekimi hakkında da idari işlem uygulanabilir.


13.13. Sonuç

Sağlık gözetimi, iş sağlığı yönetiminde erken uyarı sistemi işlevi görür.
Kaza öncesi risk analizi ne kadar önemliyse, hastalık öncesi sağlık izlemi de o kadar hayati öneme sahiptir.

Unutulmamalıdır:

İşyerinde en büyük güvenlik yatırımı, çalışan sağlığını korumaktır — çünkü sağlıklı çalışan, güvenli çalışan demektir.

Bölüm 14 – İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları, Görevleri ve Çalışma Esasları


14.1. Giriş: Kurulların İSG Yönetimindeki Stratejik Rolü

İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları (İSG Kurulları), işyerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamını sürekli kılmak amacıyla kurulan karar organlarıdır.
Bu kurullar, yalnızca danışma birimleri değil; işverenin İSG yönetim sisteminin beyni niteliğindedir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.22)
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik (RG: 18.01.2013, 28532)
  • İş Ekipmanlarının Kullanımı, Acil Durum, Risk Değerlendirmesi yönetmelikleri (kurulla ilişkilidir)

Bu düzenlemeler, kurulun kimlerden oluşacağını, görevlerini, toplanma sıklığını ve karar süreçlerini belirler.


14.2. Kurul Kurma Zorunluluğu (Yönetmelik m.4)

Kurul kurma yükümlülüğü şu koşullarda doğar:

  • Elli (50) ve daha fazla çalışan bulunan,
  • Altı aydan uzun süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde,
  • Her işyeri bazında (fabrika, şantiye, atölye vb.) ayrı ayrı kurul oluşturulur.

Ayrıca aynı işverenin birden fazla işyeri varsa, her biri için ayrı kurul kurulur.
Geçici şantiyelerde ise merkezi kurul sistemi kurulabilir.


14.3. Kurulun Oluşumu (Yönetmelik m.5)

Kurul, işyerinin büyüklüğü ve tehlike sınıfına göre aşağıdaki üyelerden oluşur:

  1. İşveren veya işveren vekili (Kurul Başkanı)
  2. İş güvenliği uzmanı
  3. İşyeri hekimi
  4. İnsan kaynakları veya personel sorumlusu
  5. Formen, ustabaşı veya teknik eleman temsilcisi
  6. Çalışan temsilcisi (gizli oylamayla seçilir)
  7. Diğer sağlık personeli (varsa)

Kurulda ayrıca, gereksinim halinde danışman üye veya teknik uzmanlar da görevlendirilebilir.


14.4. Kurulun Görev ve Yetkileri (Yönetmelik m.7)

İSG kurulları, işyerinde önleyici yaklaşımı uygulayan karar mekanizmasıdır.
Başlıca görevleri şunlardır:

  • İşyerinde İSG kurallarının uygulanmasını izlemek,
  • Risk değerlendirmesi çalışmalarını gözden geçirmek,
  • Acil durum planlarını onaylamak,
  • Eğitim programlarını planlamak ve takip etmek,
  • İş kazası ve meslek hastalıklarını incelemek,
  • Düzeltici ve önleyici faaliyetleri karara bağlamak,
  • Denetim raporlarını değerlendirmek,
  • İSG performans göstergelerini izlemek,
  • İSG politikalarının geliştirilmesi için önerilerde bulunmak.

Kurul, bu görevleri yerine getirirken tavsiyede bulunma değil, karar alma yetkisine sahiptir.


14.5. Kurulun Toplanma Sıklığı (Yönetmelik m.9)

Toplantı aralıkları işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir:

Tehlike Sınıfı

Toplantı Aralığı

Az Tehlikeli

Üç ayda bir

Tehlikeli

İki ayda bir

Çok Tehlikeli

Ayda bir

İnşaat işyerleri çok tehlikeli sınıfta olduğundan, her ay düzenli olarak kurul toplantısı yapılması zorunludur.

Acil durumlarda (örneğin kaza, yangın, meslek hastalığı tespiti) olağanüstü toplantı çağrısı yapılabilir.


14.6. Toplantı Usulü ve Karar Alınması

  • Kurul toplantısına çoğunluk sağlanarak başlanır (en az yarıdan bir fazla üye).
  • Kararlar oy çokluğu ile alınır; eşitlik halinde başkanın oyu belirleyicidir.
  • Her toplantı için tutanak düzenlenir ve imzalanır.
  • Kararlar, işveren tarafından uygulanmak üzere onaylanır.
  • Tutanaklar 5 yıl süreyle saklanır.

Kurulda alınan kararlar, İSG planları ve düzeltici faaliyet formlarına işlenmelidir.


14.7. İSG Kurulunun Kararlarının Niteliği

Kurul kararları, işveren açısından bağlayıcı niteliktedir.
İşveren kararı uygulamazsa, gerekçesini yazılı olarak kurula bildirmek zorundadır.
İSG kurulu, bu durumda denetim yetkisine sahip iş müfettişine rapor sunabilir.

Ayrıca, kurul kararlarının uygulanmaması sonucu iş kazası meydana gelirse, işveren ihmal gerekçesiyle hukuki sorumluluk taşır.


14.8. Kurulun İşleyişi ve İç Yazışmalar

Kurul çalışmalarının sürdürülebilmesi için:

  • Her toplantıda bir gündem hazırlanır,
  • Gündem maddeleri en az 48 saat önce üyelere bildirilir,
  • Toplantı tutanakları ve alınan kararlar elektronik veya yazılı ortamda arşivlenir,
  • Uygulama durumu bir sonraki toplantıda değerlendirilir.

Bu sistem, süreklilik ve izlenebilirlik sağlar.


14.9. Kurulun Diğer Birimlerle İlişkisi

Kurul, işyerinde diğer İSG bileşenleriyle entegre çalışır:

  • İşyeri Hekimi: Sağlık gözetim sonuçlarını kurulla paylaşır.
  • İş Güvenliği Uzmanı: Risk analizleri ve saha denetim raporlarını sunar.
  • İşveren: Kaynak tahsisi ve uygulama onaylarını verir.
  • Çalışan Temsilcisi: Sahadaki sorunları ve önerileri gündeme getirir.

Bu etkileşim, İSG yönetim sisteminin organizasyonel sinir ağıdır.


14.10. Alt İşveren ve Asıl İşveren Kurul İlişkisi

Bir işyerinde birden fazla işveren (asıl-alt işveren ilişkisi) varsa:

  • Her alt işveren kendi İSG kurulunu kurar,
  • Asıl işveren, bu kurullarla koordinasyonu sağlar,
  • İhtiyaç halinde “Koordinasyon Kurulu” oluşturulur (Yönetmelik m.11).

Koordinasyon kurulunun amacı; farklı firmalar arasında İSG uygulamalarının uyumlu yürütülmesini sağlamaktır.


14.11. Kurul Sekreteryası ve Takip Sistemi

Kurulun sekreterya görevini genellikle iş güvenliği uzmanı yürütür.
Görevleri:

  • Gündem hazırlığı ve toplantı organizasyonu,
  • Karar defterinin tutulması,
  • Faaliyet planlarının izlenmesi,
  • Raporlama ve yazışmaların yürütülmesi.

Bu sistem, kurul kararlarının yalnızca alınmasını değil, uygulanmasını da garanti altına alır.


14.12. Kurul Kararlarının İzlenmesi ve Değerlendirme Süreci

Her toplantı sonrası:

  • Kararların uygulanma durumu izlenir,
  • Eksikler için düzeltici faaliyet formu düzenlenir,
  • Uygulama oranı % bazında değerlendirilir,
  • Gerekirse yeniden planlama yapılır.

Bu döngü, Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al (PUKÖ) yönetim modelinin İSG’ye yansımasıdır.


14.13. Denetim ve Yaptırımlar

Kurulun hiç oluşturulmaması veya düzenli toplanmaması durumunda:

  • 6331 m.26/1-ğ uyarınca işverene idari para cezası uygulanır,
  • Denetimlerde kurul karar defteri, tutanaklar ve katılım listeleri kontrol edilir,
  • Eksiklikler işin durdurulmasına kadar varan yaptırımlara yol açabilir.

Ayrıca kurulun var olup aktif işlem yapmaması, iş kazası halinde ihmal sayılır.


14.14. Sonuç

İSG kurulları, bir işyerinde güvenlik bilincinin kurumsallaşmış hâlidir.
Kurulun etkinliği, alınan kararlardan değil, bu kararların sahada yaşama geçirilmesinden anlaşılır.

Unutulmamalıdır:

Kurullar, kâğıt üzerinde değil, sahada çalışanların arasında işlerse “güvenlik kültürü” doğar.

Bölüm 15 – İşyerlerinde İSG Denetimleri, Teftişler, İç Kontrol ve Sürekli İyileştirme


15.1. Giriş: Denetimin İSG Yönetimindeki Önemi

İş sağlığı ve güvenliği sisteminde denetim, yalnızca bir kontrol mekanizması değil; sürekli iyileştirmenin motorudur.
Bir işyerinde güvenlik kültürü, yalnızca kuralların varlığıyla değil, uygulamaların düzenli olarak denetlenip geliştirilmeleriyle olgunlaşır.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.24–26)
  • İş Teftişi Tüzüğü
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (m.9 ve m.12)
  • İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik (m.7/g)

Bu hükümler, hem Bakanlık denetimlerini hem de işverenin kendi iç denetim sorumluluklarını düzenler.


15.2. Denetim Türleri

İSG alanındaki denetimler dört ana grupta sınıflandırılır:

  1. İdari Denetim (Bakanlık Teftişi):
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından yapılan resmî denetimlerdir.
  2. İç Denetim (Kurumsal Denetim):
    İşveren veya İSG profesyonelleri tarafından yapılan planlı kontrol faaliyetleridir.
  3. Bağımsız / Dış Denetim:
    Akredite kurumlar, müşteri veya sertifikasyon kuruluşları tarafından yapılır (örneğin ISO 45001 denetimleri).
  4. Öz Denetim (Self-Audit):
    Çalışanların bireysel farkındalık denetimleridir; davranışsal güvenlik yaklaşımının temelidir.

15.3. Bakanlık Tarafından Yapılan İSG Teftişleri

6331 m.24 gereğince, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri;

  • İşyerlerinde İSG hükümlerinin uygulanmasını,
  • Kayıt, belge ve raporların doğruluğunu,
  • Risk değerlendirmesi, eğitim ve sağlık gözetimi yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğini denetler.

Teftiş türleri:

  • Programlı (periyodik) teftişler: Planlı aralıklarla yapılan genel denetimler.
  • Program dışı (ani) teftişler: Şikayet, iş kazası, ölüm, yangın gibi olaylardan sonra yapılan incelemeler.

Denetim sonucunda “Teftiş Raporu” hazırlanır; eksikler için süre verilir ve tekrar kontrol yapılır.


15.4. İşverenin İç Denetim Yükümlülüğü

İşverenin yükümlülüğü yalnızca dış denetimlere yanıt vermek değildir.
Yönetmelik m.9 ve m.12 uyarınca işveren, işyerinde periyodik olarak kendi iç denetim sistemini kurmak zorundadır.

İç denetim kapsamında:

  • İSG politikası, hedefleri ve uygulamaları gözden geçirilir,
  • Risk değerlendirmesi ve acil durum planı güncelliği kontrol edilir,
  • Ekipman, KKD, kayıt ve belgelerin uygunluğu denetlenir,
  • Saha gözlemleri yapılır ve uygunsuzluklar raporlanır.

Denetim sonuçları, İSG Kurulu toplantılarında değerlendirilir.


15.5. Denetim Planlaması ve Sıklığı

İç denetimlerin etkinliği, planlı ve kayıtlı yürütülmesine bağlıdır.

Planlama yapılırken dikkate alınan unsurlar:

  • İşyerinin tehlike sınıfı,
  • Çalışan sayısı,
  • Kazaların sıklığı ve niteliği,
  • Son denetim bulguları,
  • Yeni süreç veya teknoloji değişiklikleri.

