İş Kazaları

Grup: Teknik

← İçerik seçimine dön
İçerik Bilgisi
Bu içerik İSG sınavı hazırlığı için konu odaklı olarak sunulur. Metin, konu anlatımı → soru pekiştirme → deneme → sesli tekrar akışını destekler.
Yaklaşık okuma süresi: 47 dk

İş Kazaları

1. BÖLÜM — KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE HUKUKİ TANIMLAR

1.1. Giriş

“İş kazası” kavramı, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin merkezinde yer alan, hem hukuki sonuçlar doğuran hem de önlenebilir riskleri tanımlayan bir olgudur.
Bu kavram yalnızca bir olayın meydana gelmesini değil, aynı zamanda bir sistemin başarısızlığını, yani önleme mekanizmalarının yeterli işlemediğini gösterir.

Türkiye’de iş kazalarının tanımı, kapsamı ve sonuçları iki temel yasa ile belirlenmiştir:

  1. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (genel koruyucu düzenlemeler),
  2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (sigorta ve bildirim yönü).

Bu bölümde iş kazasının yasal tanımı, kapsamı, unsurları, istisnaları ve diğer ilgili kavramlarla farkı açıklanacaktır.


1.2. İş Kazasının Hukuki Tanımı

5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi, iş kazasını şu şekilde tanımlar:

“Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
işin yürütümü nedeniyle meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olay, iş kazasıdır.”

Bu tanım, hem olayın niteliğini hem de sonucunu dikkate alır.
Yani, bir olayın “iş kazası” olarak nitelendirilebilmesi için yalnız fiziksel zarar değil, ruhsal zarar (örneğin travma sonrası stres bozukluğu) da geçerli sayılabilir.


1.3. İş Kazasının Unsurları

Bir olayın hukuken iş kazası sayılabilmesi için şu beş unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  1. Sigortalı Olma:
    • Olayın mağduru, 5510 sayılı Kanun’a göre sigortalı sayılan bir kişidir (m.4).
    • Örneğin, işveren adına ve hesabına çalışan işçiler, çıraklar, stajyerler, kamu görevlileri.
  2. Olayın Ani Olması:
    • Kaza, ani ve dıştan gelen bir olayla ortaya çıkmalıdır.
    • Örneğin düşme, sıkışma, elektrik çarpması.
  3. İşle Bağlantılı Olması:
    • Olay, işin yürütümüyle bağlantılı olmalı ya da işin doğrudan sonucu olmalıdır.
    • Örneğin makine temizliği sırasında elin kesilmesi veya servis aracında kaza geçirme.
  4. Zararın Meydana Gelmesi:
    • Bedensel (yaralanma, sakatlanma) veya ruhsal bir zarar ortaya çıkmalıdır.
  5. Nedensellik Bağı:
    • Olay ile meydana gelen zarar arasında doğrudan neden–sonuç ilişkisi olmalıdır.

Bu unsurlardan biri eksikse, olay “iş kazası” olarak değerlendirilmez.


1.4. İş Kazası Sayılan Durumlar (5510 sayılı Kanun m.13)

Kanuna göre aşağıdaki durumlar açıkça iş kazası sayılır:

  1. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
    • İşverenin fiil alanında, mesai saatleri içinde veya dışında olsa da işyeri sınırlarında meydana gelen kazalar.
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
    • Örneğin dış sahada yapılan iş, sevkiyat, denetim, montaj faaliyetleri sırasında.
  3. Sigortalının işveren tarafından görevle başka yere gönderilmesi nedeniyle,
    • Görevlendirme esnasında, ulaşım sırasında veya görev yerinde meydana gelen kazalar.
  4. Emziren kadın sigortalının süt izni sırasında,
    • Süt izni için ayrıldığı zaman diliminde meydana gelen kazalar.
  5. İşverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş–geliş sırasında.
    • Servis araçlarında meydana gelen kazalar (trafik kazası dahil).

Bu beş hal dışında kalan olaylar, özel değerlendirmeye tabi tutulur.


1.5. İş Kazasının Unsurlarına İlişkin Yargı Görüşleri

Yargıtay içtihatlarına göre:

  • Kazanın işyeri sınırları içinde olması, tek başına yeterlidir.
    (Yarg. 10. HD, E.2018/4543, K.2019/682): “İşyerinde yemekhanede düşerek yaralanan çalışanın olayı iş kazasıdır.”
  • Kazanın iş süresi dışında meydana gelmesi, işyeri ile bağlantı kurulabiliyorsa iş kazası sayılır.
    (Örn. vardiya bitiminde soyunma odasında kayıp düşme olayı).
  • Ruhsal travmalar da iş kazası kapsamına alınmıştır.
    (Yarg. 21. HD, E.2017/2132): “Tanık olduğu ölüm olayı sonrası psikolojik çöküntü yaşayan çalışanın durumu iş kazasıdır.”

1.6. İş Kazasının Diğer Olaylardan Farkı

  • Meslek Hastalığı:
    • Uzun süreli maruziyet sonucu meydana gelir (ör. silikozis, gürültü kaynaklı işitme kaybı).
    • Ani değildir, zamanla gelişir.
  • Trafik Kazası:
    • İşverenin sağladığı taşıtla işe gidiş–geliş sırasında olursa iş kazası sayılır;
      kendi aracını kullanan çalışan için ise ancak “görevli” olduğu durumda iş kazası sayılır.
  • Evde Meydana Gelen Kazalar:
    • Evden çalışma (uzaktan çalışma) düzeninde, işle doğrudan bağlantılı faaliyet sırasında meydana gelen olaylar iş kazası sayılır (Uzaktan Çalışma Yönetmeliği m.12).

1.7. İş Kazasının Sosyal Sigorta Boyutu

5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası:

  • Kısa vadeli sigorta koluna dahildir.
  • Sigortalıya veya hak sahiplerine şu hakları sağlar:
    1. Geçici iş göremezlik ödeneği,
    2. Sürekli iş göremezlik geliri,
    3. Ölüm halinde gelir bağlanması,
    4. Cenaze ödeneği,
    5. Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı.

Bu yönüyle iş kazası yalnızca İSG konusu değil, aynı zamanda sosyal güvenlik hukuku olayıdır.


1.8. İş Kazası Bildirim Yükümlülüğü

İşveren, iş kazasını öğrendiği tarihten itibaren:

  • En geç 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yapmak zorundadır (5510 m.13/2).
  • Bildirim yapılmazsa, idari para cezası uygulanır ve sigorta yardımları rücu edilir.

Ayrıca, iş kazası derhal kolluk kuvvetlerine de bildirilmelidir (İş Kazası Bildirim Yön. m.4).


1.9. İş Kazasının Önlenebilirlik İlkesi

6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince, iş kazalarının tamamı önlenebilir olaylar olarak kabul edilir.
Bu maddeye göre:

“İşveren, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgilendirme dâhil her türlü tedbirin alınmasından sorumludur.”

Bu ilke, “kaza” kavramını “kaçınılmazlık”tan çıkarıp yönetimsel bir başarısızlık olarak ele alır.
Dolayısıyla her iş kazası, sistemdeki bir eksikliğin göstergesidir.


1.10. Sonuç

İş kazası kavramı, mevzuatın teknik tanımlarının ötesinde, iş sağlığı kültürünün temel göstergesidir.
Bu kavram, yalnız bir olayın sınıflandırması değil; bir işyerinde risk yönetimi, gözetim ve önleme kültürünün ne kadar olgunlaştığının da aynasıdır.

İş kazalarını anlamak, yalnız istatistikleri değil, insan davranışını, sistem tasarımını ve iş organizasyonunu anlamakla mümkündür.

2. BÖLÜM — İŞ KAZALARININ SINIFLANDIRILMASI

2.1. Giriş

İş kazalarının sistematik biçimde sınıflandırılması, hem önleme politikalarının hem de istatistiksel analizlerin temelidir.
Her kaza, benzer nedenlerden türeyen bir olay türü olarak değerlendirildiğinde, tekrarlarının önüne geçmek mümkün hale gelir.
Bu nedenle sınıflandırma yalnız akademik bir kavram değil, mevzuat açısından da öncelikli risk yönetim aracıdır.

Türkiye’de iş kazalarının sınıflandırması, ulusal mevzuatta kazanın niteliği, nedeni, etkisi ve sonuçları temelinde yapılır.
Ayrıca uluslararası düzeyde ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve Eurostat (Avrupa İstatistik Sistemi) kriterleri de esas alınır.


2.2. Mevzuattaki Temel Dayanaklar

İş kazalarının sınıflandırılmasına ilişkin doğrudan ve dolaylı hükümler şu düzenlemelerde yer alır:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu:
    • m.14: İş kazası ve meslek hastalığı kayıt ve bildirim yükümlülüğü,
    • m.4: Risklerin önlenmesi ve kontrol altına alınması yükümlülüğü.
  • İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Yönetmeliği:
    • m.5–8: Bildirimde kazanın türü, oluş şekli, neden sınıfı ve sonuçlarının belirtilmesi.
  • İSG Kayıt, Bildirim ve Takip Genelgesi (ÇSGB):
    • Ek–1: “İş Kazası Sınıflandırma Kodları” tablosu (ILO–Eurostat uyumlu).

Bu hükümler, kazaların raporlanabilir ve analiz edilebilir bir biçimde kategorize edilmesini zorunlu kılar.


2.3. Sınıflandırmanın Amacı

İş kazalarının sınıflandırılması, aşağıdaki amaçlara hizmet eder:

  1. Kazaların kök nedenlerini ve tekrar eden türlerini belirlemek,
  2. Risk değerlendirmesi sonuçlarını güncellemek,
  3. Önleyici mühendislik ve organizasyonel tedbirleri planlamak,
  4. İSG Kurulu’nda karar alma süreçlerini yönlendirmek,
  5. Ulusal ve uluslararası istatistik raporlarında standardizasyon sağlamak.

Bu yaklaşım, “tesadüfi olay” değil, sistematik önlenebilirlik perspektifini güçlendirir.


2.4. Kazaların Oluş Şekline Göre Sınıflandırma

Bu sınıflandırma, kazanın fiziksel gerçekleşme biçimini dikkate alır.
ILO ve SGK kayıt sistemlerinde en çok kullanılan altı temel kategori şunlardır:

  1. Düşme (yüksekten veya aynı seviyeden):
    • Merdiven, platform, iskele veya zemin bozukluğu kaynaklı.
  2. Sıkışma / Ezilme:
    • Makine hareketli parçaları, malzeme istifi veya araç arasında.
  3. Çarpma / Çarpışma:
    • Araç, ekipman, düşen nesne veya hareketli malzeme teması.
  4. Elektrik Kazaları:
    • Elektrik akımına doğrudan temas, ark, kaçak akım.
  5. Yanma / Patlama:
    • Kimyasal reaksiyon, gaz birikimi veya sıcak yüzey teması.
  6. Kesilme / Delinme / Batma:
    • El aletleri, kesici–delici ekipmanlar, metal çapakları.

Her kaza türü için farklı önleme stratejileri ve kişisel koruma önlemleri tanımlanır.


2.5. Kazaların Nedenine Göre Sınıflandırma

Kazaların oluş nedenleri, doğrudan (teknik) ve dolaylı (örgütsel veya insan kaynaklı) olarak iki ana grupta değerlendirilir:

A. Doğrudan Nedenler (Tehlikeli Durumlar):

  • Koruyucu donanımın bulunmaması veya arızalı olması,
  • Makine koruyucularının kaldırılması,
  • Elektrik tesisatının standart dışı olması,
  • Yetersiz havalandırma, aydınlatma veya zemin koşulları.