Tehlike sınıfına göre iç denetim sıklıkları:

Tehlike Sınıfı

İç Denetim Sıklığı

Az Tehlikeli

6 ayda bir

Tehlikeli

3 ayda bir

Çok Tehlikeli

Aylık

İnşaat işyerlerinde bu denetimler şantiye bazlı yapılmalı, sonuçlar günlük risk kayıtlarına işlenmelidir.


15.6. Denetim Süreci ve Aşamaları

Bir İSG denetimi genellikle şu aşamalarda yürütülür:

  1. Hazırlık Aşaması: Denetim planı, kontrol listesi (checklist), yetkili personel belirlenir.
  2. Uygulama Aşaması: Saha gözlemi, çalışan görüşmeleri, belge incelemesi yapılır.
  3. Değerlendirme Aşaması: Bulgular analiz edilir, uygunsuzluklar sınıflandırılır.
  4. Raporlama: Denetim raporu hazırlanır; sorumlu kişiler, düzeltici faaliyet tarihleri belirlenir.
  5. Takip Denetimi: Önlemlerin uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir.

Denetimler belgelendirilmediği sürece geçerli sayılmaz.


15.7. Denetim Kayıtları ve Raporlama

Her denetim sonunda Denetim Raporu hazırlanır. Raporda şu bilgiler bulunmalıdır:

  • Denetimi yapan kişi(ler)in kimliği,
  • Denetim tarihi, saati, kapsamı,
  • Tespit edilen uygunsuzluklar,
  • Alınması gereken önlemler,
  • Sorumlular ve termin tarihleri,
  • Takip sonuçları,
  • İmza ve onay bölümü.

Bu kayıtlar en az 5 yıl süreyle işyerinde muhafaza edilmelidir.


15.8. Düzeltici ve Önleyici Faaliyetler (DÖF)

Denetimlerin temel amacı, kusur tespiti değil iyileştirmedir.
Her bulgu için bir Düzeltici/Önleyici Faaliyet (DÖF) planı hazırlanır.

  • Düzeltici faaliyet: Mevcut uygunsuzluğu giderme.
  • Önleyici faaliyet: Benzer uygunsuzluğun tekrarını önleme.

Her faaliyet, sorumlu kişi ve bitiş tarihiyle birlikte izlenir.
Tamamlanan faaliyetler, bir sonraki denetimde doğrulanır.


15.9. ISO 45001 Standardı ve Sürekli İyileştirme

Uluslararası iş sağlığı yönetim sistemi standardı olan ISO 45001:2018, denetim ve iyileştirme süreçlerini PUKÖ (Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al) döngüsüyle tanımlar.

Bu modele göre:

  • “Planla”: Risk ve fırsatları belirle.
  • “Uygula”: Önlemleri devreye al.
  • “Kontrol Et”: Denetimlerle performansı ölç.
  • “Önlem Al”: Sürekli gelişim için düzeltici adımlar at.

Kurumsal düzeyde İSG kültürü, bu döngünün sürekliliğiyle olgunlaşır.


15.10. Denetimlerde Kullanılan Kontrol Listeleri

Denetimlerde standart kontrol listeleri kullanılır.
Bu listeler, aşağıdaki başlıklarda yapılandırılır:

  • Fiziksel ortam (aydınlatma, havalandırma, gürültü, sıcaklık),
  • Makine ve ekipman güvenliği,
  • KKD kullanımı,
  • Yangın ve acil durum düzeni,
  • Elektrik ve topraklama güvenliği,
  • İlk yardım düzeni,
  • Belgeler ve kayıtlar (risk analizi, eğitim, sağlık raporu vb.).

Her madde için uygun / uygunsuz / uygulanamaz seçenekleri işaretlenir.


15.11. Denetim Bulgularının Değerlendirilmesi

Bulgular üç kategoride sınıflandırılır:

  • Kritik Uygunsuzluk: Hayati risk içeren durumlar (örneğin koruyucusuz makine).
  • Majör Uygunsuzluk: Ciddi tehlike veya mevzuat ihlali.
  • Minör Uygunsuzluk: Küçük düzeltme gerektiren durumlar.

Kritik uygunsuzluklar için hemen faaliyet durdurulmalı, ilgili alan izole edilmelidir.


15.12. Denetim ve Teftişlerde Yaptırımlar

Teftiş sonucunda tespit edilen ihlallerin niteliğine göre:

  • 6331 m.26 uyarınca idari para cezası,
  • İşin durdurulması (m.25),
  • Kusur tespiti ve adli süreç (TCK m.85) gündeme gelebilir.

Ayrıca, teftişe engel olunması veya kayıt gizlenmesi durumunda savcılığa suç duyurusu yapılır.


15.13. Sürekli İyileştirme Kültürünün Oluşturulması

Denetim sonuçlarının kurumsal faydaya dönüşmesi için:

  • Veriler analiz edilmeli (trend, oran, tekrar eden bulgular),
  • İyileştirme planları yıllık İSG hedeflerine entegre edilmeli,
  • Çalışan öneri sistemi kurulmalı,
  • Başarılı uygulamalar ödüllendirilmelidir.

Bu yaklaşım, “denetim korkusu değil, öğrenme kültürü” oluşturur.


15.14. Sonuç

Denetim, İSG sisteminde “sorgulama” değil, “gelişim” aracıdır.
Etkili bir denetim, yalnızca eksikleri bulmaz; aynı zamanda güvenli davranışı kalıcı hale getirir.

Unutulmamalıdır:

Gerçek güvenlik, denetimden korkmayan; denetimle güçlenen kurumlarda yaşar.

Bölüm 16 – İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Raporlama ve Dokümantasyon Sistemi


16.1. Giriş: Belgelerin İSG Yönetimindeki Temel Fonksiyonu

İş sağlığı ve güvenliği yönetimi, yalnızca uygulama süreçlerinden değil; kayıt, raporlama ve dokümantasyon sisteminin sürekliliğinden güç alır.
Belgeler, İSG’nin denetlenebilirliğini, şeffaflığını ve sürekliliğini sağlar.
Yasal olarak, işverenin sorumluluklarının büyük bölümü belgelerle ispatlanabilir niteliktedir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.14, m.22, m.26)
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği (m.9 ve m.11)
  • İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik (m.11)
  • Risk Değerlendirmesi, Eğitim, Acil Durum, Sağlık Gözetimi Yönetmelikleri

Bu düzenlemeler, her İSG faaliyetinin kayıt altına alınmasını ve arşivlenmesini zorunlu kılar.


16.2. İSG Dokümantasyonunun Amacı

İSG dokümantasyonu, yalnızca “evrak düzeni” değil; bilimsel kayıt ve kanıt sistemidir.
Amaçları şunlardır:

  • Alınan önlemleri, yapılan faaliyetleri ve sonuçlarını kayıt altına almak,
  • Denetimlerde ve hukuki süreçlerde delil teşkil etmek,
  • Sürekli iyileştirme için veri sağlamak,
  • Kurumsal hafıza oluşturmak,
  • Risk, eğitim ve sağlık verilerinin entegrasyonunu sağlamak.

Belgeler, “yapıldı” demenin değil, “nasıl ve ne ölçüde yapıldığını gösterebilmenin” aracıdır.


16.3. Kayıt ve Dokümantasyon Kapsamı

İşyerinde tutulması zorunlu temel İSG belgeleri şunlardır:

  1. Risk Değerlendirmesi Dokümanı
  2. Acil Durum Planı
  3. İSG Eğitim Kayıtları ve Katılım Belgeleri
  4. Sağlık Muayene ve Gözetim Kayıtları
  5. İş Kazası ve Meslek Hastalığı Kayıtları
  6. İSG Kurulu Karar Defteri ve Tutanakları
  7. Denetim ve Düzeltici Faaliyet Raporları
  8. KKD Zimmet Formları
  9. Periyodik Kontrol Raporları (ekipman, elektrik, topraklama vb.)
  10. Yıllık İSG Faaliyet Planı ve Değerlendirme Raporu

Bu belgeler, işyerinin yasal uygunluğunu ve yönetimsel olgunluğunu gösterir.


16.4. İSG Kayıtlarının Türleri

Kayıtlar üç ana kategoride sınıflandırılır:

  • Operasyonel kayıtlar: Günlük iş güvenliği formları, saha kontrol listeleri, denetim raporları.
  • Yasal kayıtlar: Kanun ve yönetmelik gereği tutulması zorunlu belgeler (örneğin sağlık raporları, risk değerlendirmesi).
  • Analitik kayıtlar: Kaza istatistikleri, analiz tabloları, performans raporları.

Bu yapı, İSG’nin teknik ve idari yönlerinin bütünleşmesini sağlar.


16.5. Kayıtların Tutulma ve Saklama Süreleri

Yönetmeliklere göre, bazı belgelerin saklama süreleri açıkça tanımlanmıştır:

Belge Türü

Saklama Süresi

Dayanak

Risk değerlendirmesi

5 yıl

Risk Değerlendirmesi Yön. m.11

Eğitim kayıtları

5 yıl

Eğitim Yön. m.12

Sağlık muayeneleri

15 yıl

İşyeri Hekimi Yön. m.15

İSG Kurulu tutanakları

5 yıl

Kurullar Yön. m.11

İş kazası / meslek hastalığı kayıtları

Süresiz (arşivlik)

6331 m.14

Periyodik kontrol raporları

5 yıl

Ekipman Yön. Ek-III

Bu kayıtlar elektronik ortamda tutulabilir; ancak aslı gibidir ibaresiyle onaylı olmalıdır.


16.6. Elektronik Kayıt Sistemleri ve Dijital Arşivleme

Günümüzde İSG dokümantasyonu giderek dijital platformlara taşınmıştır.
Bakanlık sistemi olan İSG-KATİP, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve OSGB kayıtlarının merkezi yönetimini sağlar.

İşyerlerinde ayrıca:

  • Elektronik denetim formları,
  • Dijital risk analizi sistemleri,
  • Eğitim modül yazılımları,
  • Sağlık kayıt veri tabanları kullanılabilir.

Bu sistemler sayesinde veriler güvenli biçimde saklanır, analiz edilebilir ve anlık erişim sağlanır.


16.7. Raporlama Yükümlülükleri

İşverenin ve İSG profesyonellerinin bazı zorunlu raporları periyodik olarak düzenlemesi gerekir:

  • Yıllık İSG Değerlendirme Raporu (İşyeri Hekimi ve Uzman tarafından hazırlanır)
  • Yıllık Çalışma Planı
  • Acil Durum Tatbikat Raporu
  • Kaza / Olay İnceleme Raporu
  • Denetim Sonuç Raporları

Bu raporlar, hem iç denetimlerde hem de Bakanlık teftişlerinde talep edilir.


16.8. Dokümantasyonun Yönetim Sistemiyle Entegrasyonu

Dokümantasyon sistemi, ISO 45001:2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi standartlarıyla entegre edilmelidir.
Bu standart; dokümanların oluşturulması, revizyonu, onayı, erişimi ve saklanması için net kurallar getirir.

Her belge için:

  • Sürüm numarası,
  • Yayın tarihi,
  • Revizyon tarihi,
  • Onaylayan kişi,
  • Dağıtım listesi
    bilgileri bulunmalıdır.

Bu sistem, belgenin güvenilirliğini ve izlenebilirliğini garanti eder.


16.9. Kayıtların Denetimi ve Doğrulanması

İSG kayıtlarının doğruluğu, hem iç hem dış denetimlerde kontrol edilir.
Denetimde şu hususlar sorgulanır:

  • Belgelerin güncelliği,
  • İmzaların tamlığı,
  • Eksik veya çelişkili veriler,
  • Raporlarla fiili durumun uyumu.

Yanlış veya eksik belgeler, “dokümantasyon uygunsuzluğu” olarak değerlendirilir ve cezai yaptırıma neden olabilir.