B. Dolaylı Nedenler (Tehlikeli Davranışlar):

  • Eğitimsizlik veya yanlış çalışma alışkanlığı,
  • Talimatlara uymama,
  • Yorgunluk veya dikkatsizlik,
  • Denetim eksikliği,
  • Aşırı iş yükü veya stres.

6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi, dolaylı nedenleri ortadan kaldırma sorumluluğunu doğrudan işverene yükler.


2.6. Yaralanmanın Türüne Göre Sınıflandırma

İş kazalarının sonuçları, SGK kayıt sisteminde yaralanma türüne göre ayrı kodlarla raporlanır.
Bunlar arasında:

  • Yumuşak doku zedelenmesi,
  • Kesik veya kopma,
  • Kırık veya çıkık,
  • Yanık,
  • Zehirlenme,
  • Görme veya işitme kaybı,
  • Psikolojik travma.

Her bir yaralanma tipi için farklı sağlık gözetimi ve işbaşı dönüş prosedürleri uygulanır (İşyeri Hekimi Yön. m.19).


2.7. Etkilenen Vücut Bölgesine Göre Sınıflandırma

İş kazası istatistikleri, vücut bölgesine göre analiz edildiğinde yüksek risk alanları belirlenebilir:

Vücut Bölgesi

Toplam Kaza İçindeki Oran (%)

Örnek Kaza Türü

El / Parmak

35

Makine, kesici alet

Ayak / Bacak

25

Düşme, ağır yük çarpması

Baş / Yüz

15

Düşen nesne, çarpma

Sırt / Bel

10

Yük kaldırma, duruş bozukluğu

Göz

5

Kimyasal sıçrama, metal çapak

Diğer

10

Elektrik, patlama, çoklu travma

Bu dağılım, KKD seçiminin ve çalışma ortamı ergonomisinin belirlenmesinde kullanılır.


2.8. Kazanın Şiddetine Göre Sınıflandırma

Kazaların sonuçlarına göre yapılan sınıflandırma, istatistiksel analiz ve yaptırım düzeyi açısından önem taşır:

  1. Hafif Kaza:
    • İlk yardım veya kısa süreli tedaviyle iyileşen olaylar.
  2. Ağır Kaza:
    • Uzun süreli iş göremezlik veya organ kaybı ile sonuçlanan kazalar.
  3. Ölümcül Kaza:
    • Çalışanın ölümüyle sonuçlanan olaylar.

İSG Kurulu raporlamalarında bu üç seviye ayrı ayrı kaydedilir (İSG Kurulları Yön. m.11).


2.9. Kazanın Zamanına ve Ortamına Göre Sınıflandırma

Kazaların zamanı ve yeri, özellikle organizasyonel kontrol önlemleri için belirleyicidir:

  • Zamanına göre:
    • Vardiya başlangıcı, ortası veya bitişi,
    • Gece vardiyaları (yorgunluk etkisi),
    • Fazla mesai veya vardiya değişimi saatleri.
  • Ortamına göre:
    • Üretim alanı,
    • Depo veya sevkiyat bölümü,
    • Ofis veya idari alan,
    • Dış saha / şantiye ortamı,
    • Bakım–onarım sahası.

İstatistiksel analizler, en çok kaza görülen saat aralığı ve ortamı belirleyerek riskli süreçlerin yeniden planlanmasına olanak tanır.


2.10. Kazaların Enerji Kaynağına Göre Sınıflandırma

ILO ve SGK sistemlerinde kullanılan bir diğer sınıflandırma ölçütü, kazayı oluşturan enerji türüdür:

  • Mekanik enerji (hareketli ekipman, düşme, çarpma),
  • Elektrik enerjisi (akım, ark, statik yük),
  • Termal enerji (ısı, buhar, patlama),
  • Kimyasal enerji (reaksiyon, sızıntı, zehirlenme),
  • Biyolojik etkenler (mikroorganizma teması),
  • Radyasyon enerjisi (iyonlaştırıcı ve iyonlaştırıcı olmayan).

Enerji kaynağı sınıflandırması, özellikle mühendislik kontrollerinin türünü belirlemede kullanılır.


2.11. Sonuç

İş kazalarının doğru sınıflandırılması, yalnız “istatistik” üretmek için değil, tekrarların önüne geçmek için öğrenen bir sistem kurmak içindir.
Her sınıf, belirli bir önleme modelinin ipucunu verir:

  • Düşmeler → çalışma platformlarının güvenliği,
  • Sıkışmalar → makine koruyucuları,
  • Elektrik kazaları → izolasyon ve periyodik kontroller.

Bu yönüyle sınıflandırma, iş kazalarını “anlamak” değil, tekrarlanmamasını sağlamak için oluşturulmuş bir bilimsel araçtır.

3. BÖLÜM — İŞ KAZALARININ TEMEL NEDENLERİ (DOĞRUDAN VE DOLAYLI SEBEPLER)

3.1. Giriş

Bir iş kazası “ani bir olay” gibi görünse de, aslında çoğu zaman uzun süre biriken hataların son halkasıdır.
İş kazalarının oluşumunu anlamak, yalnızca olay anını değil, öncesindeki kararları, davranışları, yönetimsel eksiklikleri ve teknik kusurları analiz etmeyi gerektirir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi işverenin “risklerin kaynağında önlenmesi” sorumluluğunu tanımlarken, bu aynı zamanda kazaların nedenlerini doğru sınıflandırma zorunluluğunu da getirir.
Bu bölümde iş kazalarının nedenleri, doğrudan (görünür) ve dolaylı (sistemsel) faktörler olarak ele alınacaktır.


3.2. Doğrudan ve Dolaylı Neden Kavramı

İSG literatüründe kazalar iki temel neden kategorisine ayrılır:

  1. Doğrudan nedenler (tehlikeli durumlar):
    Olayın fiziksel, teknik veya çevresel olarak doğrudan kazayı tetikleyen unsurlarıdır.
    Örneğin: arızalı makine, kaygan zemin, açıkta kablo.
  2. Dolaylı nedenler (tehlikeli davranışlar ve yönetimsel eksiklikler):
    Bu durumları ortaya çıkaran insan, eğitim veya yönetim kaynaklı hatalardır.
    Örneğin: eğitimsizlik, yanlış denetim, bakım eksikliği.

Yani doğrudan neden, kazanın “nasıl” olduğunu; dolaylı neden ise “neden” olduğunu açıklar.


3.3. Tehlikeli Durumlar (Doğrudan Nedenler)

Tehlikeli durumlar, iş ortamında var olan fiziksel veya teknik uygunsuzluklardır.
6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri, bu risklerin kaynağında ortadan kaldırılmasını zorunlu kılar.

Başlıca tehlikeli durum örnekleri:

  • Makine koruyucularının bulunmaması veya işlevsiz olması
    (örneğin pres makinelerinde koruma kapaklarının kaldırılması),
  • Yetersiz aydınlatma veya havalandırma,
  • Arızalı veya kalibrasyonsuz ekipman kullanımı,
  • Elektrik tesisatında izolasyon eksikliği,
  • Kaygan veya dağınık zemin koşulları,
  • Yanıcı–patlayıcı maddelerin uygunsuz depolanması,
  • Kişisel koruyucu donanım eksikliği veya yanlış kullanımı,
  • Uyarı levhalarının bulunmaması veya yetersizliği.

Bu tür durumlar, kazanın fiziksel olarak gerçekleşmesine doğrudan zemin hazırlar.


3.4. Tehlikeli Davranışlar (Dolaylı Nedenler)

Dolaylı nedenler, insan faktörlerinden veya organizasyonel sistemden kaynaklanır.
İş kazalarının yaklaşık %80’i insan kaynaklı hatalarla ilişkilendirilir; ancak bu, bireysel suçlama değil, sistemsel nedenlerin incelenmesi gerektiği anlamına gelir.

Başlıca tehlikeli davranış örnekleri:

  • Koruyucu donanım kullanmamak,
  • Talimatlara uymamak,
  • Yetkisi olmadığı makineyi çalıştırmak,
  • Şakalaşmak, dikkatsiz davranmak,
  • Riskli alanda sigara içmek,
  • Kişisel yorgunluk, stres veya dikkat dağınıklığı.

Bu davranışların çoğu, eksik eğitim, düşük motivasyon veya yetersiz denetim gibi sistemsel sorunların sonucudur.


3.5. Teknik Nedenler

Teknik nedenler, iş ekipmanlarının tasarım, imalat veya bakım aşamasındaki eksikliklerden doğar.
İlgili mevzuat: İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği.

Örnekler:

  • Makine koruyucusunun standart dışı olması,
  • Acil durdurma sisteminin çalışmaması,
  • Basınçlı kaplarda emniyet valfi arızası,
  • Elektrik tesisatında kaçak akım rölesi eksikliği,
  • Zemin taşıma kapasitesinin aşılması,
  • Forklift veya vinçte bakım yetersizliği.

Bu eksikliklerin her biri, “kaza olasılığını artıran doğrudan neden” olarak değerlendirilir.


3.6. Organizasyonel Nedenler

6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri, “iş organizasyonu”nu da bir güvenlik unsuru olarak görür.
Kaza riskini artıran başlıca organizasyonel nedenler şunlardır:

  • Yetersiz veya düzensiz iş planlaması,
  • Aşırı iş yükü ve vardiya sürelerinin uzunluğu,
  • Denetim mekanizmasının zayıf olması,
  • Eğitim kayıtlarının güncel olmaması,
  • İSG Kurulu’nun etkin çalışmaması,
  • Yetersiz bakım planlaması,
  • Görev tanımlarının belirsizliği.

Bu nedenler, çoğu zaman “görünmez risk” olarak kazaların perde arkasında bulunur.


3.7. Çevresel Nedenler

Çevresel faktörler, kazaya doğrudan veya dolaylı biçimde etki eden fiziksel koşullardır.

  • Aşırı sıcak veya soğuk ortam,
  • Yüksek gürültü,
  • Yetersiz aydınlatma,
  • Zemin kayganlığı,
  • Titreşimli veya dengesiz yüzeyler,
  • Zehirli gazlar, buharlar, tozlar.

Bu faktörlerin yönetimi, İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Yönetmeliği ve Ortam Faktörleri Standartları (TS, ISO) kapsamında zorunludur.


3.8. Eğitim ve Bilgilendirme Eksiklikleri

Çalışan eğitimi, kazaların en kritik dolaylı nedenlerinden biridir.
6331 sayılı Kanun’un 17. maddesi:

“İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almalarını sağlamakla yükümlüdür.”

Eğitimsiz veya bilinçsiz çalışan, tehlikeyi fark edemez ve yanlış tepki verir.
Kaza analizlerinde sıkça karşılaşılan hatalar:

  • Yeni işe başlayan personele oryantasyon yapılmaması,
  • Eğitimlerin yalnızca teorik verilmesi,
  • Eğitim kayıtlarının tutulmaması,
  • Dil veya okuryazarlık farklarının göz ardı edilmesi.

3.9. Yönetimsel ve Sistemsel Nedenler

Birçok kazanın kökeninde “yönetimsel ihmal” bulunur.
Bu, doğrudan teknik bir eksiklik olmasa da, sistemin tamamını zayıflatır.

Başlıca örnekler:

  • Risk değerlendirmesinin yapılmaması veya güncel olmaması,
  • İş hijyeni ölçümlerinin ihmal edilmesi,
  • Düzeltici/önleyici faaliyetlerin (DÖF) uygulanmaması,
  • Denetim raporlarının dikkate alınmaması,
  • İSG Kurulu kararlarının uygulanmaması,
  • Taşeron firmaların İSG sistemine entegre edilmemesi.

Bu tür nedenler, mevzuat açısından “kusurlu davranış” olarak değerlendirilir.


3.10. İnsan Faktörü ve Psikososyal Etkenler

İnsan faktörü yalnız davranışsal değil, bilişsel ve psikolojik yönleriyle de kazalara etki eder.

  • Dikkat dağınıklığı, stres, yorgunluk, monotonluk, uyku düzensizliği, motivasyon eksikliği, mobbing gibi faktörler iş kazası riskini artırır.
    Bu tür etkenlerin yönetimi, Psikososyal Risklerin Yönetimi Rehberi (ÇSGB, 2017) kapsamında değerlendirilir.

İşyeri hekimi ve İSG uzmanı birlikte çalışarak bu tür etkenlerin önlenmesi için eğitim, vardiya planı ve psikolojik destek mekanizmaları kurmalıdır.


3.11. Zincirleme Sebep-Sonuç İlişkisi (Domino Teorisi)

H. W. Heinrich’in klasik “Domino Teorisi”ne göre her iş kazası beş halkadan oluşur:

  1. Sosyal çevre ve kalıtsal özellikler,
  2. Çalışanın hatalı davranışı,
  3. Tehlikeli durum,
  4. Kaza olayı,
  5. Yaralanma veya hasar.

Bu model, kazaların yalnızca son halkada değil, çok daha erken evrede durdurulabileceğini gösterir.
Modern yaklaşım (Bird ve Loftus’un “Kayıp Kontrol Modeli”) bu teoriyi geliştirerek organizasyonel kontrol ve yönetim kültürünü sisteme dahil etmiştir.


3.12. Sonuç

İş kazalarının nedenlerini anlamak, kazayı suçlu aramak yerine sistemi sorgulamak demektir.
Bir iş kazası çoğu zaman tek bir hatanın değil, küçük eksikliklerin birleşiminin sonucudur.

Bu nedenle etkili bir İSG yönetimi, yalnız teknik tedbirlerle değil; eğitim, gözetim, iletişim, planlama ve liderlik unsurlarıyla bütüncül biçimde yürütülmelidir.

4. BÖLÜM — İŞ KAZALARININ BİLDİRİMİ, KAYIT VE İNCELEME SÜREÇLERİ

4.1. Giriş

Bir iş kazasının doğru yönetilmesi, yalnız kurtarma veya ilk yardım müdahalesiyle sınırlı değildir.
Asıl önem taşıyan süreç, kazanın doğru belgelenmesi, yasal sürelere uygun bildirilmesi ve nedenlerinin bilimsel biçimde incelenmesidir.
Bu adımlar, hem hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi hem de benzer kazaların tekrarının önlenmesi açısından zorunludur.

Bu bölümde iş kazası sonrası yapılacak işlemler, 6331 ve 5510 sayılı kanunlar ile ilgili yönetmelikler temel alınarak adım adım açıklanacaktır.


4.2. Yasal Dayanaklar

İş kazalarının bildirim, kayıt ve inceleme süreçlerine ilişkin temel düzenlemeler:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu:
    • m.14: İş kazalarının kaydı ve bildirimi,
    • m.4: İşverenin genel yükümlülüğü,
    • m.26: İdari yaptırımlar.
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu:
    • m.13: İş kazasının tanımı ve bildirimi,
    • m.14: Meslek hastalığı bildirimi.
  • İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Yönetmeliği (29.04.2013):
    • m.4–8: Bildirim şekli, süresi ve yetkililer.
  • İSG Kayıt, Bildirim ve Takip Genelgesi (ÇSGB, 2016):
    • Kazaların sınıflandırılması, kayıt formatı ve çevrimiçi sistem (e-Bildirge, İSG-KATİP).

4.3. İş Kazasının Bildirimi

Kazanın bildirimi, hem işverenin hem de sağlık hizmeti sunucusunun sorumluluğudur.
Bildirim iki farklı kurumun yetki alanına yapılır:

  1. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Bildirimi:
    • İşveren, kazayı öğrendiği tarihten itibaren en geç 3 iş günü içinde SGK’ya bildirmek zorundadır (5510 m.13/2).
    • Bildirim “e-SGK İş Kazası Bildirimi” sistemi üzerinden yapılır.
  2. İş Sağlığı ve Güvenliği Bildirimi (Bakanlık):
    • İşveren, aynı olayı İSG-KATİP sistemi üzerinden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na da iletmelidir.
  3. Adli ve Kolluk Bildirimi:
    • Kazada ölüm veya ağır yaralanma varsa, işveren derhal Cumhuriyet Savcılığı ve ilgili kolluk kuvvetine haber vermek zorundadır (Ceza Muhakemesi Kanunu m.158).

Bu üç bildirim, farklı kurumların görev alanını kapsar:

  • SGK: Sigorta işlemleri,
  • Bakanlık: İSG denetimi,
  • Savcılık: Ceza soruşturması.

4.4. Bildirim Süreleri

Bildirim Türü

Kurum

Süre

Mevzuat Dayanağı

SGK Bildirimi

Sosyal Güvenlik Kurumu

3 iş günü

5510 m.13

İSG Bildirimi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

3 iş günü

6331 m.14

Adli Bildirim

Savcılık / Kolluk

Derhal

CMK m.158

Sağlık Hizmeti Sunucusu Bildirimi

SGK ve Bakanlık

10 gün

Bildirim Yön. m.8

Bu süreler, “kazanın işveren tarafından öğrenildiği tarihten” itibaren başlar.
Örneğin işveren kaza hakkında 2 gün sonra bilgi almışsa, bildirim süresi o tarihten itibaren 3 iş günüdür.


4.5. Bildirimin Şekli ve İçeriği

Bildirimin içeriğinde aşağıdaki bilgiler eksiksiz yer almalıdır (Bildirim Yön. m.6):

  • Kazanın tarihi, saati ve yeri,
  • Kazaya uğrayan kişinin kimlik bilgileri ve sigorta numarası,
  • İşyerinin unvanı ve sicil numarası,
  • Kazanın oluş şekli ve nedeni,
  • Yaralanmanın türü ve etkilenen vücut bölgesi,
  • Tanık bilgileri (varsa),
  • İlk yardım ve sağlık müdahalesi bilgisi,
  • Kazadan sonra alınan önlemler.

Eksik bilgi içeren bildirimler SGK tarafından geçersiz sayılabilir.


4.6. İş Kazası Sonrası İlk İşlemler

Kazanın meydana gelmesinin ardından işverenin ve İSG profesyonellerinin izlemesi gereken temel adımlar:

  1. Yaralıya İlk Müdahale ve Sağlık Kurumuna Sevk,
    • İşyeri hekimi veya eğitilmiş personel tarafından yapılır.
  2. Kaza Yerinin Güvenli Hale Getirilmesi,
    • İkincil kazaların önlenmesi için alan izole edilir.
  3. Delillerin Korunması,
    • Kazanın nedenini belirlemek için çevre, ekipman ve materyaller değiştirilmeden fotoğraflanır.
  4. İlk Kaza Raporunun Düzenlenmesi,
    • Olayın özeti, ilk gözlemler, tanık ifadeleri kaydedilir.
  5. Kaza Bildirimi (SGK, Bakanlık, Savcılık),
    • Süreler içinde yapılır.
  6. Kaza İnceleme Komisyonunun Kurulması,
    • İSG Kurulu üyeleri, işyeri hekimi, İSG uzmanı ve yönetici temsilcilerden oluşur.

4.7. Kaza Kayıtları ve İSG Defteri

6331 sayılı Kanun m.14 gereği, her işveren:

  • İş kazalarını kayıt altına almak,
  • Bu kayıtları en az 5 yıl saklamak,
  • Bakanlık denetimlerinde ibraz etmek zorundadır.

Kaza kayıt defteri veya dijital kayıt sistemi aşağıdaki unsurları içerir:

  • Kazanın tarihi, yeri ve saati,
  • Kazaya uğrayan kişinin bilgileri,
  • Yaralanma türü ve sonucu,
  • Alınan önlemler ve düzeltici faaliyetler,
  • Kaza raporu numarası,
  • İmzalayan yetkililer.

Bu kayıt, hem iç denetim hem de İSG Kurulu toplantılarında referans belge olarak kullanılır.


4.8. İş Kazası İnceleme Süreci

İş kazasının nedeni, yalnız olay anı üzerinden değil, sistematik inceleme süreci ile belirlenir.
Bu süreç, İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik m.11 gereği yürütülür.

İnceleme adımları:

  1. Olay Yeri İncelemesi:
    • Görgü tanıkları, ekipman ve çevresel koşullar incelenir.
  2. Fotoğraf ve Ölçüm Alma:
    • Olay anındaki pozisyon, mesafeler, ekipman durumu kaydedilir.
  3. Tanık İfadeleri:
    • Çalışma arkadaşları, amir ve işyeri hekimi dinlenir.
  4. Teknik Analiz:
    • Ekipman, enerji kaynakları, ortam ölçümleri değerlendirilir.
  5. Kök Neden Analizi:
    • Hata zinciri belirlenir (ör. eğitim eksikliği, denetim zafiyeti).
  6. Kaza İnceleme Raporu Hazırlanması:
    • Bulgular, nedenler, alınacak önlemler ve sorumluluklar yazılı hale getirilir.

Bu rapor, hem İSG Kurulu gündemine alınır hem de gerektiğinde Bakanlık müfettişine sunulur.


4.9. Kaza Raporu İçeriği

Kaza raporu resmi bir belgedir. Yönetmelik m.8’e göre şu unsurları içermelidir:

  • İşyerinin adı, adresi, faaliyet konusu,
  • Kazanın tanımı (ne, nerede, ne zaman, nasıl),
  • Yaralanan çalışanın görev tanımı,
  • Görgü tanığı ifadeleri,
  • Teknik analiz sonuçları,
  • Doğrudan ve dolaylı nedenler,
  • Alınması gereken düzeltici–önleyici faaliyetler,
  • Sorumlular ve önerilen yaptırımlar,
  • Raporu hazırlayan kurul üyelerinin imzaları.

Bu rapor, adli incelemelerde de delil niteliği taşır.


4.10. Bildirim Yapılmamasının Sonuçları

5510 sayılı Kanun’un 13. ve 14. maddelerine göre, iş kazasının SGK’ya süresinde bildirilmemesi halinde:

  • SGK, sigortalıya yaptığı tüm ödemeleri işverenden rücu eder.
  • Ayrıca işverene idari para cezası uygulanır.

6331 sayılı Kanun m.26’ya göre ise, kazayı Bakanlığa bildirmeyen işverenlere de her olay başına idari para cezası verilir (2025 yılı itibarıyla yaklaşık 10.000–15.000 TL).

Ayrıca bildirim yapılmaması veya kayıtların gizlenmesi durumunda, kazanın ağır sonuç doğurması halinde TCK m.85–89 kapsamında “taksirle yaralama/ölüm” suçlaması uygulanabilir.


4.11. Kaza Sonrası Düzeltici–Önleyici Faaliyetler

Her kaza incelemesinin sonunda, yalnız rapor değil, eylem planı hazırlanmalıdır:

  • Kaza nedenine uygun teknik ve organizasyonel tedbirler,
  • Sorumlu kişiler ve uygulama süreleri,
  • Etkinlik kontrolü için ölçüm ve denetim planı,
  • Tekrar eğitim gerekliliği.

Bu faaliyetler, İSG Kurulu karar defterine işlenerek takip edilir.


4.12. Sonuç

İş kazalarının bildirimi ve incelenmesi, yalnız yasal bir zorunluluk değil, kurumsal öğrenme mekanizmasıdır.
Her rapor, bir sonraki kazayı önleyecek bilgi zincirinin parçasıdır.
Eksiksiz kayıt, zamanında bildirim ve objektif inceleme; İSG yönetim sisteminin en önemli göstergelerindendir.