16.10. Bilgi Güvenliği ve Gizlilik

Sağlık kayıtları, kaza raporları ve personel verileri kişisel veri niteliğindedir.
Bu nedenle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında gizlilik ilkelerine uyulmalıdır.
Erişim yalnızca yetkili kişilere verilmeli, belgeler şifreli veya kilitli ortamda muhafaza edilmelidir.


16.11. Dokümantasyonun Sürekli Güncellenmesi

İSG belgeleri “hazırlandıktan sonra unutulan dosyalar” değildir.
Her belge, süreç değişiklikleri, yeni riskler, ekipman değişimi veya mevzuat güncellemeleri sonrası revize edilmelidir.

Belge revizyonu;

  • Revizyon numarasıyla izlenir,
  • Önceki versiyonlar arşivlenir,
  • Revizyon tarihçesi kayıt altına alınır.

16.12. Kurumsal Hafıza ve Bilgi Yönetimi

Kayıt sistemi, yalnızca yasal yükümlülük değil, aynı zamanda kurumsal bilgi yönetimi aracıdır.
İş kazalarından, sağlık muayenelerinden, risk analizlerinden elde edilen veriler; gelecekteki kararların temelini oluşturur.

İyi yapılandırılmış bir İSG kayıt sistemi, işyerinin güvenlik kültürünü ölçülebilir hale getirir.


16.13. Sonuç

Kayıt tutmak, yalnızca geçmişi belgelemek değil; geleceği güvence altına almaktır.
Belgeler, İSG sisteminin hafızasıdır — unutkan bir sistem, güvenli olamaz.

Unutulmamalıdır:

Kalem, kask kadar koruyucudur; çünkü yazılmayan önlem, alınmamış sayılır.

Bölüm 17 – İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri (ISO 45001) ve Kurumsal Uygulamalar


17.1. Giriş: Yönetim Sistemleri Yaklaşımının Önemi

Günümüzde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetimi, yalnızca yasal uyumun değil; kurumsal sürdürülebilirliğin ve stratejik risk yönetiminin de temel unsurudur.
Bu anlayışın merkezinde, yönetim sistemi yaklaşımı yer alır: risklerin planlı biçimde yönetildiği, sürekli iyileştirmenin esas alındığı, belgeye dayalı bir sistem.

İSG yönetim sistemlerinin uluslararası çerçevesi, ISO 45001:2018 – İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı ile belirlenmiştir.
Bu standart, OHSAS 18001’in yerini almış ve dünya genelinde kabul görmüştür.


17.2. ISO 45001 Standardının Hukuki Temeli

Türkiye’de ISO 45001, doğrudan zorunlu olmasa da 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile uyumlu bir yönetim çerçevesi sunar.
Standart, şu yasal temellerle bütünleşir:

  • 6331 sayılı Kanun: İşverenin genel yükümlülükleri (m.4, m.10, m.11)
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
  • Acil Durum Yönetmeliği
  • İSG Kurulları Yönetmeliği
  • Eğitim, sağlık gözetimi ve kayıt yükümlülükleri

Yani ISO 45001, mevzuatın “nasıl uygulanacağına” dair yönetimsel bir model sunar.


17.3. ISO 45001’in Temel Prensipleri

ISO 45001, diğer ISO yönetim sistemleri (9001 kalite, 14001 çevre) ile “Yüksek Düzey Yapı (High Level Structure – HLS)” ilkesine dayanır.
Bu yapı, tüm sistemlerin aynı mantıkla çalışmasını sağlar.

Temel prensipler:

  1. Kurumsal bağlam ve paydaş analizi,
  2. Liderlik ve çalışan katılımı,
  3. Risk ve fırsat temelli düşünme,
  4. Hedef belirleme ve performans izleme,
  5. Sürekli iyileştirme (PUKÖ döngüsü).

Bu yapı, İSG’yi “reaktif” değil, proaktif bir yönetim alanına dönüştürür.


17.4. ISO 45001’in Yapısı (Ana Maddeler)

Standardın bölümleri şu şekilde düzenlenmiştir:

  1. Kapsam
  2. Atıf yapılan standartlar
  3. Terimler ve tanımlar
  4. Kurumun bağlamı
  5. Liderlik ve çalışan katılımı
  6. Planlama (riskler, fırsatlar, hedefler)
  7. Destek (kaynak, eğitim, iletişim, dokümantasyon)
  8. Operasyonel kontrol
  9. Performans değerlendirmesi
  10. İyileştirme

Bu yapı, İSG sisteminin her aşamasına “ölçülebilirlik” kazandırır.


17.5. Kurumun Bağlamı ve Paydaş Analizi

İlk aşama, işyerinin bağlamını (context) analiz etmektir.
Yani:

  • Hangi risk ortamında faaliyet gösteriliyor?
  • Paydaşlar kimlerdir (çalışanlar, tedarikçiler, kamu, toplum)?
  • Mevzuat yükümlülükleri nelerdir?
  • İç süreçlerin güçlü ve zayıf yönleri nelerdir?

Bu analiz sonucunda kurumun “İSG hedefleri” gerçekçi ve ölçülebilir şekilde tanımlanır.


17.6. Liderlik ve Çalışan Katılımı

ISO 45001, İSG’nin yalnızca uzmanların işi değil; liderlik sorumluluğu olduğunu vurgular.
İşveren veya üst yönetim:

  • İSG politikasını oluşturmak,
  • Kaynakları sağlamak,
  • Çalışan temsilcilerinin katılımını garanti etmek,
  • Sıfır kaza kültürünü teşvik etmekle yükümlüdür.

Bu madde, örgütsel sahiplenmeyi zorunlu kılar.
Çalışanlar ise yalnızca uygulayıcı değil, sistemin aktif paydaşıdır.


17.7. Planlama: Risk ve Fırsat Temelli Yaklaşım

ISO 45001’in en yenilikçi yönü, yalnızca tehlikelere değil, fırsatlara da odaklanmasıdır.
Bu kapsamda:

  • Tehlike tanımlama (hazard identification),
  • Risk analizi ve önceliklendirme,
  • İSG fırsatlarının belirlenmesi (örneğin otomasyon, eğitim, dijital denetim sistemleri),
  • Hedeflerin belirlenmesi ve ölçütlendirilmesi yapılır.

Risk planları, ISO 31000 “Risk Yönetimi” standardıyla uyumlu biçimde oluşturulur.


17.8. Destek Fonksiyonları: Eğitim, Kaynak ve Dokümantasyon

İSG sisteminin sürdürülebilmesi için kurumsal destek şarttır:

  • Eğitim planları ve yetkinlik takibi,
  • Bilgi yönetimi ve iletişim protokolleri,
  • İSG dokümantasyon sistemi,
  • Maddi ve teknik kaynak tahsisi.

Her bir faaliyet, “dokümante edilmiş bilgi (documented information)” olarak saklanmalıdır.


17.9. Operasyonel Kontrol

Bu aşama, sistemin sahaya indiği yerdir.
İçerir:

  • Tehlikeli faaliyetlerin kontrolü,
  • Taşeron yönetimi ve tedarikçi güvenliği,
  • Değişiklik yönetimi,
  • Acil durum prosedürleri,
  • İş izin sistemi (work permit system).

İnşaat işyerlerinde bu madde, saha güvenliği planı ve günlük risk değerlendirmesi formlarıyla desteklenir.


17.10. Performans Değerlendirmesi

Kuruluş, İSG performansını izlemek için göstergeler belirler:

  • Kaza sıklık oranı (KSO),
  • Kaza ağırlık oranı (KAO),
  • Kayıp iş günü sayısı,
  • Eğitim oranı,
  • Düzeltici faaliyet tamamlama oranı,
  • Denetim bulgu kapanma oranı.

Sonuçlar iç denetimler ve yönetim gözden geçirme toplantıları ile değerlendirilir.


17.11. Sürekli İyileştirme (PUKÖ Döngüsü)

ISO 45001’in merkezinde “Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al (PUKÖ)” döngüsü yer alır.

  • Planla: Riskleri belirle, hedefleri koy.
  • Uygula: Önlemleri hayata geçir.
  • Kontrol Et: Denetim ve ölçümlerle sonuçları değerlendir.
  • Önlem Al: Uygulamalardan öğren, sistemi geliştir.

Bu döngü, yaşayan bir İSG sistemi oluşturur.


17.12. ISO 45001 Belgelendirme Süreci

Belgelendirme üç aşamada gerçekleşir:

  1. Hazırlık ve Uyum Analizi: Mevcut sistemin ISO 45001’e göre boşluk analizi yapılır.
  2. Uygulama ve İç Denetim: Gerekli dokümantasyon hazırlanır, sistem test edilir.
  3. Belgelendirme Denetimi: Akredite bir kuruluş (örneğin Türk Loydu, TSE, SGS) tarafından dış denetim yapılır.

Başarılı bulunan işletmelere ISO 45001 Sertifikası verilir (3 yıl geçerli, yıllık gözetim denetimleriyle).


17.13. ISO 45001’in İşletmelere Sağladığı Faydalar

  • Kaza ve meslek hastalıklarının azalması,
  • Mevzuata tam uyum,
  • Kurumsal itibar artışı,
  • Müşteri ve ihale avantajı,
  • Sigorta primlerinde düşüş,
  • Çalışan bağlılığının güçlenmesi,
  • Denetim süreçlerinin kolaylaşması.

Özellikle uluslararası projelerde ISO 45001 sertifikası, yüklenici seçimi kriteri olarak zorunlu hale gelmiştir.


17.14. Sonuç

ISO 45001, İSG’yi bir “yasal yükümlülükten” çıkarıp bir yönetim kültürüne dönüştürür.
Sistemin başarısı, kâğıttaki prosedürlerde değil; sahada yaşayan, öğrenen, gelişen bir organizasyon yaratmasında yatar.

Unutulmamalıdır:

Güvenlik, denetimle değil; sistemle kalıcı olur. Sistem yoksa güvenlik de kalıcı değildir.

Bölüm 18 – Çalışan Katılımı, İletişim ve Güvenlik Kültürünün Geliştirilmesi


18.1. Giriş: Güvenliğin Kalıcı Olması Kültürle Mümkündür

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), yalnızca yasal uyum veya teknik önlem değildir; aynı zamanda bir davranış kültürü meselesidir.
Hiçbir yönetmelik, çalışan katılımı ve iletişim olmadan sahada “güvenli davranışı” kalıcı hâle getiremez.

Bu nedenle, İSG’nin sosyal boyutu olan güvenlik kültürü, sürdürülebilir sistemlerin temelidir.
Kültür, sadece “bilmek” değil; doğruyu alışkanlığa dönüştürme becerisidir.


18.2. Güvenlik Kültürünün Tanımı ve Bileşenleri

Güvenlik kültürü, çalışanların ve yöneticilerin iş güvenliğini değerlere, davranışlara ve karar alma süreçlerine yerleştirmesi anlamına gelir.
Kısaca: “Kimse bakmazken de güvenli davranmak.”

Başlıca bileşenler:

  1. Değerler: Sağlığın öncelikli bir kurum değeri olması.
  2. Tutum: Tehlikeyi fark eden ve önlem alan davranış kalıpları.
  3. Bilgi: Eğitim, farkındalık, teknik bilgi.
  4. İletişim: Yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya açık bilgi akışı.
  5. Katılım: Çalışanların karar süreçlerine dahil olması.
  6. Liderlik: Yöneticilerin örnek davranış sergilemesi.

Bu unsurlar, bir araya geldiğinde “yaşayan bir güvenlik kültürü” doğar.


18.3. Güvenlik Kültürü ile Güvenlik İklimi Arasındaki Fark

  • Güvenlik kültürü: Uzun vadeli, kurumsal ve davranışsal bir yapıdır.
  • Güvenlik iklimi: Çalışanların o anki güvenlik algısını ifade eder.