5. BÖLÜM — İŞVERENİN SORUMLULUKLARI VE HUKUKİ SONUÇLAR

5.1. Giriş

Bir iş kazasının ardından en çok gündeme gelen konu, işverenin hukuki sorumluluğudur.
Çünkü iş kazaları, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bakımından hem idari bir yükümlülük ihlali hem de hukuki ve cezai sonuçlar doğuran bir eylem niteliği taşır.

Bu bölümde, işverenin iş kazası karşısındaki yükümlülükleri, doğabilecek hukuki sonuçlar, idari para cezaları, tazminat türleri ve cezai sorumluluk hükümleri kapsamlı biçimde açıklanacaktır.


5.2. Yasal Temel

İşverenin sorumluluğu şu mevzuat hükümlerine dayanır:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
    • m.4: İşverenin genel yükümlülüğü,
    • m.10: Risk değerlendirmesi,
    • m.16: Çalışanların görüşlerinin alınması,
    • m.26: İdari yaptırımlar.
  • 5510 sayılı Kanun
    • m.13–14: İş kazası ve meslek hastalığı bildirimi,
    • m.21: Rücu hakkı ve işverenin kusuru.
  • Türk Borçlar Kanunu (TBK)
    • m.417: İşverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma borcu,
    • m.49–53: Haksız fiil sorumluluğu.
  • Türk Ceza Kanunu (TCK)
    • m.85–89: Taksirle yaralama veya ölüme sebebiyet verme,
    • m.20: Tüzel kişilerin sorumluluğu.

5.3. İşverenin Genel Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi:

“İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.”

Bu hüküm, objektif sorumluluk ilkesine dayanır.
Yani işveren, kusuru olmasa bile gerekli önlemleri almamışsa kazadan sorumludur.

İşverenin bu yükümlülüğü üç temel başlıkta toplanır:

  1. Önleme: Tehlikelerin ortadan kaldırılması, risk değerlendirmesi yapılması, teknik önlemler.
  2. Koruma: Eğitim, denetim, kişisel koruyucu donanım sağlama, güvenli çalışma yöntemleri.
  3. Gözetim: Alınan önlemlerin etkinliğini izleme, kayıt tutma, sürekli iyileştirme.

Bu yükümlülükler yerine getirilmezse, hem idari para cezası hem de tazminat sorumluluğu doğar.


5.4. İş Kazasında İşverenin Kusur Türleri

İş kazalarında işverenin kusuru genellikle üç şekilde değerlendirilir:

  1. İhmal (Taksir):
    • Yasal yükümlülüklerin bilinmesine rağmen gereğinin yapılmaması (ör. periyodik kontrol yaptırmamak).
  2. Tedbirsizlik:
    • Tehlikenin farkında olduğu halde önlem almamak.
  3. Emir ve Denetim Eksikliği:
    • Çalışanları eğitimsiz, gözetimsiz çalıştırmak veya kurallara uyumu denetlememek.

Yargıtay uygulamasında, bu üç unsur birlikte değerlendirilerek “ağır kusur” olarak nitelendirilebilmektedir.


5.5. Hukuki Sorumluluk Türleri

İş kazası sonrasında işverenin karşılaşabileceği üç tür sorumluluk bulunur:

  1. İdari Sorumluluk
    • Bakanlık ve SGK nezdinde para cezaları ve yaptırımlar,
    • 6331 sayılı Kanun m.26 kapsamındadır.
  2. Tazminat Sorumluluğu
    • Maddi ve manevi tazminatlar (TBK m.49–53, 417).
  3. Cezai Sorumluluk
    • Taksirle yaralama veya ölüme sebebiyet verme suçları (TCK m.85–89).

5.6. İdari Sorumluluk

6331 sayılı Kanun m.26 uyarınca, iş kazasıyla ilgili ihlallerde işverene uygulanabilecek idari para cezaları:

İhlal Türü

Ceza Miktarı (2025 itibarıyla)

Mevzuat Dayanağı

İş kazasını SGK’ya bildirmemek

15.000 TL

5510 m.13

Bakanlığa bildirim yapmamak

12.000 TL

6331 m.14

Risk değerlendirmesi yapmamak

25.000 TL

6331 m.10

Eğitim vermemek

10.000 TL

6331 m.17

Periyodik kontrol yaptırmamak

12.000 TL

İEKSY m.7

Bu cezalar her çalışan ve her ihlal başına uygulanabilir.


5.7. Tazminat Sorumluluğu

İşverenin iş kazasından dolayı özel hukuk bakımından sorumluluğu iki şekilde doğar:

  1. Maddi Tazminat:
    • Sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri, gelir kaybı, destekten yoksun kalma.
  2. Manevi Tazminat:
    • Fiziksel ve psikolojik acı, sosyal itibar kaybı.

Türk Borçlar Kanunu m.53 ve Yargıtay içtihatları bu tazminatların hesaplanma esaslarını belirler.
Tazminat miktarı; kusur oranı, kazanın ağırlığı, çalışanın yaşı, geliri ve destek durumu dikkate alınarak bilirkişi tarafından hesaplanır.


5.8. SGK Rücu Davaları

5510 sayılı Kanun m.21:

“İş kazası, işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse, SGK yaptığı ödemeleri işverene rücu eder.”

Bu durumda SGK, çalışana yaptığı:

  • Geçici iş göremezlik ödemeleri,
  • Sürekli iş göremezlik gelirleri,
  • Ölüm halinde bağlanan gelirler ve cenaze ödeneği,
    gibi tüm giderleri işverenden talep eder.

Rücu davası, kazadan sonra yapılan idari ve adli soruşturma sonuçlarına dayanır.


5.9. Cezai Sorumluluk

İş kazası sonucu ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, Türk Ceza Kanunu’nun 85 ve 89. maddeleri uygulanır:

  • Taksirle Yaralama (m.89):
    • 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası,
    • Yaralanma ağır ise ceza 3 yıla kadar çıkar.
  • Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme (m.85):
    • 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası,
    • Birden fazla kişinin ölümü halinde 15 yıla kadar.

Yargıtay uygulamasına göre, işveren yalnız “kaza anında orada bulunmaması” nedeniyle sorumluluktan kurtulamaz;
önleme ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemişse kusurlu sayılır.


5.10. Tüzel Kişi (Şirket) Sorumluluğu

TCK m.20/2’ye göre, tüzel kişiler ceza sorumluluğu taşımaz; ancak idari yaptırımlara tabi tutulabilir.
Yani bir şirketin yöneticileri veya teknik müdürleri cezai açıdan sorumlu tutulabilir, şirketin kendisine para cezası veya faaliyetten men yaptırımı uygulanabilir.

Ayrıca İSG Kurulu kararlarını uygulamamak, bakım kayıtlarını tutmamak gibi fiiller şirketin “örgütsel kusuru” sayılır.


5.11. İşveren Vekili ve Alt İşverenin Sorumluluğu

İş kazası sadece asıl işverenin değil, işveren vekili ve alt işverenin de sorumluluğuna yol açabilir:

  • İşveren vekili, işveren adına hareket eden müdür veya yöneticidir; hukuken aynı sorumluluğu taşır (6331 m.3).
  • Alt işveren, kendi işçisinin kazasından sorumlu olduğu gibi, asıl işverenle birlikte müteselsilen (birlikte) sorumludur (İş Kanunu m.2).

Yargıtay 21. HD, 2018/3527 E., 2019/5467 K.:

“Alt işveren işçisinin iş kazasında, asıl işveren gerekli denetimi yapmamışsa müştereken sorumludur.”


5.12. Denetim ve Belgelendirmenin Rolü

İşverenin kazalardaki sorumluluğunun belirlenmesinde belgelendirme sistemi en önemli savunma aracıdır:

  • Risk değerlendirmesi raporları,
  • Eğitim belgeleri,
  • Periyodik kontrol formları,
  • İş hijyeni ölçüm raporları,
  • Bakım kayıtları.

Bu belgelerin eksikliği, “önlem alınmadığı” varsayımını doğurur.
Dolayısıyla her alınan önlem, yazılı belgeyle kanıtlanabilir olmalıdır.


5.13. Sigorta ve Hukuki Koruma

İşverenler, olası tazminat risklerini azaltmak amacıyla “İşveren Mali Sorumluluk Sigortası” yaptırabilirler.
Bu sigorta, iş kazası sonucu SGK’nın ve çalışanın işverene yöneltebileceği tazminat taleplerini belirli limitler dahilinde karşılar.

Ancak sigorta, kasıtlı ihmal veya ağır kusur durumlarında koruma sağlamaz.
Dolayısıyla sigorta varlığı, işverenin önlem alma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


5.14. Sonuç

İşverenin iş kazalarındaki sorumluluğu, yalnız yasal değil etik bir yükümlülük niteliğindedir.
İş güvenliği yalnız mevzuata uyum değil, çalışan yaşamını korumaya yönelik kurumsal bir taahhüttür.

Kusur aramak yerine, önlem almak; cezadan kaçınmak yerine, güvenli sistem kurmak — sürdürülebilir İSG kültürünün temelidir.

6. BÖLÜM — ÇALIŞANLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE HAKLARI

6.1. Giriş

İş sağlığı ve güvenliği sistemi yalnızca işverenin yükümlülüklerinden ibaret değildir.
Çalışanlar da hem iş güvenliği kültürünün taşıyıcısı hem de uygulayıcısı konumundadır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, çalışanlara hem haklar hem de sorumluluklar tanımış; bu iki yönlü ilişkiyi “işbirliği esasına” dayandırmıştır (m.19–20).

Bu bölümde çalışanların mevzuatla belirlenen yükümlülükleri, iş kazaları karşısındaki hakları, işbirliği ve katılım mekanizmaları, ayrıca “çalışmaktan kaçınma hakkı” gibi koruyucu hükümler ayrıntılı biçimde açıklanacaktır.


6.2. Yasal Temeller

Çalışan yükümlülük ve haklarına ilişkin düzenlemeler başlıca şu mevzuatlarda yer alır:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu:
    • m.19: Çalışanların yükümlülükleri,
    • m.20: Çalışan temsilcisi ve katılım,
    • m.13: Tehlikeli durumlarda çalışmaktan kaçınma hakkı.
  • İş Kanunu (4857):
    • m.77: Sağlık ve güvenlik kurallarına uyma yükümlülüğü.
  • İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik:
    • m.8–12: Çalışan temsilcisinin görevleri.
  • Çalışanların İSG Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik:
    • m.6–11: Çalışanların eğitim alma hakkı.

6.3. Çalışanların Temel Yükümlülükleri

6331 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca çalışanların başlıca yükümlülükleri şunlardır:

  1. İşverenin İSG tedbirlerine uymak:
    • İşyerinde alınan her türlü sağlık ve güvenlik önlemine riayet etmek.
  2. Kendi sağlık ve güvenliğini tehlikeye atmamak:
    • Dikkatsiz veya kurallara aykırı davranışlardan kaçınmak.
  3. Ekipmanları talimatlara uygun kullanmak:
    • Makine, araç, kişisel koruyucu donanım (KKD) ve diğer malzemeleri amacına uygun biçimde kullanmak.
  4. Arızaları bildirmek:
    • Tehlikeli bir durum, arıza veya eksiklik fark ettiğinde derhal amirine veya İSG uzmanına haber vermek.
  5. İSG eğitimlerine katılmak:
    • İşe giriş, periyodik ve özel risklere ilişkin eğitimlerde aktif katılım göstermek.
  6. İşbirliği yapmak:
    • İSG kurulu, işyeri hekimi ve uzmanla uyumlu çalışmak; denetimlerde doğru bilgi vermek.

Bu yükümlülüklerin ihlali, disiplin yaptırımı veya iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi sonucunu doğurabilir (İş Kanunu m.25/II).