Kültür, iklimin sürekliliğini sağlar; bu nedenle kurumlar, yalnızca kısa vadeli memnuniyet değil, kalıcı alışkanlık dönüşümüne odaklanmalıdır.


18.4. Çalışan Katılımının Yasal Dayanakları

Çalışan katılımı, 6331 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile güvence altına alınmıştır:

“İşveren, çalışanların ve temsilcilerinin iş sağlığı ve güvenliği konularında görüşlerinin alınmasını ve katılımını sağlar.”

Ayrıca:

  • Çalışan Temsilcisi seçimi (m.20),
  • Kurul üyeliği ve öneri hakkı (İSG Kurulları Yön. m.8),
  • Tehlike bildirim hakkı (m.13)
    çalışan katılımının hukuki temelini oluşturur.

Bu haklar, İSG’nin yalnızca yönetici talimatı değil, ortak bir sorumluluk olduğunun göstergesidir.


18.5. Katılım Mekanizmaları

Kurumsal düzeyde çalışan katılımını sağlamak için kullanılan araçlar şunlardır:

  1. İSG Kurulları ve Çalışan Temsilciliği,
  2. Tehlike Bildirim Formları ve Öneri Sistemleri,
  3. İSG Toplantıları ve Geri Bildirim Oturumları,
  4. Acil Durum ve Tatbikat Katılımları,
  5. Davranışsal Güvenlik Gözlemleri (BBS – Behaviour Based Safety).

Bu sistemler sayesinde çalışan, yalnızca “emir alan” değil, risk yöneten konuma gelir.


18.6. İletişim Kanallarının Kurulması

İSG’nin etkinliği, bilgi akışının hızlı, doğru ve iki yönlü olmasına bağlıdır.
Etkili bir iletişim sistemi:

  • Tehlike bildirimlerini kolaylaştırır,
  • Yanlış anlamaları azaltır,
  • Acil durumlarda zaman kazandırır,
  • Katılımı teşvik eder.

Kullanılabilecek yöntemler:

  • Duyuru panoları, e-posta bilgilendirmeleri,
  • Dijital uygulamalar (örneğin mobil İSG bildirim sistemi),
  • “Güvenlik dakikası” toplantıları,
  • Görsel uyarı sistemleri.

Ayrıca yabancı uyruklu çalışanlar için bilgilendirme materyalleri anadillerinde hazırlanmalıdır.


18.7. Liderlik ve Örnek Davranışın Gücü

İSG kültürünün en güçlü belirleyicisi, liderlerin tutumudur.
Saha şefinden genel müdüre kadar herkesin aynı mesajı vermesi gerekir:

“Güvenlik, öncelik değil; değerimizdir.”

Liderin görevleri:

  • Tehlikeli davranışı görmezden gelmemek,
  • Güvenli davranışı teşvik etmek,
  • Eğitimlere aktif katılım göstermek,
  • Hataları cezalandırmak yerine “öğrenme fırsatı” olarak görmek.

Bu yaklaşım, “korku kültürü” yerine öğrenme kültürü oluşturur.


18.8. Davranışsal Güvenlik Yaklaşımı (BBS)

Davranışsal güvenlik (Behaviour-Based Safety), kazaların çoğunun insan davranışından kaynaklandığı ilkesine dayanır.
Amaç, çalışan davranışlarını gözlemleyerek tehlikeli eğilimleri azaltmak ve güvenli davranışı pekiştirmektir.

Uygulama adımları:

  1. Kritik davranışların belirlenmesi (örneğin KKD kullanımı, yük kaldırma, merdiven kullanımı).
  2. Saha gözlemleri ve kayıt.
  3. Geri bildirim ve eğitim.
  4. Teşvik ve ödüllendirme sistemi.

BBS sistemi, “disiplinle korkutmak” yerine alışkanlıkla öğretmeyi hedefler.


18.9. Eğitim ve Farkındalık Kampanyaları

Güvenlik kültürü ancak sürekli eğitim ile güçlenir.
Etkili uygulamalar:

  • “Her gün 5 dakikalık güvenlik konuşması” (Toolbox Talk),
  • Afiş ve pano çalışmaları,
  • Kaza örnekleri ve görsel analizler,
  • Ödüllü yarışmalar (“Ayın Güvenli Çalışanı”),
  • Güncel mevzuat ve teknik gelişmelerin paylaşımı.

Amaç, güvenliği sürekli hatırlatmak ve “bilinç yorgunluğu”nu önlemektir.


18.10. Tehlike Bildirimi ve Geri Bildirim Kültürü

Her çalışan, fark ettiği tehlikeyi cezalandırılma korkusu olmadan bildirebilmelidir.
Bunun için:

  • Kimliği gizli bırakılan bildirim formları,
  • Dijital sistemler veya mobil uygulamalar,
  • “Güvenli Davranış Öneri Kutuları” kurulmalıdır.

Bildirimler değerlendirilmeli, sonucu bildirilmeli ve öneride bulunan çalışan takdir edilmelidir.


18.11. Güvenlik Kültürünün Ölçülmesi

Güvenlik kültürü soyut bir kavram olsa da ölçülebilir.
Kullanılan araçlar:

  • Anketler (Güvenlik Kültürü Anketi – Safety Culture Survey)
  • Gözlem formları (Davranış Gözlemi Formu)
  • Kaza oranı ve “yakın kaza” (near miss) istatistikleri
  • Eğitim katılım oranları

Bu veriler, yıllık İSG performans raporlarında analiz edilmelidir.


18.12. Kurumsal Güvenlik Kültürünün Olgunluk Düzeyleri

Bir işletmenin güvenlik kültürü beş seviyede olgunlaşır:

Seviye

Tanım

Özellik

1. Reaktif

Kaza olunca önlem alınır.

Suçlayıcı yaklaşım hakimdir.

2. Uyum Odaklı

Yasal zorunluluklarla hareket edilir.

Kayıtlar tam, farkındalık sınırlıdır.

3. Katılımcı

Çalışan önerileri dikkate alınır.

İletişim iki yönlüdür.

4. Proaktif

Riskler öngörülür, önlem alınır.

Eğitim ve analiz sistematiktir.

5. Yenilikçi / Olgun

Güvenlik kültürü kurumun DNA’sına işlemiştir.

Sürekli iyileştirme ve liderlik hakimdir.

Amaç, her zaman olgun kültür seviyesine ulaşmaktır.


18.13. Sonuç

İSG kültürü, bir şirketin “nasıl çalıştığının” değil, “nasıl düşündüğünün” göstergesidir.
Kask, eldiven, uyarı levhası gibi fiziksel araçlar, bu düşünce kültürü olmadan yalnızca yüzeysel koruma sağlar.

Unutulmamalıdır:

Güvenlik kültürü, duvarlara asılan afişlerle değil; insanların kalbine işleyen alışkanlıklarla yaşar.

Bölüm 19 – Alt İşveren (Taşeron) İlişkilerinde İSG Uygulamaları ve Koordinasyon


19.1. Giriş: Çok İşverenli İşyerlerinde İSG’nin Önemi

Modern üretim ve inşaat sektörlerinde, işlerin büyük bölümü alt işveren (taşeron) veya yüklenici–alt yüklenici ilişkileriyle yürütülmektedir.
Bu yapı, üretim esnekliği sağlasa da İSG yönetimi açısından ciddi koordinasyon riskleri doğurur.

Çünkü aynı alanda, farklı işverenlere bağlı çalışan gruplar bulunur; her biri kendi ekipmanı, sorumluluğu ve iş organizasyonuna sahiptir.
Bu durumda, İSG sorumluluklarının paylaşımı ve koordinasyonun sağlanması, hayati önem taşır.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.5, m.23)
  • 4857 sayılı İş Kanunu (m.2)
  • Alt İşverenlik Yönetmeliği (RG: 27.09.2008, 27010)
  • İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik (m.11)
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (m.15)

19.2. Alt İşveren Kavramı ve Hukuki Tanım

4857 sayılı İş Kanunu m.2/6:

“Bir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işte çalıştıran diğer işverene alt işveren denir.”

Burada üç kilit unsur vardır:

  1. Asıl işveren – alt işveren ilişkisi açıkça tanımlanmalıdır.
  2. İş sözleşmesi (hizmet alım sözleşmesi) yazılı olmalıdır.
  3. Alt işverenin işçileri, işin gereği dışında çalıştırılamaz.

19.3. Asıl İşverenin Sorumluluğu (6331 m.4)

İSG açısından en önemli ilke şudur:

“Asıl işveren, alt işverenin işçilerinin de iş sağlığı ve güvenliğinden sorumludur.”

Yani alt işverenin varlığı, işverenin İSG sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Asıl işveren, aşağıdaki yükümlülükleri üstlenir:

  • Alt işverenlerin risk değerlendirmelerini kontrol etmek,
  • Çalışanlarının eğitim belgelerini doğrulamak,
  • Acil durum planı ve koordinasyonunu sağlamak,
  • Ortak alanlarda alınacak önlemleri belirlemek,
  • Kurul kararlarını alt işverenlerle paylaşmak.

Bu nedenle asıl işveren, “koordinatör işveren” konumundadır.


19.4. Alt İşverenin Sorumluluğu

Alt işveren, kendi işçileri üzerinde doğrudan sorumludur.
Yükümlülükleri:

  • Kendi risk değerlendirmesini yapmak,
  • Eğitim, KKD, sağlık muayenesi sağlamak,
  • İSG uzmanı ve hekim görevlendirmek (veya OSGB hizmeti almak),
  • Asıl işverenin aldığı önlemlere uymak,
  • İSG Kurulu kararlarını yerine getirmek.

Alt işveren, ayrıca çalışanlarının sahadaki davranışlarından da sorumludur.


19.5. Koordinasyon Yükümlülüğü (6331 m.23)

Bir işyerinde birden fazla işveren faaliyet gösteriyorsa:

  • İşverenler birbirlerini yazılı olarak bilgilendirmekle,
  • Koordinasyonu sağlamakla,
  • Ortak önlemleri belirlemekle yükümlüdür.

Yani İSG açısından işbirliği zorunludur.
Bu koordinasyonun yönetilmesi için genellikle “İSG Koordinatörü” görevlendirilir (özellikle inşaat işyerlerinde).


19.6. İSG Kurullarında Koordinasyon

İSG Kurulları Yönetmeliği m.11 gereğince:

“Bir işyerinde birden fazla kurul oluşturulmuşsa, bunların çalışmalarında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak üzere asıl işveren tarafından bir koordinasyon kurulu oluşturulur.”

Koordinasyon kurulunun görevleri:

  • Ortak riskleri değerlendirmek,
  • Acil durum ve tatbikat planlarını bütünleştirmek,
  • Kaza ve olay analizlerini paylaşmak,
  • Eğitim planlarını eşgüdüm içinde yürütmek.

Bu sistem, özellikle şantiyelerde farklı firmaların aynı alanda çalıştığı durumlarda zorunludur.


19.7. Ortak Kullanılan Alanlarda İSG Önlemleri

Asıl ve alt işverenler, ortak kullanılan alanlardaki (örneğin iskele, merdiven, vinç, elektrik panosu) riskler için birlikte önlem almak zorundadır.
Sorumluluk dağılımı şu şekilde yapılır:

Alan

Sorumlu Taraf

Ortak erişim yolları, merdiven, geçit

Asıl işveren

Kendi çalışma alanı, ekipmanı

Alt işveren

Ortak kullanılan ekipman (vinç, kompresör vb.)

Koordinasyonla belirlenir

Tartışma durumunda, en yüksek güvenlik standardı esas alınır.


19.8. Risk Değerlendirmesi ve Koordinasyon

Her alt işveren kendi risk değerlendirmesini yapmak zorundadır; ancak bu analizler:

  • Asıl işverenin genel risk değerlendirmesiyle entegrasyon içinde olmalıdır (Yönetmelik m.15).
  • Ortak tehlikeler (örneğin yangın, elektrik, düşme) tek bir plan altında birleştirilmelidir.