6.4. Çalışanların Sağlık ve Güvenlik Hakları

İş sağlığı ve güvenliği hakkı, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “yaşama ve vücut bütünlüğünü koruma hakkı”nın iş yaşamındaki yansımasıdır.
Çalışanların bu bağlamdaki temel hakları şunlardır:

  1. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı hakkı (6331 m.4, 19),
  2. İSG eğitimi alma hakkı (m.17),
  3. Bilgilendirilme hakkı (m.16),
  4. Görüş bildirme ve katılım hakkı (m.18–20),
  5. Çalışmaktan kaçınma hakkı (m.13),
  6. Tehlike durumunda işyerini terk etme hakkı (m.13/2),
  7. Kaza sonrası tıbbi yardım ve rapor talep hakkı (İşyeri Hekimi Yön. m.18).

6.5. Çalışmaktan Kaçınma Hakkı

6331 sayılı Kanun’un 13. maddesi, çalışanlara önemli bir güvence sağlar:

“Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışan, işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını ister.
Tedbir alınmazsa çalışmaktan kaçınma hakkını kullanabilir.”

Bu durumda izlenecek prosedür:

  1. Çalışan, tehlikeyi yazılı olarak İSG Kurulu’na veya işverene bildirir.
  2. Kurul ivedilikle toplanarak durumu değerlendirir.
  3. Tehlike ortadan kalkana kadar çalışan çalışmaktan kaçınabilir.
  4. Bu süre içinde ücret ve diğer hakları kesilemez.

Bu hak, özellikle yangın, patlama, gaz sızıntısı, elektrik kaçağı, çökme riski gibi acil durumlarda hayati önem taşır.


6.6. Çalışan Temsilciliği ve Katılım

İSG yönetiminin etkinliği, çalışan katılımı olmadan sağlanamaz.
Kanun m.20, “çalışan temsilcisi” kavramını getirir.

Çalışan temsilcisi:

  • Çalışanlar arasında seçimle belirlenir,
  • İşverenle iletişimde çalışanların sözcüsüdür,
  • Risk değerlendirmesi ve kurul toplantılarına katılır,
  • Tehlikeli durumları iletmekle yükümlüdür.

Temsilci sayısı, işyerindeki çalışan sayısına göre belirlenir:

Çalışan Sayısı

Temsilci Sayısı

2–50

1

51–100

2

101–500

3

501–1000

4

1001–2000

5

2000+

6

(İSG Kurulları Yönetmeliği m.9)


6.7. Bilgilendirilme ve Eğitim Hakkı

6331 m.16–17, çalışanların bilgilendirme ve eğitim haklarını güvence altına alır.

  • Her çalışan, işyerinde karşılaşabileceği riskler hakkında bilgilendirilir.
  • İşe başlamadan, görev değişikliğinde veya yeni teknoloji kullanımında yeniden eğitim verilir.
  • Eğitimler, çalışan temsilcilerinin görüşü alınarak planlanır.
  • Eğitim süresi çalışma süresinden sayılır ve maliyeti çalışana yansıtılamaz.

Eğitimlerin belgelendirilmesi, işverenin hukuki sorumluluğunu doğrudan etkiler.


6.8. İş Kazası Sonrası Çalışan Hakları

İş kazasına uğrayan çalışan, hem sağlık hem de sosyal güvenlik yönünden belirli haklara sahiptir:

  1. Tıbbi Tedavi ve Rehabilitasyon:
    • SGK tarafından tüm tedavi masrafları karşılanır (5510 m.63–64).
  2. Geçici İş Göremezlik Ödeneği:
    • Rapor süresince günlük gelirinin üçte ikisi oranında ödeme yapılır (m.18).
  3. Sürekli İş Göremezlik Geliri:
    • Kaza sonucu kalıcı hasar oluşursa bağlanır (m.19).
  4. Manevi Tazminat Talebi:
    • TBK m.56 kapsamında işverenden talep edilebilir.
  5. İş Değişikliği veya Hafif İş Talebi:
    • İşyeri hekimi raporu doğrultusunda işveren uygun görev vermekle yükümlüdür (İşyeri Hekimi Yön. m.22).

6.9. İşbirliği Yükümlülüğü

6331 m.19/2 uyarınca çalışan, yalnız kendi güvenliğini değil, diğer çalışanların da güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde hareket etmelidir.
Bu madde, “kolektif sorumluluk” ilkesini getirir.

Örneğin:

  • Ekipmanla çalışan bir işçinin yanlış hareketi, diğerini riske atıyorsa sorumluluk paylaşılır.
  • Bu tür davranışlar disiplin ihlali sayılabilir.

İSG kültürü, bireysel değil ortak farkındalık üzerine kuruludur.


6.10. Disiplin ve Yaptırımlar

Çalışan yükümlülüklerini ihlal ederse, işveren şu yollara başvurabilir:

  1. Uyarı veya yazılı ihtar,
  2. Kısa süreli uzaklaştırma (disiplin prosedürü çerçevesinde),
  3. Haklı nedenle fesih (İş Kanunu m.25/II-ı):
    • İş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymamak,
    • Bilerek tehlikeye sebep olmak.

Ancak fesih öncesi işverenden beklenen, eğitim ve uyarı yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasıdır.


6.11. Çalışanların Katılımının Önemi

İSG yönetimi, tepeden inme bir kontrol sistemi değil, katılımcı bir yönetim süreci olmalıdır.
Bu nedenle işyerlerinde;

  • Risk değerlendirmeleri,
  • Acil durum tatbikatları,
  • Ekipman seçimi,
  • Eğitim planlaması
    gibi süreçlerde çalışan görüşü alınmalıdır.

Bu yaklaşım, hem 6331 m.18’deki “çalışanların görüşlerinin alınması” ilkesine hem de ILO’nun 155 sayılı Sözleşmesi’ne dayanmaktadır.


6.12. Sonuç

Çalışan, iş güvenliği sisteminin pasif bir unsuru değil, aktif katılımcısıdır.
İşveren önlem alır, fakat önlemin yaşama geçmesi çalışan davranışıyla mümkündür.

Bu nedenle İSG kültürünün temel ilkesi şudur:

“Güvenlik, herkesin görevidir.”

Bu anlayış yerleşmediği sürece, mevzuatın öngördüğü en gelişmiş sistem dahi etkili olamaz.

7. BÖLÜM — İŞ KAZALARININ ÖNLENMESİ İÇİN SİSTEMATİK YAKLAŞIMLAR

7.1. Giriş

İş kazalarını önlemek, yalnızca kaza olduktan sonra önlem almakla değil; kaza oluşmadan önce risklerin yönetilmesiyle mümkündür.
Bu yaklaşım, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun ruhunu oluşturan “önleyici ve proaktif” anlayışın temelidir.

Bu bölüm, iş kazalarının önlenmesine yönelik sistematik yaklaşımları, mevzuat temelli olarak; risk değerlendirmesi, mühendislik kontrolleri, yönetim sistemleri, eğitim, kültür ve sürekli iyileştirme bileşenleri üzerinden incelemektedir.


7.2. Mevzuat Dayanakları

İş kazalarının önlenmesine yönelik düzenlemeler çok sayıda mevzuatta dağılmıştır. Temel dayanaklar şunlardır:

  • 6331 sayılı Kanun:
    • m.4: İşverenin genel yükümlülüğü,
    • m.5: Risklerden korunma ilkeleri,
    • m.10: Risk değerlendirmesi yükümlülüğü,
    • m.11: Kontrol, ölçüm, inceleme,
    • m.16–17: Bilgilendirme ve eğitim,
    • m.30: Ulusal politika ve strateji belirleme.
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (29.12.2012)
  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği
  • İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Yönetmeliği
  • İSG Hizmetleri Yönetmeliği

7.3. Önleme Yaklaşımının Temel İlkeleri

Kanunun 5. maddesi, “risklerden korunma ilkeleri”ni açıkça sıralar.
Bu ilkeler, her işyerinde uygulanması gereken öncelik sırasına göre şunlardır:

  1. Riskleri kaynağında önlemek,
  2. Önlenemeyen riskleri analiz etmek,
  3. Tehlikeyi ortadan kaldırmak veya daha az tehlikelisiyle değiştirmek,
  4. Toplu koruma önlemlerine bireysel önlemlerden öncelik vermek,
  5. Teknolojik gelişmelere uyum sağlamak,
  6. Planlamada organizasyon, çalışma yöntemleri ve sosyal ilişkileri dikkate almak,
  7. Çalışanlara talimat vermek ve eğitim sağlamak.

Bu sıralama, önleme hiyerarşisi olarak bilinir ve tüm İSG uygulamalarının temeli sayılır.


7.4. Önleme Hiyerarşisi (Kontrol Hiyerarşisi)

İş kazalarını önleme stratejileri, kontrol önlemlerinin etkinlik sırasına göre beş basamakta ele alınır:

  1. Eliminasyon (Ortadan Kaldırma):
    • Tehlikenin tamamen ortadan kaldırılması.
    • Örnek: Yüksek riskli kimyasalın kullanımının sonlandırılması.
  2. Substitüsyon (Daha Az Tehlikelisiyle Değiştirme):
    • Tehlikeli bir işlemin, daha güvenli yöntem veya maddeyle değiştirilmesi.
    • Örnek: Solvent bazlı boya yerine su bazlı boya kullanımı.
  3. Mühendislik Kontrolleri:
    • Tehlikeyi çalışanla temas etmeden önce kontrol altına almak.
    • Örnek: Havalandırma, makine koruyucuları, sensörler.
  4. İdari (Organizasyonel) Kontroller:
    • Çalışma süreleri, vardiya rotasyonu, uyarı levhaları, iş izin sistemi.
  5. Kişisel Koruyucu Donanım (KKD):
    • Son savunma hattı olup, diğer önlemlerin yerine geçmez.

Bu hiyerarşi, “önlem alma sırası” bakımından bağlayıcıdır; doğrudan KKD ile başlamak mevzuata aykırıdır.


7.5. Risk Değerlendirmesi ve Önleyici Planlama

Risk değerlendirmesi, iş kazalarının önlenmesinde en temel araçtır.
6331 m.10 uyarınca:

“İşveren, işyerinde var olan veya dışarıdan gelebilecek tehlikeleri belirleyerek risk değerlendirmesi yapmakla yükümlüdür.”

Bu değerlendirme sonucunda:

  • Tehlikeler tanımlanır,
  • Risk olasılığı ve şiddeti hesaplanır,
  • Öncelik sırası belirlenir,
  • Düzeltici–önleyici faaliyet planı oluşturulur.

Risk değerlendirmesinin amacı, yalnız belge düzenlemek değil, sürekli güncel kalan bir yönetim aracını işletmektir.


7.6. Güvenli Çalışma Prosedürleri ve İzin Sistemleri

Özellikle yüksek riskli işler (kapalı alan çalışmaları, bakım-onarım, kaynak, enerji izolasyonu, yüksekte çalışma) için “iş izin sistemi” uygulanmalıdır.
Bu sistemde:

  • İş başlamadan önce riskler analiz edilir,
  • Görevli personel ve sorumlu kişiler belirlenir,
  • İş bitiminde alan güvenliği kontrol edilip izin iptal edilir.

İş Ekipmanları Yönetmeliği m.7 ve Acil Durumlar Yönetmeliği m.8 bu prosedürleri zorunlu kılar.


7.7. Eğitim, Bilinçlendirme ve İSG Kültürü

Hiçbir teknik önlem, çalışan farkındalığı olmadan etkili olamaz.
Bu nedenle önleme sisteminin ikinci temeli İSG eğitimidir.