Bu sayede “risk boşlukları” veya “sorumluluk çatışmaları” önlenir.


19.9. Eğitim, Sağlık Gözetimi ve Belgeler

Asıl işveren, alt işveren çalışanlarının belgelerini kontrol etmek zorundadır.
İşyerine girişten önce şu belgeler tam olmalıdır:

  • İSG eğitim belgesi (Yönetmelik m.11),
  • İşe giriş sağlık raporu (6331 m.15),
  • KKD zimmet formu,
  • Mesleki yeterlilik belgesi (MYK).

Eksik belgeyle çalışmaya izin verilmesi hâlinde asıl işveren de sorumlu tutulur.


19.10. Acil Durum Planı ve Ortak Tatbikatlar

Acil Durum Yönetmeliği m.8 uyarınca:
Birden fazla işverenin bulunduğu işyerlerinde acil durum planları koordineli hazırlanır.
Tatbikatlar ortak yapılır ve her işveren kendi çalışanlarını bilgilendirir.
Toplanma alanı, tahliye yolları, iletişim zinciri tek sistem altında tanımlanmalıdır.


19.11. Kaza Durumunda Sorumluluk Paylaşımı

Bir alt işveren çalışanının iş kazası geçirmesi durumunda:

  • Asıl işveren, genel İSG önlemlerinin yetersizliğinden,
  • Alt işveren, doğrudan işin yürütülmesinden,
  • OSGB veya İSG profesyonelleri ise ihmal ve görev kusurundan sorumlu tutulabilir.

Kusur oranı, her tarafın yükümlülüğünü ne ölçüde yerine getirdiğine göre belirlenir.
Bu nedenle kayıt, denetim ve iletişim sistemleri titizlikle yürütülmelidir.


19.12. Sözleşme ve Protokol Düzeni

Asıl ve alt işveren arasında mutlaka yazılı sözleşme bulunmalıdır.
Bu sözleşmede:

  • İSG sorumluluk paylaşımı,
  • Ekipman kullanımı,
  • Eğitim ve sağlık kayıtları,
  • Denetim hakları,
  • Kaza bildirim prosedürleri
    açıkça belirtilmelidir.

Uygulamada bu belge genellikle “Alt İşveren İSG Protokolü” olarak düzenlenir.


19.13. Denetim, İzleme ve Performans Değerlendirmesi

Asıl işveren, alt işverenlerin İSG uygulamalarını düzenli olarak denetlemelidir.
Denetim sonuçları;

  • Uygunsuzluk raporu,
  • Düzeltici faaliyet planı,
  • Performans puanlaması
    ile kayıt altına alınır.

Sürekli uygunsuzluk gösteren taşeron firmalar, liste dışı (blacklist) uygulanarak projeden çıkarılabilir.


19.14. Sonuç

Alt işveren ilişkilerinde İSG yönetimi, yalnızca belge takibi değil; etkin koordinasyon, açık iletişim ve denetim zinciri gerektirir.
Her işveren kendi sınırlarını bilirken, ortak güvenlik kültürüne katkı sunmak zorundadır.

Unutulmamalıdır:

Aynı sahada iki işveren varsa, güvenlik de ortaktır; sorumluluk bölünmez.

Bölüm 20 – İş Ekipmanlarının Kullanımı, Bakımı ve Periyodik Kontrolleri


20.1. Giriş: İş Ekipmanlarının Güvenli Kullanımının Önemi

İş ekipmanları, üretim sürecinin bel kemiğidir; ancak uygunsuz kullanıldığında veya bakımı ihmal edildiğinde, ciddi iş kazalarının başlıca nedenlerinden biri hâline gelir.
Bu nedenle ekipman güvenliği, yalnızca teknik bir konu değil; hukuki, idari ve organizasyonel bir sorumluluk alanıdır.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10)
  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği (RG: 25.04.2013, 28628)
  • Makine Emniyeti Yönetmeliği (2006/42/AT)
  • Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği
  • Basınçlı Kaplar Yönetmeliği
  • Kaldırma Ekipmanları Güvenlik Rehberi (ÇSGB)

Bu mevzuatlar, ekipmanların tasarımından kullanımına, bakımından periyodik kontrolüne kadar tüm aşamaları düzenler.


20.2. İş Ekipmanı Tanımı (Yönetmelik m.4/a)

“İş ekipmanı: İşin yapılmasında kullanılan herhangi bir makine, alet, tesis ve tesisatı ifade eder.”

Bu kapsamda; matkap, vinç, forklift, kompresör, basınçlı kap, jeneratör, iskele, merdiven, hatta el aletleri bile iş ekipmanı sayılır.
Dolayısıyla işverenin yükümlülüğü yalnızca ağır makinelere değil, tüm ekipmanlara yöneliktir.


20.3. İşverenin Genel Sorumluluğu (Yönetmelik m.5)

İşveren;

  • Kullanılan tüm ekipmanların güvenli ve uygun olmasını,
  • Uygun teknik bakım ve periyodik kontrollerin yapılmasını,
  • Kullanıcıların eğitimli ve yetkin olmasını,
  • Uygunsuz ekipmanların kullanımdan men edilmesini
    sağlamakla yükümlüdür.

Bu yükümlülük, “sorumluluğun devredilemezliği” ilkesi gereğince işverenin üzerinde kalır.


20.4. İş Ekipmanlarının Kullanımında Temel İlkeler

Ekipman güvenliğinde temel esaslar şunlardır:

  1. Uygunluk ilkesi: Ekipman, yapılacak işe ve ortama uygun olmalıdır.
  2. Ergonomi ilkesi: Çalışan, ekipmanı rahat ve güvenli şekilde kullanabilmelidir.
  3. Bakım ve kontrol ilkesi: Kullanım süresince işlevini güvenle yerine getirmelidir.
  4. Yetkinlik ilkesi: Ekipmanı sadece eğitimli ve yetkilendirilmiş kişiler kullanabilir.
  5. Belgelendirme ilkesi: Ekipmanın periyodik kontrolü belgelenmiş olmalıdır.

20.5. Ekipmanların Güvenli Tasarımı ve CE İşareti

Makine Emniyeti Yönetmeliği (2006/42/AT)’ye göre piyasaya arz edilen tüm makinelerde:

  • CE uygunluk işareti,
  • AT Uygunluk Beyanı,
  • Kullanım kılavuzu (Türkçe) bulunmak zorundadır.

CE işareti, makinenin temel sağlık ve güvenlik gereklerine uygun olduğunu gösterir; ancak tek başına yeterli değildir.
Kullanım alanındaki riskler ayrıca değerlendirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.


20.6. Periyodik Kontrolün Tanımı (Yönetmelik m.7)

“Periyodik kontrol: İş ekipmanlarının güvenli şekilde çalışıp çalışmadığını tespit etmek amacıyla yetkili kişilerce yapılan muayene, test ve deneylerdir.”

Bu kontrollerin:

  • Belirli aralıklarla,
  • Yetkili ve mühendislik unvanına sahip kişilerce,
  • Raporla belgelenerek yapılması zorunludur.

Kontrol yapılmadan kullanılan ekipman, işin durdurulmasına neden olabilir.


20.7. Periyodik Kontrol Aralıkları (Ek-III)

Bazı ekipmanlar için mevzuatta açık süreler belirtilmiştir:

Ekipman Türü

Kontrol Aralığı

Kontrolü Yapacak Kişi

Kaldırma ve iletme ekipmanları (vinç, forklift, asansör, caraskal)

1 yıl

Makine mühendisi, teknik öğretmen veya yetkili kişi

Basınçlı kaplar (kompresör, hava tankı, kazan)

1 yıl

Makine mühendisi

Elektrik tesisatı, topraklama, paratoner

1 yıl

Elektrik mühendisi

İskele, platform, merdiven

6 ay

İnşaat mühendisi, teknik eleman

Yangın söndürme sistemi ve tüpler

1 yıl

Yetkili servis / mühendis

Riskin yüksek olduğu durumlarda süreler işyeri hekimi ve İSG uzmanının kararıyla kısaltılabilir.


20.8. Kontrol Yetkisine Sahip Kişiler

Yönetmelik Ek-IV’e göre periyodik kontrolleri yalnızca:

  • Mühendis, teknik öğretmen, tekniker veya teknisyen unvanına sahip kişiler,
  • İlgili meslek alanında TMMOB üyeliği bulunan yetkin kişiler,
  • Gerekli ölçüm ekipmanına sahip kurum veya kişiler
    yapabilir.

Yetkisiz kişilerce yapılan kontroller geçersizdir.


20.9. Periyodik Kontrol Raporu İçeriği

Rapor, EK-III formatına uygun hazırlanmalıdır.
İçermesi gereken bilgiler:

  • Ekipman kimliği (seri no, model, üretici),
  • Kullanım yeri ve tarihi,
  • Kontrol yöntemi (test, deney, gözlem),
  • Ölçüm sonuçları ve değerlendirme,
  • “Kullanılabilir / kullanılmaz” kararı,
  • Kontrolü yapan kişinin adı, unvanı, imzası.

Raporun bir nüshası işyerinde en az 5 yıl saklanmalıdır.


20.10. Uygunsuzluk Tespiti ve Kullanım Yasağı

Kontrol sonucunda ekipmanda güvenlik açığı tespit edilirse:

  • Ekipman derhal kullanımdan kaldırılır,
  • Uyarı etiketi yapıştırılır (“Kullanılması yasaktır”),
  • Düzeltici bakım yapılmadan tekrar kullanılamaz.

Bu durumun göz ardı edilmesi, 6331 m.25 kapsamında işin durdurulmasına yol açabilir.


20.11. Ekipmanların Bakım ve Onarım Kayıtları

İşveren, her ekipman için bir bakım kartı veya dosyası tutmalıdır.
Bu dosyada:

  • Kullanım süresi ve bakım aralıkları,
  • Parça değişim kayıtları,
  • Periyodik kontrol raporları,
  • Operatör eğitim belgeleri yer alır.

Düzenli bakım, yalnızca güvenlik değil, verimlilik ve enerji tasarrufu açısından da zorunludur.


20.12. Operatör Eğitimi ve Yetkilendirme

Kaldırma, taşıma, kazı veya basınçlı sistemlerde görev alan çalışanlar, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı operatör belgesine sahip olmalıdır.
Örneğin:

  • Forklift Operatörlük Belgesi,
  • Vinç Operatörlüğü Belgesi,
  • Kazıcı-Yükleyici Belgesi.

Ayrıca, işbaşı eğitimi (OJT) ile pratik yetkinlik doğrulanmalıdır.


20.13. Ortak Kullanım Ekipmanlarında Koordinasyon

Birden fazla alt işverenin kullandığı vinç, iskele, jeneratör gibi ekipmanların:

  • Kontrolü,
  • Kullanım planlaması,
  • Yetkilendirme listesi
    asıl işveren tarafından organize edilmelidir.

Her kullanıcı, ekipmanı kullanmadan önce kontrol raporunu görmeli ve imza ile teslim almalıdır.


20.14. Denetim ve Yaptırımlar

İş Ekipmanları Yönetmeliği m.13 ve 6331 m.26 uyarınca:

  • Kontrol yapılmayan ekipman kullanımı,
  • Uygunsuz ekipmanla çalıştırma,
  • Raporların saklanmaması
    durumlarında idari para cezaları uygulanır.

Ciddi tehlike içeren durumlarda iş durdurma kararı verilebilir.


20.15. Sonuç

İş ekipmanlarının güvenliği, kazaları önlemenin en doğrudan ve ölçülebilir yoludur.
Bakımı yapılmamış bir makine, sadece üretimi değil, insan hayatını da durdurabilir.

Unutulmamalıdır:

Makine yorgunluğu, insan dikkatsizliğiyle birleşirse kazalar kaçınılmaz olur; ama bakım, denetim ve disiplin bir aradaysa güvenlik süreklidir.