6331 m.17 gereği:

  • Her çalışan işe başlamadan önce eğitim alır,
  • Eğitimler periyodik olarak yenilenir,
  • Eğitim kayıtları tutulur,
  • Eğitimler, işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenmiş saatlerde verilir (çok tehlikeli işyerlerinde yılda en az 16 saat).

İSG kültürü, yalnız bilgi değil davranış değişikliği hedefler.
Bu nedenle eğitimler teorik değil, uygulamalı ve örnek olay analizlerine dayalı olmalıdır.


7.8. Denetim ve İzleme Mekanizmaları

Kazaları önlemenin sürekliliği, denetim ve izleme sistemlerinin işlerliğine bağlıdır.
6331 m.11’e göre işveren, “ölçüm, inceleme ve test” yaparak alınan önlemlerin etkinliğini kontrol etmekle yükümlüdür.

Denetim mekanizmaları:

  • İSG Kurulu iç denetimleri,
  • İşyeri hekimi ve uzman raporları,
  • Bakanlık teftişleri,
  • Dış bağımsız denetimler.

Denetim sonuçları, düzeltici ve önleyici faaliyet (DÖF) planına entegre edilir.


7.9. Yönetim Sistemleri Yaklaşımı (PUKÖ Döngüsü)

Modern İSG uygulamaları, kalite yönetimiyle aynı sistematikte ilerler:
Planla – Uygula – Kontrol Et – Önlem Al (PUKÖ).

Bu model, OHSAS 18001 ve ISO 45001 standartlarının da temelini oluşturur.

  • Planla: Riskleri belirle, politika ve hedefleri oluştur.
  • Uygula: Eğitim, teknik önlem ve prosedürleri uygula.
  • Kontrol Et: Ölç, değerlendir, uygunsuzlukları tespit et.
  • Önlem Al: Sürekli iyileştirme adımlarını gerçekleştir.

6331 m.4–5’teki yükümlülükler, bu döngünün “Planla ve Uygula” safhalarına; m.11 ve m.30 hükümleri ise “Kontrol ve Önlem Al” aşamalarına denk düşer.


7.10. Davranışsal Güvenlik Yaklaşımı

Teknik önlemler kadar insan davranışının yönetimi de kaza önlemede kritik öneme sahiptir.
“Davranışsal güvenlik” (Behavior-Based Safety – BBS) yaklaşımı, çalışan davranışlarını gözlemleyip geri bildirimle iyileştirmeyi amaçlar.

Bu yaklaşımın adımları:

  1. Güvensiz davranışları tanımlamak,
  2. Davranış gözlem formları oluşturmak,
  3. Çalışanlarla birebir geri bildirim görüşmeleri yapmak,
  4. Olumlu davranışları ödüllendirmek.

İSG Kurulu bu yöntemi kullanarak kazaların “insan faktörü” boyutunu etkin biçimde yönetebilir.


7.11. Ulusal ve Kurumsal Stratejiler

Türkiye’de iş kazalarının önlenmesi ulusal ölçekte de stratejik bir politika olarak ele alınmaktadır.
Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi (2021–2025) şu önleme hedeflerini belirlemiştir:

  • Risk temelli yaklaşımın yaygınlaştırılması,
  • Ölçüm ve veri analiz kapasitesinin artırılması,
  • İş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıt sisteminin dijitalleştirilmesi,
  • Eğitim ve bilinçlendirme kampanyalarının güçlendirilmesi,
  • İş kazası oranlarının her yıl en az %10 azaltılması.

Bu hedefler, ulusal düzeyde önleme kültürünün güçlendirilmesini amaçlar.


7.12. Sürekli İyileştirme ve Geri Bildirim

Her iş kazası, bir öğrenme fırsatıdır.
Kazadan sonra yalnız sonuç değil, süreç de analiz edilmelidir.
İşveren;

  • Kaza raporlarını düzenli olarak değerlendirir,
  • Benzer olayların önlenmesi için sistem değişiklikleri yapar,
  • İyileştirmeleri yazılı hale getirir.

Bu yaklaşım, “reaktif” değil, “proaktif güvenlik” anlayışının temelidir.


7.13. Sonuç

İş kazalarının önlenmesi, mevzuatla tanımlanmış bir yükümlülük olmanın ötesinde, bilimsel ve yönetsel bir süreçtir.
Kaza olmadan önce riskleri görmek, yalnız mühendislik değil bir yönetim becerisidir.
İş güvenliği kültürü; bilinçli liderlik, katılımcı çalışan ve sürekli gelişen sistemlerle güçlenir.

“Kaza, önceden fark edilmemiş bir uyarıdır.”

Bu farkındalık, güvenli bir iş yaşamının başlangıcıdır.

8. BÖLÜM — KAZA ARAŞTIRMA VE KÖK NEDEN ANALİZİ YÖNTEMLERİ

8.1. Giriş

Her iş kazası, yalnız geçmişte yaşanmış bir olay değil, gelecekteki olası kazalara dair uyarı sinyalidir.
Bu nedenle kazaların “neden” gerçekleştiğini anlamak, yalnız suçluyu bulmak değil; sistemi iyileştirmek amacı taşır.
Kaza araştırması ve kök neden analizi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4., 14. ve 30. maddeleri uyarınca işverenin hem sorumluluğu hem de öğrenme mekanizmasıdır.

Bu bölümde iş kazası araştırmasının amacı, yöntemi ve kullanılan sistematik analiz modelleri ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır.


8.2. Yasal Dayanaklar

Kaza araştırma süreçlerine ilişkin temel hükümler:

  • 6331 sayılı Kanun:
    • m.4: İşverenin riskleri kaynağında önleme yükümlülüğü,
    • m.14: İş kazalarının kayıt ve inceleme yükümlülüğü,
    • m.30: Sürekli iyileştirme ve ulusal politika ilkesi.
  • İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik:
    • m.11: Kurulun iş kazalarını inceleme ve önlem önerme görevi.
  • İş Kazası Bildirim Yönetmeliği:
    • m.7: Kazaların nedenlerinin araştırılması ve raporlanması.

Bu düzenlemeler, her kaza sonrası kaza inceleme raporunun hazırlanmasını zorunlu kılar.


8.3. Kaza Araştırmasının Amacı

Kaza araştırmasının temel amacı “kusur tespiti” değil, “sebep tespiti”dir.
6331 sayılı Kanun’un sistematiği uyarınca bu süreç üç hedefi kapsar:

  1. Kaza nedenlerini ve koşullarını belirlemek,
  2. Benzer kazaların tekrarını önleyecek önlemleri planlamak,
  3. Risk değerlendirmesini güncellemek.

Bu anlayış, cezalandırma yerine öğrenen organizasyon yaklaşımını esas alır.


8.4. Kaza Araştırma Süreci

Kaza incelemesi genellikle altı aşamadan oluşur:

  1. Hazırlık ve veri toplama:
    • Olay yeri güvenliği sağlanır, tanıklar belirlenir, deliller korunur.
  2. Olay yeri incelemesi:
    • Fotoğraflar, ölçümler, ekipman kontrolleri yapılır.
  3. Veri analizi:
    • Ne oldu, neden oldu, kim etkilenmişti gibi sorular yanıtlanır.
  4. Kök neden analizi:
    • Olayın yüzeysel değil, derin nedenleri araştırılır.
  5. Raporlama:
    • Bulgular ve öneriler yazılı hale getirilir.
  6. Düzeltici–önleyici faaliyetlerin uygulanması:
    • Sorumlular ve süreler belirlenerek tedbirler hayata geçirilir.

İSG Kurulu, bu süreci koordineli biçimde yürütmekle yükümlüdür.


8.5. Veri Toplama ve Olay Yeri İncelemesi

Araştırmanın ilk aşaması, doğru ve güvenilir veri toplamaktır.
Bu kapsamda:

  • Fotoğraf ve video kayıtları,
  • Tanık ifadeleri,
  • Olay anına ait vardiya planları,
  • Makine bakım ve periyodik kontrol raporları,
  • Kişisel koruyucu donanım kullanımı kayıtları,
  • Eğitim belgeleri ve görev tanımları incelenir.

İSG Kurulları Yönetmeliği m.11/ç, kurulun bu belgeleri inceleme ve değerlendirme yetkisini açıkça düzenler.


8.6. Analiz Yöntemleri ve Modeller

Kaza araştırmalarında kullanılan yöntemler, olayın karmaşıklığına göre değişir.
Ancak tüm yöntemlerin ortak noktası, “belirti” yerine “neden”e ulaşmaktır.

1. 5N–1K Yöntemi (Klasik İnceleme Yaklaşımı)

Gazetecilik yöntemi olarak da bilinen bu sistemde şu sorular sorulur:

  • Ne oldu?
  • Nerede oldu?
  • Ne zaman oldu?
  • Nasıl oldu?
  • Neden oldu?
  • Kim etkilendi / karıştı?

Bu basit sorgulama, olayı bütün yönleriyle anlamayı sağlar.


2. İshikawa (Balık Kılçığı) Diyagramı

Japon kalite uzmanı Kaoru Ishikawa tarafından geliştirilen bu yöntem, nedenleri kategorilere ayırır.
Kazanın kök nedenleri genellikle şu beş başlık altında toplanır:

  • İnsan (Man) → Davranış, eğitim, yorgunluk
  • Makine (Machine) → Arıza, bakım eksikliği
  • Malzeme (Material) → Kalitesiz veya yanlış malzeme
  • Yöntem (Method) → Talimat eksikliği
  • Çevre (Environment) → Gürültü, sıcaklık, aydınlatma

Her kategoriye ait nedenler diyagram üzerinde gösterilir ve kök neden belirlenir.


3. 5 Neden (Five Whys) Yöntemi

Basit ancak güçlü bir sorgulama tekniğidir.
Bir olay için “Neden?” sorusu ardışık olarak beş kez sorulur.
Her cevap, bir sonraki nedenin kapısını açar.

Örnek:

  1. Neden kaza oldu? → İşçi makineye elini kaptırdı.
  2. Neden elini kaptırdı? → Koruyucu kapak kaldırılmıştı.
  3. Neden kaldırılmıştı? → Üretim süresi yetişmiyordu.
  4. Neden yetişmiyordu? → Makine arızalıydı.
  5. Neden arızalıydı? → Bakım planı uygulanmamıştı.

Bu analiz, kazanın yönetimsel eksiklikten kaynaklandığını ortaya çıkarır.


4. Olay Ağacı (Event Tree Analysis – ETA)

Özellikle karmaşık olaylarda kullanılır.
Kaza öncesi ve sonrası olaylar, bir karar ağacı şeklinde sıralanır.
Her olay bir “Evet–Hayır” dalına ayrılır ve farklı sonuçlara ulaşılır.

Bu yöntem, teknik sistemlerde (örneğin yangın, patlama, gaz sızıntısı) olasılık hesaplarıyla birlikte kullanılır.


5. Kök Neden Analizi (Root Cause Analysis – RCA)

Kaza yalnız yüzeydeki nedenlerle değil, “sistemdeki temel bozulmalarla” açıklanır.
Bu nedenle RCA üç düzeyde analiz yapar:

  1. Doğrudan neden: Kaza anında ortaya çıkan durum (örneğin düşme).
  2. Dolaylı neden: Eğitim, prosedür veya denetim eksikliği.
  3. Kök neden: Yönetim sisteminin zayıf noktası (örneğin bakım planlamasının eksikliği).

6331 m.4 uyarınca işverenin asıl yükümlülüğü, kök nedenleri ortadan kaldırmaktır.


6. Swiss Cheese Modeli (James Reason, 1990)

Bu modelde iş güvenliği sistemi bir dizi “peynir dilimi” gibi katmanlarla temsil edilir.
Her katman (örneğin eğitim, bakım, denetim, ekipman) koruyucu bir bariyerdir.
Ancak her bariyerde küçük bir “delik” (zayıflık) bulunur.
Birden fazla delik aynı hizaya geldiğinde, kaza meydana gelir.