Bölüm 21 – Fiziksel Risk Etmenleri: Gürültü, Titreşim, Toz, Aydınlatma ve İklimsel Koşullar


21.1. Giriş: Fiziksel Etmenlerin İş Sağlığına Etkisi

İşyerlerinde fiziksel çevre koşulları, çalışanların hem fizyolojik hem de psikolojik sağlıklarını doğrudan etkiler.
Gürültü, titreşim, toz, yetersiz aydınlatma ve aşırı sıcak-soğuk gibi faktörler, uzun vadede meslek hastalıklarına ve verimlilik kayıplarına yol açabilir.

Bu etmenlerin yönetimi, yalnızca ölçüm ve teknik önlem değil; aynı zamanda maruziyetin izlenmesi ve sağlık gözetimiyle bütünleşen bir süreçtir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.15)
  • Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik
  • Titreşim Yönetmeliği
  • Tozla Mücadele Yönetmeliği
  • İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği
  • Aydınlatma Ölçüm Rehberi (ÇSGB)
  • Termal Konfor (İklimsel Koşullar) Rehberi

21.2. Gürültü: Tanım, Etkiler ve Yasal Sınırlar

Gürültü, istenmeyen, rahatsız edici veya zararlı ses olarak tanımlanır.
Uzun süreli maruziyet;

  • İşitme kaybı (gürültüye bağlı sensörinöral sağırlık),
  • Stres, baş ağrısı, yorgunluk,
  • Dikkat dağınıklığı ve kazalara neden olur.

Yönetmelik (m.5) uyarınca maruziyet sınır değerleri:

Gürültü Düzeyi

Tanım

Sınır

Günlük maruziyet sınır değeri (LEX,8h)

En yüksek ortalama seviye

87 dB(A)

Üst maruziyet eylem değeri

Önlem alınması gereken seviye

85 dB(A)

Alt maruziyet eylem değeri

İzleme gerektiren seviye

80 dB(A)

Bu sınırların aşıldığı durumlarda işveren;

  • Gürültü ölçümü yaptırmalı,
  • KKD (kulaklık, tıkaç) sağlamalı,
  • Maruziyeti azaltıcı teknik önlemler almalıdır.

21.3. Gürültü Ölçümü ve Yönetimi

Gürültü ölçümleri, kalibre edilmiş cihazlarla (ses seviye ölçer, dozimetre) yapılır ve yetkili laboratuvarlarca raporlanır.
Sonuçlar:

  • Risk değerlendirmesine işlenir,
  • Gürültü haritası oluşturulur,
  • Çalışanlar maruziyet bölgelerine göre sınıflandırılır.

Yüksek gürültü alanları uyarı levhası ile işaretlenir ve girişler sınırlandırılır.


21.4. Titreşim: Türleri, Etkiler ve Sınır Değerler

Titreşim, mekanik salınımlar sonucu oluşan fiziksel etkidir.
İki türü vardır:

  1. El-kol titreşimi: El aletleri (matkap, zımpara, taşlama vb.) ile çalışmalarda oluşur.
  2. Bütün vücut titreşimi: Forklift, kamyon, ekskavatör gibi araçlarda maruziyet sonucu görülür.

Titreşim Yönetmeliği (m.5) sınır değerleri:

Titreşim Türü

Günlük Maruziyet Eylem Değeri

Sınır Değeri

El-kol titreşimi

2,5 m/s²

5 m/s²

Bütün vücut titreşimi

0,5 m/s²

1,15 m/s²

Aşım durumunda:

  • Ekipman bakımı ve dengeleme yapılmalı,
  • Anti-vibrasyon eldivenleri kullanılmalı,
  • Dinlenme süreleri planlanmalıdır.

21.5. Titreşimle İlgili Sağlık Etkileri

Uzun süreli titreşim maruziyeti:

  • Raynaud sendromu (beyaz parmak hastalığı),
  • Kas-iskelet sistemi bozuklukları,
  • Denge ve sinir sistemi sorunları,
  • Bel omurga rahatsızlıkları oluşturur.

Bu nedenle sağlık gözetiminde, titreşim maruziyeti olan çalışanların periyodik muayeneleri zorunludur.


21.6. Toz: Türleri, Etkiler ve Sınır Değerler

Toz, havada asılı kalabilen katı parçacıklardır.
Çalışma ortamında özellikle inşaat, madencilik, taşlama, çimento, maden, metal işleme faaliyetlerinde yoğun olarak ortaya çıkar.

Tozla Mücadele Yönetmeliği (m.7) sınır değerleri:

Toz Türü

Sınır Değer (mg/m³)

Solunabilir toz

5

Toplam toz

10

Serbest kristal silika (kuvars)

0,1

Aşım durumunda:

  • Toz kaynağında bastırılmalı (nemlendirme, vakum sistemi),
  • Lokal havalandırma kullanılmalı,
  • Çalışanlara toz maskesi (FFP2, FFP3) verilmelidir.

21.7. Toz Ölçümleri ve Kontrol Yöntemleri

Ölçümler, yetkili laboratuvarlar tarafından gravimetrik yöntemle yapılır.
Sonuçlara göre:

  • Havalandırma debisi ayarlanır,
  • Tozlu işlerde dönüşümlü çalışma uygulanır,
  • Çalışan sağlık kontrolleri sıklaştırılır.

Yüksek toz ortamlarında “tozla mücadele planı” hazırlanması zorunludur.


21.8. Aydınlatma Koşulları

Aydınlatma, hem iş verimini hem de görsel konforu etkiler.
Yetersiz aydınlatma; hata, yorgunluk, kaza ve stres doğurur.

İşyeri Bina ve Eklentileri Yönetmeliği m.9 uyarınca:

“İşyerlerinde yapılan işin niteliğine uygun aydınlatma sağlanmalıdır.”

Tavsiye edilen aydınlatma düzeyleri (lux):

Faaliyet

Aydınlatma (lux)

Depo, kaba işler

100

Montaj, ofis

300

Hassas montaj, laboratuvar

500–1000

Aydınlatma düzeni homojen olmalı, gölge ve kamaşma yaratmamalıdır.


21.9. İklimsel (Termal) Koşullar

İşyerinde sıcaklık, nem ve hava akımı dengesi “termal konfor” olarak adlandırılır.
Aşırı sıcaklık ve nem;

  • Yorgunluk, dehidrasyon, ısı çarpması,
  • Soğukta donma, hipotermi ve kas sertliği riskleri doğurur.

İşyeri Bina Yönetmeliği (Ek-1, m.16) sınır değerleri:

Koşul

Değer Aralığı

Sıcaklık

18–27°C

Bağıl Nem

%30–70

Hava Akım Hızı

0,15–0,50 m/sn

Bu değerler, yapılan işe ve mevsim koşullarına göre ayarlanmalıdır.


21.10. Termal Konfor Ölçümleri ve Önlemler

Ölçümler; WBGT (Wet Bulb Globe Temperature) cihazlarıyla yapılır.
Yüksek sıcaklık tespit edilirse:

  • Çalışma süreleri azaltılmalı,
  • Gölgelik ve dinlenme alanları oluşturulmalı,
  • Su ve elektrolit desteği sağlanmalıdır.

Soğuk ortamlarda ise uygun soğuk iklim giysileri verilmelidir.


21.11. Sağlık Gözetimi ve Maruziyet İzleme

Fiziksel risk etmenlerine maruz kalan çalışanlar için özel sağlık izleme programları uygulanmalıdır:

  • Gürültü → odyometri testleri,
  • Titreşim → kas-iskelet muayenesi,
  • Toz → akciğer grafisi ve solunum testi,
  • Sıcak-soğuk → kardiyovasküler değerlendirme.

Bu kayıtlar, işyeri hekimi tarafından bireysel sağlık dosyasında tutulur.


21.12. Eğitim ve Farkındalık

Çalışanlara;

  • Gürültü ve tozun etkileri,
  • KKD’nin doğru kullanımı,
  • Ekipman bakımının önemi,
  • Dinlenme aralıkları ve iş organizasyonu
    konularında düzenli eğitim verilmelidir.

Eğitimler, pratik uygulamalarla desteklenmelidir.


21.13. Sonuç

Fiziksel etmenlerin kontrolü, iş güvenliğinde ölçülebilir risk yönetiminin en somut göstergesidir.
Duyulmayan gürültü, görülmeyen toz, hissedilmeyen titreşim — tümü görünmez tehlikelerdir.

Unutulmamalıdır:

İş güvenliği yalnızca kaskla değil, sessizlik, temizlik, ışık ve hava ile de sağlanır.

Bölüm 22 – Kimyasal ve Biyolojik Risk Etmenleri, Maruziyet Değerlendirmesi ve Korunma Önlemleri


22.1. Giriş: Görünmeyen Tehlikeler – Kimyasal ve Biyolojik Riskler

İşyerlerinde kazalar kadar tehlikeli, ancak genellikle fark edilmeyen bir risk grubu vardır:
kimyasal ve biyolojik etkenler.

Bu etkenler, çalışanları soluma, deri teması veya sindirim yoluyla etkileyebilir ve sonuçları uzun süre sonra ortaya çıkabilir.
Kimyasal solventler, tozlar, dumanlar; biyolojik tarafta ise bakteriler, virüsler ve mantarlar — işyerinde sessiz ama kalıcı tehlikelerdir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.10, m.15)
  • Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği
  • Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Yönetmeliği
  • Tehlikeli Maddeler ve Karışımlar Hakkında Yönetmelik (CLP / REACH)
  • Tozla Mücadele Yönetmeliği
  • Gebeler, Emziren Kadınlar ve Genç Çalışanlar Yönetmelikleri

22.2. Kimyasal Risklerin Tanımı ve Türleri

Kimyasal madde, doğada veya insan eliyle üretilmiş; katı, sıvı, gaz veya buhar hâlinde bulunan her türlü maddeyi kapsar.

İşyerlerinde kimyasal maddeler genellikle şu gruplara ayrılır:

  1. Toksik maddeler: Zehirli etkisi olan (örneğin kurşun, arsenik, benzen).
  2. Alevlenir/patlayıcı maddeler: Solventler, LPG, asetilen, boya tinerleri.
  3. Tahriş edici ve korozif maddeler: Asitler, bazlar, temizlik kimyasalları.
  4. Kanserojen ve mutajen maddeler: Asbest, formaldehit, krom bileşikleri.
  5. Duyarlılık artırıcı (alerjen) maddeler: Lateks, izosiyanatlar.

Bu maddelerin etkileri genellikle süreye bağlıdır; yani kısa süreli maruziyet fark edilmese de uzun vadede meslek hastalıklarına neden olur.


22.3. Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Genel İlkeler (Yönetmelik m.5–6)

İşverenin yükümlülükleri şunlardır:

  • Kimyasal risk değerlendirmesi yapmak,
  • Kimyasalları en az riskli olanla ikame (substitüsyon) etmek,
  • Maruziyeti önlemek veya azaltmak için teknik, organizasyonel ve kişisel önlemleri uygulamak,
  • Çalışanlara eğitim ve sağlık gözetimi sağlamak,
  • Kimyasal envanteri ve Malzeme Güvenlik Bilgi Formlarını (MSDS) bulundurmak.

22.4. Kimyasal Risk Değerlendirmesi

Kimyasal risk değerlendirmesi; maddenin özellikleri, kullanım şekli, maruziyet yolu ve sürekliliği dikkate alınarak yapılır.

Adımlar:

  1. Kimyasal envanterin hazırlanması (tüm maddeler listelenir),
  2. MSDS bilgilerine göre tehlike sınıflarının belirlenmesi,
  3. Maruziyet yollarının analizi (soluma, deri, yutma),
  4. Ortam ölçümleri (örneğin VOC, solvent, toz, gaz),
  5. Risk derecelendirmesi (yüksek, orta, düşük),
  6. Kontrol önlemlerinin belirlenmesi.

Örneğin: boya atölyesinde solvent buharı riski → havalandırma, KKD, süre kısıtlaması.


22.5. Kimyasal Sınıflandırma ve Etiketleme (CLP Sistemi)

Kimyasal maddeler, Avrupa Birliği CLP (Classification, Labelling, Packaging) sistemine göre sınıflandırılır.
Her kimyasalın ambalajında şu unsurlar bulunmalıdır:

  • Piktogramlar (tehlike sembolleri)
  • H (Hazard) ifadeleri – tehlike tanımı
  • P (Precautionary) ifadeleri – önlem önerileri
  • Üretici bilgileri ve MSDS numarası

Bu etiketleme, kullanıcıyı hem risk türü hem de önlem biçimi hakkında bilgilendirir.


22.6. Maruziyet Sınır Değerleri (MDSD Ek-1)

Her kimyasal için belirli mesleki maruziyet sınırları (OEL – Occupational Exposure Limit) vardır.
Örnek sınır değerler:

Madde

Sınır (mg/m³)

Etkisi

Benzen

1,6

Kanserojen, toksik

Toluen

192

Merkezi sinir sistemi

Kurşun

0,15

Nörotoksik, hematolojik

Aseton

1210

Tahriş edici

Asbest (lif/m³)

0,1

Kanserojen

Bu sınırların aşıldığı durumlarda ortam derhal iyileştirilmeli, ölçümler tekrarlanmalıdır.


22.7. Kimyasal Maruziyetin Önlenmesi Yöntemleri

Korunma önlemleri öncelik sırasına göre uygulanır:

  1. Kaynakta kontrol:
    • Tehlikeli maddeyi daha az tehlikelisiyle değiştirme,
    • Kapalı sistemlerde üretim,
    • Otomasyon ve uzaktan kontrol.
  2. Ortamda kontrol:
    • Lokal aspirasyon sistemi (emiş bacası, filtre),
    • Genel havalandırma,
    • İş akışının yeniden düzenlenmesi.
  3. Kişisel koruma:
    • Solunum maskesi, eldiven, gözlük, tulum, önlük, yüz siperliği.
    • KKD seçimi MSDS’ye uygun olmalıdır.

22.8. Kimyasal Depolama ve Etiketleme

Kimyasallar, özelliklerine göre ayrı bölümlerde ve uyumlu gruplar hâlinde depolanmalıdır:

Grup

Örnek

Depolama Kuralı

Asitler

HCl, H₂SO₄

Bazlardan ayrı tutulur

Bazlar

NaOH, KOH

Asitlerle temas etmez

Alevlenir maddeler

Tiner, benzin

Kapalı, havalandırmalı dolapta

Oksitleyiciler

Nitrik asit, peroksit

Yanıcılarla birlikte depolanmaz

Depo alanlarında ikaz levhaları, dökülme kitleri ve yangın ekipmanları bulunmalıdır.


22.9. Biyolojik Etkenlerin Tanımı ve Sınıflandırması

Biyolojik etken, insan sağlığına zarar verebilecek mikroorganizmalar, hücre kültürleri ve parazitleri ifade eder.
Bunlar dört risk grubuna ayrılır (Yönetmelik Ek-III):

Grup

Tanım

Örnek

Grup 1

İnsan hastalığı yapmaz

Laboratuvar bakterileri

Grup 2

Hafif hastalık yapar, tedavi edilebilir

Salmonella, Candida

Grup 3

Ciddi hastalık yapar, yayılma riski vardır

Tüberküloz, Hepatit B

Grup 4

Çok ciddi hastalık, yüksek ölüm oranı

Ebola, Marburg

İşveren, maruz kalınabilecek etkenlerin bu sınıflamaya göre risk değerlendirmesini yapmakla yükümlüdür.


22.10. Biyolojik Risklerden Korunma Önlemleri

Biyolojik etkenlerle çalışmalarda üç aşamalı önlem sistemi uygulanır:

  1. Teknik önlemler:
    • Kapalı sistemde çalışma,
    • Otoklav, filtreleme, dezenfeksiyon,
    • Laboratuvarlarda negatif basınçlı hava sistemi.
  2. Organizasyonel önlemler:
    • Yetkisiz kişilerin girişini engelleme,
    • Maruziyet alanlarını işaretleme,
    • Atık yönetimi prosedürleri.
  3. Kişisel önlemler:
    • Eldiven, maske, laboratuvar önlüğü, gözlük,
    • Aşılamalar (örneğin Hepatit B, tetanoz),
    • Hijyen eğitimi ve el yıkama zorunluluğu.

22.11. Maruziyet İzleme ve Sağlık Gözetimi

Kimyasal ve biyolojik maruziyet, işyeri hekimi tarafından düzenli olarak izlenmelidir.

  • Kan ve idrar testleri (kurşun, fenol, kadmiyum vb.),
  • Akciğer fonksiyon testleri,
  • Cilt ve solunum muayeneleri,
  • Biyolojik maruziyet indeksleri (BEI).

Şüpheli durumlarda çalışan yetkili meslek hastalıkları hastanesine sevk edilir.


22.12. Acil Durum ve Kaza Müdahalesi

Kimyasal dökülme veya biyolojik bulaşma durumunda:

  1. Olay yeri derhal boşaltılır,
  2. Etkilenen kişiler tıbbi değerlendirmeye alınır,
  3. Dökülme, emici malzemelerle kontrol altına alınır,
  4. Etken türüne göre nötralizasyon veya dezenfeksiyon yapılır,
  5. Olay raporu hazırlanır ve tekrar etmemesi için kök neden analizi yapılır.

Bu olaylar, iş kazası veya maruziyet olayı olarak SGK’ya bildirilir.


22.13. Eğitim ve Bilgilendirme Yükümlülüğü

İşveren, çalışanlara kimyasal ve biyolojik riskler hakkında:

  • Tehlike sembolleri ve etiketlerin anlamı,
  • MSDS bilgileri,
  • Maruziyet belirtileri,
  • İlk yardım ve acil durum davranışları
    konularında düzenli eğitim vermek zorundadır.

Eğitim kayıtları saklanır ve yeni kimyasal kullanımı öncesinde yenilenir.


22.14. Sonuç

Kimyasal ve biyolojik riskler gözle görülmez, ama sonuçları kalıcıdır.
Bu nedenle en etkili önlem önceden fark etmek, kaynağında yok etmek ve kayıtla izlemektir.

Unutulmamalıdır:

Görünmeyen tehlikeler, önlenmeyen tehlikelerdir. Kimyasalı yönetmek, kazadan daha ucuz; maruziyeti önlemek, tedaviden daha insancıldır.

Bölüm 23 – İnsan Faktörü, Davranışsal Güvenlik ve Ergonomi


23.1. Giriş: İnsan Faktörünün İSG’deki Merkezi Rolü

İş sağlığı ve güvenliğinde kullanılan her ekipman, her yönetmelik ve her önlem nihayetinde insan davranışına bağlıdır.
İnsan faktörü, kazaların %80’den fazlasında doğrudan veya dolaylı etkendir.

İSG’nin başarısı, “makineleri güvenli yapmakla” değil, insan davranışını güvenli hâle getirmekle mümkündür.
Bu bağlamda ergonomi, davranışsal güvenlik ve psikososyal faktörler, modern İSG yönetiminin en kritik bileşenleridir.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.4, m.15, m.17)
  • İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği
  • Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği
  • Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği
  • Davranışsal Güvenlik Rehberleri (ÇSGB, 2021)

23.2. İnsan Faktörü Nedir?

İnsan faktörü, bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal özelliklerinin, işin tasarımı ve ortamıyla etkileşimini ifade eder.
Basitçe söylemek gerekirse, “insanın işe değil, işin insana uydurulması” prensibidir.

Bu yaklaşım üç boyutta incelenir:

  1. Fizyolojik faktörler: Kuvvet, dayanıklılık, görme, işitme, el becerisi.
  2. Psikolojik faktörler: Dikkat, stres, algı, karar verme.
  3. Sosyolojik faktörler: İletişim, ekip çalışması, motivasyon.

İnsan faktörü iyi yönetilmezse, en gelişmiş sistemler bile hata üretir.


23.3. İnsan Hatası Kavramı

İnsan hatası, kasıt olmadan yapılan, sistemin hedeflerinden sapmaya neden olan davranıştır.
Hatalar üç temel grupta değerlendirilir:

Hata Türü

Tanım

Örnek

Beceri temelli hata

Dikkatsizlik, unutma, alışkanlık

Kask takmayı unutmak

Kural temelli hata

Yanlış prosedür uygulama

Uygun olmayan KKD seçimi

Bilgi temelli hata

Bilgisizlik veya yanlış karar

Tehlikeli kimyasalı yanlış karıştırmak

Amaç, hatayı cezalandırmak değil, sistemin hataya izin vermeyen şekilde tasarlanmasıdır.


23.4. Davranışsal Güvenlik Yaklaşımı (BBS)

Davranışsal Güvenlik (Behaviour-Based Safety – BBS), insan davranışını ölçen, geri bildirimle geliştiren bilimsel bir sistemdir.
Ana felsefesi:

“Davranış değişirse, sonuç da değişir.”

Uygulama adımları:

  1. Kritik davranışların belirlenmesi (örneğin merdiven kullanımı, KKD takma).
  2. Saha gözlemi (anonim, cezalandırıcı olmayan biçimde).
  3. Geri bildirim ve iyileştirme.
  4. Davranış değişiminin ödüllendirilmesi.

BBS, “kural ihlali” yerine alışkanlık geliştirmeye odaklanır.


23.5. Güvenli Davranışın Psikolojik Temelleri

Davranışın güvenli olup olmamasını belirleyen psikolojik faktörler:

  • Algı: Tehlikenin farkına varma düzeyi,
  • Motivasyon: Güvenli davranışın ödüllendirilip ödüllendirilmemesi,
  • Tutum: Kişisel değerler ve işyerine güven,
  • Stres: Aşırı iş yükü ve zaman baskısı,
  • İletişim: Açık bilgi paylaşımı.

Bu nedenle, güvenli davranış yalnızca eğitimle değil, psikolojik iklimle de ilgilidir.


23.6. Ergonomi: Tanım ve Amacı

Ergonomi, “işin insana, insanın işe uygun hâle getirilmesi” bilimidir.
Amaç, çalışanın sağlığını koruyarak verimliliği artırmaktır.

Ergonomik tasarımın temel hedefleri:

  • Uygun çalışma duruşu,
  • Aşırı yüklenmenin önlenmesi,
  • Uygun araç ve ekipman tasarımı,
  • Dinlenme sürelerinin düzenlenmesi,
  • Uyumlu çevresel koşullar (aydınlatma, sıcaklık, ses).

23.7. Ergonomik Risk Faktörleri

Risk Faktörü

Açıklama

Sağlık Etkisi

Tekrarlayan hareketler

Sürekli aynı kas grubunun kullanımı

Kas-iskelet hastalıkları

Uygunsuz duruş

Eğilme, bükülme, dönme

Bel ve boyun fıtığı

Aşırı kuvvet

Ağır kaldırma, itme, çekme

Kas yırtıkları, fıtık

Titreşimli aletler

El-kol titreşimi

Sinir hasarı, “beyaz parmak”

Soğuk ortam

Kan dolaşımında azalma

Kas spazmı

Bu risklerin çoğu, çalışma alanı tasarımıyla önlenebilir.


23.8. Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği Uygulamaları

Yönetmelik (RG: 11.02.2004, 25370) uyarınca;

  • 25 kg üzeri yükler, mümkünse mekanik sistemlerle taşınmalıdır.
  • Elle taşıma zorunluysa:
    • Diz ve bel düzeyinde taşıma yapılmalı,
    • Ani dönme ve eğilmeden kaçınılmalı,
    • Kadın ve genç çalışanlar için özel sınırlar uygulanmalıdır.