Bu model, kazaların birden çok sistemsel zayıflığın birleşimiyle oluştuğunu gösterir.


8.7. Analiz Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Her kaza analizinde şu üç sonuç elde edilmelidir:

  1. Kök nedenin tanımlanması,
  2. Düzeltici ve önleyici faaliyetlerin (DÖF) belirlenmesi,
  3. İzleme planının oluşturulması.

Elde edilen bulgular, işyerinin risk değerlendirmesi ve acil durum planlarına geri beslenmelidir.


8.8. Kaza Raporunun Yapısı

İSG Kurulu veya araştırma ekibi tarafından düzenlenen Kaza İnceleme Raporu, aşağıdaki bölümleri içermelidir:

  1. Olayın tanımı ve genel bilgileri,
  2. Kaza anındaki koşullar (hava, vardiya, ekipman, personel),
  3. Görgü tanığı ifadeleri,
  4. Teknik inceleme sonuçları,
  5. Kök neden analiz özeti,
  6. Önerilen önlemler,
  7. DÖF planı,
  8. Ekler (fotoğraflar, çizimler, belgeler).

Bu raporun bir nüshası işyerinde saklanmalı, bir nüshası da Bakanlık denetimi sırasında ibraz edilmelidir.


8.9. Düzeltici ve Önleyici Faaliyet (DÖF) Süreci

Kaza analizi, yalnız raporla bitmez; asıl önem taşıyan aşama önlem planının uygulanmasıdır.
Bu süreç aşağıdaki şekilde yürütülür:

  1. Kaza nedenine uygun önlem belirlenir (örneğin bakım prosedürü güncellemesi).
  2. Sorumlu kişi ve tamamlanma süresi atanır.
  3. Faaliyet tamamlandığında kontrol yapılır.
  4. Sonuç, “Kaza Takip Tablosu”na işlenir.

Bu kayıtlar, 6331 m.14 kapsamında beş yıl süreyle saklanmak zorundadır.


8.10. İSG Kurulu’nun Rolü

İSG Kurulları Yönetmeliği m.11/b uyarınca Kurulun temel görevlerinden biri, iş kazalarını inceleyip alınacak önlemleri belirlemektir.
Kurul, her kaza raporunu değerlendirerek şu kararları alır:

  • Benzer kazaların önlenmesi için alınacak tedbirler,
  • Eğitim ihtiyaçları,
  • Gözlem ve denetim sıklığının artırılması,
  • Risk değerlendirmesinin revizyonu.

Kurul kararları “İSG Kurulu Karar Defteri”ne yazılarak işveren onayına sunulur.


8.11. Analiz Bulgularının Raporlanması ve Paylaşımı

Kaza analizlerinin amacı yalnız iç denetim değildir; bu bilgiler aynı zamanda kurumsal hafıza oluşturur.
İşveren, yılda en az bir kez hazırlanan “Yıllık Değerlendirme Raporu”nda (İSG Hizmetleri Yön. m.12),

  • Yıl içinde meydana gelen kazalar,
  • Uygulanan düzeltici önlemler,
  • Kök neden analiz sonuçları
    bilgilerini özetlemek zorundadır.

Bu rapor, Bakanlık müfettişleri tarafından denetimlerde talep edilir.


8.12. Sonuç

Kaza araştırması, geçmişi sorgulamak değil geleceği güvenceye almaktır.
Her kaza, sistemin bir noktasındaki kırılmayı işaret eder; kök neden analizi ise bu kırılmanın en derin kaynağını bulur.

Etkin bir kaza analizi sistemi:

  • Sadece “kimin hatası”nı değil “hangi süreç eksikti” sorusunu yanıtlar,
  • Her raporla sistematik öğrenmeyi güçlendirir,
  • Kurumsal güvenlik kültürünün olgunlaşmasını sağlar.

“Kazayı araştırmak, geçmişi düzeltmek değil, geleceği kurtarmaktır.”

9. BÖLÜM — İSTATİSTİKSEL DEĞERLENDİRME, RAPORLAMA VE İSG KURULU’NUN ROLÜ

9.1. Giriş

İş kazalarının doğru yönetimi yalnızca tespit ve inceleme ile sınırlı değildir.
Gerçek güvenlik kültürü, kazalardan elde edilen verilerin ölçülmesi, analiz edilmesi ve sistematik biçimde raporlanmasıyla mümkündür.
Bu bölüm, iş kazalarına ilişkin istatistiksel göstergeleri, analiz yöntemlerini, raporlama yükümlülüklerini ve İSG Kurulu’nun bu süreçteki denetimsel rolünü ayrıntılı biçimde ele alır.


9.2. Yasal Dayanaklar

İstatistiksel kayıt ve raporlama yükümlülükleri şu mevzuat hükümlerine dayanır:

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu:
    • m.14: İş kazası ve meslek hastalıklarının kaydı ve bildirimi,
    • m.30: Ulusal politika ve istatistiksel izleme,
    • m.4: İşverenin gözetim ve kontrol yükümlülüğü.
  • İSG Hizmetleri Yönetmeliği:
    • m.12: İSG profesyonellerinin yıllık değerlendirme raporu.
  • İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik:
    • m.11: Kurulun iş kazalarını analiz etme ve istatistikleri değerlendirme görevi.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstatistik Genelgesi:
    • İş kazası veri tabanı, sıklık ve ağırlık oranlarının standardizasyonu.

9.3. İstatistiksel Değerlendirmenin Amacı

İş kazalarının istatistiksel analizi üç temel amaca hizmet eder:

  1. Eğilimleri belirlemek: Kazaların hangi türde, hangi zaman aralıklarında, hangi bölümlerde yoğunlaştığını görmek.
  2. Performans ölçmek: Alınan önlemlerin etkinliğini nesnel verilerle değerlendirmek.
  3. Politika geliştirmek: Kaynakların, eğitimlerin ve denetimlerin hangi alanlara yönlendirileceğini belirlemek.

Bu analizler, İSG yönetim sistemlerinde “performans göstergeleri (Key Performance Indicators – KPI)” olarak değerlendirilir.


9.4. İş Kazası Sıklık Oranı (Frekans Oranı)

İş kazalarının sıklığını ölçmek için kullanılan temel gösterge:


Açıklama:

  • Payda, tüm çalışanların bir yıl boyunca çalıştığı toplam saatleri temsil eder.
  • 1.000.000 sabiti, verileri normalize etmek içindir.

Örnek:
Bir fabrikada yılda 8 iş kazası yaşanmış, 200 çalışan 2.000 saatten toplam 400.000 saat çalışmışsa:
KSO = (8 × 1.000.000) / 400.000 = 20

Bu, her 1 milyon saatlik çalışma süresinde ortalama 20 kaza meydana geldiğini gösterir.


9.5. İş Kazası Ağırlık Oranı

Kazaların ciddiyetini ölçmek için kullanılır.


Açıklama:

  • Kayıp gün sayısı, kazadan kaynaklı iş göremezlik günlerinin toplamıdır.
  • Ölümle sonuçlanan kazalar için 7.500 gün, sürekli iş göremezlikte %100 kayıpta 7.500 gün eklenir (ILO standardı).

Bu oran, kazaların yalnız sayısal değil, etki düzeyi bakımından da değerlendirilmesini sağlar.


9.6. Kaza Sıklık ve Ağırlık Oranlarının Yorumlanması

Bu iki oran birlikte değerlendirilir:

  • KSO yüksek, KAO düşük: Çok sayıda küçük yaralanmalı kaza.
  • KSO düşük, KAO yüksek: Az sayıda ama ağır sonuçlu kaza.
  • Her ikisi de yüksek: Sistematik güvenlik zaafı.

İşverenin amacı, her iki değeri de sürekli olarak düşürmektir.
Bu göstergeler, İSG performans hedeflerinin temel ölçütleridir (ISO 45001 madde 9.1.1).


9.7. Kaza Türü ve Bölüm Bazlı Analiz

Kazaların yalnız genel sayısı değil, tür ve konum bazında analizi de yapılmalıdır:

Kaza Türü

Yıllık Olay Sayısı

Oran (%)

En Sık Görülen Alan

Düşme

12

30

Bakım & montaj hattı

Sıkışma

8

20

Pres atölyesi

Çarpma

6

15

Lojistik sahası

Kesilme

5

12

Sac işleme bölümü

Elektrik

3

8

Enerji panosu

Diğer

6

15

Genel alanlar

Bu tablo, hangi bölümlerde riskin yoğun olduğunu gösterir ve hedefe yönelik önlemler için referans sağlar.


9.8. Olay Zamanı Analizi

Kazaların zaman dağılımı, organizasyonel risk yönetimi açısından kritik bir göstergedir.
Genellikle kazaların %60’tan fazlası:

  • Vardiyanın ilk iki saatinde veya
  • Vardiya bitimine yakın iki saatte meydana gelir.

Bu durum, yorgunluk, dikkat azalması veya yetersiz hazırlık gibi nedenlere işaret eder.
Bu tür analizler vardiya planlarının yeniden düzenlenmesinde kullanılmalıdır.


9.9. Kaza Eğilimi Grafikleri ve Trend Analizi

Kaza verileri, zaman içinde izlenerek trend grafikleri oluşturulmalıdır:

  • Aylık veya üç aylık kaza sayısı,
  • Kayıp gün sayısı,
  • Kaza türü bazında değişim.

Bu grafikler, önlemlerin etkinliğini gösterir.
Eğer önlem sonrası belirli kaza türlerinde azalma varsa, uygulama başarılı sayılır.

ISO 45001:2018 madde 9.1.2 bu tür performans izleme ve raporlama sistemlerini zorunlu kılar.


9.10. İSG Kurulu’nun İstatistiksel Değerlendirme Görevi

İSG Kurulları Yönetmeliği m.11/ç:

“Kurul, işyerinde meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarını analiz eder; sonuçları değerlendirerek gerekli önlemleri önerir.”

Kurul, her toplantısında:

  • Son dönemdeki kazaları ve kayıp gün sayılarını,
  • Sıklık ve ağırlık oranlarını,
  • Eğilimleri ve önerileri içeren İSG Performans Raporu hazırlar.

Bu rapor işverene sunulur ve karar defterine işlenir.


9.11. Raporlama Türleri

  1. Aylık İSG Faaliyet Raporu:
    • Uzman ve hekim tarafından hazırlanır,
    • Kazalar, eğitimler, ölçümler ve DÖF’ler özetlenir.
  2. Yıllık Değerlendirme Raporu (İSG Hizmetleri Yön. m.12):
    • Yıl boyunca gerçekleşen tüm kazalar analiz edilir,
    • Kök nedenler, alınan önlemler, performans göstergeleri belirtilir.
  3. Bakanlık Bildirimleri:
    • e-İSG-KATİP sistemine girilen yıllık kaza verileri,
    • Ulusal İSG veri tabanına aktarılır.

Bu kayıtlar, hem işverenin hem de Bakanlığın performans izleme araçlarıdır.


9.12. Performans Göstergeleri (KPI)

İşyerinin İSG başarısı, aşağıdaki temel göstergelerle ölçülür:

Göstergeler

Tanım

Ölçüm Aralığı

Kaza Sıklık Oranı

Kaza yoğunluğu

Aylık / Yıllık

Kaza Ağırlık Oranı

Kaza ciddiyeti

Aylık / Yıllık

Kayıp Gün Sayısı

İşgücü kaybı

Aylık / Yıllık

Eğitim Saati / Çalışan

İSG eğitim düzeyi

Yıllık

Denetim Sayısı

Yapılan iç denetim adedi

Üç aylık

DÖF Tamamlanma Oranı

Uygulanan düzeltici faaliyet yüzdesi

Yıllık

Bu göstergeler, işverenin 6331 m.4 kapsamındaki “sürekli gözetim” yükümlülüğünün nicel araçlarıdır.