İşyeri hekimi ve İSG uzmanı, yükseklik ve ağırlık limitlerini ergonomik analiz ile belirlemelidir.


23.9. Ekranlı Araçlarla Çalışma

Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği (RG: 23.04.2013, 28625) uyarınca:

  • Çalışma pozisyonu ayarlanabilir olmalı,
  • Ekran göz hizasında ve 45–70 cm uzaklıkta olmalı,
  • Klavye ayrı olmalı, bilek desteklenmeli,
  • Ekran yansımaya neden olmamalı,
  • Çalışan her 1 saatte bir 5–10 dakika mola vermelidir.

Bu önlemler, göz yorgunluğu, kas gerilimi ve duruş bozukluklarını önler.


23.10. Psikososyal Riskler ve Stres Yönetimi

İş kazalarının ve tükenmişliğin önemli bir nedeni de psikososyal stres faktörleridir.
Bunlar arasında:

  • Aşırı iş yükü,
  • Düşük kontrol düzeyi,
  • Zayıf iletişim,
  • Rol belirsizliği,
  • Mobbing (psikolojik taciz),
  • Vardiyalı ve düzensiz çalışma bulunur.

İşverenin yükümlülüğü, çalışanlara sadece fiziksel değil, ruhsal açıdan da güvenli bir ortam sağlamaktır.


23.11. İnsan Faktöründe Eğitim ve Farkındalık

Eğitim, insan davranışını kalıcı biçimde değiştiren tek araçtır.
Bu nedenle eğitimler yalnızca teorik değil, davranış temelli (interaktif) olmalıdır:

  • Rol oynama (örnek vaka çalışmaları),
  • Görsel-işitsel sunumlar,
  • Gözlemli saha eğitimi,
  • “Güvenli davranış yarışmaları.”

Eğitimin başarısı, alışkanlık dönüşümüyle ölçülür.


23.12. Yönetimsel Yaklaşım: İnsan Hatasını Önleyen Sistem Tasarımı

Modern İSG anlayışında amaç, “hata yapanı cezalandırmak” değil; hataların oluşmasını önleyen sistemler kurmaktır.
Bu çerçevede uygulanacak ilkeler:

  • Basit, anlaşılır prosedürler,
  • Görsel uyarılar ve renk kodları,
  • “İki kişi kontrolü” prensibi (kritik işlemlerde),
  • Geri bildirim ve düzeltme kültürü,
  • Hata bildiriminde gizlilik.

Bu yaklaşım, hatayı “öğrenme fırsatına” dönüştürür.


23.13. Sonuç

İnsan faktörünü yönetemeyen hiçbir güvenlik sistemi sürdürülebilir değildir.
Ergonomi ve davranışsal güvenlik, hem kaza önlemeyi hem de çalışan refahını hedefleyen insan merkezli İSG anlayışının temel taşlarıdır.

Unutulmamalıdır:

Güvenliği teknoloji değil, insan davranışı sağlar; teknoloji yalnızca ona yardım eder.

Bölüm 24 – Acil Durum Yönetimi, Tahliye Planları ve Kriz Müdahale Organizasyonu


24.1. Giriş: Beklenmeyeni Yönetebilmek

Acil durumlar, işyerlerinde normal çalışma düzenini bozan ve çalışanların sağlığını, güvenliğini veya çevreyi tehdit eden olaylardır.
Deprem, yangın, patlama, gaz sızıntısı, kimyasal dökülme, sabotaj, hatta toplu gıda zehirlenmesi gibi durumlar, “acil durum” kapsamında değerlendirilir.

İş sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin olgunluk göstergesi, bu tür durumlara karşı önceden hazırlanmış, düzenli tatbikatlarla test edilmiş bir plan bulundurmasıdır.

Yasal dayanaklar:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (m.11 ve m.12)
  • İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik (RG: 18.06.2013, 28681)
  • Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik
  • Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Yönergeleri
  • Kişisel Koruyucu Donanımların Kullanılması Hakkında Yönetmelik

24.2. Acil Durumların Tanımı ve Kapsamı

Acil durum, “işyerinin tamamında veya bir bölümünde aniden gelişen ve ciddi, tehlikeli sonuçlara yol açma potansiyeli olan olay” olarak tanımlanır.

Yönetmelik m.4’e göre acil durumlar:

  • Yangın, patlama, kimyasal sızıntı,
  • Doğal afetler (deprem, sel, fırtına),
  • Elektrik kesintisi veya sistem arızası,
  • İşyerinde şiddet veya sabotaj,
  • Toplu iş kazaları,
  • Bulaşıcı hastalık salgınları olabilir.

İşveren, bu olayları önceden analiz edip senaryolaştırmakla yükümlüdür.


24.3. İşverenin Yükümlülüğü (6331 m.11)

İşveren, aşağıdaki yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır:

  1. Olası acil durumları önceden değerlendirmek,
  2. Gerekli önleyici ve sınırlandırıcı tedbirleri almak,
  3. Acil durum planı hazırlamak,
  4. Ekipleri ve tahliye düzenini oluşturmak,
  5. Tatbikatları yılda en az bir kez yapmak,
  6. Eğitimleri tüm çalışanlara vermek.

Planların etkinliği, yalnızca yazılı olmasıyla değil, uygulanabilirliği ve sahadaki bilinirliğiyle ölçülür.


24.4. Acil Durum Planı Hazırlama Süreci

İşyerlerinde Acil Durumlar Yönetmeliği m.8 uyarınca plan hazırlanırken şu adımlar izlenir:

  1. Tehlike belirleme ve risk değerlendirmesi:
    – Yangın, patlama, kimyasal, doğal afet, sabotaj vb.
  2. Senaryo oluşturma:
    – Olası olayların etkisi, yayılımı, tahliye süresi.
  3. Müdahale ekiplerinin belirlenmesi:
    – Arama-kurtarma, yangın söndürme, ilkyardım, tahliye.
  4. Uyarı ve haberleşme sistemlerinin kurulması.
  5. Tahliye planı ve toplanma alanlarının tanımlanması.
  6. Tatbikat ve eğitim planlaması.

Plan, işyeri tehlike sınıfı (az, tehlikeli, çok tehlikeli) dikkate alınarak hazırlanır.


24.5. Acil Durum Ekipleri ve Görevleri

Her işyerinde şu ekipler bulunmalıdır (Yönetmelik m.11):

Ekip

Asgari Sayı

Görev

Yangınla Mücadele Ekibi

Her 50 çalışan için 1 kişi

Yangın söndürme, yangın alarmı, ilk müdahale

Arama-Kurtarma ve Tahliye Ekibi

Her 30 çalışan için 1 kişi

Çalışanların tahliyesi, yaralı kurtarma

İlkyardım Ekibi

10 çalışanda 1 kişi (çok tehlikeli işyerinde)

Yaralıya temel ilkyardım uygulamak

Koordinasyon Sorumlusu

1 kişi

Tüm ekiplerin yönetimi, dış kurumlarla iletişim

Ekip üyeleri, görevlerini belgeleyen eğitim sertifikalarına sahip olmalıdır.


24.6. Tahliye Planı ve Toplanma Alanları

Tahliye planı, en kısa ve güvenli çıkışı gösterecek şekilde hazırlanır.
Temel ilkeler:

  • Çıkış yolları ve acil çıkış kapıları açık, aydınlatılmış ve yönlendirme levhalarıyla işaretli olmalıdır (Binaların Yangından Korunması Yön. m.34).
  • Çalışanlar tahliye güzergâhını bilmelidir.
  • Toplanma alanı, binadan güvenli mesafede belirlenmeli ve tabelayla işaretlenmelidir.
  • Engelli veya hareket kısıtlı kişilere yönelik özel tahliye planı yapılmalıdır.

Tatbikatlarda toplanma süresi ve personel tamlığı değerlendirilir.


24.7. Yangın Güvenliği ve Müdahale Sistemleri

Binaların Yangından Korunması Yönetmeliği (m.96–m.104) uyarınca işyerlerinde:

  • Yangın alarm sistemi,
  • Otomatik söndürme sistemleri (sprinkler, gazlı sistem),
  • Yangın dolapları, tüpler, hidrantlar,
  • Yangın çıkış yönlendirmeleri bulunmak zorundadır.

Yangın tüpleri yılda bir kez, sabit sistemler altı ayda bir yetkili servis tarafından kontrol edilmelidir.

Çalışanlar yılda en az bir kez yangın tatbikatına katılmalıdır.


24.8. Haberleşme ve Uyarı Sistemleri

Acil durumlarda iletişim zinciri hayati önem taşır.
Planlarda şu bilgiler bulunmalıdır:

  • Dahili ve harici acil numaralar,
  • Olay bildirimi prosedürü,
  • AFAD, itfaiye, sağlık kuruluşu, OSGB iletişim bilgileri,
  • Uyarı sisteminin türü (sesli, görsel, dijital).

İşyeri büyüklüğüne göre anons sistemleri, sirenler veya SMS tabanlı bildirim sistemleri kullanılabilir.


24.9. Acil Durumlarda Koordinasyon ve Dış Kurumlarla İşbirliği

İşveren, acil durum yönetiminde dış kurumlarla işbirliği protokolü yapmalıdır.
Özellikle:

  • AFAD (doğal afetlerde koordinasyon),
  • İtfaiye (yangın ve kurtarma),
  • 112 Acil Servis (sağlık müdahalesi),
  • Polis/Jandarma (güvenlik ve tahliye desteği).

Büyük sanayi tesislerinde ayrıca Kriz Yönetim Merkezi kurulması zorunludur.


24.10. Tatbikatların Planlanması ve Değerlendirilmesi

Tatbikatlar, planın gerçek hayatta işlerliğini test eder.
Yılda en az bir defa yapılmalı ve sonrasında şu kriterlerle değerlendirilmelidir:

  • Tahliye süresi,
  • Personel sayımı doğruluğu,
  • Ekiplerin müdahale hızı,
  • İletişim sistemlerinin etkinliği.

Tatbikat sonrası “tatbikat değerlendirme raporu” hazırlanır ve düzeltici önlemler belirlenir.


24.11. Acil Durumlarda Çalışan Eğitimi

Tüm çalışanlar, işe başlamadan önce ve yılda en az bir kez:

  • Alarm sistemi kullanımı,
  • Tahliye yolları,
  • Yangın tüpü kullanımı,
  • İlk yardım bilgisi,
  • Toplanma alanı prosedürleri
    konularında eğitilmelidir.

Eğitimler uygulamalı olmalı; görsel, videolu ve saha tatbikatı ile desteklenmelidir.


24.12. Kriz Yönetimi ve İş Sürekliliği Planı

Acil durum sonrası dönemde hedef, işin güvenli biçimde yeniden başlamasıdır.
Bu amaçla hazırlanır:

  1. Kriz Yönetim Planı: Olayın kontrolü, bilgi akışı, karar alma.
  2. İş Sürekliliği Planı: Kritik faaliyetlerin alternatif yöntemlerle devamı.
  3. Psikososyal Destek Programı: Olaydan etkilenen çalışanların moral rehabilitasyonu.

Bu planlar, özellikle büyük endüstriyel kazalar ve afet riski yüksek bölgelerde zorunludur.


24.13. Planın Güncellenmesi ve Dokümantasyon

Acil durum planı;

  • İşyerinde değişiklik olduğunda (bina, tehlike, personel, organizasyon),
  • Her tatbikat sonrasında,
  • En geç iki yılda bir
    yenilenmelidir.

Tüm planlar ve raporlar, dijital ve basılı olarak arşivlenir ve denetimlerde sunulabilir olmalıdır.


24.14. Sonuç

Acil durum yönetimi, “felaketi önlemekten” çok, felaketi yönetebilme yeteneğini ifade eder.
Bu sistem, yalnızca belgeyle değil; eğitim, tatbikat ve refleksle işler.

Unutulmamalıdır:

Kriz anında herkes refleksleriyle hareket eder; o refleksleri belirleyen, eğitimdir.