9.13. Kaza Verilerinin Kurumsal Kararlara Etkisi

İstatistiksel analiz sonuçları yalnız teknik veriler değildir;
bunlar iş planlaması, personel politikası ve yatırım kararlarına doğrudan etki eder.

Örneğin:

  • En fazla kazanın forklift kullanımında yaşandığı görülürse, “forklift operatör eğitim programı” başlatılır.
  • Yüksek riskli bölümlerde kaza sıklığı artmışsa, ek denetim planlanır.

Bu analizlerin çıktıları, İSG Kurulu karar defteri üzerinden yönetim kuruluna iletilmelidir.


9.14. Sonuç

Kaza istatistikleri, yalnız geçmişi anlatan sayılar değil; geleceği yönlendiren stratejik göstergelerdir.
Her veri noktası, sistemin güçlü veya zayıf yönlerini ortaya koyar.
Bu nedenle “istatistiksel değerlendirme”, bir raporlama değil, önleme aracıdır.

İSG Kurulu’nun görevi, bu verileri anlamlı hale getirip, yönetime “sayısal kanıta dayalı” karar desteği sağlamaktır.

“Ölçülmeyen hiçbir şey yönetilemez; yönetilmeyen hiçbir şey geliştirilemez.”

10. BÖLÜM — İŞ KAZALARININ İŞ SAĞLIĞI KÜLTÜRÜ VE SÜREKLİ İYİLEŞTİRMEDEKİ YERİ

10.1. Giriş

İş kazaları yalnız teknik veya hukuki bir konu değildir; aynı zamanda bir örgüt kültürü göstergesidir.
Bir işyerinde kazaların azlığı ya da çokluğu, o işletmede güvenlik kültürünün olgunluk düzeyini yansıtır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da bu kültürü yerleştirmeyi amaçlayan bir “önleme felsefesi” üzerine kurulmuştur.

Bu bölümde, iş kazalarının iş sağlığı kültüründeki anlamı, kurumsal öğrenme süreçlerine katkısı, sürekli iyileştirme döngüsündeki işlevi ve ulusal ölçekte İSG kültürünün güçlendirilmesine ilişkin uygulamalar ele alınacaktır.


10.2. Güvenlik Kültürü Kavramı

Güvenlik kültürü, işyerinde herkesin —işveren, yönetici, çalışan— sağlık ve güvenliği bir öncelik olarak görmesi ve bu bilinci davranışa dönüştürmesidir.
ILO’nun tanımıyla güvenlik kültürü,

“Çalışanların sağlık ve güvenliği korumaya yönelik inanç, değer, tutum ve davranışlarının ortak ifadesidir.”

Bu kültürün varlığında:

  • Kurallar yalnız denetim korkusuyla değil, inançla uygulanır,
  • Kazalar gizlenmez, raporlanır,
  • Her çalışan risk farkındalığına sahiptir,
  • Yöneticiler örnek olur,
  • İSG profesyonelleri denetleyici değil, rehberdir.

10.3. Güvenlik Kültürünün Mevzuattaki Dayanakları

Güvenlik kültürü kavramı, Türk mevzuatında doğrudan tanımlanmasa da çeşitli hükümlerde dolaylı biçimde yer alır:

  • 6331 sayılı Kanun m.4:

“İşveren, mesleki risklerin önlenmesi ve eğitim dâhil her türlü tedbiri almakla yükümlüdür.”

  • m.17: Eğitim ve bilinçlendirme, güvenlik kültürünün altyapısıdır.
  • m.18: Çalışanların görüşlerinin alınması, katılımcı kültürün temelidir.
  • m.30: Ulusal politikada iş sağlığı kültürünün geliştirilmesi açık hedef olarak belirlenmiştir.

Bu hükümler, kültürün yalnız “etik bir kavram” değil, hukuken desteklenen bir yönetim ilkesi olduğunu gösterir.


10.4. Güvenlik Kültürü Piramidi

Heinrich’in kaza piramidi, güvenlik kültürünün olgunluk düzeyini göstermek için de kullanılır:

Düzey

Olay Türü

Yaklaşık Oran

1

Ölüm / Ağır yaralanma

%1

10

Hafif yaralanma

%10

30

Hasarlı olay / maddi zarar

%30

600

Ramak kala olay

%59

Bu model, her ölümcül kazanın yüzlerce öncü sinyalle kendini önceden gösterdiğini açıklar.
Bu nedenle kazaları önlemenin ilk adımı, ramak kala olayların raporlanması ve analiz edilmesidir.


10.5. Ramak Kala (Near Miss) Yönetimi

Ramak kala olay, bir yaralanma veya hasar olmaksızın gerçekleşen ancak kaza potansiyeli taşıyan olaydır.
Örneğin bir çalışanın üzerine düşmek üzere olan malzemenin son anda uzaklaşması bir ramak kaladır.

6331 m.14 kapsamında işverenin kayıt yükümlülüğü yalnız “kazaları” değil, bu tür olayları da kapsar.
Ramak kala yönetimi:

  1. Çalışan bildirimiyle başlar,
  2. Olay değerlendirilir, neden analizi yapılır,
  3. Önleyici faaliyet uygulanır,
  4. Kayıtlar tutulur.

Bu sistem, gizli risklerin görünür hale gelmesini sağlar.


10.6. Kurumsal Öğrenme ve Geri Bildirim Mekanizması

Her iş kazası, işyerine iki tür bilgi kazandırır:

  • Teknik bilgi: Hangi ekipman, prosedür veya ortam faktörü risk oluşturdu,
  • Yönetimsel bilgi: Hangi eğitim, denetim veya iletişim eksikti.

Bu bilgiler, İSG Kurulu toplantılarında analiz edilip:

  • Risk değerlendirmesine,
  • Eğitim programlarına,
  • Çalışma talimatlarına,
  • Bakım planlamalarına
    geri beslenir.

Bu süreç, kurumsal hafızanın oluşmasını ve hataların tekrarlanmamasını sağlar.


10.7. Sürekli İyileştirme Döngüsü (PUKÖ)

6331 sayılı Kanun’un temel felsefesi, “sürekli iyileştirme” (Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al) modeline dayanır.

  • Planla: Tehlikeleri belirle, hedefleri oluştur.
  • Uygula: Eğitim ver, önlemleri uygula.
  • Kontrol Et: Ölç, denetle, analiz et.
  • Önlem Al: Sonuçlara göre sistemi iyileştir.

Her kaza sonrası bu döngü yeniden işler.
Böylece İSG sistemi “statik” değil “dinamik” hale gelir.


10.8. Yönetimin Liderliği ve Taahhüdü

Güvenlik kültürünün en önemli belirleyicisi, üst yönetimin liderliğidir.
Çünkü çalışanlar, kuralların değil, liderlerin davranışlarını örnek alır.
Bu nedenle:

  • Yöneticilerin İSG toplantılarına aktif katılımı,
  • Denetimlerde önceliği güvenliğe vermesi,
  • Kazaları gizlememesi, raporlamayı teşvik etmesi,
    kurumsal kültürün olgunlaşmasında belirleyicidir.

ISO 45001:2018 madde 5.1, yönetimin “liderlik ve taahhüt” yükümlülüğünü bu nedenle özel olarak düzenler.


10.9. İSG Kültürünün Olgunluk Düzeyleri

Uluslararası uygulamalarda güvenlik kültürü beş olgunluk düzeyinde sınıflandırılır:

Düzey

Tanım

Özellikler

1. Reaktif

“Kaza olunca önlem alıyoruz.”

Sorumluluk yalnız İSG biriminde.

2. Kural Odaklı

“Yasaklara uyuyoruz.”

Yönetim kuralları uygulatıyor, çalışan pasif.

3. Katılımcı

“Hepimiz sorumluyuz.”

Çalışan önerileri dikkate alınıyor.

4. Proaktif

“Kazaları olmadan önlüyoruz.”

Ramak kalalar raporlanıyor, risk yönetimi güçlü.

5. Gömülü (Entegre)

“Güvenlik değerlerimizin bir parçası.”

İSG performansı kurumsal başarı göstergesi.

Amaç, organizasyonun bu merdivende sürekli yukarı çıkmasını sağlamaktır.


10.10. Davranışsal Güvenlik ve Kültürel Dönüşüm

Davranışsal güvenlik, kültürel dönüşümün uygulama aracıdır.
Bu yaklaşımda:

  • Çalışan davranışları gözlemlenir,
  • Güvensiz davranışlar belirlenir,
  • Düzeltici geri bildirim verilir,
  • Olumlu davranışlar ödüllendirilir.

Davranışların düzenli izlenmesi, “alışkanlıkların dönüşümünü” sağlar ve güvenlik bilinci içselleştirilir.


10.11. Ulusal Düzeyde Güvenlik Kültürü

Türkiye’de ulusal politika düzeyinde güvenlik kültürü, Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi (2021–2025) ile stratejik hedef haline getirilmiştir.
Bu belgeye göre:

  • İş kazası oranlarını düşürmek için farkındalık kampanyaları,
  • Eğitim müfredatlarında İSG konularının yaygınlaştırılması,
  • Üniversite–sanayi işbirliğiyle güvenlik kültürü araştırmaları,
  • İşveren ve çalışan örgütleriyle ortak projeler
    planlanmıştır.

Bu ulusal yaklaşım, bireysel önlemlerden toplumsal bilince geçişi hedeflemektedir.


10.12. Ölçme ve Kültür Değerlendirme Araçları

Güvenlik kültürü, gözlemlenebilir davranışlar ve tutumlar üzerinden ölçülebilir.
İşyerlerinde uygulanabilecek araçlar:

  • Kültür anketleri (örneğin Güvenlik Tutum Ölçeği),
  • Kaza sıklık ve ramak kala oranları,
  • Gözlem formları,
  • Eğitim ve katılım istatistikleri.

Bu ölçümler, kültürel olgunluğu nicel hale getirerek gelişim alanlarını görünür kılar.


10.13. Sürekli İyileştirme ve Kurumsal Öğrenme

Kaza sonrası yalnız düzeltici önlem değil, kurumsal öğrenme de gerçekleşmelidir.
Her rapor, eğitim materyaline dönüştürülmeli; benzer riskler tüm çalışanlarla paylaşılmalıdır.

Bu, “her hata bir ders, her kaza bir öğretidir” yaklaşımını kurumsallaştırır.
Böylece işyerinde korkuya değil, öğrenmeye dayalı güvenlik kültürü oluşur.


10.14. Sonuç

İş kazaları, yalnız mevzuatla engellenmez; ancak kültürle önlenir.
Gerçek güvenlik, çalışanların kalbinde yer bulduğunda kalıcı olur.

Sürekli iyileştirme, sadece sistemin değil, zihniyetin dönüşümüdür.
Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği yönetiminde nihai hedef;

“Kaza olmaması değil, kimsenin kazayı mümkün görmemesidir.”

Güvenli iş kültürü, bir zorunluluk değil; her işletmenin etik sorumluluğu ve kurumsal olgunluk göstergesidir.


📘 Bölüm Sonu Değerlendirmesi
Bu 10 bölümlük çalışma, “İş Kazaları” konusunu mevzuat temelli, bütüncül bir sistem olarak ele almıştır:
tanım, sınıflandırma, neden, bildirim, sorumluluk, haklar, önleme, analiz, istatistik ve kültür boyutlarıyla.
Bu yapı, A sınıfı uzman adayları, işyeri hekimleri ve diğer sağlık personelleri için hem mevzuat hem de uygulama perspektifinde eksiksiz bir referans niteliğindedir.